Akşam üstü köyün hüznü azdı ben tamamladım. Beyaz tenli kızları gördüm afalladim . . . Akşam üstü köyün hüznü azdı biz tamamladık. Ağaçta asılı birkaç insan gördük, ağladık.
Bir süredir uykusuzum. Uykusuzluğumun sebebi veya sebepleri saymakla tükenmeyecek kadar çok gibi ama sanki sebepsiz gibi de. Uykusuzum çünkü şu sıralar çok yoruluyorum. Çalışmaktan, diyaloglardan, umutsuzluktan yoruluyorum. Yorgun olmamak için uyumuyorum çünkü uyuduğum zaman saatlerin saniye hızında geçeceğini biliyorum. Uykusuzum…devamıBir süredir uykusuzum. Uykusuzluğumun sebebi veya sebepleri saymakla tükenmeyecek kadar çok gibi ama sanki sebepsiz gibi de. Uykusuzum çünkü şu sıralar çok yoruluyorum. Çalışmaktan, diyaloglardan, umutsuzluktan yoruluyorum. Yorgun olmamak için uyumuyorum çünkü uyuduğum zaman saatlerin saniye hızında geçeceğini biliyorum. Uykusuzum çünkü hiçbir sebebim yok.
Uykusuzum çünkü kendimi, gözlerimi kapattığımda sıkışmış hissediyorum. Ellerim bağlanmış, bacaklarım bağlanmış, ağzıma bez tıkanmış gibi oluyorum. Konuşmak istiyorum ama sözcüklerim sanki çıkmamak için direnip soluk borumdan ciğerlerime inip oradan kanıma karışıyorlar ve ben kanım akmadıkça konusamayacağımı düşünüyorum. Uykusuzum çünkü nedenini bilmiyorum.
Uyuyamıyorum çünkü düşüncelerim bazen beni yadırgıyor, bazen ise daha kötüsünü yapıp tahrik ediyor. Şu sıralar düşüncelerimin arsızlıkları üzerinde sanırım. Uyuyamıyorum çünkü bilmiyorum.
Uykum gelmiyor çünkü eğer uyursam bir daha uyanmayacağım diye korkuyorum. Ardımda bıraktığım onca pişmanlık arkamdan gülümseyip el sallayacak diye ödüm kopuyor. Uykum gelmiyor çünkü galiba gözlerimin canı kapanmak istemiyor.
Bunlar en sevdiğim insana göre birer bahaneydi. Bana göreyse gerçeklerin içerisinde sıkışıp kanıksamaktı. Bazenleri gerçekten uyumak istemiyordum ama nedenini bilmiyordum. Galiba saydığım sebeplerden birisidir diyip geçiştiriyordum. Sebep-cözüm ilişkisi kurmadan direkt sebep-sonuç ilişkisinin tatlı cazibesine kapılıyordum. Artık kapılmayacağım. Öncelikle en sevdiğim insan artık en sevdiğim olmayacak. Sonra artık bir çözüm mekanizması geliştireceğim ve sonrasında mışıl mışıl uyuyacağım.
Fakat şu an uyuyamıyorum ve inanın neden olduğunu bilmiyorum. Galiba canım istemiyor.
(Bu kesit ne zaman olacağı öngörülemeyen bir süre sonra bir kitabın içerisine dahil olacak ve bu kitap bana ait olacaktır. Tıpkı bu kesit gibi. Şimdi günlük yazı yazma serüvenimi bitirdiğime göre tatlı bir uykuya dalma vakti (': )
Selam raf. Anlık olarak Orange Is The New Black dizisinde 4. sezona geçtim. Uzun bir süredir film izlemiyorum. Hakan Günday - Zamir 182. sayfadayım. Ekstra olarak vakit buldukça satranç oynuyorum.(amatörce) OITNB uzun bir dizi, bitince uzun bir diziye(Suits) başlayıp yanında…devamıSelam raf.
Anlık olarak Orange Is The New Black dizisinde 4. sezona geçtim.
Uzun bir süredir film izlemiyorum.
Hakan Günday - Zamir 182. sayfadayım.
Ekstra olarak vakit buldukça satranç oynuyorum.(amatörce)
OITNB uzun bir dizi, bitince uzun bir diziye(Suits) başlayıp yanında da kısa bir diziyi(Anne with an E) götürmek istiyorum.
Film izlemeye fırsat buldukça tekrar başlamak istiyorum.
Zweig serisine başlayacağım. Kitaplar elime ulaştı. Hangisini okuyacağıma karar veremedim.
İyi geceler, sevgilerde.
Kapı Hastanenin terasından çıkarken bardağı çöpe atıp, itiniz yazan kapıya doğru yönelmiştim. İtiniz yazmasa bile ben o kapıyı itecektim. Rahatsız edecektim. İtip, kakacaktım. Rencide edecektim. Bu zamana kadar ses çıkaramayan herkese yapılmış, ya da teşebbüsünde bulunulmuş her şeyi, herkesin önünde…devamıKapı
Hastanenin terasından çıkarken bardağı çöpe atıp, itiniz yazan kapıya doğru yönelmiştim. İtiniz yazmasa bile ben o kapıyı itecektim. Rahatsız edecektim. İtip, kakacaktım. Rencide edecektim. Bu zamana kadar ses çıkaramayan herkese yapılmış, ya da teşebbüsünde bulunulmuş her şeyi, herkesin önünde kapıya yapacaktım. İnsanların dışarıya yansıtamadıkları her şeyi kapı yansıtacaktı. Gıcırdayarak yahut sertçe kapanarak. Ötekileştirilen insanların sesi olacaktım. Çıkarken de son bir kez arkama dönüp utancından boynunu büken insan demetine bakacaktım. Elimi kapıya uzattım, açtım ve sertçe çarpıp çıktım. Arkama dönüp baktığımda, sigara dumanlarıyla kahkahalar birbirine girmiş, hiç kimse oralı olmamıştı. O gün benim doğum günümdü ve ben doğum günümde rencide olmuştum. Kahkahaların titreşimleri arasında kaybolup boynumu büküp odama doğru yola koyulmuştum.
(Bu yazı bana aittir.)
Uç renk üçlemesinin en sevdiğim filmi. Diyaloglar çok etkileyici. Rita iki ara bir derede kalmış. Adam her şeyden bıkmış. Kadın ise her şeye rağmen inançlı ve arayış içerisinde. Ayrıca Irene Jacob güzelliği der susarım. 8,5:10
Etkisinden çıkamadığım ilk 10 film içerisindedir kendileri. Al Pacino her filminde karizmadir ama bu filminde karizmanın öz babasıdır. Harika oyunculuk kesitleriyle gözlerimizi fal taşı gibi açıp dikkatlice incelememize ve bazı sahneleri tekrar tekrar başa sarmamiza sebep olmuştur. Bu filmin, tango…devamıEtkisinden çıkamadığım ilk 10 film içerisindedir kendileri. Al Pacino her filminde karizmadir ama bu filminde karizmanın öz babasıdır. Harika oyunculuk kesitleriyle gözlerimizi fal taşı gibi açıp dikkatlice incelememize ve bazı sahneleri tekrar tekrar başa sarmamiza sebep olmuştur. Bu filmin, tango sahnesinin, ve o müziğin yeri bende apayridir. Akıllara kazınan onlarca repliği vardır.
Görme engeline rağmen kadınları sıktıkları parfümlere vs. analiz eden elit bir askerdir kendileri.
10:10
Mutluluğun Göreceliği Tuhaf, ama mutluydum. Sanki böyle bedenim üşüyor gibi hissediyordum, üşümek mutluluk hissimi uyandırıyordu. Ellerim karıncalanıyordu sanki. Bundan dolayıdır ki karnımda kelebekler uçuşuyor gibi hissediyordum. Sırtıma batan çakıl taşları beni gıdıklıyor, bedenimde gezen böcekler beni öpüyordu sanki. Mutluluğun göreceliliğine…devamıMutluluğun Göreceliği
Tuhaf, ama mutluydum. Sanki böyle bedenim üşüyor gibi hissediyordum, üşümek mutluluk hissimi uyandırıyordu. Ellerim karıncalanıyordu sanki. Bundan dolayıdır ki karnımda kelebekler uçuşuyor gibi hissediyordum. Sırtıma batan çakıl taşları beni gıdıklıyor, bedenimde gezen böcekler beni öpüyordu sanki. Mutluluğun göreceliliğine bağlanmıştım ve esamesiz olan görecelik artık benim için paha biçilemez bir son hatıra olmuştu.
(Bu yazı bana aittir. Yazmakta olduğum kitabimdan bir kesittir. Instagram profilime göz atabilirsiniz: yazin.sel)
Kardelenler Açıyor Üzerindeki trençkot resmiyeti, çizmesi gücü, boğazlı kazağı ise samimiyeti temsil ediyor gibiydi. Kendisi tıpkı kardelen çiçeği gibi kış vakti açıyor ve baharın gelişini simgeliyordu. Bu arada tahmin edeceğiniz gibi kış mevsimindeydik. Kışın en sert günleri geride kalmış, Mart…devamıKardelenler Açıyor
Üzerindeki trençkot resmiyeti, çizmesi gücü, boğazlı kazağı ise samimiyeti temsil ediyor gibiydi. Kendisi tıpkı kardelen çiçeği gibi kış vakti açıyor ve baharın gelişini simgeliyordu. Bu arada tahmin edeceğiniz gibi kış mevsimindeydik. Kışın en sert günleri geride kalmış, Mart ayına birkaç gün kala kendisine yalvarıyorduk kışı tekrar bizlere yaşatmasın diye. Fakat sırf kendileri kardelen çiçeklerini mutlu etmek için ufak çaplı bir kış daha yaşatacaktı bize. Bundan da emindim.
(Yazı bana aittir. Instagram: yazin.sel inceleyebilirsiniz.)
İki farklı yaşam, iki farklı Derda. İkisinin de ortak noktaları var ve bunun sayesinde birbirlerini anlıyorlar ve yine bunun sayesinde birbirlerini buluyorlar. Yaşam ikisine de acımasızlık kapılarını ardına kadar açıyor. Birisi bunları meth ile diğeri ise korsan kitaplar ile bastırıyor.…devamıİki farklı yaşam, iki farklı Derda. İkisinin de ortak noktaları var ve bunun sayesinde birbirlerini anlıyorlar ve yine bunun sayesinde birbirlerini buluyorlar. Yaşam ikisine de acımasızlık kapılarını ardına kadar açıyor. Birisi bunları meth ile diğeri ise korsan kitaplar ile bastırıyor. İkisi de Oğuz Atay'ı kendi hikâyelerinde barındırıyor ama birisi onu benimsiyor hatta onun için cinayetler işliyor, diğeri ise dolaylı yollarla hayatına dahil ediyor. Birisi yaptıklarının sonucu olarak 24 yıl hapis yatıyor. Diğeri ise yaptıklarından ders çıkarmasına sebep olacak biriyle tanışıyor. Yine birisi Edinburgh'da akademisyenken, diğeri şans eseri gördüğü kişiye hapiste bir mektup yazarak, çıkacağı günü bekliyor. İkisi de Oğuz Atay'ın mezarının önünde buluşuyor ve ikisi de Oğuz Atay'a duyduklarını güvende pişman olmuyorlar. Hayatın en içinden gelen iki kişinin hikayesi. Az.
10:10