Filmi izlerken sinir olup gerçek hayattan alıntı olduğunu öğrenince daha da sinir oluyor daha sonra filmin sonuyla rahat bir iç çekiyorsunuz. Margaret eşiyle anlaşamayıp ani bir kararla kızıyla beraber kaçan kendi çapında bir ressamdır. Yakın arkadaşının olduğu bir yere yerleşir…devamıFilmi izlerken sinir olup gerçek hayattan alıntı olduğunu öğrenince daha da sinir oluyor daha sonra filmin sonuyla rahat bir iç çekiyorsunuz. Margaret eşiyle anlaşamayıp ani bir kararla kızıyla beraber kaçan kendi çapında bir ressamdır. Yakın arkadaşının olduğu bir yere yerleşir ve çizimleriyle kendi parasını kazanırken onun gibi ressam olan Walter ile yolları kesişir. İki ay içerisinde evlilik, üç kişilik bir aile... Martin Margaret ın aksine daha girişken ve kendini pazarlamasını iyi bilen bir adamdır. Beraber girdikleri işte Walter ın tabloları ilgi görmezken Margaretın büyük bir hayran kitlesinin olduğunu fark edince tüm ilgiyi Margaret ın resimlerini sahiplenerek üzerine toplayan Walter bir süre eşini de evde oyalar ve haberdar olmasını önler. .Walter bir tür güç ve ilgi zehirlenmesi yaşayan dolandırıcı bir adamdan fazlası değildir. Bir kadının ondan daha başarılı olmasını gizliden gizliye kıskanır ve bunu Margaret a yansıtır. Sonrasında ise Walter ın bu işi ticarete dökmesini izlerken en kötüsü ise Keane 'nin tüm dünyadan tabloları Walter ın yapmadığını saklarken hangi duygularla başa çıkmaya çalıştığını görüyoruz.Çok sevdiği işi artık gizli gizli yaparken en kötüsü saatlerini harcadığı eserleri bir başkası sahiplenmiştir. Bir arayış içerisinde olan Margaret ın önüne kocasının sürekli taş koymasını manipüle etmesini ve hatta tehditler yağdırmasıyla bu işin içinden nasıl çıkacacak sorularıyla ekran başına kitleniyorsunuz.Fakat bir gün baskıladığı duygularının dolup taşması,hakkının yenmesinden yorulmuş sömürülmesinin farkına vararak sanatçı olarak uyanışı , kocası ve dünyaya karşı verdiği çetin savaşı izliyoruz. Erkeğin hegemonik düzenini başarılı anlatılan 1950 lerden bahsediyoruz. Boşanmanın ayıp sayıldığı Margaret filmin en başından cesurca bir karar alır ve o yıllarda çoğu kadının yapamadığını bekar bir anne olarak yapmaya çalışır.Bu ilk başarısıdır.Bir erkeğin hükmüne girdikten sonra çoğu şeyi kendi adına karar veremeden eşinin söylediklerini kendi hayatını yönlendirecek kadar önemli ve doğru olduğunu düşünen Margaret ne dense de sindirir fakat zamanla içinde vermiş olduğu savaşla yalanların içine batmış ve sonra kendi mucizesini yaratmaya karar vermiştir. Tim Burton ın gerçekten iyi bir iş çıkardığını söylemek gerekir. Amy Adams ve Christoph Waltz oyunculuklarıyla sizi 1950lilere ışınlıyor. İzlemeye değer yapımlar arasına kolayca girebilir. Teşekkürler.( Şu kadınları salın bi Allah aşkına) İyi seyirler.