Budalaca davranmakla zekice davranmak arasındaki fark, sizin yeteneklerinize dayalı değil, belli bir anda zihninizin ya da vücudunuzun durumuna dayalıdır. #İçindeki Devi Uyandır | Anthony Robbins
Bir dönem çok popüler olan bu filmi ben şimdi izliyorum. Evet evet ben popüler olan dizi - filmleri hemen izleyemeyen biriyim. Ama izlerken keşke zamanında izleseydim diye de düşünmedim değil. Çünkü büyüyünce o kadar da güzel gelmiyor. Açıkçası ben ne…devamıBir dönem çok popüler olan bu filmi ben şimdi izliyorum. Evet evet ben popüler olan dizi - filmleri hemen izleyemeyen biriyim. Ama izlerken keşke zamanında izleseydim diye de düşünmedim değil. Çünkü büyüyünce o kadar da güzel gelmiyor.
Açıkçası ben ne izledim diye sorguladım kendimi çünkü çok daha farklı bir şey bekliyordum. Bilmiyorum belki diğer seriler daha güzeldir ya da bilmiyorum sorun bendedir ama beğenmedim :)
Özellikle Bella'ya çok sinir oldum yaa salak Bella, çocuk "Bana güvenme ben katilim, seni de yemek istedim, dünyanın en yırtıcısıyım." diyor sen orada tutturmuşsun "Hayır ben sana güveniyorum" diyorsun. Orada bir kriz geçirdim sonra dedim ki bişey yok bişey yok bişey yok. Yani biri bana bunları dese ben arkama bakmadan topuklarım, şehir falan değiştiririm ama bu bir film kendimize gelelim. Kimse bana, seni yemek istiyorum, demez herhalde.
Neysee film boyunca çok sıkıldım özellikle bakışmalar, birbirlerinden etkilendiklerini belli edecek tavırlar ayy çok kötüydü. Keşke filmi izlemeden önce yorumları okusaydım da dublaj izleseydim. En azından biraz güler, eğlenirdim. Gerçi yine eğlendim komikti. Özellikle Bella'nın, Edward'ın wampir ailesiyle tanışma sahnesi beni benden aldı. Yani hayalimdeki tanışma ortamı diyebilirim :)
Yine de o kadar kötü değil, izletiyor kendini. Robbert Pattinson zaten çok yakışıklı. Sanki wampir rolünü oynamak için yaratılmış. İzleyenler de muhtemelen onun için izliyor.
Daha önce birini unutmak istediniz mi ? Sizi üzen, olumsuz etkileyen birini. Bu eski sevgiliniz olur, ailenizden biri olur ya da sizin varlığınızdan haberi dahi olmayan platonik aşkınız olur. Hiç unutmak, hayatınıza girmemiş gibi yaşamak istediniz mi ? Ben isterdim.…devamıDaha önce birini unutmak istediniz mi ? Sizi üzen, olumsuz etkileyen birini. Bu eski sevgiliniz olur, ailenizden biri olur ya da sizin varlığınızdan haberi dahi olmayan platonik aşkınız olur. Hiç unutmak, hayatınıza girmemiş gibi yaşamak istediniz mi ?
Ben isterdim. Yani birkaç hafta öncesine kadar bu soru sorulmuş olsaydı tam tersi bir cevap verirdim ama şu an unutmak istiyorum. Bir daha hiç hatırlamak, adını dahi duymak istemiyorum.
Bu soruyu gören çoğu kişi bir anlığına benim gibi cevap verebilir çünkü unutmak zor bir şey ve yaşanmışlıklar hatırlandığı zaman çok üzüyor. Ama unutmak istediğiniz kişiye karşı ufak bir sevgi kırıntısı yok mu ?
Biri gelip gerçekten birini hafızanızdan sildirmek istese kabul eder miydiniz?
Biz laf olsun diye unutmak istediğimizi söylüyoruz ama gerçekten yaptırmak ister miydik ?
Bence hayır. Belki unutmak istediğimiz insan çok kötü bir insandır ama onunlayken yaşadığınız duyguları bir daha kimseyle yaşamayacağız.
Filmde de Joel adında bir adam onu unutan eski sevgilisine karşılık kendisi de unutturma işlemi yaptırmak istiyor. Fakat unutma gerçekleştiği an pişman oluyor. Aslında unutmak istemiyor.
Filmi çok sevdim ve Jim Carrey'de hakkını vererek oynamış. Eğer başrol Jim Carrey olmasaydı yine onun oynamasını isterdim :)
İzleyin, izlettirin ve unutmak için çabalamayın...
Şu anki dizilerle kıyaslayınca "Vay bee zamanında ne güzel yapımlar vardı." dedirtecek bir filmdi. İzleyince içinizi ısıtan, kendinizden bir parça bulabileceğiniz güzel bir Yeşilçam filmi. Filmin bu serisinde yeni gelen öğrencinin dışlanmasını ele alıyorlar ve Hababam Sınıfı yine her zamanki…devamıŞu anki dizilerle kıyaslayınca "Vay bee zamanında ne güzel yapımlar vardı." dedirtecek bir filmdi. İzleyince içinizi ısıtan, kendinizden bir parça bulabileceğiniz güzel bir Yeşilçam filmi.
Filmin bu serisinde yeni gelen öğrencinin dışlanmasını ele alıyorlar ve Hababam Sınıfı yine her zamanki gibi haylaz.
Filmde en çok etkilendiğim sahne de Mahmut hoca ve Ahmet'in diyaloğuydu galiba:
–Ama ben artık okumayacağım hocam.
–Niye
–Köyüme gidip öğretmenlik yapacağım. Köyler okumaya susamış çocuklarla dolu. Onların okula, öğretmenlere ihtiyacı var. Mahmut hocalar Ahmetler'i, Ahmetler de onu bekleyenleri yetiştirmeli.
Mahmut hoca, bu bence bir bayrak yarışı. Ben sizden bayrağı aldım, benden sonrakilere vermeye gidiyorum.
–Seninle gurur duyuyorum oğlum. En doğru yolu seçtin.
Öğretmenliği o kadar güzel anlatmış ki son sahnelerde gözlerim doldu.
Uzun uzuna anlatmama gerek yok çok güzel bir filmdi izleyin geçin :)
Uçurtma avcısı kitabını çok duymuştum. Özellikle Taliban'ın gündem olduğu zamanlarda adından çok söz ettirmişti. Kitabı okumayı çok istiyordum ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Geçenlerde de filmi karşıma çıktı ve izleyeyim dedim. Ama şunu belirtmek istiyorum ki benim gibi yapıp filmini…devamıUçurtma avcısı kitabını çok duymuştum. Özellikle Taliban'ın gündem olduğu zamanlarda adından çok söz ettirmişti. Kitabı okumayı çok istiyordum ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Geçenlerde de filmi karşıma çıktı ve izleyeyim dedim.
Ama şunu belirtmek istiyorum ki benim gibi yapıp filmini kitabı okumadan önce izlemeyin. Çünkü muhteşem bir kitap olduğunu düşündüğünüz için aynı şekilde muhteşem bir film bekliyorsunuz fakat filmi daha sönük kalıyor.
Zaten filme yorum yapan çoğu kişinin de belirttiği gibi kitapta önemli olan yerlerin üstünde durmamışlar. Bu yüzden etkilendiğim bir film oldu ama aman aman abartılacak bir film değil.
Bir tek bende mi böyle bilmiyorum, biyografi filmlerini veya uyarlama filmleri sevemiyorum. Bence her şey orijinalinde kalmalı. Kitaplar okunmalı ve filmler orijinalinden izlenmeli. (Biyografi filmleri için bir şey diyemiyorum ama onu da güzel yapsınlar yaa :) )
Neyse biraz söylendikten sonra filme geçiş yapabiliriz.
Amir ve Hassan birlikte büyümüş iki arkadaştır. Amir zengin bir adamın oğlu, Hassan da uşaklarının oğluydu. İlk başlarda birbirlerini çok seven iki arkadaş olduklarını düşünmüştüm fakat bu sevginin tek taraflı olduğunun farkına varmam çok sürmedi.
Çünkü bu arkadaşlıkta kıskançlık da vardı. Özelikle Amir, korkak bir çocuk olduğu için ve Hassan'ın ondan daha cesur davrandığını gördüğü için ufaktan Hassan'ı kıskanırdı. Hassan Hazara'ydı ve bu yüzden ona karışan bir grup vardı.
Yine bir gün uçurtmalar gökyüzünde şenlik oluştururken kim bilebilirdi ki gökyüzünün son kez o kadar neşeli oluğunu, masumiyetin son kez görevini yerine getirdiğini...
Kopan uçurtmayı yakalamaya çalışan Hassan, Hazara olduğu için yine bir grup tarafından darp edilecekti ve bu sefer arkadaşını mutlu edebilmek için bazı işkencelere maruz kalacaktı. O sahneyi tam aktaramamış olabilirim ama çok ağır bir sahneydi. Amir korkak olduğu için arkadaşını bile kurtaramamış bir çocuktu. Ben bile kırgındım Amir'e.
Film boyunca o kadar çok kızdım ki... Bir de hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti, vicdan azabı çekmesin diye ondan uzaklaştı. O çocuk orada ne yaşıyor diye hiç düşünmedi. Bence çocuklar bu kadar vicdansız değiller yaa. Olmamalılar.
Film boyunca hep Hassan'ın neler düşündüğünü merak ettim. Kitapta da öyle miydi bilmiyorum ama sürekli Amir'in hayatını gördük. Neler yaptığını, yazar olmak istediğini, sevdiği kızı...
Ben şahsen bunları görmek istemiyordum. Hikayeyi bir de Hassan'ın dilinden dinlemek istiyordum. Neyse çok bahsetmemden de belli olduğu üzere en çok etkilendiğim yer bu sahneydi.
Bir de evet Amir'in hayatını gördük ama hiçbir zaman vicdan azabı çektiğini görmedim. Acaba gerçekten bu kadar gaddar bir insan mıydı yoksa gerçekten arkadaşının başına gelenlere sevinmiş miydi?
Neyse neyse bu konuda çok düşündüm ve çok söylendim. Filmde bir de Talibanlardan bahsediyorlardı. Afganistan'ın İslam adı altında kadınlara yaptıkları zulümleri gösteriyorlardı.
Sadece kadınlara da değil çocuklara, kendini savunamayan tüm canlılara...
Sırf ailesini birkaç gün doyurabilmek için bacaklarını satan insanlarla dolu bir ülke Afganistan. İzleyince ülkemizin haline şükreder olmuştum ama maalesef bizim de gidişatımız iyi değil.
Genel olarak filmi çok beğenmedim, yani çok fazla etkilenmedim ama o kadar da kötü değil. İzlenir.
Sonunda bitirdim dediğim bir kitaptı. Aslında kitabın akıcılığıyla alakası yok, tamamen kendimle alakalı bir durum. Doğru bir zamanda okuduğumu düşünmüyorum ve böyle olduğu için de okumam zorlaştı. Okumak benim için her ne kadar zor da olsa her okuduğumda o heyecanım…devamıSonunda bitirdim dediğim bir kitaptı. Aslında kitabın akıcılığıyla alakası yok, tamamen kendimle alakalı bir durum. Doğru bir zamanda okuduğumu düşünmüyorum ve böyle olduğu için de okumam zorlaştı. Okumak benim için her ne kadar zor da olsa her okuduğumda o heyecanım yeniden geldi ve daha sonra ne olacağını merak ederek okudum.
Jane Eyre, annesi ve babasının ölümünün ardından dayısının yanında kalmış ve o da öldükten sonra yengesi Bayan Reed tarafından büyütülmüş. Fakat bu kadın o kadar gaddar biriymiş ki hep ayrımcılık yapıyormuş. Onu hep kendi çocuklarından ayırıyor, bir konuda haklı bile olsa onu suçluyormuş.
Kitabın ilk evresi çocukluk dönemini, ikinci evresi ise yetişkin olduğu dönemi anlatıyor. Jane Eyre yatılı okula gidiyor ve oradan öğretmen olarak ayrılıyor. Daha doğrusu yaşadığı hayatı çok monoton buluyor ve bu hayatı değiştirmek için bir yol arıyor. Bu yol da Bay Rochester'in malikanesinde mürebbiye olmaktan geçiyor.
Jane Eyre, çok güçlü bir kadındı, kitap boyunca hayranlık duydum. Keşke ben de onun gibi güçlü bir insan olsaydım diyerek bitirmiştim kitabı. Verdiği kararlar olsun, düşünceleri olsun... Sevdiğim bir karakterdi.
Kitap ilk başlarda çok sıkıcıydı hatta konusunun ne olduğunu tam kavrayamamıştım. Ortalara geldiğimde bir aşk romanının içine düştüğümü fark ettim. Bir ikililik vardı ve gerçekten aşk mı yoksa mantık mı sorusunu sordurdu bana :)
Bu arada aşktan, sevgiden soğuduğum bir dönemde okuduğum için seni seviyorumlu cümleler inandırıcı gelmese de bir umut öyle insanların olduğunu düşünebiliyorsunuz.
Kitabı bitirdikten sonra kendimi Jane Eyre'nin yerine koydum ve onun yerinde olsaydım ne yapacağımı düşündüm. Bir yanda çok sevdiğim ve aynı şekilde onun beni çok sevdiğine inandığım bir adam, diğer yanda da beni hiç sevmeyen ama benim iyiliğimi düşünen bir adam. Kimi seçerdim acaba bilemiyorum.
Siz ne yapardınız peki ? Kimi seçerdiniz ?
Merhabalar merhabalar. Bugün Deniz Feneri kitabıyla baş başaydım ve sonunu da bitirip buraya gelmek istedim. Öncelikle bu yorumun sadece bana özel bir yorum olduğunu ve kitabı okumak istiyorsanız başka birilerinin de yorumunu okumanızı öneririm. Çünkü ruhen çok yorucu bir aydaydım…devamıMerhabalar merhabalar. Bugün Deniz Feneri kitabıyla baş başaydım ve sonunu da bitirip buraya gelmek istedim.
Öncelikle bu yorumun sadece bana özel bir yorum olduğunu ve kitabı okumak istiyorsanız başka birilerinin de yorumunu okumanızı öneririm. Çünkü ruhen çok yorucu bir aydaydım ve depresyon halinde olduğum için ne okursam okuyayım beğenmeyecektim.
Kitap bilinç akışı tekniğiyle yazılmış ve karakterlerin duyguları çok güzel bir şekilde aktarılmıştı fakat ilk defa bilinç akışı okuduğumdan mı kaynaklanıyor bilemiyorum ama romanı okurken bir an kimin anlattığını unutuyor ve o sayfayı tekrardan okumaya başlıyordum.
Benim için yorucuydu çünkü yazılanlar kafamdan daha karışıktı. Yine de dediğim gibi ilk defa bilinç akışı okumamın ve ruh halimin de bu yorumu etkilediğini unutmayalım.
Aslında kitabın ortası daha sürükleyici gelmişti hatta "çok abartmışım kitap gayet güzel ilerliyor" dediğim de oldu. Özellikle karakterlerin bazı özelliklerini kendinize yakın bulabilirsiniz. Mesela Ben kendimi James gibi hissettim. Onun babasına olan öfkesi, çok istediği bir şeyin hevesi kaçtıktan sonra yerine getirilmesi, sadece bir övgünün onu çok mutlu ettiği...
Kitap hakkında söyleyeceklerim bunlardı. Okumak isteyenler için şimdiden iyi okumalar :)
"İnsanların bizi tanıma şekli çocukçadır. İçten içe karanlık, geniş ve akıl ermeyecek kadar derindir ama zaman zaman yüzeye çıkarız ve insanlar bizi o halimizle tanırlar." #Deniz Feneri | Virginia Woolf
Bir insan nasıl olur da başkalarını düşünür ve onları yargılardı? İnsan onu bunu hesaba katıp, bir duygunun sevmek ya da sevmemek olduğuna nasıl karar verebilirdi? Deniz Feneri | Virginia woolf