Nasıl güzel filmdi ya! Yağmur, kasvet, daktilo, antisigara ortamı! Böyle filmleri aşırı seviyorum. İdentity de böyleydi mesela. Bana böyle filmlerle gelin. ---spoiler--- Klozet sahnesi harikaydı ya, unutamayacağım! 🤣
Günlerdir evden çalışıyorum. Film izlemek, okumak da keyif vermiyor artık. Sanki başkaları bir şeyler yaparken, yaşarken ben evde oturup onları seyrediyorum gibi hissettiriyor. Sizlere de oluyor mu böyle?
Atmosferi, kurgusu, oyunculukları, gerilim dozu, her anlamda tatmin edici bir film. Ne zaman aklıma gelse tekrardan izlemek istiyorum. Yağmurlu, karanlık günlerde izlemenizi tavsiye ederim.
Sevgili raf ahalisi, bugün, bizimkinin sadece kitap paylaşım versiyonu olan popüler uygulamaya baktım, arayüz gözlerimi kanattı resmen, dedim ki Raf iyi ki var! Hızlı adımlarla evime, yani buraya döndüm.
Bilirsiniz, kitapların, filmlerin keşfedilmesi gereken bir zaman vardır. O sizi kabul ettiğinde, dünyasına dahil olabilirsiniz ancak. Bu gri pazar sabahı da bana Raymond Carver öyküleriyle eşlik etmek istedi. Öykülerde ne var derseniz, eski eşler, sevgililer, sıkılma duygusu, geçim derdi, kahve,…devamıBilirsiniz, kitapların, filmlerin keşfedilmesi gereken bir zaman vardır. O sizi kabul ettiğinde, dünyasına dahil olabilirsiniz ancak. Bu gri pazar sabahı da bana Raymond Carver öyküleriyle eşlik etmek istedi.
Öykülerde ne var derseniz, eski eşler, sevgililer, sıkılma duygusu, geçim derdi, kahve, sigara, ailevi problemler... Siyah-beyaz Jim Jarmusch filmlerinin verdiği hissi verdi bana, bitmesini istemediğim ama benimkine çok benzeyen bir dünya... Bu türe ilgisi olanlara tavsiyedir.
Bilincim ne bu şehir hayatına, sürekli geçen uçak, araba seslerine, telefon, PC ekranına ne de doğadaki korkunç böceklere alışık değil, heryerde tedirginim. Heryerde emanet duruyorum, biliyorum, tamamen buraya ait değilim. Düşünüyorum, yüzyıllar geçmiş, insan olmaya çalışarak yaşarken ve ölürken. Nedense…devamıBilincim ne bu şehir hayatına, sürekli geçen uçak, araba seslerine, telefon, PC ekranına ne de doğadaki korkunç böceklere alışık değil, heryerde tedirginim. Heryerde emanet duruyorum, biliyorum, tamamen buraya ait değilim. Düşünüyorum, yüzyıllar geçmiş, insan olmaya çalışarak yaşarken ve ölürken. Nedense hâlâ dünyaya uyum sağlayamadım. Neden böyle, bilmiyorum, ne burda olmak yetiyor, ne de ölmeyi kabul edebiliyorum. Anksiyete tüm varlığımı ele geçiriyor, hiçbir şeye kendimi böyle veremezken, ona tüm varlığımı, bilinç akışımı, olduğu gibi bağışlıyorum.
Tüm bunları neden yazdın, derseniz, her gece bu ruh halinde uyuyup uyanırken belki yazmak bir nebze hafifletir diye düşündüm ve yazdım işte.
Evet arkadaşlar, iç açıcı, akıcı favori film, dizi, kitaplarınızı paylaşabilir misiniz, çok ihtiyacım var, bunalımlardayım. 🤯 Ya her şey anlamsız geliyor, hiçbir şeye odaklanamiyorum resmen yine, varoluşsal bir krizin ortasındayım.