Bazı filmler vardır sonu ile insanı bomboş bir yere kitleyen işte bu film de tam olarak o gruba giriyor.İzleyin izlettirin diyerekten teşekkür ediyorum.
Cocuk olmak neydiEbeveyn olmak neydi? Aslında film birçok noktaya değindiği için sadece baba oğulun çarpık ilişkisini anlatıyor diyemeyiz.Ortada disiplinli,kendi yapamadıklarını çocuğuna yükleyen,koyduğu kuralları kendi uygulamayan bir baba ve onu onaylandığı için küstah simarik sayilan bir çocuk.O masaya dirsekler koyulmaz diyip…devamıCocuk olmak neydiEbeveyn olmak neydi? Aslında film birçok noktaya değindiği için sadece baba oğulun çarpık ilişkisini anlatıyor diyemeyiz.Ortada disiplinli,kendi yapamadıklarını çocuğuna yükleyen,koyduğu kuralları kendi uygulamayan bir baba ve onu onaylandığı için küstah simarik sayilan bir çocuk.O masaya dirsekler koyulmaz diyip masaya dirseklerini koyan bir baba figürü.Tipik bir Türk babası diyebiliriz.Sorgulayan bir çocuğu şımarık kabul ediyor çünkü onun da babası onun gibiydi ve onun da babası öyle bu sürüp gitti ya peki bu kısır döngü ne kadar doğruydu?Başarılı olmalısın,kendini savunmalisin,aglamamalisin, sevgini çok gostermemelisin.Ne yani çocuk değil de asker mi yetiştiriyoruz?Film yumuşak kalpli bir anne ve sert bir babanin çocuklarına olan tutumunu anlatıyor.Cocuk sorguluyor o bizim babamız neden bizi zarar veriyor diye soruyor kendi kendine.Sorgulamadan onun söylediklerini sırf onun ebeveyni diye dinlemek ve yapmak zorundaligi neden var soruyor kendine.Bizler ailemizi ne yazık ki secemiyoruz ama bu onların yanlışını da kabul edeceğiz bu bir saygısızlıktır anlamına gelmiyor.Kotu bir şey yapınca senin çocukların, başarılı olduklarında benim cocuklarim diye sahiplenilen çocuklar...Herkes ebeveyn olmamalı belli bir psikoloji gerektirmeli diye düşünen ben , bu filmle bunu daha da pekiştirdim.Peki başarılı olmasını istedikleri çocuklara ne oldu?Kendine güvensiz bir birey yaratılmadi mi hem de kendi elleriyle? Mutluluk ne tam olarak kimlerde aramalı diye sorgulandı.Anne sevgi ile büyüttü herkese sevecen nazik olun dedi baba bağırdı kızdı onlari ondan nefret eden birer insana dönüştürdü.Anne zarar verme dedi baba kendinizi dövüşe hazırlayın dedi.Sevgiyle büyüyen çocuklar başkalarına da saygılı ve şefkatli olur devamlı şiddetin olduğu bir ortamda büyüyenler sadistlige yatkın olur.Yapmak istenilenler yasak olunca çocuklar nefret ettiklerini yaptılar.Ailede çocuklardan biri anneyi rol model alırken biri babayı alıyor bu çocukların bile arasını bozuyor.Peki son olarak bizim bu hayat ağacındaki yerimiz neresiydi ve biz kimdik?İyi seyirler.
"Ölüm diye bir şey yoktur aslında açılan bir kapıdan ibarettir." Tam olarak düşüncelerimi yansıtan ve reenkarnasyona inanan da biri olarak inanilmaz etkilendiğim bir film olduğunu söyleyerek başlamak isterim.Gorselleri o kadar başarılı ki sadece sinemada izleme şansım olmadığı için üzüldüm.Tom Hanke,Halle…devamı"Ölüm diye bir şey yoktur aslında açılan bir kapıdan ibarettir."
Tam olarak düşüncelerimi yansıtan ve reenkarnasyona inanan da biri olarak inanilmaz etkilendiğim bir film olduğunu söyleyerek başlamak isterim.Gorselleri o kadar başarılı ki sadece sinemada izleme şansım olmadığı için üzüldüm.Tom Hanke,Halle Berry,Hugo Weaving gibi kaliteli oyuncuları bünyesinde barındırıyor.Film farkli zaman dilimlerinde farkli lakin bağlantılı öyküleri seyirciye anlatirken hepimizin geçmiş bit yasami olduğu,dejavuyu ve inanılmaz replikleriyle insanı mest eden atmosferi ile kendini izlettiriyor.
+Ne yaparsanız yapın asla sonsuz bir okyanusta tek bir damladan fazlası olmayacak.
-Damlalar olmasa okyanus ne ki?
İyi seyirler.
Ben de diyorum ki bu hava bir yerden tanıdık geliyor meğerse yönetmenin birkaç filmini izlemisim.Kamera açıları olsun siyah beyaz oluşu olsun sessizliğin verdiği derin anlamlı sahneler olsun çok çok hoşuma gitti.İlk başta biraz önyargılı yaklaşmıştım lakin senaryosu da sıradan bir…devamıBen de diyorum ki bu hava bir yerden tanıdık geliyor meğerse yönetmenin birkaç filmini izlemisim.Kamera açıları olsun siyah beyaz oluşu olsun sessizliğin verdiği derin anlamlı sahneler olsun çok çok hoşuma gitti.İlk başta biraz önyargılı yaklaşmıştım lakin senaryosu da sıradan bir matematikciyi anlatırken devamında her şeyin hayatında rastlantısal olmadığını ve çok farklı olayların işlendiğini gösteriyor.Sayilar o kadar önemli ki sanrilar çeken bir adam hiç rahat bırakılmıyor hatta dini bir tarikat tarafından bile kaçırılıyor.İzleyin izlettirin diyorum bu kült filmi.Belki de meraklarimiz biz üstüne gittikçe anlam kazanmaktan çok bizi bambaşka bize zarar veren bir boyuta çekebilir.İyi seyirler.
Spoiler içeriyor
2023'de izlediğim için utanarak yazıyorum ayrıca sanırım artık 5 Kasım benim için de unutulmayacak bir tarih olacak.Film içinde geçen repliklerden kalite kokan iki saatlik filmi büyük bir merakla ve şevkle izleyeceğiniz bir film.Natalie Portman,Hugo Weaving,Stephen Rea,John Hurt gibi oyunculuğunu başarılı…devamı2023'de izlediğim için utanarak yazıyorum ayrıca sanırım artık 5 Kasım benim için de unutulmayacak bir tarih olacak.Film içinde geçen repliklerden kalite kokan iki saatlik filmi büyük bir merakla ve şevkle izleyeceğiniz bir film.Natalie Portman,Hugo Weaving,Stephen Rea,John Hurt gibi oyunculuğunu başarılı ila icra edenleri bir arada toplayan yapım James McTeigue'nin elinden çıkarak hala birçok kesime hitap eden ve sürekliligi yıllarca belki yüzyıllarca devam edecek olan akılcı,sorgulayıcı, eleştirel alanları odağına alarak izleyiciye birçok mesaj veriyor ki en basarilisi ve kalıcısi "Düşüncelerin özgürlüğü"dur.2006 yapımı olan V for Vendetta barış yanlısı olduğu düşünülen bir hükümetle yönetilen bir şehiri konu alıyor.Barisla yönetilmek istenilen bir ülke şehir nasıl da kötü olaylarla karşılaşabilir derseniz eğer olaylar da işte asıl burada başlayınca sizin sorgulama mekanizmanız otomatikman devreye giriyor.V korkunun faydasız olduğunu "Hükümet insanlardan korkmalı insanlar hükümetten diyerek." birçok aydınlık ve savaşci lakin barış, özgürlük yanlısı fikrini bir plan doğrultusunda yanında da geçmişi çok karışık olan Evey ile harekete geçmesiyle geçmişi araştıran polisler ve hükümetin geçmişi sorgulamasını istemeyen adamları karşı karşıya gelerek üç ayrı grubun vermiş olduğu çatışmaya şahit oluyoruz.Bir toplum muhakemeyi bırakırsa ve sadece toplumun doğru ve olması gerekenlerine uyarsa ne olur peki?İşte bu soruya da filmde birçok konuya ışık tutmak amaçlı birbirinden farklı hikayesi olan yani boş altyapisi olmayan karakterler oynatilmis.Buna örnek olarak Evey'nin patronu Deitrich'i örnek verebiliriz.Kendisi bir homoseksüel bodrum katında bulundurmamasi gereken dini kitaplar,eserler birçok eşya bulunduruyor ve topluma uymak amaçlı hareket ederken hüzünlü bir adama dönüşünü bizlere yansıtıyor."Toplum benden kendi cinsel kimligimden ayrı güzel kadinlarla yani senin gibi kadınları eve davet etmemi istiyor yoksa ne işim ne başındaki ev olabilir."diyerek aslında filmde çok anlamli bir noktaya parmak basıyor.Sirf toplumdan ayrı hoslandigimiz kişiler cinsel kimliğimiz toplumun kabul etmediği biriyse ki çoğu kişinin ne yazık ki hala rol yaptığını ve toplumda kendini gizlediğini düşünüyorum,aşık olduğumuz kişiyi secemiyorsak barışın ne anlamı kalır?Bir de çok ilginç genelde yabancılar müslümanlara giydirir ama bu filmde hristiyanlara papazlara giydirilmiş hatta çoğu önemli din adamının pedofili olabileceği izleyicinin aklına yerleştiriliyor bu durum da beni şaşırtmadı değil çünkü Kur'andan bahsederken bile güzel şeyler diyerek işin içine katıyorlar çünkü en başında mülteciler, Müslümanlar, homoseksüeller asla kabuk edilmeyen ve hatta katledilmesi gereken topluluklar olduğu bir spiker tarafından defalarca kez nefret söylemleri ile karşımıza çıkıyor.Peki devam edersek barış için şiddet iyi yönde gerçekten kullanılabilir mi tarzında bir soru da çıkıyor karşımıza.Eger adalet ki adalet sistemi zayıf olan bir sistemi konu alan film bize sizin adaletiniz yoksa bizim adaletiniz var denilerek bir baskaldirisi gösteriyor.Aslinda film komplo teorilerinden de bahsediyor kendi ürettikleri virüsle nüfusun belli bir oranını öldürüldü,korkutuldu ve yine kendi çıkardıkları ilaçlarla mucize yarattıklarını iddia ettiler.Korku insanları ele geçirmek onların itaat etmesini sağlamak için topluma verilmiş zehirli bir gazdi ve bu da korkak,cesareti kirilmis bir topluma canavar bir başkanı bir devlet adamını getirmişti.Kurtulus gibi görünen zindanimiz olabilir ya da teslimiyet gibi görünen özgürlüğümüz olabilir diyerekten son cunlemi paylaşarak bu filmin beni ne kadar etkilediğini söylemek isterim.Herkesin idrak etme yaşına gelmiş herkesin bu filmini izlemesini sorgulamasını ve ona ters gelen bir dusunce olsa dahi hemen kenara atmadan düşünmesini temenni ederekten iyi seyirler dilerim.
Spoiler içeriyor
Çok zorlanarak yazacağım belki de ilk gönderi olacak yeni izledigim bir film olan "İçimdeki yangın" belki de beni derinden etkileyen çok ama çok nadir yapımlardan biri oldu.İlk baş çok ağır kasvetli bir havası olduğunu düşündüm ve devamını getirmek benim için…devamıÇok zorlanarak yazacağım belki de ilk gönderi olacak yeni izledigim bir film olan "İçimdeki yangın" belki de beni derinden etkileyen çok ama çok nadir yapımlardan biri oldu.İlk baş çok ağır kasvetli bir havası olduğunu düşündüm ve devamını getirmek benim için bir hayli zor olabilir diye kendi kendime tartistim.Lakin bu kadar zor bir yapım olacağı aklımın ucundan dahi geçmezdi.Ters köşenin de ters köşesi oldum diyebilirim.Denis' in yönetmenliğini birkaç kez burada övmustum ve tekrar övmek istiyorum.Denis Villeneuve yine bir baş yapıt yapmış yapmasına da biz izleyicilere de hiç acimamis.Konu ölen annelerinin vasiyeti üzerine gittikleri köyde babası ve kardeşlerini bulması üzerine de olsa daha derin daha anlamlı birçok konuya değiniyor.Annelerini aslında hiç tanımayan ikizler öğrendikleriyle şok olurlarken beni de çok fazla dumura uğrattılar ki filmi bir süre durdurup o şoku atlatmak için uzun süre ekrana boş boş bakmak zorunda kaldım.Bir artı birin bir edeceğini de böylelikle bu yapım sayesinde öğrenmiş oldum.Annelerinin aşkla başlayan mücadelesi intikama ve daha sonra bir anne olarak arayışa dönmüş öldükten sonra da çocuklarının gerçekleri öğrenmelerini istemişti.Belki de bazen bilmemek en güzel şeydi dedirtti aynı zamanda film bana.Filistinde müslüman ve Hristiyanlarin verdiği savaşla yine savaşın vermiş olduğu tahribatı görüyoruz.İnsanlar birbirlerini ayristiriyor ve yine olan kendilerini oluyor.Kanada yapımı dram filmi olan bu yapım ne yazık ki çok üzülerek söylemeliyim ki gerçek bir hikayeye dayanıyor.Neden üzülerek söylediğimi şöyle açıklayayım.Aranilan kişilerle arayan kişiler aynı ve bu hikaye çok üzülerek yazıyorum ki gerçek.Souha Bechara Hristiyan milliyetcilerine karşı gelmiş, hapise girmiş işkenceler yaşamış (bundan sonrası da kurgusal olarak)ve bir kadın olarak en ama en kotu senaryoyu yaşadığı yetmezmiş gibi bir anne olarak da bu dünyada cehennemi yaşamış ama bir o kadar cesur gözü pek bir kadınmış.Kullandigi muzikleriyle ikonik bulduğum birçok sahnesiyle ve aldığı Genie odulleriyle izlenmesi gereken bir film mi bilmiyorum diye muallakta da bıraksa da bu ağır havasi kadar ağır gerçeklerle yüzleşmek ve tabi toplumun içinde böyle hikayelerin çok olduğunu da bilerek izlemenizi tavsiye ederekten cümlelerimi sonlandiriyorum.Tesekkur ederim.
Gerçek bir hikayeyi konu alan ve 1962'lerde geçen film beni o kadar çok etkiledi ki ben filmin biraz daha sürmesini istedim içimden süresi o kadar kısa geldi benim için.Peter Farrelly'in yönettiği (kendisini Jim Careyi sıkça filmlerinde oynatmasindan hatırlayabilirsiniz) başarılı bir…devamıGerçek bir hikayeyi konu alan ve 1962'lerde geçen film beni o kadar çok etkiledi ki ben filmin biraz daha sürmesini istedim içimden süresi o kadar kısa geldi benim için.Peter Farrelly'in yönettiği (kendisini Jim Careyi sıkça filmlerinde oynatmasindan hatırlayabilirsiniz) başarılı bir işe imza atmasıyla kah gülüp kah duygulandigim bu yapımı bizlere kazandırdığı için teşekkür etmek isterim.Peki oyunculuklara ne demeli? Peter Mortensen ve tabi ki Maharshala Ali nin Oscarlık oyunculukları...Oscarlık diyorum çünkü film üç Oscar ve adaylıkları sahip.Peki bu filmi özel yapan unsur nedir?Avrupa'nın sürekli zamanında ve hatta hala bile devam eden yaptığı ve yapilan ırkçılığı anlatan bu yapım 1960larda bu ırkçılığın oldukça yoğun olduğu bir dönemi konu alıyor.Degerli bir virtüöz Dr Donald ile iki aylık bir yolculuğa çıkan sıkça iş yerlerinde öfke kontrol sorunu yaşadığı için kovulan bir adamın doktorun şoförlüğünü yapması ile başlıyor hikayemiz.Ama şöyle düşünün evine gelen siyahilerin içtiği bardağı çöpe atan siyahilere önyargılı biri bu adam ve zamanla ikisinin dostluklarını izliyoruz.Don sorunu kavgayla çözmek isterken doktor bu durumu daha sakin bir şekilde çözmeye odaklı, doktorumuz çok fazla pimpirikli iken Don ile hayattan daha çok keyif almaya başlıyor.İliskilerine cok fazla güldüğüm sahneler olsa da makyaj sahnesinde doktor beni ne yazık ki ağlattı o güzel kalbe dokunan oyunculuğuyla.Mektup yazma sahneleri, sohbetleri,birbirlerine sırdaş olmaları beni filme daha çok bağladı.Siyahilere önyargılı bir adamı gittikleri yolculuklarda arkadaşına yapılan tüm ayrımcılığa şahit olunca daha da derinleşti.Siyahiler için farklı oteller,tuvaletler, restorantlar....İşte filmin adı da tam buradan geliyordu.Siyahiler için güvenli mekanların olduğu listeye göre ilerliyorlar ama orada da başka sorunlar yaşıyorlardı.Doktor kendini bulurken şoför de artık empati kurabilen bambaşka bir olmuştu ki dostlukları da 2013 e kadar ölene dek sürdü.Hepimize önyargılı bir hayatimiz olmaması dileğiyle iyi seyirler dilerim...
İşim gücüm yok bir de bir filme aşık oldum al işte.Muzikler, sinematografi, kostümler ayrı bir kaliteli.Jamie Foxx ve Christoph Foltz (daha önce bahsettiğim Soysuzlar Çetesinde Oscar'ı kazanan favorilerimden) ve çok özür dilerim onların çok çok az da olsa gölgesinde kalmış…devamıİşim gücüm yok bir de bir filme aşık oldum al işte.Muzikler, sinematografi, kostümler ayrı bir kaliteli.Jamie Foxx ve Christoph Foltz (daha önce bahsettiğim Soysuzlar Çetesinde Oscar'ı kazanan favorilerimden) ve çok özür dilerim onların çok çok az da olsa gölgesinde kalmış Leonardo di caprio.Ayrica Tarantino'nun espri anlayışına bayılıyorum ya özellikle şu atlı sahnesinde maske muhabbetine baya bir güldüm evet konu olarak yüzyıllardir siyahilere yapılan ırkçılığı özgün bir konu üzerinden anlatarak seyirciyi aksiyon dolu sahnelerle baş başa bırakıyor Quentin.Devlet adına çalıştığını iddia eden bir kelle avcısı olan Dr.King siyahilerin satılmak için götürüldüğü ormanda köle tüccarlarının yolunu kesip kolelerden birini kendine yardımcı alması ile ve listedeki adamları öldürerek yollarına devam ediyorlar.Dr.King'in babacan tavrı, hümanist yaklaşımı ve Django'ya yardımcısından çok oğlu gibi yaklaşımı inanılmaz hoşuma gitti.Hah bir de doktorun kara mizah yapması sık sık eğlenceli hale getirdi yapımı.Django'nun karısını gördüğü zaman o anın çekiminin yavaslatilmasi ve müzikleri o kadar etkileyeciydi ki.Guneylilerin siyahilere yaptıkları eziyetler,onlara insan gibi davranmayıp sanki hayvanlarmiscasina onları dövüştürmek ve bundan zevk almak daha birçok şey...Bu arada Leonardo Di caprionun elinin gerçekten bu film sahnesinde yaralandığını doğaçlama bir durum olduğunu elindeki yüzüğün elini parçalandığını biliyor muydunuz? Bu da benden küçük bir dipnot olsun.Kafatasi sahnesinde ise bunun hakkında kendi yorumumu yapiyorum bu öznel bir bakış açısıdır ben alman sslerine gönderme yapıldığını düşünüyorum.O zamanlar hitler zamanı sadece Yahudiler değil aynı zamanda siyahiler de işkencelere maruz kalmış ve üzerinde deneyler yapmistir.Bence göz dağı verilen sahne her ne kadar çok sonraları gerçekleşecek bir tarih de olsa Tarantino'nun özellikle o sahneye zenciye "Bunlar eksikti üç çukurda senin de kafatasına bakalım" demesi yani bu tarz bı cümle kurması bir gonderme diye düşünüyorum.Adam Almanların mitolojisine de giydirmis giydirmedigi sahne kalmamış bence yapmıştır diyerekten yoruma devam edeyim en iyisi.Tarantino'nun oynadığı sahnede istemsiz komik olmasa bile gülmem sanırım normal bir şey inanılmaz buldum oyunculuğunu yani sonuçta adam yönetmen ne bileyim çok tatlı buldum.En sonda adamın mutluluğa hemen ulaşmaması ve bol bol kanlı sahnenin çekilmesi tam Quentin işi dedim.İzleyin izlettirin diyorum sıcağı sıcağına yazaraktan iyi seyirler.
Alfonso Cuarón'un elinden çıkma kaliteli bir yapım olan "Son Umut" bilim kurgudan çok dramatik bir açıdan kendini izleten bir yapım aslında.Clive Owen'in başrolünü oynadigi filmin konusu ise yakın olmasa da uzak olmayan bir geleceğe ışık tutan cinsten.Son doğan bebek 19…devamıAlfonso Cuarón'un elinden çıkma kaliteli bir yapım olan "Son Umut" bilim kurgudan çok dramatik bir açıdan kendini izleten bir yapım aslında.Clive Owen'in başrolünü oynadigi filmin konusu ise yakın olmasa da uzak olmayan bir geleceğe ışık tutan cinsten.Son doğan bebek 19 yıl önce doğmuş nüfus azalmış ve dünya umutsuzlukla karşı karşıya.Bir umut yani bir bebeğin kurtulmasına vesile olan bir grup olayı anlatan film oldukça dokunaklı bir o kadar da sinematografisi ile başarılı bir yapım olarak seyirciye sunulmuş.İyi seyirler dilerim.
Tek kelime ile harika olan ve pek fazla keşfedeni olmayan bir filmdir "Moon". Şimdi bir düşünün görevdesiniz aya gönderilmişsiniz tam eve dönmek üzeresiniz çok az bir zaman kalmış ki bildiğiniz her şeyin aslında çok farklı bir boyutta olduğunu öğreniyor ve…devamıTek kelime ile harika olan ve pek fazla keşfedeni olmayan bir filmdir "Moon". Şimdi bir düşünün görevdesiniz aya gönderilmişsiniz tam eve dönmek üzeresiniz çok az bir zaman kalmış ki bildiğiniz her şeyin aslında çok farklı bir boyutta olduğunu öğreniyor ve bunun şokuyla kafanız karisiyor.Filmin konusu tam olarak da böyle islenilmis Duncan Jones tarafından.Film her ne kadar Kevin Spacey Dominique gibi oyuncularin da işin içinde olduğu bir yapım olsa da film tamamen ayda görevde olan Sam'e hayat vermiş Sam Rockwell'in harika performansı ile kendisini bizlere izletiyor.Yavas yavaş yalnızlık ile paranoya arasında gidip gelen ve bir şeylere tutunma hırsıyla gün sayan birini oynayan başrol su gibi akıp giden filmi tek başına ayakta tutarak kaliteli bir işi ortaya koyuyor.İzleyin izlettirin diyelim o zaman efenim.