"Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonradan değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan.Herşeye iyi gelen Zaman sizi…devamı"Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonradan değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan.Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır."
Sinirbilimci yazar olan Serkan Karaismailoğlu'nun üçleme serisinin ikinci kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Yazar ilk kitabı 'Piamater'deki ana karakterleri ikinci kitapta da devam ettirmiş ancak karakterlerinde aşk ile birlikte gelen ciddi değişimlerle. Kitap fazlasıyla bilgi içeren cümlelerden oluşmakta bu tabi ki roman…devamıSinirbilimci yazar olan Serkan Karaismailoğlu'nun üçleme serisinin ikinci kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Yazar ilk kitabı 'Piamater'deki ana karakterleri ikinci kitapta da devam ettirmiş ancak karakterlerinde aşk ile birlikte gelen ciddi değişimlerle. Kitap fazlasıyla bilgi içeren cümlelerden oluşmakta bu tabi ki roman özelliğini ikinci plana atmış. İlk kitaptan daha çok zevk almıştım. Belki de oldukça yavaş akan olaylar, beklediğim gelişmelerin sadece son sayfalarda hızlıca verilmesi aldığım zevki azaltmış olabilir. Yine de serinin son kitabını okumayı merakla bekliyorum.
Kitapsız kaldığım bir dönemde elime geçen eser çok tarzım olmasa da dili ve anlatımı hafif olduğu için rahat okundu. Bir tecavüz olayı ile başlayan aile dramlarina uzanan bir serüven. Çerezlik kitap tadında.
"Siz hiç duyarsız insanlara Şiirler sundunuz mu? Bir kıraçta kuru dala 'Belki' sularını salıp Yeşerir de al yemişler Verir diye umdunuz mu? Ardı sırsız aynalara Yalnızlığı silmek için Bakıp bakıp karşınızda Karanlığı buldunuz mu? Aykırı isteklerde Seslerin, sessizliği Silip süpürdüğü…devamı"Siz hiç duyarsız insanlara
Şiirler sundunuz mu?
Bir kıraçta kuru dala
'Belki' sularını salıp
Yeşerir de al yemişler
Verir diye umdunuz mu?
Ardı sırsız aynalara
Yalnızlığı silmek için
Bakıp bakıp karşınızda
Karanlığı buldunuz mu?
Aykırı isteklerde
Seslerin, sessizliği
Silip süpürdüğü
Odalarda oldunuz mu?
Siz hiç sığ sularda Boğuldunuz mu?"
"İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum, birer hiç olan şeylerin ortasındaki soyut ve tensel noktayım."
İşgalin Görünmeyen Yüzü Işgal yıllarına gidiyoruz. İngiliz, Fransız subaylarıyla dolu İstanbul sokakları, içinde milliyetçilik namına hiçbir duygusu olmayan her yöne savrulabilir bir yığın 'Türk' insanı... Düşman kuvvetlerin bize sadece askeri siyasi değil toplumsal olarak da ne kadar zarar verdiklerini görüyoruz…devamıİşgalin Görünmeyen Yüzü
Işgal yıllarına gidiyoruz. İngiliz, Fransız subaylarıyla dolu İstanbul sokakları, içinde milliyetçilik namına hiçbir duygusu olmayan her yöne savrulabilir bir yığın 'Türk' insanı... Düşman kuvvetlerin bize sadece askeri siyasi değil toplumsal olarak da ne kadar zarar verdiklerini görüyoruz kitapta. Necdet bu yığınların içindeki bir kıza tutulmuş milliyetçi bir genç. Leyla ne istediğini bilmeyen yüzeysel, yozlaşmış bir genç kız. Kitap bu iki ana karakter üzerinden devrin sosyolojik analizini yapıyor. Yazar işgal yıllarında okullarda okuduğumuz kısmın arka bahçesini anlatıyor bize. Dili de oldukça sade. Her yaşta insanın okuyabileceği bir eser. Okuyun okutturun.