Momo- Michael Ende "Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir." Eseri bugün içerisinde elime aldım ve bitti. Farklı ve bir o kadar güzel bir kitaptı. İşlenilen konu, işleniş biçimi oldukça güzeldi. Zamanın böylesine güzel,farklı bir şekilde konu edinilmesi beni oldukça…devamıMomo- Michael Ende
"Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir."
Eseri bugün içerisinde elime aldım ve bitti. Farklı ve bir o kadar güzel bir kitaptı. İşlenilen konu, işleniş biçimi oldukça güzeldi. Zamanın böylesine güzel,farklı bir şekilde konu edinilmesi beni oldukça etkiledi. Eserin bana fazlasıyla birçok şey kattığını düşünüyorum. Özellikle de Zamanın gerçek kıymetini 🌼
Konusundan bahsedecek olursak;
Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yoktur. Ancak olağanüstü bir yeteneği vardır: Momo, muhteşem bir dinleyicidir ve bunun için oldukça bol zamanı vardır.
Eğer dinlemek büyük bir marifet değil diyenler varsa, Momo'nun dinlediği gibi dinlemeyi bir denesinler bakalım.. 😊
Bir gün hayaletimsi topluluk “duman adamlar” ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalmaya çalışırlar. Ve hikayemiz böylece başlar...
Daha fazla bir şey söyleyip ağzımdan bir şey kaçırmak istemiyorum.
Okumanızı fazlasıyla öneririm. 🖤
Eserde çok hoşuma giden bir bilmece bırakmak istiyorum;
" Üç kardeş, yaşarlar bir evde,
Hiç benzemez birbirine üçü de.
Sen onları ayırt edeyim derken,
Dönüşürler çabucak birbirlerine.
Birincisi evde yoktur, gelecek.
İkincisi çıkmış gitmiş, dönmeyecek.
Üçünden en küçüğü evdedir.
O olmazsa her ikisi ne edecek?
Bildiğimuz sadece üçüncüdür.
Çünkü birinci ikinciye dönüşmüştür.
Sen tam onu görüyorum derken,
Bakarsın ki kardeşi görünmüştür.
Söyle şimdi: Üçü tek bir kişi mi?
Yoksa iki veya hiçbir kişi mi?
Adlarını bana sayabilirsin.
Üç kudretli hükümdarı bilirsin,
Bir ülkeye üçü birden hükmeder.
Ülkeyle bütünleşip bir eder."
Okumanız dileğiyle 🍀
Bin Muhteşem Güneş-Khaled Hosseini Sen ne güzel bir kitaptın öylee 🍀 Böyle özel bir kitabı okuduğum için gerçekten çok mutlu oldum. Okumayan herkesin kesinlikle okumasını öneririm. Gerçekleri yüze vuran, görebilmemizi sağlayan, birçok düşünceye iten bir kitaptı.. Nereye giderseniz gidin, ülkeniz…devamıBin Muhteşem Güneş-Khaled Hosseini
Sen ne güzel bir kitaptın öylee 🍀
Böyle özel bir kitabı okuduğum için gerçekten çok mutlu oldum. Okumayan herkesin kesinlikle okumasını öneririm.
Gerçekleri yüze vuran, görebilmemizi sağlayan, birçok düşünceye iten bir kitaptı..
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın yazarımızın içinde yaşadığı gibi... ⚘
İki kadın... Meryem ve Leyla... (Hep aklımda olacaksınız)
Bu iki kadının ayrı ayrı kendi hikayeleriyle başlıyoruz yolculuğumuza. Ardından da birbirleriyle kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden devam ediyor eserimiz... 🖤
Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, geçmişe gömülmüş aşklar, babaya ya da çocukluk arkadaşa duyulan özlem...
Özlemi, dostluğu, fedakarlığı, aşkı, insanlığı ve birçok duygu ve olaylara öyle güzel yer vermiş ki eserinde yazarımız hayran kalmamak elde değildi..
Eserin başlarında bir sahne beni öyle etkiledi ki o gün başka sayfa daha okuyamadım. O sahneyi unutamayacağım. Aslında şöyle de söyleyebilirim; böyle birçok yer var eserde
Ardından da elimden bir türlü bırakamadım.
Fazlasıyla etkileyici ve özel bir eser.. 🌹
Birkaç alıntı bırakmak istiyorum;
-"Bu kentin ne çatısını aydınlatan ayları sayabilirsin, ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi."
- "Hep kuzeyi gösteren pusula ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da mutlaka bir kadını işaret eder. Her zaman. Bunu aklından çıkarma."
Okumanız dileğiyle... 🌼
Şah&Sultan-İskender Pala Oldukça beni etkileyen bir eser oldu. En fazla 2 günde bitireceğim bir eserdi ama bu sıralar bir türlü kendimi kitap okumaya veremediğim için sanırım bu kadar uzun sürdü eseri bitirmem. İskender Pala'nın okuduğum 2.eseriydi. Oldukça yerinde kullanılan cümleler,…devamıŞah&Sultan-İskender Pala
Oldukça beni etkileyen bir eser oldu. En fazla 2 günde bitireceğim bir eserdi ama bu sıralar bir türlü kendimi kitap okumaya veremediğim için sanırım bu kadar uzun sürdü eseri bitirmem.
İskender Pala'nın okuduğum 2.eseriydi. Oldukça yerinde kullanılan cümleler, yer verilen şiirler hepsini çok sevdim.
Mektuplar ve şiirler, siz neydiniz ya öyle. Hepsi birbirinden anlamlıydı... 💙
Esere konu olan olay oldukça güzel ve ilmek ilmek işlenmişti.
Kızılbaşlık!
Sünnilik!
İktidar hırsı.
Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri.
Ve işte bir kez daha Aşk!
Şiir kadar iktidar altında rüzgara ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar.
Şah ile Sultan...
Masal kadar gerçek.
Büyüleyici olduğu kadar umut verici... 🍀
Eserde Hasan ile Hüseyin'e çok üzüldüm. İki kardeş olup karşı taraflarda olmanın acı hüznü vardı.
-"Hüseyin! Döndün mü? Seni çok aradım! Bir daha gitme!.."
Kamber Can, Taçlı, Gülizar Begüm, Cafer Çelebi, Ömer...
Selil ile Selma detayı 🖤
Hepsi oldukça birbirinden etkileyici karakterlerdi.
Herkesin eline alıp okuması dileğiyle. Sakın bırakmayın. Eminim bir yerden sonra isteseniz de bırakamayacaksınız 🌼
Birkaç alıntı bırakmak istiyorum sizler için;
-Seninle ben taş ile cama benziyoruz; taş camın üzerine de düşse, cam taşın üzerine de çullansa paramparça olacak şey malumdur.
-Ömer'le ben pergel gibiyiz; iki başımız var bir bedenimiz. Çevresinde ne kadar dönersem döneyim, o beni ne kadar ararsa arasın, er veya geç baş başa vereceğimiz günün geleceğini biliyoruz.
Okumanız dileğiyle... 🖤
Oğullar ve Rencide Ruhlar- Alper Canıgüz Yazar kıvrak ve sürükleyici diliyle, beş yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan,hem filozof hem de fırlama bir oğlan... Alper sen cidden büyümüşte küçülmüşsün ya 😎 Bu…devamıOğullar ve Rencide Ruhlar- Alper Canıgüz
Yazar kıvrak ve sürükleyici diliyle, beş yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan,hem filozof hem de fırlama bir oğlan... Alper sen cidden büyümüşte küçülmüşsün ya 😎
Bu arada Alper'e çocuk dediğime bakmayın bu öyle yaşıtları gibi sıradan bir çocuk değil. Kim 5 yaşında bir dedektif gibi cinayet çözmeye çalışır dimi? Okuyun gerçekten göreceksiniz 😇
Hikayeyi ve karakteri çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter kazanıyor anlatımda...
Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tatlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün olan cidden oldukça iddialı bir kitap.. 💙
Esere konu alınan olay da cidden güzeldi.
Kitabı okurken çok sevmiştim. Hepinizin de okuduğunuzda seveceğinizi düşünüyorum.
Beni en çok etkileyen arkadaşı Hakan'ın sondaki mektup olmuştu ya 🧡
Okumanız dileğiyle 🌼
'Çünkü vedalaşmaktan hiç hoşlanmam.'
Sinekli Bakkal-Halide Edib Adıvar Ah Halide Edib Adıvar'ım... Kalp ağrısı ile başladım eserlerine ve bu okuduğum Sinekli Bakkal eseri de ikinci eseri oldu. Ve öyle görünüyor ki devam edeceğim 🧡 Lise zamanımdan beri okumak istediğim bu eseri kardeşimin hediye alması…devamıSinekli Bakkal-Halide Edib Adıvar
Ah Halide Edib Adıvar'ım...
Kalp ağrısı ile başladım eserlerine ve bu okuduğum Sinekli Bakkal eseri de ikinci eseri oldu. Ve öyle görünüyor ki devam edeceğim 🧡
Lise zamanımdan beri okumak istediğim bu eseri kardeşimin hediye alması ile daha erken bir fırsatta okuyabildim 😇
II.Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak eskiden yeniye devralınması gereken kültür,sanat ve töre değerleri üzerinde durur, Sinekli Bakkal.
Sinekli Bakkal mahallesinde geçen eserimiz Rabia karakterinin üstüne kurulu bir roman aslında. Annesi Emine ve babası Tevfik birbiriyle kaçarak evlenmişlerdir. Çünkü Emine'nin babası İmam Efendi kız Tevfik'i hiç istemez. Çünkü Tevfik bir meddahtır.
Ardından Tevfik'den ayrılan Emine babasının evine yerleşir. Böylece Rabia, hafız olur. Ve artık her gün mevlidlerde yer almaya başlar. Bu böyle devam eder. Ta ki babası Tevfik'in geri döndüğünü öğrendiği ana kadar. Bence asıl hikaye de böyle başlıyor.
Eser çok güzel. Aktı gitti. İlk başta bir kendimi veremedim ama gerçekten 2 3 günde bitirdim. Ve aslında eser sayesinde birçok kelimede öğrenmiş oldum.
Halide Edib yine farkını koymuş. Hikayesini oldukça sevdiğim bir eser oldu. Yeni eserlerinde görüşmek dileğiyle Halide Edib 🌼
Çok sevdiğim birkaç olay ve alıntılarla doluydu kitap. Birkaç alıntı da sizin için bırakıyorum;
-Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenara düştü. (Yine iç gönül şişem kırılıp kenara düştü.)
-Sen hiç sevdin mi?
Sevmesem insan olmam. Her zaman severim,hem de ne kadar çok...
-Aşk ve kin,bunlar karanlık,aydınlık gibi birbirini itmam eden(tamamlayan) hakikatler... Bir taraftan öbür tarafa sallanan bir rakkasın(sarkacın) ucu. Rakkasın üstünden geçtiği başka şeyler hep ikinci derecede. Yalnız aşk ve kin ebedi...
Okumanız dileğiyle...🍀
Yakın bir arkadaşımın önerisi üzerine izleme fırsatı bulduğum canım film 😇 İyi ki izlemişim ya 🍀 Filmi baya beğendim diyebilirim. Düşündüren, olaylar arasında bağ kurmayı çabalarken filmden hiç kopmamamızı sağlayan baya güzel ve akıcı bir filmdi. Konusundan bahsedecek olursam; Evan…devamıYakın bir arkadaşımın önerisi üzerine izleme fırsatı bulduğum canım film 😇 İyi ki izlemişim ya 🍀 Filmi baya beğendim diyebilirim. Düşündüren, olaylar arasında bağ kurmayı çabalarken filmden hiç kopmamamızı sağlayan baya güzel ve akıcı bir filmdi.
Konusundan bahsedecek olursam;
Evan Treborn, özellikle yoğun stres yaşadığı anlarda baygınlık geçirmektedir ve ardından küçük boyutlu hafıza problemleri yaşamaktadır.
7 senedir hafıza problemi yaşamadığından mutlu olan Evan bir gün uzun süredir eline almadığı günlüklerini inceler ve olay aslında tam da burada patlar.
Zamanda yolculuğun gerçekten farklılıklar ve böyle ilginç bir işlenişle bize sunulması beni oldukça etkiledi. Her yaptığı yolculuğun farklı sonuçlar doğurması tam da filmin ismini destekler nitelikte gerçekten.
Başka bir şey söyleyip ağzımdan hiçbir şey kaçırmak istemiyorum. Söyleyeceğim tek şey 'Evan sen gerçekten çok cesursun ve annenin de söylediği gibi bir mucizesin.' 🍀
Ve filmin başında yer alan, benim de çok sevdiğim söz;
"Kelebeğin kanat çırpışı kadar küçük bir şeyin dünyanın yarısı kadar uzakta bir tayfuna sebep olabileceği söylenir."
Kardeşimin Hikayesi- Zülfü Livaneli 'Aşk,bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.' Beni sonuyla şaşkına uğratan kitap... 'Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli bir mühendis genç, güzel ve meraklı gazeteci…devamıKardeşimin Hikayesi- Zülfü Livaneli
'Aşk,bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.'
Beni sonuyla şaşkına uğratan kitap...
'Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli bir mühendis genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikaye gitgide insan ruhunun ve aşkın karanlık labirentlerine doğru yol alan baş döndürücü bir serüvene dönüşür.'
Gerçekten muhteşem bir romandı. Öyle bir etkiledi ki beni. Yıllar geçse de hala aklımda kalacak...
Kitapla alakalı hiçbir şey söyleyip okuyacak olanlara ağzımdan bir şey kaçırmak istemiyorum. O yüzden okuyun demekten başka bir şey gelmiyor elimden.
Gün içerisinde elime aldım ve bitti. Eser gerçekten de çok akıcıydı bence. Zülfü Livaneli'nin okuduğum ikinci eseriydi. Sanırım okumaya da devam edeceğim. Fazlasıyla beğendiğim bir eseri oldu.
Ve kitaplığıma baktığımda hafif bir tebessümle karşılık vereceğim bu esere.. 🍀
Birkaç alıntı bırakmak istiyorum;
-Ne denir bilirsin: Denizler ötesine giden kişi yalnızca iklimi değiştirmiş olur, aklını değil.
- Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar. Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz.
Okumanız dileğiyle 🌼
Lyon'da Düğün - Stefan Zweig Gerçekten 3 güzel öykü ile taçlandırılmış bir eser. Benim en çok sevdiğim esere de adını veren 'Lyon'da Düğün' oldu. Hikaye de Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir…devamıLyon'da Düğün - Stefan Zweig
Gerçekten 3 güzel öykü ile taçlandırılmış bir eser. Benim en çok sevdiğim esere de adını veren 'Lyon'da Düğün' oldu. Hikaye de Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikayesinden bahsediliyor. Gerçekten güzeldi..
"Fakat hayat mucizeleri sevse de, gerçek mucizeler konusunda cimri davranır."
İkinci hikaye olan 'İki Yalnız İnsan', acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler.
"Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerinde karşılık buluyordu, çünkü onların acıları akrabaydı."
Üçüncü hikayemizse 'Wondrak'
Bohemya'nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan Ruzena hamile kalır. Çocuğunu eline aldığında yaşama tutunur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Eserde Ruzena nın çaresizliğini buram buram hissettim. Ve bu beni gerçekten üzdü.
"Sakat ve biçimsiz varlık yeterince sıkıntısı, derdi yokmuş gibi sağlıklı ve kusursuz varlıkların nahoş davranışlarına da katlanmak zorunda kalır."
"Karakterlerinin başlarından geçenler 'yazgı' değil insanlığın iflasının sonucudur."
Bir Stefan Zweig eseri daha. Ve ben yine beğendim 🍀 Bütün eserlerini okuma fırsatı bulabilme dileğiyle 🌼
Okumanız dileğiyle 😇
-Yüzyıllık İhanet/ Güzide Kotan "İki genç kız. İyi ve kötü yan yana Onlar çocukluk arkadaşıydılar, kardeşten öteydiler. Mağduriyetine, arkadaşının saplantı olan kıskançlığı yol açtı." Suna'nın kıskançlık ve takıntısı yanında entrikalarını da getirdi. İnsan gerçekten duruyor ve düşünüyor; Bir arkadaş bunları…devamı-Yüzyıllık İhanet/ Güzide Kotan
"İki genç kız. İyi ve kötü yan yana
Onlar çocukluk arkadaşıydılar, kardeşten öteydiler.
Mağduriyetine, arkadaşının saplantı olan kıskançlığı yol açtı."
Suna'nın kıskançlık ve takıntısı yanında entrikalarını da getirdi.
İnsan gerçekten duruyor ve düşünüyor;
Bir arkadaş bunları nasıl yapabilir? Ve bu arkadaş kardeşten de öte dediğin bir kişi. Gerçekten de şeytani oyunlarla arkadaşının canını fazlasıyla yaktı. Ve Bahar da bu oyun çarkına sıkışıp kaldı. Masumiyetini bile ifade edemedi.
Bahar ve Belladonna benzerliği... Ve aslında geçmişteki yaşamda ki kişi olduğunu öğrenmesi eserin güzel bir detayıydı bence.
Fırat nasıl güvenmezsin ya. Bir insan sevdiğine güvenmiyorsa zaten sevgisinden şüphe ederim. Demek ki hiç sevmemişsin sen Fırat.
O son neydi öyle. Hiç görmek de istemediğim bir şeydi. Her zaman iyiler kazanamıyor ne yazık ki.
Dünyada ;
Suna gibi arkadaş var mı? Asrın gibi körkütük aşık olup da onun için gözünü karartan ve her şeyi yapan var mı? Fırat gibi güvensiz sevgisini gerçek aşk sanan var mı? Bahar gibi bu kadar masum olup da böylesine suçlanan var mı?
Umarım gerçekleri görebilecek Baharlar fazlalıktadır.
Güzel bir eserdi. Elime aldığım gibi bitirdim diyebilirim. Ben sevdim. Okumanız dileğiyle 😇
-"Yüzyıllık ihanet hakikatiydi.
Kader çizgisi hakikat olandı. Hakikat ise değişmiyordu."
-'Gözünün gördüğüne değil, yüreğinin dediğine kulak ver. Zira göz aldatır, ama yüreğinin sesi aldatmaz. Hakikat olan içinden gelen sestir' demişti. Hakikat senin masumiyetindi. Hakikati o gün gözlerinde ve yüreğinde görmeliydim."
- En can alıcı hayat bağları ile kıza dolanmış, yüreğine alıp kördüğüm ile hapsetmişti.
Şimdiden İyi Okumalar 🧡