Gazeteden kiralık şato ilanını görüp iki kadın tatile gitmeyi planlıyor. Ancak kirayı karşılayacak durumları olmadığı için iki kiracı daha buluyorlar. 4 kadının bir ev içerisinde yaptığı sohbeti anlatan bir kitap. Aksiyon odaklı bir kurguyla değil, tamamen atmosfer ve karakter diyaloglarıyla…devamıGazeteden kiralık şato ilanını görüp iki kadın tatile gitmeyi planlıyor. Ancak kirayı karşılayacak durumları olmadığı için iki kiracı daha buluyorlar. 4 kadının bir ev içerisinde yaptığı sohbeti anlatan bir kitap. Aksiyon odaklı bir kurguyla değil, tamamen atmosfer ve karakter diyaloglarıyla işleyen yapıt; dingin ve sakin tempoya sahip.
Kitaplığımda okunmamış kitaplar arasında olduğu için seçmiştim ancak çok sıkılarak okudum :)
Zülfü Livaneli’nin Engerek’in Gözü romanı, merkezine iktidar kavramını alarak Osmanlı’daki taht kavgalarını ve iktidar uğruna işlenen kardeş cinayetlerini sarsıcı bir dille işliyor. Roman, güç hırsının insanı ne noktaya getirebileceğini öyle net gösteriyor ki bir annenin dahi iktidar uğruna kendi oğlundan…devamıZülfü Livaneli’nin Engerek’in Gözü romanı, merkezine iktidar kavramını alarak Osmanlı’daki taht kavgalarını ve iktidar uğruna işlenen kardeş cinayetlerini sarsıcı bir dille işliyor. Roman, güç hırsının insanı ne noktaya getirebileceğini öyle net gösteriyor ki bir annenin dahi iktidar uğruna kendi oğlundan vazgeçebildiğine tanık oluyoruz.
Eserin en çarpıcı yönlerinden biri, başkarakterin Afrikalı bir hadım olarak seçilmiş olması. Livaneli’nin de belirttiği gibi, eğer roman padişahın gözünden anlatılsaydı muhtemelen bir "delinin hatıra defteri" çizgisinde kalırdı; bu bakış açısı seçimi anlatıyı çok daha derinleştirmiş.
Roman, tarihsel bir dekorun içerisinde geçmesiyle farklı bir yere otururken yalnızca taht mücadelelerini değil, bu ana karakterin içsel ve psikolojik yolculuğunu da incelikle aktarıyor. Karakterin ne yapacağını bilemeyen, kimi zaman padişahın iyiliğini isterken kimi zaman onun ölümünü dileyen çelişkili ve karmaşık ruh hali çok iyi yansıtılmış. Özellikle padişah zindandayken ana karakterin ona anlattığı kıssalar ve ikili arasında geçen derin sohbetler romanın en etkileyici bölümlerindendi. Livaneli’yi her zaman çok severek okurum; bu eserinde de beni şaşırtmadı.
Hayat dört şeyle kaimdir, derdi babam su ve ateş ve toprak. Ve rüzgâr. ona kendimi sonradan ben ekledim pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu ham yüreğin pütürlerini geçtim gövdemi alemlere zerkederek varoldum kayrasıyla Varedenin eşref-i mahlûkat nedir bildim. (1974) İsmet Özel
Vedalaşmak isterdim oysa Klasik bir film öyküsü gibi Ellerini tutup usulca Son bir kez öpmek isterdim Kendimi mazur gösterip Masum ve mağrur bir duruşla Herşeyi kadere yıkmak isterdim. Ne gerek var oysa Yürümeyen birtakım şeylerin Nedenlerini tartışmaktansa Asla yürümeyeceğini anlayıp…devamıVedalaşmak isterdim oysa
Klasik bir film öyküsü gibi
Ellerini tutup usulca
Son bir kez öpmek isterdim
Kendimi mazur gösterip
Masum ve mağrur bir duruşla
Herşeyi kadere yıkmak isterdim.
Ne gerek var oysa
Yürümeyen birtakım şeylerin
Nedenlerini tartışmaktansa
Asla yürümeyeceğini anlayıp
Bunu hiç konuşmamak
Daha bir yiğitçe değil mi?
Süzülüp gidiyorum işte
Bela olmadan
Yoluna çıkmadan
Hesap filan sormadan
İncitmeden, acıtmadan...
Durmuyor zamanın acı akışı, Her adım bir yük, her nefes keder. Bu bitmez tükenmez yolun sonunda, Bilmem ki ruhumu ne teselli eder. Dinlenmek isterim bir kuytu yerde, Unutmak isterim her şeyi bir an. Yorgunum, o kadar yorgunum ki ben, Bıraksalar…devamıDurmuyor zamanın acı akışı,
Her adım bir yük, her nefes keder.
Bu bitmez tükenmez yolun sonunda,
Bilmem ki ruhumu ne teselli eder.
Dinlenmek isterim bir kuytu yerde,
Unutmak isterim her şeyi bir an.
Yorgunum, o kadar yorgunum ki ben,
Bıraksalar uyurdum yüzyıllar boyu,
Hiç uyanmadan...
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Öpemeden bir bebeğin gıdısını tükendi gitti çağım. Kimi yürekten sevdiysem yüreğini başkasına verdi, bir muhabbet kuşum vardı o da yalnızlıktan öldü. Sen beni göğüsünde hep acılarla mı soğurdun anne? Yoksa evlat diye koca bir taş mı doğurdun anne? Eziyet değilim,…devamıÖpemeden bir bebeğin gıdısını tükendi gitti çağım.
Kimi yürekten sevdiysem yüreğini başkasına verdi, bir muhabbet kuşum vardı o da yalnızlıktan öldü.
Sen beni göğüsünde hep acılarla mı soğurdun anne? Yoksa evlat diye koca bir taş mı doğurdun anne?
Eziyet değilim, zahmet değilim, musibet hiç değilim. Bir senin mi balına sinek kondu söylesene? Doğurdun da beni ne ile yoğurdun anne?
Bir gün bölerse uykunu bir saat çıngırağı Birdenbire yatağından kalkıp oturma Öyle korkulu gözlerle etrafına bakınma Saatleri kuran benim. Senin bir suçun yok kabahat bende Bitsin bu kıskançlık gayrı diyerek, Boy verdiğin aynaları istemeyerek Tekrar tekrar kıran benim. Bir ceylan…devamıBir gün bölerse uykunu bir saat çıngırağı
Birdenbire yatağından kalkıp oturma
Öyle korkulu gözlerle etrafına bakınma
Saatleri kuran benim.
Senin bir suçun yok kabahat bende
Bitsin bu kıskançlık gayrı diyerek,
Boy verdiğin aynaları istemeyerek
Tekrar tekrar kıran benim.
Bir ceylan gibi durma artık gecenin ortasında
Ceylan gibi bakma oraya
Seni bir beyaz duvağa, altın halkaya...
Duyuran benim.
Kolay kolay unutulmaz adına yaktığım türküler
Kapanmaz yüreğime açtığın yara.
Her akşam saçlarını karanlıklara...
Savuran benim.
Y.B.BAKİLER