3 ay önce buraya Erdem Beyazıt ın bir şiirini yazmıştım sonra birisi yorumlara başka bir şiirinin bir kısmını yazmıştı bende merak edip bakmıştım hepsine o sırada erdem Beyazıt ın Mavera adında dergisi olduğunu öğrendim kpss lisans güncel sorusu olarak gelmişti…devamı3 ay önce buraya Erdem Beyazıt ın bir şiirini yazmıştım sonra birisi yorumlara başka bir şiirinin bir kısmını yazmıştı bende merak edip bakmıştım hepsine o sırada erdem Beyazıt ın Mavera adında dergisi olduğunu öğrendim kpss lisans güncel sorusu olarak gelmişti o arkadaşın yorumu sayesinde o soruyu şak diye cevapladım hemen bir soru da bir sorudur umarım okursun bunu
Eveeeettt sonunda bir yolun daha sonuna geldik zar zor da olsa bu güne geldik yarın sınava girecek tüm arkideşlarıma başarılar inşaAllah herkes için güzel geçer
Çocuk felci geçirdikten sonra hayatını yalnızca öleceği günü bekleyerek sürdürmesi gerektiği söylenen Robin Cavendish, yanında her koşulda olmayı seçen eşi Diana ve onu hayata bağlayan sevdikleri sayesinde bunun aksini kanıtladı. Hastalığının sınırlarına teslim olmak yerine dünyayı gezdi, yaşadı ve yalnızca…devamıÇocuk felci geçirdikten sonra hayatını yalnızca öleceği günü bekleyerek sürdürmesi gerektiği söylenen Robin Cavendish, yanında her koşulda olmayı seçen eşi Diana ve onu hayata bağlayan sevdikleri sayesinde bunun aksini kanıtladı. Hastalığının sınırlarına teslim olmak yerine dünyayı gezdi, yaşadı ve yalnızca kendi yaşamını değil, polio hastalarının bakım anlayışını da değiştiren bir umut ışığı oldu. Gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlanan Breathe, pes etmemenin ve sevginin dönüştürücü gücünü anlatıyor. Robin Cavendish'e hayat veren Andrew Garfield ve Diana'yı canlandıran Claire Foy'un etkileyici performanslarıyla film, yaşamanın bazen sadece nefes almaktan çok daha fazlası olduğunu hatırlatıyor.
'..umut etrafımdaki gün ışığı gibi içimi kapladı ve kendime güvenerek özgürlüğü ve hayatı ümit eder gibi hakkımda verilecek kararı bekledim.' İşlediği suçtan dolayı idam cezasına çarptırılan mahkumun hikâyesine tanıklık ettiğimiz bu eserde, başlangıçta kaderini kabullenmiş gibi görünen bir insanın, infaz…devamı'..umut etrafımdaki gün ışığı gibi içimi kapladı ve kendime güvenerek özgürlüğü ve hayatı ümit eder gibi hakkımda verilecek kararı bekledim.'
İşlediği suçtan dolayı idam cezasına çarptırılan mahkumun hikâyesine tanıklık ettiğimiz bu eserde, başlangıçta kaderini kabullenmiş gibi görünen bir insanın, infaz saati yaklaştıkça yaşadığı duygu karmaşasını, pişmanlıklarını, geride bıraktığı küçük kızına duyduğu özlemi ve her şeyden öte giderek büyüyen yaşama arzusunu görüyoruz. Victor Hugo, bununla da yetinmeyip okura şu soruyu yöneltiyor: Ölümünün nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bilmek mi, yoksa hiç bilmemek mi daha ağırdır?
"Vakit varken tomurcukları topla. Zaman hala uçup gidiyor. Ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir." Ölü Ozanlar Derneği, zamanın geçiciliğini hatırlatan bir motto olmanın ötesinde; kişinin kendini keşfetme, tutkularını yaşama ve hayata kendi dizelerini ekleme cesaretinin simgesidir.
Burası Alamut'tu, kartal yuvası. Dünyanın kaderine şekil veren mucizelerin döküldüğü pota. Acaba burasını bir daha görebilecek miydi? İçini garip bir hüzün kapladı. Buradan ayrılmak, ummadığı kadar duygulandırmıştı onu; öyle ki az kalsın gözlerinde biriken yaşlar aşağı süzülmeye başlayacaklardı.
... Kısa süre sonra kalbi yeni bir heyecanla dolmaya başlamıştı. Evet, şiirinin sözcükleri ona boş ve anlamsız geliyordu ama sesi onlara yeni bir anlam katıyordu. Sesini etkileyen ise içindeki heyecanın yansımasıydı.