Bir insan akademik olarak çok başarılı veya çok okumuş olabilir ama duygusal zekası (EQ) ve etik değerleri yerlerde sürünebilir. Tarih, çok iyi eğitim almış ama çok büyük kötülükler yapmış insanlarla doludur.
Bir insanın çok iyi kitaplar okuması, o kitaplardaki ahlaki değerleri içselleştirdiği anlamına gelmez. Bazı insanlar için kitap okumak, sadece entelektüel bir "koleksiyonculuktur". Suç ve Ceza'yı okuyup Raskolnikov'un vicdan azabını ezbere bilebilir ama gerçek hayatta birinin canını yakarken o vicdanı hiç…devamıBir insanın çok iyi kitaplar okuması, o kitaplardaki ahlaki değerleri içselleştirdiği anlamına gelmez. Bazı insanlar için kitap okumak, sadece entelektüel bir "koleksiyonculuktur". Suç ve Ceza'yı okuyup Raskolnikov'un vicdan azabını ezbere bilebilir ama gerçek hayatta birinin canını yakarken o vicdanı hiç devreye girmeyebilir. Bilgi beyindedir, ahlak ise kalptedir. Bu ikisi her zaman birlikte hareket etmez.
Bir insanın çok iyi kitaplar okuması veya ödüllü filmler izlemesi, o insanın derin, erdemli veya etik değerlere sahip biri olduğunu kanıtlamaz. Bilgi ve kültür, karakterle birleşmediğinde sadece bir "etiket" olarak kalır.
Spoiler içeriyor
🎬 Akıl Oyunları – Gerçek Bir Dahinin Zihniyle Savaşı Bir düşün… Hayatının en parlak dönemindesin. Dâhisin. Ders veriyorsun, teorilerin tüm dünyayı değiştiriyor… Ama bir gün fark ediyorsun ki yıllardır güvendiğin insanlar, konuştuğun dostlar, hatta en tehlikeli görev sandığın o gizli…devamı🎬 Akıl Oyunları – Gerçek Bir Dahinin Zihniyle Savaşı
Bir düşün…
Hayatının en parlak dönemindesin.
Dâhisin.
Ders veriyorsun, teorilerin tüm dünyayı değiştiriyor…
Ama bir gün fark ediyorsun ki yıllardır güvendiğin insanlar, konuştuğun dostlar, hatta en tehlikeli görev sandığın o gizli ajan…
Aslında hiçbiri gerçek değil.
Öyle bir sahne var ki filmde:
John Nash, yıllardır yanından ayrılmayan küçük kızın hiç büyümediğini fark ediyor.
Ve o an…
Kendi aklının ona nasıl oyunlar oynadığını ilk kez kabul ediyor.
İşte asıl yıkım o an başlıyor.
Bu film sadece bir matematikçinin hayatı değil.
Kendi zihnine mahkûm olmanın ne demek olduğunu gösteren gerçek bir hikâye.
John Nash, hastalığıyla savaşmayı öğreniyor…
Gerçek olmayanla gerçek olanı ayırt etmeye çalışıyor…
Ama en acısı ne biliyor musun?
Bazı insanlar onun için hep orada kalıyor — ama sadece zihninde.
Gerçek bir ömürden uyarlanan bu film; zeka, delilik ve gerçeklik arasındaki çizgiyi sorgulatıyor.
Bittiğinde de uzun süre aklından çıkmıyor.
Akıl Oyunları’nı mutlaka izle.
Çünkü bazen en büyük savaş insanın kendi içindedir.
Spoiler içeriyor
Film, toplumun “solaklık şeytandandır” gibi batıl inançlarla küçük bir kıza yüklediği baskıları anlatıyor. Küçük kız sol elini kullandığı için sürekli suçlanıyor, hatta her kötü davranışını “sol el yaptı” diye açıklamaya zorlanıyor. Aile içindeki sırlar ortaya çıktıkça, ablası sandığı kişinin aslında…devamıFilm, toplumun “solaklık şeytandandır” gibi batıl inançlarla küçük bir kıza yüklediği baskıları anlatıyor. Küçük kız sol elini kullandığı için sürekli suçlanıyor, hatta her kötü davranışını “sol el yaptı” diye açıklamaya zorlanıyor. Aile içindeki sırlar ortaya çıktıkça, ablası sandığı kişinin aslında annesi, annesi sandığı kişinin de nenesi olduğu öğreniliyor. Yani aile yapısı tamamen yalanlar üzerine kurulmuş, kız da bunların ortasında psikolojik olarak savruluyor. Hırsızlık, kendine zarar verme ve davranış bozuklukları aslında bu baskıların ve gizlenmiş gerçeklerin etkisiyle ortaya çıkıyor.
Film, kaba tabirle toplumsal baskıları ve aile sırlarını işlemeye çalışsa da, konuyu dağınık ve rahatsız edici bir dille anlatıyor; vermek istediği mesaj netleşmiyor. Yani kısacası saçma bir filmdi kesinlikle izlenmesini önermem çünkü film gerçekten neyi anlattı onu bile bilmiyorsunuz film bittikten sonra ne izledim ben diyorsunuz o kadar saçma bir filmdi
Spoiler içeriyor
Şeytanın Avukatı” – SPOILER İÇERİR Bu filmi izledim ve şunu baştan söylemem gerek: Ailecek izlenebilecek bir yapım değil. +18 sahneler oldukça fazla ve yabancı yapım olduğu için bazı yerler açık, rahatsız edici. Ama bunların ötesinde film, şeytanın insanı nasıl aldattığını…devamıŞeytanın Avukatı” – SPOILER İÇERİR
Bu filmi izledim ve şunu baştan söylemem gerek: Ailecek izlenebilecek bir yapım değil. +18 sahneler oldukça fazla ve yabancı yapım olduğu için bazı yerler açık, rahatsız edici.
Ama bunların ötesinde film, şeytanın insanı nasıl aldattığını o kadar net ve çarpıcı anlatıyor ki, etkisi kolayca geçmiyor.
Film boyunca Kevin’in önüne konan her başarı, her “fırsat”, aslında şeytanın (Milton’ın) ustaca yerleştirdiği bir tuzak. Adam, kendi egosunu “iyilik”, “adalet”, “başarı” diye süsleyerek şeytanın oyununa gönüllü bir şekilde koşuyor.
Karısı çökerken o yükseliyor. İçinde büyüyen kibir, onu en sonunda gerçek yüzle karşı karşıya getiriyor: Şeytan aslında insanın kendi nefsidir, kendi arzularıdır.
Ve final sahnesi…
Kevin her şeyi fark ettiğini sanıp kendini feda ederek döngüyü kırdığını zannediyor. Ama şeytan bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu sefer başka bir kılıkla, başka bir hırsla. Çünkü film aslında çok açık bir mesaj veriyor:
Şeytan kapıyı zorla açmaz.
İnsan kapıyı kendi elleriyle aralar.
Ve o kapı her zaman geniştir…
Aldatıcı, ışıltılı ve cazip görünür.
Gerçek mücadele ise insanın kendi içinde başlar.
Eleştirel + Olumlu Film Yorumu (Aman Tanrım 1 & 2) “Aman Tanrım” serisini izlerken bir yandan güldüren, bir yandan düşündüren sahnelerle karşılaşırken; filmi bir Müslüman gözüyle değerlendirme ihtiyacı hissettim. Öncelikle eleştireceğim nokta şu: Filmde Tanrı, insan suretinde ve insan gibi…devamıEleştirel + Olumlu Film Yorumu (Aman Tanrım 1 & 2)
“Aman Tanrım” serisini izlerken bir yandan güldüren, bir yandan düşündüren sahnelerle karşılaşırken; filmi bir Müslüman gözüyle değerlendirme ihtiyacı hissettim.
Öncelikle eleştireceğim nokta şu: Filmde Tanrı, insan suretinde ve insan gibi davranan bir karakter olarak gösteriliyor. Oysa İslamiyet’te Allah’ın bir insana benzetilmesi, insan gibi düşünmesi veya insan gibi doğup büyümesi mümkün değildir. Kur’an-ı Kerîm’in özünde bu çok açıktır: “O doğmamış ve doğrulmamıştır.” (İhlâs Sûresi 3) Allah’ın ne sureti, ne cismi, ne de insana özgü bir hâli vardır. Bu sebeple bir ilahın günlük hayatta sıradan bir insan gibi gösterilmesi İslâmî inançla ciddi bir tezat oluşturuyor. Bu yönüyle film, teolojik açıdan doğru bir temsil sunmuyor.
Ama filmin değersiz olduğunu söylemek de haksızlık olur. Çünkü film çok önemli bir gerçeğe dikkat çekiyor:
Film mizahi bir dil kullanarak çok acı bir gerçeği yüzümüze vuruyor:
* İşler kötü gidince “Neden ben? Neden bunu yaşattın?” diye Allah’ı (Tanrı) suçlarız.
* Hayat düzeldiğinde ise minnet etmeyi, şükretmeyi unuturuz.
* Dua ederiz ama o duanın gereğini yapmak için hiçbir çaba göstermeyiz.
Ama rahatsız edici çok sahnesi var özellikle Tanrı’yı Allah’ı ben Allah demeyi daha doğru buluyorum Allah’ı tasvir eden şekilleri çok yanlış ve çok saçma bir şekilde filmin içeriğinde (Tanrı)Allah’ı bulunduruyorlar ama mesaj evet güzel bir mesaj ama yol yanlış
Eleştirel + Olumlu Film Yorumu (Aman Tanrım 1 & 2) “Aman Tanrım” serisini izlerken bir yandan güldüren, bir yandan düşündüren sahnelerle karşılaşırken; filmi bir Müslüman gözüyle değerlendirme ihtiyacı hissettim. Öncelikle eleştireceğim nokta şu: Filmde Tanrı, insan suretinde ve insan gibi…devamıEleştirel + Olumlu Film Yorumu (Aman Tanrım 1 & 2)
“Aman Tanrım” serisini izlerken bir yandan güldüren, bir yandan düşündüren sahnelerle karşılaşırken; filmi bir Müslüman gözüyle değerlendirme ihtiyacı hissettim.
Öncelikle eleştireceğim nokta şu: Filmde Tanrı, insan suretinde ve insan gibi davranan bir karakter olarak gösteriliyor. Oysa İslamiyet’te Allah’ın bir insana benzetilmesi, insan gibi düşünmesi veya insan gibi doğup büyümesi mümkün değildir. Kur’an-ı Kerîm’in özünde bu çok açıktır: “O doğmamış ve doğrulmamıştır.” (İhlâs Sûresi 3) Allah’ın ne sureti, ne cismi, ne de insana özgü bir hâli vardır. Bu sebeple bir ilahın günlük hayatta sıradan bir insan gibi gösterilmesi İslâmî inançla ciddi bir tezat oluşturuyor. Bu yönüyle film, teolojik açıdan doğru bir temsil sunmuyor.
Ama filmin değersiz olduğunu söylemek de haksızlık olur. Çünkü film çok önemli bir gerçeğe dikkat çekiyor:
Film mizahi bir dil kullanarak çok acı bir gerçeği yüzümüze vuruyor:
* İşler kötü gidince “Neden ben? Neden bunu yaşattın?” diye Allah’ı (Tanrı) suçlarız.
* Hayat düzeldiğinde ise minnet etmeyi, şükretmeyi unuturuz.
* Dua ederiz ama o duanın gereğini yapmak için hiçbir çaba göstermeyiz.
Ama rahatsız edici çok sahnesi var özellikle Tanrı’yı Allah’ı ben Allah demeyi daha doğru buluyorum Allah’ı tasvir eden şekilleri çok yanlış ve çok saçma bir şekilde filmin içeriğinde (Tanrı)Allah’ı bulunduruyorlar ama mesaj evet güzel bir mesaj ama yol yanlış
“Uyumsuz”, farklı olmanın tehlike sayıldığı bir dünyada, cesaretin hikayesini anlatıyor. Beş ayrı topluluğa bölünmüş bir sistemde, Tris’in kimseye benzemediği, yani “uyumsuz” olduğu ortaya çıkar. Kendi kimliğini saklamak zorunda kalan Tris, hem sistemle hem de kendisiyle savaşır. Cesaret, özgürlük ve kim…devamı“Uyumsuz”, farklı olmanın tehlike sayıldığı bir dünyada, cesaretin hikayesini anlatıyor.
Beş ayrı topluluğa bölünmüş bir sistemde, Tris’in kimseye benzemediği, yani “uyumsuz” olduğu ortaya çıkar.
Kendi kimliğini saklamak zorunda kalan Tris, hem sistemle hem de kendisiyle savaşır.
Cesaret, özgürlük ve kim olduğunu keşfetme yolculuğu...
Kısacası: Bazen uyumsuz olmak, dünyanın en doğru seçimidir. 💥