“içimde çok büyük bir ağlamak var. bir ağacın altında oturarak hem kendime, hem bütün insanlara, hem börtü böceğe, kurda kuşa. bin yıllık gözyaşıyla ağlamak istiyorum...” mimoza sürgünü | nazan bekiroğlu
“sıcak hava kara bir bulut gibi asılı kalmıştı şehrin üzerinde. fakat nehrin çok ağır akmasına rağmen, hala hareket ediyor oluşu insana her şeyin geçici olduğunu hatırlatan hüzünlü bir his veriyordu. her şey geçip gidiyordu, bu akıştan geriye kalan neydi?”
Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.
Eğer peygamberlikle bulunabilsem, bütün sırları bilsem ve her türlü bilgiye sahip olsam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olsa ama sevgim olmasa, bir hiçim.