Kimse üzülerek bakmasın bana, acı geçmişimi sormasın bana, bir tek kadeh bile içmeden daha, seven kalbim sarhoş ben sarhoş oldum. (evlilik olmayacaktı zaten içmeyeceğimde sanırım hadi eyv)
Ailemde akrabalarımda bildi bu olayı artıkın kızı kafamdan sildim attım denebilir. Bitmiştir arkadaşlar teşekkürler. Aşkın en saf halini senle yaşadım yinede teşeklürler sevgilim. (bir anlık duygu patlamasıyla her şeyi anlattım aw bi kerede dinleyin şu kardeşinizi işte illa anlatcanız)
Ben bu hayatta şunu öğrendim: hayat hiçbir zaman senin istediğin şekilde ilerlemiyor gitmiyor.10 seneden beri sevdiğim bir kız vardı. Sevdimde ne oldu? Koca bir hiç! Evet, koca bir hiç... kız ne benim kafamda kurduğum profile uyuyordu ne de tip olarak…devamıBen bu hayatta şunu öğrendim: hayat hiçbir zaman senin istediğin şekilde ilerlemiyor gitmiyor.10 seneden beri sevdiğim bir kız vardı. Sevdimde ne oldu? Koca bir hiç! Evet, koca bir hiç... kız ne benim kafamda kurduğum profile uyuyordu ne de tip olarak eski halinden eser vardı.. karakteri,kişiliği falan komple değişmişti. Her zaman en büyük darbeyi hayat vurur. Unutmayın beyler sevginiz her zaman boşa çıkabilir. Bunu göz ardı etmeyin asla hayatta. Ve red yediğinizde hayata kaldığınız yerden devam etmesini bilin. Onca sene sevmişim kafama takmışım, değdi mi? Tabii ki değmedi aw ne bekliyodunuz.. kız beni unutmuş bile.. Her seni seviyorum diyene de inanmayın.(Fotoğrafta göründüğü kadar masum değil kızlar.. kızla evlilik hayalleri bile kurdum sonuçç?? Bu arada bu olayı annem falan biliyor)
Günaydın bu arada..
Ve olgunluk, her şeye rağmen hala kötü bir şey konuşturtmayıp canı sağolsun diyebilmektir
Seviyorum ulan seni uzaktan seviyorum seni kokunu alamadan boynuna sarılamadan yüzüne dokunamadan sadece seviyorum ulan seni öyle uzaktan seviyorum ki elini tutmadan yüreğine dokunmadan gözlerinde dalıp dalıp gitmeden seviyorum ulan seni seviyorum işte şu üç günlük sevdalara inat serserice değil…devamıSeviyorum ulan seni uzaktan seviyorum seni kokunu alamadan boynuna sarılamadan yüzüne dokunamadan sadece seviyorum ulan seni öyle uzaktan seviyorum ki elini tutmadan yüreğine dokunmadan gözlerinde dalıp dalıp gitmeden seviyorum ulan seni seviyorum işte şu üç günlük sevdalara inat serserice değil ama adam gibi seviyorum be adam gibi öyle uzaktan seviyorum yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden en çılgın kahkahalarına ortak olmadan en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan seviyorum ulan seni öyle uzaktan seviyorum ki öyle uzaktan kırmadan dökmeden seviyorum işte parçalamadan seviyorum ulan seviyorum be üzmeden kırmadan dökmeden ağlatmadan seviyorum işte öyle uzaktan seviyorum seni Sana söylemek istediğim her kelimeyi dilimde parçalayarak seviyorumdamla damla dökülürken kelimelerim masum bir kağıtta seviyorum seviyorum ulan seni seviyorum işte(bu sözler Cemal Süreya'ya ait değildir genel kültür olsun🤗🤙)
Arkadaşlar sevdiğim kızı, o her şeyden herkesten çok sevdiğim, kıskandığım yarimi 10 sene aradan sonra buldum(dile kolay 10 sene..). Yarın veda mektubumu yazacağım. Sonuç ne olursa olsun. Artık ölsemde gam yemem.
Dünyanın yükünü sırtlamışım gibi hissediyorum yemin ederim.. Furkan oğlum bu girdaptan çıktın çıktın çıkamadın sonumuz yaş. (dertsiz insan mı varmış dünyada salla diyorum ama olmuyor ulan ne çektirdiniz bu dünyada bize be kızlar kafam o kadar dolu ki anlatamam) Arkadaşlar…devamıDünyanın yükünü sırtlamışım gibi hissediyorum yemin ederim.. Furkan oğlum bu girdaptan çıktın çıktın çıkamadın sonumuz yaş. (dertsiz insan mı varmış dünyada salla diyorum ama olmuyor ulan ne çektirdiniz bu dünyada bize be kızlar kafam o kadar dolu ki anlatamam)
Arkadaşlar size bir iyi bir kötü haberim var: kızı buldum, sonunda! Ama kötü haber şu ki kız artık geçmişinden kimseyle ilgilenmiyormuş. Bitti artık sonunda. Tanrım sana binlerce kez şükürler olsun. Bitti bu 10 yıllık hasret. @razorblade Hanıma teşekkürü bir borç bilirim..
Film aslında küçük yaşlardaki çocuklara yönelik yaptırıılan silahlı eylemlerin alegorik bir anlatımı. İsminde de Weapons yani Silahlar ibaresi geçiyor zaten. Hayır daha ne kadar açık ve anlaşılır olabilir filmin vermek istediği mesaj? Sinemada en arkada yan tarafımda malın biri köşede…devamıFilm aslında küçük yaşlardaki çocuklara yönelik yaptırıılan silahlı eylemlerin alegorik bir anlatımı. İsminde de Weapons yani Silahlar ibaresi geçiyor zaten. Hayır daha ne kadar açık ve anlaşılır olabilir filmin vermek istediği mesaj? Sinemada en arkada yan tarafımda malın biri köşede telefonla konuşuyor, içten içe iki film zevkimizin içine sıçtı adam dedim ama cengaver kadının biri susar mısınız dedi en arkanın bi önünde adam sustu.(mal aw adam filmi izlemeye değil vakit öldürmeye gelmiş angut diyecen) Sonram oh dedim. Her neyse filme dönecek olursam. Film korku ögelerini yerinde kullanmıştı. Bence kült bir film kategorisine bile girebilir. Ama tabi Eggers'in Nosferatu'su gönlümde hala bir numaradır o değişmez ve değişmesi teklif dahi edilemez. Filmin konusunu ve işleyişini anlatacak olursamda, zaten filmde düz bir çizgide daha doğrusu normal bir filmdeki gibi ilerlemediğinden filmdeki karakterlerin gözünden aynı olayları farklı şekilde farklı bakış açılarıyla izliyoruz. Spoiler vermeyeceğim ama midesi kaldırmayan izlemesin. Özellikle final sekansı çok kötüydü ya cidden. Öndekiler gülüyo falan.. İlk defa bi sinemada korku filmi kalabalıktı.
(bu filmi düz bi korku filmi olarak görenlerde filmin taşıdığı derin mesajı anlamadan gülüp geçiyor işte ula ne adamsınız asıl siz gülünecek adamsınız)
Özetle bir korku klasiği olmasada senaryosu ve kurgusuyla harika bir horror movie sizi bekliyor olacak. Bu arada yine söylüyorum filmi boklayanların film hakkında en ufak bir fikri yok.
⚠️Spoiler İçeren Alan⚠️
(Buradan sonrası alıntıdır)
gelelim filmin didaktik tonuna. efendim şimdi bu öykü, abd topraklarında yaşanan can yakıcı problemleri kendince anlatan bir deneme. abd bildiğiniz gibi silah satışının yeterince denetlenmediği ve küçücük yaşta çocukların, ağır makineli tüfeklere bir şekilde erişebildiği ve ne yazık ki cinayet işleyebildikleri bir yer. okullar, bu korkunç eylemin, en sık kullanılan mekanlarındandır. film, elbette bu dev sorun hakkında kurgulanmış ve filmdeki cinayet işleme makinesine, yani weapons'a (silahlara) döndürülen çocuklar, aslında açık biçimde sistem eleştirisi. bu eleştiri bazı bünyelere bi tık fazla gelebilir. açıkçası beni pek rahatsız etmedi. kayıp çocuk matthew'ın babası archer'ın, evin üzerinde gördüğü devasa makineli tüfek detayı da zaten bununla ilgili.
...
filmi beraber izlediğim arkadaşımın dediğine göre bu film, meşhur can sıkıcı olay epstein list'in alegorik anlatımıymış. bilmeyenler için söyleyelim, tutukluyken hapishanede şüpheli şekilde ölen jeffrey epstein, bir çok ünlünün de dahil olduğu, pedofiller için bir adada, çocukların istismar edildiği insanlık suçunda başrol oynamıştı. işte bu filmde de çocukların bedenlerini ele geçiren cadının, bedeninin iyileşmesi için çocuklara büyü yapması gerekiyor. çocuklar bu istismarın intikamını, neyse ki cadıdan almayı başarıyordu. ancak uğradıkları lanetten maalesef tam olarak kurtulamıyorlardı. yani aynı istismar edilip o iğrenç adadan kurtulmuş olan çocukların, travmalarının bir türlü iyileşmemesi gibi.
⚠️Spoiler Bitmiştir Şimdi Dağılabilirsiniz⚠️
https://eksiseyler.com/weapons-neden-bu-senenin-en-iyi-korku-filmlerinden-biri
Anderson da aynısını yapıyor ve bunu daha aktif, dikkatli bir okuma yöntemi olarak öneriyor. “Aslında kitap blogu yazmaya böyle başladım,” diyor. “Sadece ne okuduğumu hatırlamak istiyordum.” Bu notların mutlaka çok derinlikli olması gerekmiyor. Benimkilerin çoğu soru işaretiyle bitiyor, çünkü yazarken…devamıAnderson da aynısını yapıyor ve bunu daha aktif, dikkatli bir okuma yöntemi olarak öneriyor. “Aslında kitap blogu yazmaya böyle başladım,” diyor. “Sadece ne okuduğumu hatırlamak istiyordum.” Bu notların mutlaka çok derinlikli olması gerekmiyor. Benimkilerin çoğu soru işaretiyle bitiyor, çünkü yazarken bunun saçma olabileceğinin farkındayım. Ama en asgarisini bile yapsan – örneğin o yıl içinde okuduğun kitapların bir listesini telefonunda tutsan – tüm o kelimelerin beyninden uçup gitmesini engellersin (ya da en azından yavaşlatırsın).
Karşı bir bakış açısı: Ne büyük bir Viktorya dönemi romanında ne de karmaşık bir kurgu dışı eserde her şeyi tam anlamıyla kavramaya saplantılı hale gelmek istemezsin; bu seni zor bölümlerde takılıp kalmaya mahkûm edebilir. Çözüm ne mi? Oliver’a göre çocuk gibi okumak. “Kitabın %20’sini tam anlayamıyor olabilirler, bazı şeyler onlara belirsiz gelir, ama okumaya devam ederler. Ve genel olarak kitabı kavrarlar.” The Great Gatsby’yi eline alırsan, diyor, “Bazı cümleler diğerlerinden daha az anlamlı gelecektir. Ama bu bir mesele değil.” Sadece baştan sona oku ve romanın o meşhur “yeşil ışığı” ne anlama geliyor diye endişelenmeyi sona bırak.
Ne okuyacağını bilememek de bir başka mesele olabilir. Anderson’a göre “yeniden kitap okumaya başlamak isteyen” biriysen, geçmişte gerçekten keyif aldığın bir kitabı düşün, sonra internete gir ve o kitabın başka hangi eserlerle birlikte anıldığını araştır. Daha eski kitapları okumak istiyorsan, Oliver’a göre en sevdiğin modern yazarları kimlerin etkilediğini bul. Sonra onları etkileyenleri bul, sonra onları… Bu süreç seni yavaş yavaş “eski yazım tarzlarına” alıştıracaktır. Edebiyat içerikleri paylaşan influencer’ları takip edebilirsin; belli bir tarihe kadar kitap bitirme baskısı yaratan sosyal bir deneyim için kitap kulüplerine katılabilirsin. İyi haber şu: İşler giderek kolaylaşıyor. Ne kadar çok okursan, nelerden hoşlandığını o kadar iyi anlıyorsun. Ve bir kitabı sevmezsen? Bırak gitsin.
(Umarım kitap okuma alışkanlığımı tekrar kazanırım, biz Tolstoy'dan devam ..birkaç kitap sonra sendeyim)
Yaptığım şu : işe gidiyorum , işten geliyorum, yoruluyorum sonra film veya YouTube takılıp uyuyorum, ya da direkt uyuyorum. Sonra sabah oluyor sıcaktan(sıcak bahane bu arada) ya okuyamıyom ya da yine tekrar işe gitmem gerekiyor. Bu döngüyü kıracağıma inanıyorum...
https://gq.com.tr/dahasi/nasil-daha-fazla-kitap-okunur-ve-gercekten-keyif-alinir