Film yetersiz. Burjuvazi dertler kadın olmanın zorluklarıymış gibi işlenmiş. Arada bir iki yakalamışlar ama gerçekçi olsa sonucu pek öyle olmazdı anam. Kadın olmak gerçekten çok zor. Pek çok açıdan. Ve bazen yoruluyorum. Ama iyi ki kadın olmuşum. Çünkü geçmişteki aşırı…devamıFilm yetersiz. Burjuvazi dertler kadın olmanın zorluklarıymış gibi işlenmiş. Arada bir iki yakalamışlar ama gerçekçi olsa sonucu pek öyle olmazdı anam.
Kadın olmak gerçekten çok zor. Pek çok açıdan. Ve bazen yoruluyorum. Ama iyi ki kadın olmuşum. Çünkü geçmişteki aşırı muhafazakar kimliğimi de düşününce yaşadıklarım olmasa kadınlarla empati kurabilecek duygusal zekayı geliştirebilir miydim, emin değilim.
Niye zor? Bence öncelik bedeni zorluklar var. Bir kere her ay regl oluyoruz. İsyan edilecek bir durum değil, bu yüzden mutluyum, kadınsal kimliğime katkısı var. Ama her ay bir kaç gün ağlayarak kıvranmak, kanın rengini gözlemlemek, hafta hafta hormonların yaşattığı ruhsal dengesizliklerle uğraşmak... Sonra kilo ve kas dengeni bozması... Yağlanmaya meyilli olmak... Sonra ped fiyatları, lazer, ağda masrafları, iç giyim, beslenme programları...
Dediğim gibi, şikayetçi değilim ama böyle bir şey var ve her ay yaşıyoruz. Bunun ufak bir pürüz gibi görülmesi hoş değil.
Ve bir de anne olmak var tabi. O da çok güzel bir şey ama zor. Ani kilo artışı, göğüslerde kas kaybı ve sarkma, çatlaklar, selilütler... Emzirme, göğsün ve özel bölgenin deforme olması, kıl artışı... Gece uykusuzluğu, memeye alıştırma, memeyi bıraktırma, bez değiştirme, tuvaleti bıraktırma. Okul için kıyafet, beslenme hazırlama, çocuğu koruma, hijyen, çamaşır, bulaşık, ütü... Ahlaksal ve kültürel eğitim...
Bunları parası ve emeği ile düzelten, düzenleyen kadınlar var tabi. Ama çoğunluk için bunu söylemek zor. Üstelik para olsa dahi tüm bunları koordine etme sorumluluğu yine kadında.
Velev ki biraz erteledi bu durumları, bu sefer de biyolojik yaş çanları çalmaya başlıyor.
İlaç sektörü de kadınlara çalışmıyor, doğum kontrol hapları gibi.
Kaslarımızın zayıf olması var bir de. Etkin spor yapan, az buçuk dövüş sporları ile uğraşan bir kadın olmama rağmen erkeklerden korkuyorum. 10 tane elmanın biri zehirli olsa rastgele birini yer misiniz? İşte biz de bu riskten korktuğumuz için asansöre, boş odaya, rastgele bir dükkana, gece taksiye, otobüse binerken bile on kere düşünmek zorundayız. Hep çocukluğunuzdaki güçte kaldığınızı hayal edin.
Vsvs, bu söylediklerim sadece buz dağının görünen yüzü. Henüz benim tecrübe etmediğim ve gözlemlemediğim başka şeyler de var.
Sosyal zorluklar sadece terfi alamamak değil maalesef. Bu ancak beyaz yakalıların gözlemlediği bir sorun olabilir.
Kadın olmak dünyamızda bir hakaret bir kere. Erkekler kadınlara benzemekten korkuyor. Bu biraz kırıcı. Bir erkekten şey bile duydum "Yemek yaparken kadın gibi hissediyorum, yapmam."
Bir kadından da şunu duydum:"Oğluma bir erkeğin yapması gerektiği kadar ev işi öğretiyorum."
Ailem böyle değildi ama onlar da henüz kozasında birer kelebek. Bazı davranışları alışkanlık. Kızamayacak kadar yoğun empati duygusuna sahibim.
Hayatta öğrendiğim bir kaç şeyden biri şu ki, kendine ve kendinden olana her zaman saygı duyacaksın ve değer vereceksin.
Bu düzeni bizi düzse de değiştirecek olan biziz. Öncelikle bir kadın olarak kadınlığımızı sevmemiz gerek, sonra kadınları sevmemiz gerek, sonra da kadınlara atfedilmiş sıfatları sevmemiz gerek. Kök ailelerimize saygılı olabiliriz. Ama bir sonraki nesli kendi eşlerine ve kızlarına kadınlığın sevilecek bir şey olduğunu, bir hakaret olmadığını öğretmek lafzen değil fiilen edinmemiz gereken bir düstur.
Mantık dairesinde kalarak, olumlamaya çalışıp polyannacılık oynamayarak tabiki. Çünkü kimse aptal değil.
Daha kıvrımlı beyin ve toplumsal baskılar, töreler, adetlere girsem çok daha fazla uzardı bu yazı. Hemen hemen sadece biyolojik yükten bahsettim. Kısasını ben anlattım, uzununu siz düşünün.
Filme dönecek olursam, o kadar imkanın içinde bu açılardan bile yetersizdi. Hamile kalan yine kadın, ebeveynlik sorumluluğunu alan yine anneyken kaybedecek bir şeyi olmayan, her şeyi ortaya koymaya hazır bir erkekle bunu kıyaslamak anlamsızdı.
Bir kadın, patronu ile yattığında basitçe terfi alacağını hedefleyip geçemez mesela. Çocuğuna karşı sorumluluğu vardır, şirkette adının çıkıp diğer erkeklerin musallat olmasına karşı korkuları vardır, işini kaybettiğinde sıfırdan başlama riski vardır, duygusal yükü vardır, hatta insan olduğundan hoşlandığı kişiye karşı sadakati vardır... Günlük bir ilişki için bedenini sunmak öyle kolay bir iş değil.
Film yetersiz. Ama eh derecesinde eğlenceli. Diktatör filmini daha çok sevmiştim.