" daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum yeni bir koşunun başlangıcında biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası bir kalp yangınından geriye kalan siyah gözlerine beni de götür artık bu yerlere sığamıyorum "
Aradığım sadeliği, gerçekçiliği, hayattan bir kesit izliyormuş hissini bulduğum bir film oldu. Benim için yeterli seviyede bir sürükleyiciliği vardı. Sanat/festival filmlerini sevenlerin beğenebileceğini düşünüyorum, genel izleyiciye pek hitap etmiyor.
yalnızlık karanlığı yırtardı bir selam ile aydınlık dolabilirdi gönül hanesi ama bir selam boşluğunun ağırlığı ezerdi bin yıllık iç çekişlerimin cılız bedenini keşkeler ve neyseler arasında bir medcezirdir derdi ustam hayat için içi hayat dolu çocuklar bilmezdi elbette elleri titreyerek…devamıyalnızlık karanlığı yırtardı
bir selam ile aydınlık dolabilirdi gönül hanesi
ama bir selam boşluğunun ağırlığı ezerdi
bin yıllık iç çekişlerimin cılız bedenini
keşkeler ve neyseler arasında bir medcezirdir
derdi ustam hayat için
içi hayat dolu çocuklar bilmezdi elbette
elleri titreyerek taşımak nedir
yaşam sevinci denilen bu hergeleyi
her geleni Hızır bilmek mi yoksa
her gidenin arkasından asmak mı hayalleri
böylesine söndürdü gözlerimin ferini, bilmiyorum
ama şimdi yalnızlık karanlığı yırtıyor
içinden alaca karanlıklar, zifiri karanlıklar
koyu karanlıklar boşalıyor karanlığın
böylesine bir kararlılıkla geçip gidiyor işte günler
y.emre
Sezonun favori animelerinden biri olan W:W&S son bölümüyle fena pik yaptı, finalden önceki son bölümdü ve efsane anime bölümleri listemde rahat ilk ona girer sanırım 🥳
O kadar güzel bir film ki, nadiren böyle filmler çıkıyor Türk sinemasından. Edebi, anlamlı, derinlikli, hayata dokunan bir film "Hoşça Kal Güzin". Kapak fotoğrafı biraz alakasız olmuş, bakınca çok dandik bir film izlenimi veriyor ama bu filme bir şans vermenizi…devamıO kadar güzel bir film ki, nadiren böyle filmler çıkıyor Türk sinemasından. Edebi, anlamlı, derinlikli, hayata dokunan bir film "Hoşça Kal Güzin". Kapak fotoğrafı biraz alakasız olmuş, bakınca çok dandik bir film izlenimi veriyor ama bu filme bir şans vermenizi tavsiye ederim.
Çocuklar oyun oynamıyor artık yolun kenarındaki parkta. Evimizin arka bahçesinde çiçekler açmıyor. Her sabah içtiğimiz çayın tadı biraz kaçak. Sayfalar yüreklerimizi heyecanlandırmıyor. Kalem deftere değmiyor pek. Eş dost arayıp sormuyor nedense. Yatağımız eskisi kadar rahat gelmiyor. Saatler daha yavaş ilerliyor.…devamıÇocuklar oyun oynamıyor artık yolun kenarındaki parkta. Evimizin arka bahçesinde çiçekler açmıyor. Her sabah içtiğimiz çayın tadı biraz kaçak. Sayfalar yüreklerimizi heyecanlandırmıyor. Kalem deftere değmiyor pek. Eş dost arayıp sormuyor nedense. Yatağımız eskisi kadar rahat gelmiyor. Saatler daha yavaş ilerliyor. Su, altındayken temizlenmiş hissi uyandırmıyor. Yemeklerin kokusu sabırsızlandırmıyor sofraya oturtmak için. Hiç telaşla bir yerlere yetişmeye çalışmıyoruz. Zamanla hiç yarışımız yok. Muhabbetlerin keyfi yok eskisi gibi. Aynı kalan duvarlar var belki sadece, aynı anlamsızlıkla bakışıyoruz. Gölgemiz isteksizce sürükleniyor peşimizden. Yollar sanki her adımda biraz daha kızıyor bize. Basamaklar altımızdan kaymaya meylediyor. Güneş daha bi kızgın duruyor tepede. Bulutlar gölge etmiyor bize. Deniz suları daha bi soğuk geliyor. Rüzgar yönünü değiştiriyor bizi gördüğü yerde. Silgiler daha çok iz bırakıyor defterde. Meyvelerin tadı kaçıyor biz elimizi uzatınca. İplik iğneden geçmiyor ısrarla. Kapıların zilleri çalışmıyor biz nere gitsek. Ve aynalar... Aynalar eskisi kadar net göstermiyor. Hep bir kart eksik çıkıyor desteden. Minibüsler biz gelemeden bir dakika önce kalkıyor hep. Gözümüzden yaşlar daha bi nazsız akıyor. Günaydın demiyor insanlar, günler aydın geçmiyor. Gece karanlığı acılarımızı örtmüyor nedense. Kuşlar eski neşesinde ötmüyor. Böyle akıp gidiyor zaman işte.
30.07.2019
İhsan Oktay Anar'ın öyle zengin bir muhayyilesi, öyle zengin bir birikimi, öyle güzel ve derin bir dili var ki sanıyorum çağdaş Türk edebiyatının en iyi ilk üç yazarından biridir kendisi. Kullandığı Türkçe'nin zenginliği, inanılmaz mekan tasavvurları, akıcı ve merak uyandırıcı…devamıİhsan Oktay Anar'ın öyle zengin bir muhayyilesi, öyle zengin bir birikimi, öyle güzel ve derin bir dili var ki sanıyorum çağdaş Türk edebiyatının en iyi ilk üç yazarından biridir kendisi. Kullandığı Türkçe'nin zenginliği, inanılmaz mekan tasavvurları, akıcı ve merak uyandırıcı üslubu ve anlattığı efsanevi/masalsı hikayeleriyle tarifi zor bir yazar aynı zamanda. Elinize aldığınız herhangi bir kitabıyla sizi bir zaman makinesiyle Osmanlı'ya ışınlar adeta. Anar'ın bir kitabını elinize aldığınızda aynı zamanda yanınızda bir sözlük de bulundurmanızda (mecazen) fayda var çünkü birçok farklı meslek ve alana ilişkin onlarca yeni kelime ve kavram göreceksiniz. Ben İhsan Oktay Anar okurken, İhsan Oktay Anar acaba on kişi felan mı diye soruyorum kendime çünkü gerek tarihe dair gerekse birçok farklı meslek ve alana dair o kadar malumat/birikim var ki bir kişi bunca şeyi nasıl yahut kaç yılda toplayabildi diye düşünüyorum. Osmanlı demişken Anar'ın Osmanlı'ya dair övgü yahut sövgüye varan herhangi bir yaklaşımı yok. Onun kitaplarında Osmanlı yalnızca hikayelerinin geçtiği mekandır. Bununla birlikte kullandığı dil ve mekan tasavvurlarıyla ve dönemsel/geleneksel malumatlarıyla sizi Osmanlı dönemi İstanbul sokak ve semtlerinde gezintiye çıkarır, halk ile tanıştırır, kimi zaman güldürür kimi zaman da yuhlatır. Bunu da son derece eğlenceli bir şekilde yapar. Şunu da tekrar hatırlatmak isterim ki bu kitaplar kesinlikle tarihi romanlar değildir daha çok efsanevi bir takım hikayeler anlatır. Her ne kadar yazsam da mutlaka birçok yönü oldukça eksik kalıyor. Kendisinin en azından bir romanını okumanızı tavsiye ederim. Suskunlar'a dair eklemek istediğim son bir şey de bu kitabında halkı ve dini anektodları biraz kötücül aktardığını ifade edebilirim, belki daha müspet olabilirdi.
Sen ne nalet bir kitapmışsın be, dertten derde koydun beni, ciğerimi söktün.. :d İş bankası nalet bir spoiler ile giriş yapmış kitaba, hangi akla mantığa hizmet bilmiyorum. Haricen kitabın gerçekten aşırı trajik bir hikayesi var ve Halit Ziya bunu büyük…devamıSen ne nalet bir kitapmışsın be, dertten derde koydun beni, ciğerimi söktün.. :d İş bankası nalet bir spoiler ile giriş yapmış kitaba, hangi akla mantığa hizmet bilmiyorum. Haricen kitabın gerçekten aşırı trajik bir hikayesi var ve Halit Ziya bunu büyük bir ustalıkla anlatmış. Yer yer yumruk sıktıran, yer yer yürek parçalayan bir roman.