Bölümlere bölerek yani mektuplar gibi yazıldığı için okuması benim için hem keyifli oldu hem de kitaba biraz yakın hissettim kendimi yazılanlar bana uyuyordu gibi vibe aldım neyse neyse (mektuplar gibi yazılan kitapları çok seviyom🤭) "Ne uğruna uyandığımı ne uğruna uykuya…devamıBölümlere bölerek yani mektuplar gibi yazıldığı için okuması benim için hem keyifli oldu hem de kitaba biraz yakın hissettim kendimi yazılanlar bana uyuyordu gibi vibe aldım neyse neyse (mektuplar gibi yazılan kitapları çok seviyom🤭)
"Ne uğruna uyandığımı ne uğruna uykuya yattığımı
bilmiyorum"
"Ey, göklerdeki babam, sana gelsem beni kovar mısın? "
"En güzel insani duygular olan aşk ve bağlılık, şiddet ve cinayete dönüşmüştü"
He birde en arka sayfalarda okurken zevk aldığım bir bölüm var fakat bi tık uzun onuda yazıcam (neden diye sorgulamayın)
Colma:
Gece oldu! Yalnızım, bu fırtınalı tepede yitiğim. Bu fırtınalı tepede yalnızım, beni 𝐲𝐚𝐠̆𝐦𝐮𝐫𝐝𝐚𝐧 koruyan tek bir kulübe bile yok. Dere ve fırtına uğulduyor, sevdiğimin sesini duyamıyorum. Çoktandır soylarımız birbirine düşman, ama biz düşman değiliz, ey Salgar! Sesim çınlasın vadide, sevdiğim duysun beni. Sevdiğim! Buradayım, neden gelmiyorsun? Tek başıma oturmak zorundayım bu yerde. Ruhum nasıl da korku içinde! Ah, hepsi ölmüş! Kılıçları savaşmaktan ala boyanmış! Ah, o tepede binlerce yiğidin arasında en güzeli sendin! O ise korkunç bir savaşçıydı. Yürekleri toprak gibi soğuk! Ey, ölülerin ruhları, tepenin kayalığından, fırtınalı dağın zirvesinden, konuşun! Sizlerden ürkmem! Sizi dağdaki hangi mezarda bulacağım? Feryadımla oturuyor, gözyaşlarımla sabahı bekliyorum. Açın mezarı, ölülerin dostları, ama ben gelinceye dek kapatmayın.
Ryno:
Bu alpin'in sesi, ölüler için ağıt yakıyor. Başı yaşlılıktan eğik ve yaşlı gözleri kırmızı. Alpin, olağanüstü ozan, niçin yalnızsın bu suskun tepede? Niçin bir Bora gibi feryat ediyorsun ormanda, bir dalga gibi uzak sahilde?
Alpin:
Gözyaşlarım, Ryno, ölüler uğruna, sesim mezar sakinlerine. Sesin 𝐲𝐚𝐠̆𝐦𝐮𝐫𝐝𝐚𝐧 sonra ormandan akan seller gibiydi, uzak tepelerde ki gök gürültüsü gibiydi. Fırtınadan sonraki güneşe, suskun gecedeki aya benziyordu yüzün, dinen rüzgarın ardından sakinleşen deniz gibi dingin göğsün. Ağla! Ağla ama seni duyamaz. Derindir ölülerin uykuları, incedir tozdan yastıkları. Artık kabartmaz seslere, seslenişin uyandıramaz onu. Ah, ne zaman sabah olacak mezarda, uyuyana seslenmek için: Uyan!
Kızların en güzeli, Armin'in sevgili kızı, orada kayalıkta, denizde pek uzak değil, kırmızı meyvenin ağaçta parıldadığı yerde, Armar orada bekliyor Daura'yı : Aşkına dalgalı denizde yol göstermeye geldim.