Cehenneme övgüden sonra (kişiliğime çok daha uygun) ilaç gibi geldi. Hemen öncesinde narsizme farklı bir açıdan bakan bir kitap okumuştum ve iki kitaptaki görüşler bir nevi uyumluydu. İlerleyen günlerde kitabın etkisiyle daha benmerkezli yaşayıp, Walter White'dan Heisenberg'e doğru bir değişim…devamıCehenneme övgüden sonra (kişiliğime çok daha uygun) ilaç gibi geldi. Hemen öncesinde narsizme farklı bir açıdan bakan bir kitap okumuştum ve iki kitaptaki görüşler bir nevi uyumluydu. İlerleyen günlerde kitabın etkisiyle daha benmerkezli yaşayıp, Walter White'dan Heisenberg'e doğru bir değişim geçirme ihtimalim yüksek olabilir.
Pürdikkat isimli kitapta geçen şu paragraf hakkındaki görüşleriniz neler? "Gündelik hayatta karşılaştığınız her potansiyel can sıkıntısı anında, örneğin kuyruğa girip beş dakika beklediğinizde ya da arkadaşınız gelene kadar bir yerde tek başınıza oturmak zorunda olduğunuzda eliniz doğrudan telefonunuza gidiyorsa, beyniniz…devamıPürdikkat isimli kitapta geçen şu paragraf hakkındaki görüşleriniz neler?
"Gündelik hayatta karşılaştığınız her potansiyel can sıkıntısı anında, örneğin kuyruğa girip beş dakika beklediğinizde ya da arkadaşınız gelene kadar bir yerde tek başınıza oturmak zorunda olduğunuzda eliniz doğrudan telefonunuza gidiyorsa, beyniniz zihinsel enkaza dönmüş demektir."
Nöroplastisite ile ilgili şu görüşü duymuşsunuzdur: "Yeni öğrenilen bilgiyi ne kadar çok tekrarlarsak sinaps bağlantıları o kadar kuvvetlenir ve alışkanlık haline dönüşür. Belli bir düşünceniz olduğu zaman nöron gidip başka bir nörona bağlanır. Siz bu düşünceyi pekiştirdikçe bu bağlar giderek…devamıNöroplastisite ile ilgili şu görüşü duymuşsunuzdur: "Yeni öğrenilen bilgiyi ne kadar çok tekrarlarsak sinaps bağlantıları o kadar kuvvetlenir ve alışkanlık haline dönüşür. Belli bir düşünceniz olduğu zaman nöron gidip başka bir nörona bağlanır. Siz bu düşünceyi pekiştirdikçe bu bağlar giderek kuvvetlenir. Yani basit bir şekilde düşünme eylemi ya yeni bağlantılar yaratılmasına neden olur ya da mevcut olanların güçlenmesini sağlar. Örneğin işinize başladığınız ilk birkaç gün evden çıkarken yolu, nasıl gideceğinizi, ne kadar süreceğini düşünür, ona göre bir rota oluşturursunuz. 1 hafta sonra işe giderken bunu hiç düşünmezsiniz."
Yani bir işi ne kadar tekrarlarsak o derecede otomatikleşmekte(tabii bunun dezavantajları da olabilir), bir nevi onu öğrenmiş oluyoruz ve çok daha rahat biçimde yapabiliyoruz. Yazar ise bu konuya farklı bir açıdan bakıp, eş zamanlı olarak iki iş yaptığımızda aynı anda iki farklı nöron grubunu ateşlediğimiz için bağlantılarını güçlendirmek istediğimiz nöron grubunu izole edemediğimizi ve bu yüzden de asıl güçlendirmek istediğimiz nöron grubunda gerekli bağlantıların oluşamadığını belirtmiş. Özetle bir işi öğrenmek yerine her iki işi de yarım yamalak öğreniyoruz(anlık olarak aralarındaki çok fark yok ama uzun vadede ilki çok daha verimli).
Bu bakış açısı çerçevesinde yazılmış, yeterli miktarda pratik öneriler sunulmuş bir kitaptı ve benim hoşuma gitti(bir günde bitirdim). Sonuç olarak çalışırken daha fazla odaklanmaya başladım ve ekran sürem kayda değer ölçüde azaldı.
"Barışı koruyan hep bizim silahlarımız, tehdit eden ise başkalarınınkidir." Tam tersi görüşe sahip birisi var mıdır? Kitap hakkında ek not: Artık nefes alıp vermenin bile totaliter bir eylem olduğunu düşünmekteyim. Bu bilinç düzeyine (!) erişmeme vesile olduğu için Gündüz Vassaf'a…devamı"Barışı koruyan hep bizim silahlarımız, tehdit eden ise başkalarınınkidir."
Tam tersi görüşe sahip birisi var mıdır?
Kitap hakkında ek not: Artık nefes alıp vermenin bile totaliter bir eylem olduğunu düşünmekteyim. Bu bilinç düzeyine (!) erişmeme vesile olduğu için Gündüz Vassaf'a teşekkürlerimi iletiyorum.
1906-1907 kışında kullandığım cep defterinde, D. ile randevular var bir sürü. Denise Aubry beni düş kırıklığına uğratmıştı. Haksızdım. Çekici bir kadındı, ama ben, neden bilmem, hem bir sevgili, hem bir okuma arkadaşı olsun istiyordum. Beni görmek, bir de giysi ve…devamı1906-1907 kışında kullandığım cep defterinde, D. ile randevular var bir sürü. Denise Aubry beni düş kırıklığına uğratmıştı. Haksızdım. Çekici bir kadındı, ama ben, neden bilmem, hem bir sevgili, hem bir okuma arkadaşı olsun istiyordum. Beni görmek, bir de giysi ve şapkalarını prova etmek için geliyordu Paris'e. Bu da bende büyük bir horgörü uyandırıyordu. Kitaplar içinde yaşıyordum ben, başkalarının benden farklı olmasını anlayamıyordum. Sık sık sözünü ettiğim Gide'i, Barrès'i, Claudel'i istedi benden; sonra bu yazarlar konusunda söyledikleri beni üzdü.
Kitabın ortalarına kadar iki düşünce arasında gidip gelmekteydim. Birincisi, kitabı sakince okuduğumda yaklaşık 3-4 saatimi alacaktı ve çok bir şey kattığını düşünmediğim için kitabı okumak yerine 3-4 saat yürümenin daha kârlı olacağıydı. İkincisi ise her ne kadar kitap yeterince hoşuma…devamıKitabın ortalarına kadar iki düşünce arasında gidip gelmekteydim. Birincisi, kitabı sakince okuduğumda yaklaşık 3-4 saatimi alacaktı ve çok bir şey kattığını düşünmediğim için kitabı okumak yerine 3-4 saat yürümenin daha kârlı olacağıydı. İkincisi ise her ne kadar kitap yeterince hoşuma gitmemiş olsa da uzun vadede daha çok yürümeme yol açabileceğiydi. Sonrasında ise şu paragrafa denk geldim ve birinci düşüncem büyük ölçüde zayıfladı.
"Herhangi bir eylemin ne kazandıracağı değil, bu eylemin gerçek hayattan neyi alıp götüreceği sorulmalıdır. Aynı zamanda kârı faydadan ayırmaya yarayan bir yoldur bu. Ormanda çıkılan uzun bir yürüyüşten ne kâr elde edilir? Hiç. Satılabilecek hiçbir şey üretilmemiş, topluma hiçbir fayda sunulmamıştır. Bu açıdan bakıldığında yürüyüş, işe yaramaz ve beyhude bir eylemdir. Geleneksel ekonomi dilinde bu, heba edilmiş, servetin üretilmediği kayıp zamandır. Halbuki yaşamım için bana sağladığı fayda -sırf içsel nedenlerle de değil- nereden bakılırsa bakılsın muazzamdır. Yürüyüş sırasında insanı serseme çeviren dünyalık dertlerin kuşatmasından kurtulur ve aklım zevzeklerin bıkkınlık verici boşboğazlıklarından azat, kendime kulak verebilirim. Tüm gün kendi kendimin sermayesi olurum. Ya dinleyerek ya da düşüncelere dalarak geçirdiğim sadece bana ait bir zaman. Doğa bütün cömertliğiyle renklerini öylece bana sunar. Yalnızca bana. Yürümek bütün duyularımı açar ve varoluşu tüm detaylarıyla hissederim. Bunlar bize bir şeyi ifade ediyor. Yürümek insana kâr değil fayda sağlar, hem de fazlasıyla."
Spoiler içeriyor
!!!!! Spoiler İçerir !!!!! * * * * * * * Genel olarak akıcı bir kitaptı ama sefillerle benzer şekilde övüldüğü kadar etkilenmedim. İdam mahkumunun kızıyla vedalaşma sahnesi duygulandırmakla birlikte suçunun açıklanmaması kitap boyunca gıcık etti ve halen etmekte.
Öncelikle belirtmem gerekir ki bu kitaba başlarken beklentim oldukça yüksekti. Bunun okuma deneyimimi olumsuz yönde etkilediğini düşünmekteyim. Kitap ve yazar hakkında ise şunları söyleyebilirim: 1-Genel olarak var olan durumlar güzelce analiz edilmiş. 2-Ama sonrasında yapılması gerekenler yeterince net şekilde açıklanamamış.…devamıÖncelikle belirtmem gerekir ki bu kitaba başlarken beklentim oldukça yüksekti. Bunun okuma deneyimimi olumsuz yönde etkilediğini düşünmekteyim. Kitap ve yazar hakkında ise şunları söyleyebilirim:
1-Genel olarak var olan durumlar güzelce analiz edilmiş.
2-Ama sonrasında yapılması gerekenler yeterince net şekilde açıklanamamış.
3-Daha çok hristiyan felsefesini ve Marx'ın fikirlerini kendi görüşleriyle uyuşacacak şekilde yorumlayarak modern toplumu yerden yere vurmuş.
4-Bunların dışında yazarı yaptığı muazzam boyuttaki araştırmalar ve dili sade kullanması yönlerinden takdir etmek şart.
5-Beklentilerimi karşılama konusunda ise çok gelgitliydi, bir bölümde vay canına harika bir kitap derken iki sayfa sonra niye bunu okuyorum ki dedirtti.
Gösterdiğim kişilerin konu başlıklarını fazla melankolik bulduğu (bence haksız bir itham); yazarın salt bilgi verme gayesinden çok hayatımıza da dokunmaya çalıştığı; filozofların (hepimiz gibi insan olduklarından dolayı oldukça yanlış görüşlere sahip olabilmekteler) çağlarının ötesine ulaştığı, önemli dersler çıkarabileceğimiz noktalara odaklanılmış;…devamıGösterdiğim kişilerin konu başlıklarını fazla melankolik bulduğu (bence haksız bir itham); yazarın salt bilgi verme gayesinden çok hayatımıza da dokunmaya çalıştığı; filozofların (hepimiz gibi insan olduklarından dolayı oldukça yanlış görüşlere sahip olabilmekteler) çağlarının ötesine ulaştığı, önemli dersler çıkarabileceğimiz noktalara odaklanılmış; okuması keyifli sayılabilecek felsefe tarihi kitabı. Birkaç konuda bakış açımı gerçekten zenginleştirdi.