Ne sıkıcıydı ne de sürükleyici. Ama kendini okutuyor işte. Normaldi ve iyiydi yani. Çok bir olayı yoktu bence. Ağır kitaplardan sonra çerezlik niyetine okunur.
Spoiler içeriyor
(bana göre spoilerlık bir durum yok ama her şeye spoiler diyenler yüzünden işareti koydum) Leziz kadavralar okuyorum, hayvanlara bulaşan ölümcül bir virüs yüzünden tüm hayvanları katlediyorlar. Ama canları et çektiği için insanları kaçırıp yemeye başlıyorlar. Devlet bunun önüne geçemediği için…devamı(bana göre spoilerlık bir durum yok ama her şeye spoiler diyenler yüzünden işareti koydum)
Leziz kadavralar okuyorum, hayvanlara bulaşan ölümcül bir virüs yüzünden tüm hayvanları katlediyorlar. Ama canları et çektiği için insanları kaçırıp yemeye başlıyorlar. Devlet bunun önüne geçemediği için insan yetiştirme ve kesme fabrikaları kuruyor. Ve yasal şekilde insan yemeye başlıyorlar.
Hayvanlara olan virüs olayı da aslında netleşmiş bir şey değil ve bunu kanıtlamaya çalışan kişiler birden kazayla ya da kalp kriziyle vs ölmeye başlıyor. Konusu böyle kitabın. İlk başta içinde bulunduğumuz ve yaşanması ihtimal dahilinde olan bir şeyin farkındalığı için yazıldığını düşündüm ama okumaya devam ettikçe bana pek öyle gelmedi. Bazı yerlerde gereksiz bir vahşet yazılmış. İşkence bölümlerini fazla ayrıntılı yazmış. Öyle ki hassasiyeti olan kişilerin okumasını tavsiye etmiyorum. Dışarıdan bakıldığı zaman insanların aslında ne kadar kötü,ne kadar vahşi ve riyakar olduğunu anlatıyor. Bakış açısını okuduğumuz karakter zaten riyakarın vücut bulmuş hâli. Dolu dolu sövesim geliyor o derece iğrenç birisiydi. Kimseye de tavsiye edemem okunmasa da olur yani. Sinirden aklımdaki şeyleri doğru düzgün yazamadım bile.
Spoiler içeriyor
"Neden bağırmadılar, John? Canlarını acıtıp kanattı, anne babaları hemen yukardaydı, öyleyse neden bağırmadılar?" John o dalgın gözleriyle bana baktı. "Birisine, 'Eğer ses çıkarırsan seni değil, kardeşini öldürürüm,' dedi. Diğerine de aynı şeyi söyledi. Anladın mı?" "Evet," diye fısıldadım. Anlamıştım. Karanlıkta…devamı"Neden bağırmadılar, John? Canlarını acıtıp kanattı, anne babaları hemen yukardaydı, öyleyse neden bağırmadılar?"
John o dalgın gözleriyle bana baktı. "Birisine, 'Eğer ses çıkarırsan seni değil, kardeşini öldürürüm,' dedi. Diğerine de aynı şeyi söyledi. Anladın mı?"
"Evet," diye fısıldadım. Anlamıştım. Karanlıkta Detterick'lerin verandası. Wharton'un bir zebani gibi üzerlerine eğilmesi. Belki kızlardan biri ağlamaya başlamıştı ve Wharton ona vurdu, kızın burnundan kan boşandı. Kanın çoğu oradan gelmişti.
"Onları sevgileriyle öldürdü," dedi John. "Birbirlerine olan sevgileriyle. Nasıl olduğunu anlıyor musun?"
Başımı salladım. Konuşamıyordum.
Gülümsedi. Gözyaşları yine akıyordu, ama gülümsedi. "Bu her gün olur," dedi. "Dünyanın her yanında." Sonra yatıp yüzünü duvara döndü.
Kısa ama komik ve eğlenceli bir kitaptı. Elime aldığım gibi bitirdim. Özellikle cinsel ilişki sahneleri çok komiğime gitti çünkü aynı Facebookun sapık dayılarının yazdıkları gibiydi. Artık yazar bunu komiklik olsun diye mi böyle yazdı yoksa cidden ilişki anlayışı mı bu…devamıKısa ama komik ve eğlenceli bir kitaptı. Elime aldığım gibi bitirdim. Özellikle cinsel ilişki sahneleri çok komiğime gitti çünkü aynı Facebookun sapık dayılarının yazdıkları gibiydi. Artık yazar bunu komiklik olsun diye mi böyle yazdı yoksa cidden ilişki anlayışı mı bu bilemiyorum.
Sevdiği adam tarafından,karnındaki bebeği ile öldürülen Ayana intikam için ululara yalvarır ve kendisini savaşçı bir kadının bedeninde bulur. Konusu bu şekilde başlıyor. Kitabı ilk gördüğüm zaman konusunu bilmediğim hâlde almayı çok istedim. Garip bir şekilde beğeneceğimi düşünüyordum,ama geçen ay başlamama…devamıSevdiği adam tarafından,karnındaki bebeği ile öldürülen Ayana intikam için ululara yalvarır ve kendisini savaşçı bir kadının bedeninde bulur. Konusu bu şekilde başlıyor. Kitabı ilk gördüğüm zaman konusunu bilmediğim hâlde almayı çok istedim. Garip bir şekilde beğeneceğimi düşünüyordum,ama geçen ay başlamama rağmen bu ay anca bitirebildim. Kitap o kadar ağır başladı ki sıkıntıdan rs girdim resmen. İlk 250 sayfa hem çok bir olayı olmadı hemde çoğu cümleyi tekrar tekrar okudum. Aynı olayı hem kadının bakış açısından hem prens ve Yuel'in açısından okumak beni bunalttı. Neyseki bu durum 250. sayfadan sonra baya azaldı. Sonrasında olaylarda daha hızlı ilerledi. Karakterlerin iç dünyasını okumakta bende hepsi aynı kişiymiş izlenimi bıraktı. Mesela Yuel'in iç dünyasını sık sık okumak onun o korkulan suikastçı havasını bana geçiremedi. Öyle ağır bir karakterin iç dünyası, duyguları bence son sayfalarda aktarılsa katakterin daha iyi yansıtılmasını sağlardı. Tabi bu benim düşüncem. Kitap bana bugüne kadar izlediğim fantastik kore/Çin dizi/filmlerinin toplaması gibi geldi. Bildiğim şeyleri okuyormuş gibi hissettiğim için şok olduğum ya da etkilendiğim bir an olmadı. Ama yazarın kaleminin güçlü olduğunu ve gayet gelişebileceğini düşünüyorum, zaten o gelişme farkını bu kitapta bile ilk 250 sayfa ile kalan sayfalar arasındaki farktan anlayabiliyorsunuz.
Spoiler içeriyor
Kitabın konusu ölen sevgilisini gömmeye ya da yakmaya gönlü el vermeyen Dam karakterinin sevgilisini yemesi üzerine. Konu her ne kadar vahşice görünsede aslında hikayenin altında hayatın acımasız gerçekleri yatıyor. Dam ve Gu çocukluktan beri tanışan arkadaşlar. Her ikisi de kendi…devamıKitabın konusu ölen sevgilisini gömmeye ya da yakmaya gönlü el vermeyen Dam karakterinin sevgilisini yemesi üzerine. Konu her ne kadar vahşice görünsede aslında hikayenin altında hayatın acımasız gerçekleri yatıyor. Dam ve Gu çocukluktan beri tanışan arkadaşlar. Her ikisi de kendi hallerinde,içine kapanık, hayatla boğuşan kişiler. Dam'a nazaran Gu daha çok silik ve özgüvenden yoksun bir karakter. Her zorlukta Dam'ı terk etmesi, hatta bir terk edişinde aylarca başka bir kadınla olması beni her ne kadar sinir etse bile kendisine çokça üzüldüm. Ailesi yüzünden yaşadığı her gün cehennem gibi geçti. Bence ölmeden öncede pek yaşıyor sayılmazdı. Sadece artık daha fazla yorulmayacak. Dam ise yetim,önce dedesi o ölünce de teyzesi ile yaşamış bir kız. Anne ve babasını hiç görmemiş bile. Sanırım hayatındaki bu eksiklik yüzünden Gu'ya çok ayrı bir bağlılığı vardı.Gu onu kaç kere bırakırsa bıraksın yeniden adım atan kişi hep Dam oldu. Kitabı seveceğim bir olay olmadı ama kötü diyeceğim bir olayda olmadı.Hayatın 2 genci kendi seçimleri olmadığı halde bir yok oluşa sürükleyişini okudum ben daha çok. Sevgilisinin ölümü Dam için son damla oldu,onu kendisi ile yaşatma düşüncesi ile yemesi bana korkunç ya da mide bulandırıcı gelmedi. Yıllarca her şeyi içine atan birisinin yaşadığı onca acıdan sonra mantığını kaybetmesi gayet doğaldı bence. Bana asıl korkunç gelen yazarın kitap sonundaki "sevgilimin etini hep ısırıp yemek istemişimdir" demesi oldu... Yazara dikkat edin jhsgfjwkwkjhuj
Get schooled manhwasının dizisi. Cast olarak berbat olmuş. Karakterleri de hakkı ile canlandıramamışlar. Özellikle Han Rim hiç ama hiç olmamış. Tamam manhwasında da fevri birisiydi ama aptal ve deli gibi hareketler yapan birisi değildi. Dizide ciddi anlamda kaçık yapmışlar. Fiziksel…devamıGet schooled manhwasının dizisi. Cast olarak berbat olmuş. Karakterleri de hakkı ile canlandıramamışlar. Özellikle Han Rim hiç ama hiç olmamış. Tamam manhwasında da fevri birisiydi ama aptal ve deli gibi hareketler yapan birisi değildi. Dizide ciddi anlamda kaçık yapmışlar. Fiziksel görünüş olarakta gram ilgilenmemişler hiç birisi ile.Konularını da aşırı karışık ve eksik işlemişler. Ben izlerken Get schooled den ayrı tutarak izledim.Manhwasından ayrı tutarak izlenirse gayet iyi dizi olmuş çünkü.Aksiyon sahneleri güzeldi. Duygusallığı ayarındaydı. Verilmek istenen mesajı da güzel vermişlerdi.
Nicolas Cage'in yaşı yüzünden yanlış seçim olduğunu düşünmüştüm ama role harika uymuş. Komedi,aksiyon,dark tema aşırı iyi yansıtılmış. Her bir bölümünden ayrı bir keyif aldım. Moon knight dizisinden sonra en sevdiğim dizi oldu.
Spoiler içeriyor
Bu kitabı sürekli okumaya niyetlenip bir türlü okuyamıyordum. Dün gece başladım ve sabah bitirdim. İlk cidden merak ettiriyor ve sarıyor. Hatta küçücük yazılarına rağmen akıp gidiyor. Gerilimi hissettiriyor eh evet biraz. En başta acaba paranormal ya da ana karakterlerin şu…devamıBu kitabı sürekli okumaya niyetlenip bir türlü okuyamıyordum. Dün gece başladım ve sabah bitirdim. İlk cidden merak ettiriyor ve sarıyor. Hatta küçücük yazılarına rağmen akıp gidiyor. Gerilimi hissettiriyor eh evet biraz. En başta acaba paranormal ya da ana karakterlerin şu gittikleri yerde manyak bir katilin yaşadığını öğrendiğimiz filmler olur ya onun gibi bir şey mi diye düşündüm çünkü o havayı verdi. Kitabın yarısına kadar sevdim o yüzden ama son o yarısı..... Abi ben bunca şeyi öyle bir olay kurgusu yüzünden mi okudum ya. Saçma sapan bir şeydi sonu ya. Karakterlerin hepsi leş hiç birisini sevmedim. Hepsi ayrı ayrı midemi bulandırdı. Yazar ters köşe yapıcam diye her tuşa basmış. Hadi güzel bir intikam vs okurum diye düşündüm o da olmadı. İğrenç insanları okuyarak zaman kaybettim resmen. Bu yazarında kitaplarını tekrar almam büyük ihtimalle. Cidden son dönem çıkan kitaplarda ters köşe yapmak uğruna saçmalanmasından gına geldi ya. Gerilim polisiye alacağım zaman on kere düşünür oldum acaba hayalkırıklığı olur mu diye kaygılanmaktan.
Çalınan kraliçe iki karakterin hayatını konu alıyor. Müze küratörü olan Charlotte ve o müzenin en sıkı takipçisi Annie. Charlotte gençliğinde arkeolojik kazılara katılan bir kadındı. O kazılardan birisinde başına her ne geldi ise lanetlendiğine inanıp 41 yıl boyunca Mısır'a ayak…devamıÇalınan kraliçe iki karakterin hayatını konu alıyor. Müze küratörü olan Charlotte ve o müzenin en sıkı takipçisi Annie. Charlotte gençliğinde arkeolojik kazılara katılan bir kadındı. O kazılardan birisinde başına her ne geldi ise lanetlendiğine inanıp 41 yıl boyunca Mısır'a ayak basmamış. Öncesi ve sonrası şeklinde bu olayları okuyoruz. Annie ise şans eseri o çok sevdiği müzede çalışmaya başlar. Daha 1 hafta olmamışken yaptığı hata yüzünden müzenin en gözde parçası gök mavisi kraliçe heykeli çalınır. Suç üstüne kalan Annie kendini temize çıkarmanın yollarını arar. Aynı soygun sebebiyle Charlotte geçmişiyle yüzleşmek üzere Mısır'a gitmeye karar verir. Annie de gerçek suçluları yakalayıp kendini temize çıkarmak için Charlotte'un peşine takılır. İki kadının maceralarını,dram hayatlarını ve hayata tutunma mücadelelerini okumak benim için çok keyifli yer yer üzücü oldu. Erkeklerin kadınların bile emeğine konduğu o dönemde Charlotte ve Annie usanmadan kendi sınırlarını aşarak başarının peşinde koştular.