Hikâye çok zarif ama temposu yavaş. Yine de karakterlerin iç dünyası ve “zamanında söylenmeyenler” teması filmi özel kılıyor. Jane austen’in ikna adlı romanından ele alınan bir film. Dönem konulu filmleri seviyorsanız izlemenizi tavsiye ederim.
“Etrafındaki dünya tamamen değişse de, sen kendin olarak kalabilir misin?" Film, bir bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçişini, baskıcı bir rejim ve kültürel çatışmalarını konu almaktadır . Siyasi bir rejimin tarih kitaplarında anlatılmasından çok, olayı yaşayanlardan dinlememiz yaşanan olaylara farklı bir perspektiften…devamı“Etrafındaki dünya tamamen değişse de, sen kendin olarak kalabilir misin?"
Film, bir bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçişini, baskıcı bir rejim ve kültürel çatışmalarını konu almaktadır . Siyasi bir rejimin tarih kitaplarında anlatılmasından çok, olayı yaşayanlardan dinlememiz yaşanan olaylara farklı bir perspektiften bakmamızı sağlıyor.
Şu an İran da yaşanan insanlık dışı olaylar olsun , Gazze , Venezuela , Uygur Türklerinin soykırımı ve daha nicesi savaş adı altında cinayet ve katliamdır . Ülkemizde de yaşanan olaylara karşı üç maymunu oynamak insanoğlunun çürümüşlüğüne işarettir.
Pis zihinlerin sizlerin özgürlüklerinizi kısıtlamalarına izin vermeyin. Çünkü yakında bir spor ayakkabı bile giymek , ruj sürmek , parfüm sıkmak bile sisteme baş kaldırı olarak ilan edilecek duruma gelecek.
İnsanı, insan olduğu için sevin; çünkü insanlığı sadece sevgi kurtaracaktır .
Seneryo gidişatı her ne kadar memnun etmese de (özellikle final bölümü )oyuncuların performansı yeteri kadar memnun etti. Dracula karakterini canlandıran Caleb Landry Jones’ın oyunculuğu da çok güzeldi bayıldım.
Filmi bitirdim ve içimde açıklayamadığım bir boşluk hissi var.Sanki biri, inandığım her şeyi nazikçe raftan indirdi, yerine hiçbir şey koymadan gitti. Bir adam geliyor, hiçbir bağırış çağırış yok sadece konuşuyor. Ama söyledikleri, yıllarını bilimle, inançla, tarih okumakla geçirmiş insanların zihnine…devamıFilmi bitirdim ve içimde açıklayamadığım bir boşluk hissi var.Sanki biri, inandığım her şeyi nazikçe raftan indirdi, yerine hiçbir şey koymadan gitti.
Bir adam geliyor, hiçbir bağırış çağırış yok sadece konuşuyor. Ama söyledikleri, yıllarını bilimle, inançla, tarih okumakla geçirmiş insanların zihnine öyle derinden çarpıyor ki
Sanki bir anda “bütün hayatları yanlış temellendirilmiş” gibi hissediyor insan .
Kesinlikle harika bir film. İnsana merak uyandırmakla kalmıyor,zihninde susturamadığın bir tartışmayı başlatıyor.
“The Buddha said, ‘Don’t believe anything just because I said it. Try it, and if it works for you, believe it.’”
(Buda şöyle der: “Sadece ben söyledim diye bir şeye inanma. Deneyimle, işe yarıyorsa inan.”)
Bu da filmin ruhunu özetliyor:
Dogmalara değil, sorgulamaya çağırıyor.
Sırf kutsal kitapta yazıyor diye değil, yaşayarak görmen için sana alan açıyor.
Son zamanlarda kafamın içinde yer edinmiş o replik : BoJack: Diane? Diane! Are you there? Diane, I need you! Diane : BoJack? BoJack: Diane! Thank God! Thank God, Diane. Okay, Diane. Diane, you’re gonna save me, right? I called you…devamıSon zamanlarda kafamın içinde yer edinmiş o replik :
BoJack: Diane? Diane! Are you there? Diane, I need you!
Diane : BoJack?
BoJack: Diane! Thank God! Thank God, Diane. Okay, Diane. Diane, you’re gonna save me, right? I called you and you’re coming to get me?
Diane: I live in Chicago. I can’t save you.
BoJack: You didn’t pick up.
Diane: Right.
BoJack: And then I went back in the pool.
Diane: It’s too late.
BoJack: What’s done is done?
Diane: BoJack, it doesn’t matter.
BoJack: Well, if it doesn’t matter, can I stay on the phone with you at least?
Diane: Okay.
BoJack: How was your day?
Diane: Good.
BoJack: Yeah? Yeah. My day was good
Dizi : Bojack Horseman “The View from Halfway Down” adlı bölümde (Sezon 6, Bölüm 15)
Görselliği ve stilize dövüş sahneleriyle dikkat çeken K-pop Demon Hunters, K-pop estetiğini aksiyon türüyle harmanlamaya çalışıyor ancak film, güçlü bir görsel sunuma rağmen senaryo açısından sığ kalıyor. Karakterler yüzeysel işlenmiş ve olay örgüsü zaman zaman klişelere saplanıyor. Müzik ve koreografi…devamıGörselliği ve stilize dövüş sahneleriyle dikkat çeken K-pop Demon Hunters, K-pop estetiğini aksiyon türüyle harmanlamaya çalışıyor ancak film, güçlü bir görsel sunuma rağmen senaryo açısından sığ kalıyor. Karakterler yüzeysel işlenmiş ve olay örgüsü zaman zaman klişelere saplanıyor.
Müzik ve koreografi başarılı olsa da, hikaye bazında daha derinlikli bir anlatım bekleyen izleyiciler için yetersiz kalabilir. K-pop hayranları için keyifli bir seyir sunarken, sinematik anlamda daha fazlasını arayanlar için yüzeysel kalabilir.
Filmin hikâyesi, orijinal derinlik ve duygusal yoğunluktan çok uzak; duygusal etki “boş” hissi veriyor . Resmen senaryo çöp ve tahmin edilebilir sahneleri ile doluydu buna ek olarak animasyonu ne kadar kaliteli olursa olsun mimik uygulamalarının boktanlığı yüzünden karakterlerin duygu durumlarını…devamıFilmin hikâyesi, orijinal derinlik ve duygusal yoğunluktan çok uzak; duygusal etki “boş” hissi veriyor . Resmen senaryo çöp ve tahmin edilebilir sahneleri ile doluydu buna ek olarak animasyonu ne kadar kaliteli olursa olsun mimik uygulamalarının boktanlığı yüzünden karakterlerin duygu durumlarını insan anlamıyor . Karakter seslendirme kısmına gelirsek sadece witcher seslendirmeni olan Doug Cockle güzel ve başarılı bir iş çıkarmış diğer karakterler ise berbattı. Yani kısacası Netflix izleyelim diye yaptıkları içi bomboş olan bir animasyon film . Olmasaydı da olurdu ya da ana hikayeye sadık kalınsaydı . Neyse film berbat izlemeseniz de olur .
Prof. Dr. Oktay Aslanapa’nın Türk Sanatı adlı eseri, Türkiye’de sanat tarihi alanının akademik temellerini atan en önemli kaynaklardan biridir. Kitap, İslamiyet öncesi Orta Asya Türk sanatından başlayarak, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine kadar geniş bir kronolojik çerçevede Türk sanatının gelişimini…devamıProf. Dr. Oktay Aslanapa’nın Türk Sanatı adlı eseri, Türkiye’de sanat tarihi alanının akademik temellerini atan en önemli kaynaklardan biridir. Kitap, İslamiyet öncesi Orta Asya Türk sanatından başlayarak, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine kadar geniş bir kronolojik çerçevede Türk sanatının gelişimini inceler.
Türk Sanatı, bir dönemin zihniyetini ve araştırma yöntemlerini anlamak için temel bir kaynak olsa da, bugün bu mirası daha kapsayıcı ve eleştirel yöntemlerle yeniden okumak gerekir. Modern sanat tarihçileri için bu kitap, bir varış değil, bir çıkış noktasıdır.