Umarım diğer hayatımda sülalesi zengin zarttizort ünisinde %50 bursla okuyan babasının altına 18 inde araba çektiği kaniş sahibi bir dalyarak olurum ve tek derdim eventlerde giyeceğim elbiseleri seçmek olur 🫶🏻 777 aldım kabul ettim amin
Bazı kitapların tadı var ve bunu çok net damağımda hissedebiliyorum. Tek bende olmuyordur umarım. Bazı kitaplar da kurgusuna göre kokuya sahip oluyor bence. Kağıt aynı kağıt basan aynı yayın ama kokuları ve tatları öyküden öyküye değişiyor.
Bana düzenli olarak Starbucks a gidip kahve içenler npc gibi geliyor ya da sabah ciddi ciddi 6 da kalkıp yoga yapanlar bro wtf is going yani kör karanlıkta falan koşuya çıkacak motivasyonu nereden buluyorsunuz???
Zafer Algöz'ün tavsiyesi ile başladım ancak karakter yoğunluğundan fenalık geçirecektim. 86 sayfa kitapta 50 tane karakter var. Hepsinin de isimleri kendilerine has, marjinal. Gıli gıli Salih, hala ne demek olduğunu çözebilmiş değilim, Puma Necla, Gaftici Fethi... Belki ileride önüme çıkar…devamıZafer Algöz'ün tavsiyesi ile başladım ancak karakter yoğunluğundan fenalık geçirecektim. 86 sayfa kitapta 50 tane karakter var. Hepsinin de isimleri kendilerine has, marjinal. Gıli gıli Salih, hala ne demek olduğunu çözebilmiş değilim, Puma Necla, Gaftici Fethi... Belki ileride önüme çıkar diye hepsini ezber etmeye çalıştım ancak olacak gibi değil. Sokak diline ve Lubunyacaya çokca yer verilmiş o nedenle bazı kelimeleri google'a sormadan edemedim. Yine de okumak keyifliydi. Olay örgüsü kesinlikle merak uyandırıcıydı. Zaten en fazla 2 günde yenir yutulur.
Spoiler içeriyor
O kadar büyük hayal kırıklığı oldu ki inanın nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Marvel'dan önce Sony'nin sıkı bir takipçisi üzerine çocukluğunu x-men ve Wolverine aşkıyla dolu dolu yaşamış birisi olarak heba edilen bu büyük şansın arkasından oturup ağlamak istiyorum. Öncelikle Marvel…devamıO kadar büyük hayal kırıklığı oldu ki inanın nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Marvel'dan önce Sony'nin sıkı bir takipçisi üzerine çocukluğunu x-men ve Wolverine aşkıyla dolu dolu yaşamış birisi olarak heba edilen bu büyük şansın arkasından oturup ağlamak istiyorum. Öncelikle Marvel yapımı gibi değil. Öyle birkaç eski karakteri 20 dakika savaştırınca, eskilere bir iki atıf yapınca bağlantı kurduk mu zannettiler cidden? Çizgi romanlardaki karakterlerin kişisel hiçbir yönü filmlere aktarılmıyor. Türlü yemeği gibi herkesten az az tadımlık koyup seyirciyi oyalıyorlar. Yahu Logan ve kızının (Laura) ilişkisi için ayrı film çıkmışken, yıllar sonra ikisini aynı sahnede izleme şansını bulmuşken bize 10 dk bile olmayan bir kamp ateşi sahnesini mi reva gördünüz? Ayrıca Wolverine gibi derin bir karakteri soytarı gibi göstermek neden? Komedi filmi diye Thor'u nasıl sıçıp sıvadıysanız aynısının laciverti olmuş, tebrikler. Chris Evans'ı göreceğiz diye sevinirken yine beklenti altı bir performans. Nereden tutsam elimde kalıyor. Yani hazır Strange olay örgüsünde Charles Xavier'ı görmüşken alsanıza buraya bir Logan × Eric × Charles üçlemesi izleyelim ağız tadıyla. Zaten Eric × Wanda × Peter × Lorna ilişkilerinden sadece ikizleri görebildik, yüreğimde derin yaradır. Bütçeyi olay örgüsüne gram yararı olmayan Chris'in millattan önceden kalmış karakterine, Henry'nin 20 saniyelik sahnelerine harcayacağınıza yapsanıza şunlara bir yapım.
Anlayacağınız Charles beklerken keltoş ikizi veriliyor bizim payımıza. Deadpool demek 3. duvarın yıkılması, sınır tanımamak demek. Biz ne izliyoruz, zaten üzerine DİZİ ÇEKİLMİŞ (bkz. Loki) çoklu evrenler. Sündüre sündüre işlediğiniz farklı zaman çizgileri konusundan illallah geldi vallahi. Sanki elimizdeli çizgide çok bir matah yapabiliyormuşsunuz gibi her yapımın bir yerinde illa zaman çizgileri ya kayıyor ya yok oluyor. İstemiyoruz biz zaman çizgisi izlemek. Doyduk artık yeter. Karakterleri doğru düzgün izleyemeden, oyunculuklara doyamadan film bitti resmen. Ayrıca değinmek istediğim son bir konu daha; HUGH JACKMAN'IN KASLARINI YETERİNCE İZLEDİĞİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUM. Koklatıp bırakmışsınız resmen ayıp gerçekten. Bir de Henry Cavill'ı Wolverine olarak görmek de içimi bir hoş etmedi değil. Yani paralel evren falan illa olacaksa Henry'nin birkaç kez daha görünmesi gayet makul bence. Hatta onun için ayrı birşeyler de yapılabilir yani. Bütçe yoksa para toplayalım aramızda yine 5 10 dk oynayıp gitsin. Lütfen oynasın. Lütfen.
O kadar çok sahte entelektüel türedi ki şaşmamak elde değil. Her okudukları kitap olağanüstü, keza toplasan 5 kitap okumuş oluyorlar, her izledikleri film inanılmaz. En ortalama kitabı bile öve öve bitiremiyorlar. Tabiki herkesin etkilendiği noktalar değişir, farklılaşır ama Bilinmeyen Bir…devamıO kadar çok sahte entelektüel türedi ki şaşmamak elde değil. Her okudukları kitap olağanüstü, keza toplasan 5 kitap okumuş oluyorlar, her izledikleri film inanılmaz. En ortalama kitabı bile öve öve bitiremiyorlar. Tabiki herkesin etkilendiği noktalar değişir, farklılaşır ama Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okuyup 10 gün üstünde de duramazsın. Çok sığ oldukları için mi en ufak düşünce yoğunluğunu "derinlik" sanıyorlar inanın bilmiyorum. Yok Zweig okuyunca psikolojileri bozuluyormuş, yok Dostoyevski *ntihara sürüklüyormuş falan. Dostoyevski beni bir şekilde öldürmeyi başarırsa bu karakterlerin iç dünyasındaki engin yolculuklardan değil kitabın ilk 100 sayfası koskoca bir hiçliği okuduğumuz için olur ancak. Kimseyi de küçümsemiyorum, her yazar her eser kendi çapında bir şeyler anlatır ama Zweig okuyup bilekleri kesmek de pek akıl kârı değil yani. İnstagramda rastgele bir kitap sayfasının yorumlarına girerseniz ne dediğimi daha rahat anlarsınız. Kahkahalarla gülüyorum hallerine öyle diyeyim.
3. Sınıfta projeksiyonla sınıfın tahtasına yansıtılmış olarak ellerim çenemde keyifle izlemiştim. O zamandan bu zamana kaç kere daha oturup izledim saymadım. Miyazaki yapımları başlı başına olağan üstüyken "Komşum Totoro" hem benim surreal yapımlara olan ilgimi ortaya çıkarmış hem de yōkai…devamı3. Sınıfta projeksiyonla sınıfın tahtasına yansıtılmış olarak ellerim çenemde keyifle izlemiştim. O zamandan bu zamana kaç kere daha oturup izledim saymadım. Miyazaki yapımları başlı başına olağan üstüyken "Komşum Totoro" hem benim surreal yapımlara olan ilgimi ortaya çıkarmış hem de yōkai kültürü ile tanışmama vesile olmuştur. Kesinlikle izlemenizi tavsiye eder, Miyazaki'nin diğer animelerini de takip etmenizi şiddetle öneririm.
Benim ilgimi çekemedi malesef. Aslında fantastik diziler çok hoşuma gider ve dikkatle izlerim. O enerjiyi bu yapımda yakalayamadım. Olayları anlayana kadar göbeğinden çatlıyorsun. Tamam, merak olmadan da olmaz ama herşeyin bu kadar karışık olmasına gerek var mı cidden?
Sizin için küçük ama evinizdeki enerji için büyük fark yaratacak bir bilgi vereyim: Topraktan aldığınızı toprağa iade edin. Yediğiniz meyvelerin ve sebzelerin artıklarını mutlaka bahçenize gömün. Eğer bahçeniz yoksa bir saksı içine de yerleştirebilirsiniz. Umursamadığınız bir zeytin çekirdeği bile kilo…devamıSizin için küçük ama evinizdeki enerji için büyük fark yaratacak bir bilgi vereyim: Topraktan aldığınızı toprağa iade edin. Yediğiniz meyvelerin ve sebzelerin artıklarını mutlaka bahçenize gömün. Eğer bahçeniz yoksa bir saksı içine de yerleştirebilirsiniz. Umursamadığınız bir zeytin çekirdeği bile kilo kilo meyve veren bir ağaca dönüşebilir. Çöpe atacağınıza ait olduğu yere geri verin. Soğan/patates kabuğu, meyve koçanları, çürümüş sebzeler, yemek yaparken soyduğunuz artıklar, muz kabukları vb. herşeyi gömün. Bahçenizin ne kadar değiştiğine inanamayacaksınız.
Bkz: Geçen yaz salça yapmak için kullandığımız domateslerin posalı suyunu bahçeye dökmüştük ve o zamandan bu zamana tam 5 tane ufak domates fidesi yeşillenmiş. Sadece birer santimler ama beklentim büyük. Rastgele attığım zeytin çekildeklerinden tam 20 fide yetiştirdim ve şimdi aşılanmayı bekliyorlar. Üzerlerine titremedim ve bilerek ekim yapmadım. Olması gereken gibi doğaya ait olanı geri verdim ve o da bana misliyle fazlasını yolladı.
Maşallah diyelim yine 🧿
Ben bu Afrikadaki insanlara yaratıcı tarafından büyük haksızlık edildiğini düşünüyorum. Hem çok sıcak bir coğrafyada yaşayıp hem de tamamen siyah olmak çok kötü bir durum. Feci güneş çekiyorlardır, düşündükçe darlanıyorum.