Alişan Kapaklıkaya'ya öğrencilerinin yolladığı mektuplardan oluşan bir kitaptı. O kadar kederli bir hayatları varmış ki okurken ağlamamak elde değil. Ebeveynlerin çocuklarına olan davranışlarının nelere sebep olacağını, çocukları nasıl bir ruhsal çöküntüye iteceğini anlatmış her bir öğrenci yaşadıkları şeylerle. Ebeveynlerin, ebeveyn…devamıAlişan Kapaklıkaya'ya öğrencilerinin yolladığı mektuplardan oluşan bir kitaptı. O kadar kederli bir hayatları varmış ki okurken ağlamamak elde değil. Ebeveynlerin çocuklarına olan davranışlarının nelere sebep olacağını, çocukları nasıl bir ruhsal çöküntüye iteceğini anlatmış her bir öğrenci yaşadıkları şeylerle. Ebeveynlerin, ebeveyn olmayı düşünenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Çocuk kalbinin ne kadar hassas olduğunu çoğu kişi kavrayamıyor maalesef.
Kitapta yazar kendi depresyon sürecinden,bu süreçte yaşadıklarından ve nasıl atlattığından bahsetmiş. Özellikle depresyonla savaşan kişilerin muhakkak okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sizi depresyondan çekip çıkaracak şeyler yazmıyor,ama birisinin sizi anladığını hissettiriyor. Kendinizi okuyormuşsunuz gibi. Depresyonla boğuşan birisi olarak biliyorum…devamıKitapta yazar kendi depresyon sürecinden,bu süreçte yaşadıklarından ve nasıl atlattığından bahsetmiş. Özellikle depresyonla savaşan kişilerin muhakkak okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sizi depresyondan çekip çıkaracak şeyler yazmıyor,ama birisinin sizi anladığını hissettiriyor. Kendinizi okuyormuşsunuz gibi. Depresyonla boğuşan birisi olarak biliyorum ki bazı şeyleri yakınlarınızla bile paylaşamıyorsunuz bazen. İşte bu kitap içinize attığınız o karanlık şeyleri sadece sizin yaşamadığınızı ve bunun gayet normal bir şey olduğunu anlatıyor. Gerçekten çok güzel, faydalı bir kitap. Okurken, konuşmadan birisiyle dertleşiyormuş gibi hissettim. Kendimi izliyor gibi. Anlaşıldığınızı ve yalnız olmadığınızı bilmek içinizdeki kaygıyı kesinlikle hafifletecek. Neredeyse kitabın tüm sayfalarına post-it yapıştırdım. 256 sayfa su gibi akıp gidiyor. Şiddetle tavsiye ederim.
Spoiler içeriyor
İntihar dükkanı nesilden nesile geçmiş, intihar etmek isteyen insanlara eşyalar satan bir işletme. Son sahipleri bay ve bayan (Mishima ve Lucrèce) Tuvache. 2 erkek 1 kız olmak üzere 3 çocukları var. Bay ve bayan Tuvache çocuklarını da kendileri gibi umutsuz…devamıİntihar dükkanı nesilden nesile geçmiş, intihar etmek isteyen insanlara eşyalar satan bir işletme. Son sahipleri bay ve bayan (Mishima ve Lucrèce) Tuvache. 2 erkek 1 kız olmak üzere 3 çocukları var. Bay ve bayan Tuvache çocuklarını da kendileri gibi umutsuz ve mutsuz insanlar olarak yetiştirmeye çalışıyor. İlk iki çocukları istedikleri yolda yürümeye başlamış olsa da en küçük ve kazara olan çocukları Alan resmen ailesinin isteklerinin zıttı bir hayat yaşamak için dünyaya gelmiş. Ailesinin aksine son derece mutlu,sevgi ve huzur dolu bir çocuk. En kötü şeylere bile pozitif yaklaşabilen birisi. İçindeki sevgi o kadar fazla ki tanıdığı tanımadığı herkesle paylaşmaya çalışıyor. Bu yüzden dükkana intihar malzemeleri almak için gelen müşterileri vazgeçirmeye çalışıyor ya da tehlikeli ürünleri zararsız olanları ile değiştirip etkisini yok ediyor. Kitabın adı ve konusu ne kadar dramatik bir hava verse de genel olarak baya gülerek okudum kitabı. Trajikomik derler ya işte yazar konuyu o tarzla ele almış. Tabi bu kitabın düşündürücü bir yanı olmadığı,size bir şey katmayacağı anlamına gelmiyor. Tuvache ailesi dahil gelen tüm müşteriler büyük bir karanlığın içine doğmuş. Sürekli umutsuzluk ve kötü şeyler olmuş hayatlarında. Kalabalıklar içinde yalnız geçmiş ömürleri. Öyle ki bazıları bir gülüşe bile muhtaç ve hasret kalmış,bunu dükkana gelen bir müşterinin Alan'ın güldüğünü görünce "gülümseyen bir çocuk görmek insanın içine su serpiyor" demesinden daha iyi anlıyoruz. Kitapta bir yerden sonra müşterilere "Kurban" denmeye başlanmıştı. Bu hitap bana çok anlamlı geldi. Çünkü,evet insanlar önce hayatın sonra kendilerinin kurbanı olmuştu. Hayat onları bir karanlığa gömmüş,kimse ışık tutmamış ve bunun sonucunda kurbanlar kendilerini karanlıkla bir bütün haline getirmiş. Buna örnek olarak Tuvache ailesini vermek istiyorum. Mishima ve Lucrèce ruh ikizi gibiler,ikisi de son derece negatif ve mutsuz insanlar olmalarına rağmen birbirlerini bulmuş tam olmuş üstüne (Alan kazara olsa bile) 3 çocuk yapıp aile kurmuşlar. Ama hiç biri birbirini mutlu etmek,kurtarmak adına bir şey yapmamış. Sevginin ve sevmenin gerçek anlamına kendilerini açmamış. Onlar için bu kişi Alan oluyor işte. Çocuk saf sevgi ve neşe ile doğmuş resmen. ***** Buradan sonrası spoiler*****Ve ailesi ne yaparsa yapsın asla onu değiştiremedi. Tam tersi o ailesini hatta dükkana gelen bir çok "kurbanı" değiştirdi. Onları sevgi ve umut dolu insanlar haline getirdi. Kitabın son kısmında tam anlamıyla pozitiflik hakimdi resmen. Kitabın bu kısmı bana umut olmuştu biraz. "Demek ki karanlıkta doğmuş ruhlarda bir gün huzur bulabilir" diye düşünmüştüm. Sonra Alan intihar etti... NEDEN???? Neden yani?? Neden? Onca çaba ne içindi? Bu ne demek? "Ne kadar büyük ve uzun süren ızdıraptan çıkarsan çık sonunda varacağın yer yine hüzün ve ızdırap" mı demek oluyor??? Alan kızıl saçlı beyaz tenli bir çocuktu,tam anlamıyla insanların karanlığına güneş ve ay gibi doğdu, ve dönüp 11 yaşında intihar etti. Madem o güneş solup gidecekti neden doğdu? Ailesi sevgiyi onunla öğrendi onun sayesinde nihayet mutlu bir aile olmuşlardı, Alan'ın ölümü bence onları daha da dibe çekecek. Bu alanın amacına çok ters bir hareketti. Asla anlam veremedim. Kafamda kitapla ilgili çok daha fazla ve derin şeyler var ama kelimelere düzgün şekilde dökemiyorum. Kitapta gizlenmiş ızdırap beni yarısına gelebildiğim kuyunun dibine geri çekti. Dipten yukarıya düşüncelerim ancak bu kadar ulaşabiliyor. Yine de güzel bir bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Aylardır bitirmeye çalışıyordum sonunda bitti. Diğer iki kitaptan bir tık daha iyiydi en azından son kısımları. Ama boş muhabbetler ile aşırı derecede uzatıyor yazar ya öyle böyle değil. Ruhum sıkıldı okurken. Merak duygusunu vs hiç yaşayamadım. Dümdüz okudum açıkçası. Neden…devamıAylardır bitirmeye çalışıyordum sonunda bitti. Diğer iki kitaptan bir tık daha iyiydi en azından son kısımları. Ama boş muhabbetler ile aşırı derecede uzatıyor yazar ya öyle böyle değil. Ruhum sıkıldı okurken. Merak duygusunu vs hiç yaşayamadım. Dümdüz okudum açıkçası. Neden bu kadar övüldü aklım almıyor. 2. Ve 3. Kitaplarını ne zaman okurum bilmiyorum çünkü yazarın her kitabı baya beklentimin altında kaldı,pek hevesim yok yani artık bu kadının kitaplarını okumaya. Wattpad tarzında ergen bir dili var üstelik. Neyse bitirip kurtulmuş olmanın rahatlığını yaşıyorum şuan.
Freida McFadden ablamızı ters köşe yapabildiğine kim inandırdı?? Dehşet mantık hataları ile dolu. Gerilim ve ters köşe yapmak adına ihtimalleri top gibi oradan oraya sektirmiş durmuş. Bir süre sonra bu karmaşadan insan aşırı derecede bunalıyor. Okuduğum ikinci kitabı ama sanki…devamıFreida McFadden ablamızı ters köşe yapabildiğine kim inandırdı?? Dehşet mantık hataları ile dolu. Gerilim ve ters köşe yapmak adına ihtimalleri top gibi oradan oraya sektirmiş durmuş. Bir süre sonra bu karmaşadan insan aşırı derecede bunalıyor. Okuduğum ikinci kitabı ama sanki aynı karakterleri okuyor gibiydim. Sakın yalan söyleme ve hizmetçi serisi de böyleyse eğer yandık valla. Bir insan hepi topu 288 sayfalık kitapta okuyucu nasıl sıkabilir ya.
273 sayfalık bir kitap ama çok uzun geldi. Olaylar son 50-60 sayfada patlak veriyor ve son derece tahmin edilebilir. Gen filmine çok benzettim açıkçası. Böyle bir şey olduğunu bilseydim okumazdım sanırım.