islamiyet'te ramazan orucu, hicret'ten sonra, miladi 624 yılında, şaban ayının ortalarında farz kılınmıştır. bu emir, bakara suresi'nin 183. ayetiyle gelir: “ey iman edenler! oruç, sizden öncekilere farzkılındığı gibi, size de farz kılındı ki sakınasınız.” (bakara 2/183) bu ayet, orucun sadece…devamıislamiyet'te ramazan orucu, hicret'ten sonra, miladi 624 yılında, şaban ayının ortalarında farz kılınmıştır. bu emir, bakara suresi'nin 183. ayetiyle gelir:
“ey iman edenler! oruç, sizden öncekilere farzkılındığı gibi, size de farz kılındı ki sakınasınız.” (bakara 2/183)
bu ayet, orucun sadece islam'a özgü bir ibadet olmadığını, önceki ümmetlerde de benzer uygulamalar olduğunu gösterir. ancak islam'da ramazan ayına özel olarak farz kılınmıştır.
orucun farz kılınışı ve ilk uygulamalar
• ilk zamanlarda oruç, yahudilikteki gibi aşure günü (muharrem 10) tutuluyordu. ancak ramazan orucu farz kılınınca, aşure orucu isteğe bağlı hale geldi.
• ilk başta müslümanlar iftardan sonra uyuyana kadar yemek yiyebilirken, uyuduktan sonra bir şey yiyip içmeleri yasaktı. daha sonra bakara 187. ayetle bu kural değişti ve gün doğumundan gün batımına kadar süren bugünkü şekli aldı.
• bedir savaşı'nın olduğu yıl (hicri 2), müslümanlar ilk kez topluca ramazan orucu tuttular.
ramazan'ın önemi
islam'da ramazan, sadece oruç ayı değil, aynı zamanda kur'an'ın indirilmeye başlandığı ay (kadir gecesi bu ayda) olduğu için kutsal kabul edilir. oruç ibadeti, nefsin terbiyesi, sabır, şükür ve merhamet gibi manevi değerleri pekiştiren bir araç olarak görülür.
yani ramazan orucu, hem bedensel bir disiplin hem de ruhsal bir arınma olarak islam'ın temel ibadetlerinden biri haline gelmiştir.
ramazan orucunun bedene birçok faydası vardır. modern bilim de aralıklı oruç (intermittent fasting) kavramıyla orucun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini doğruluyor. işte ramazan orucunun bedene sağladığı başlıca faydalar:
1. sindirim sistemi ve metabolizma
• bağırsakları dinlendirir: gün boyu süren sindirim faaliyeti duraksar, bağırsaklar dinlenir ve kendini yeniler.
• metabolizmayı hızlandırır: açlık süresi metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını artırır.
• mideyi rahatlatır: mide asidinin dengelenmesine yardımcı olur, gastrit gibi sorunları hafifletebilir.
2. hücre yenilenmesi ve otofaji mekanizması
• otofaji sürecini başlatır: uzun süreli açlık, hücrelerin kendini temizlemesine (otojaji) yardımcı olur. 2016 nobel tıp ödülü, bu mekanizmayı keşfeden yoshinori ohsumi'ye verilmiştir.
• bağışıklık sistemini güçlendirir: vücuttaki toksinlerin ve zarar görmüş hücrelerin temizlenmesini sağlar.
3. kan değerleri ve kalp sağlığı
• insülin direncini azaltır: kan şekeri seviyelerini düzenler, diyabet riskini düşürür.
• kolesterolü dengeler: kötü kolesterol (ldl) seviyesini düşürerek kalp sağlığını korur.
• kan basıncını düzenler: tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.
4. kilo kontrolü ve yağ yakımı
• yağ depolarını tüketir: vücut enerji için önce glikojeni, sonra yağları kullanır. bu da kilo vermeye yardımcı olur.
• kas kaybı olmadan kilo verdirir: doğru beslenildiğinde kas yerine yağ kaybı sağlanır.
5. beyin ve zihinsel sağlık
• beyin fonksiyonlarını güçlendirir: açlık, beyin hücreleri için faydalı olan bdnf (beyin kaynaklı nörotrofik faktör) üretimini artırır.
• odaklanmayı artırır: vücut insülin dalgalanmalarından uzak olduğu için beyin daha iyi çalışır.
• depresyon ve stresle savaşır: oruç, dopamin ve serotonin seviyelerini dengeleyerek ruh halini iyileştirir.
kısacası, oruç sadece dini bir ibadet değil, aynı zamanda bedeni yenileyen, zihin açıklığı sağlayan ve sağlığı koruyan doğal bir terapi gibidir. ancak düzensiz beslenme veya aşırı yemek, bu faydaları tersine çevirebilir.
ramazan ayının tüm insanlığa sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum
imdb puanı yüksek 50 en iyi ikinci dünya savaşı filmleri 1. downfall (2004) 2. schindler's list (1993) 3. the pianist (2002) 4. shoah (1985) 5. army of shadows (1969) 6. dunkirk (2017) 7. the best years of our lives (1946)…devamıimdb puanı yüksek 50 en iyi ikinci dünya savaşı filmleri
1. downfall (2004)
2. schindler's list (1993)
3. the pianist (2002)
4. shoah (1985)
5. army of shadows (1969)
6. dunkirk (2017)
7. the best years of our lives (1946)
8. saving private ryan (1998)
9. patton (1970)
10. son of saul (2015)
11. letters from iwo jima (2006)
12. overlord (1975)
13. the great escape (1963)
14. the bridge on the river kwai (1957)
15. the fog of war eleven lessons from the life of robert s. mcnamara (2003)
16. the english patient (1996)
17. level five (1997)
18. das boot (1981)
19. to be or not to be (1942)
20. children of hiroshima (1952)
21. casablanca (1942)
22. night will fall (2014)
23. atonement (2007)
24. paragraph 175 (2000)
25. from here to eternity (1953)
26. stalag 17 (1953)
27. seraphine (2008)
28. the wind rises (2013)
29. days of glory (2006)
30. safe conduct (2002)
31. our time will come (2017)
32. the hill (1965)
33. katyn (2007)
34. into the arms of strangers: stories of the kindertransport (2000)
35. blind spot: hitler's secretary (2002)
36. flags of our fathers (2006)
37. the thin red line (1998)
38. the counterfeiters (2007)
39. a hidden life (2019)
40. in the fog (2012)
41. the big red one (1980)
42. sophie scholl: the final days (2005)
43. lore (2012)
44. hell is for heroes (1962)
45. their finest (2016)
46. army of crime (2009)
47. the longest day (1962)
48. land of mine (2015)
49. europa europa (1990)
50. darkest hour (2017)
En iyi İkinci Dünya Savaşı filmlerinde IMDb puanı en yüksek 50
1. Çöküş (2004)
2. Schindler'in Listesi (1993)
3. Piyanist (2002)
4. Shoah (1985)
5. Gölge Ordusu (1969)
6. Dunkirk (2017)
7. Hayatımızın En Güzel Yılları (1946)
8. Er Ryan'ı Kurtarmak (1998)
9. Patton (1970)
10. Saul'un Oğlu (2015)
11. Iwo Jima'dan Mektuplar (2006)
12. Hükümdar (1975)
13. Büyük Kaçış (1963)
14. Kwai Nehri Üzerindeki Köprü (1957)
15. Savaşın Sisleri Robert S. McNamara'nın Hayatından On Bir Ders (2003)
16. İngiliz Hasta (1996)
17. Beşinci Seviye (1997)
18. Bot (1981)
19. Olmak ya da Olmamak (1942)
20. Hiroşima Çocukları (1952)
21. Kazablanka (1942)
22. Gece Düşecek (2014)
23. Kefaret (2007)
24. Paragraf 175 (2000)
25. Buradan Sonsuzluğa (1953)
26. Stalag 17 (1953)
27. Seraphine (2008)
28. Rüzgar Yükseliyor (2013)
29. Şan Günleri (2006)
30. Güvenli Davranış (2002)
31. Zamanımız Gelecek (2017)
32. Tepe (1965)
33. Katyn (2007)
34. Yabancıların Kollarına: Kindertransport Hikayeleri (2000)
35. Kör Nokta: Hitler'in Sekreteri (2002)
36. Atalarımızın Bayrakları (2006)
37. İnce Kırmızı Çizgi (1998)
38. Sahteciler (2007)
39. Gizli Bir Hayat (2019)
40. Sis İçinde (2012)
41. Büyük Kırmızı (1980)
42. Sophie Scholl: Son Günler (2005)
43. Bilgi (2012)
44. Cehennem Kahramanlar İçindir (1962)
45. Onların En İyileri (2016)
46. Suç Ordusu (2009)
47. En Uzun Gün (1962)
48. Benim Ülkem (2015)
49. Avrupa Avrupa (1990)
50. En Karanlık Saat (2017)
🇵🇹 José Mourinho: Champions League ✅ Europa League ✅ Conference League ✅ 🇮🇹 Carlo Ancelotti: UCL ✅ UEL ❌ UECL❌ 🇩🇪 Jürgen Klopp: UCL ✅ UEL ❌ UECL❌ 🇪🇸 Pep Guardiola: UCL ✅ UEL ❌ UECL❌ The Special One! ☝️😎
Darren Aronofsky / yönetmen/ senarist Darren Aronofsky, sinemada insan psikolojisinin en karanlık ve derin noktalarına inmeyi seven, cesur ve provokatif bir yönetmen. 1969 doğumlu Amerikalı sinemacı, varoluş sancıları, obsesyonlar ve kendini yok etme döngüsü gibi temaları işleyen filmleriyle tanınıyor. İlk…devamıDarren Aronofsky / yönetmen/ senarist
Darren Aronofsky, sinemada insan psikolojisinin en karanlık ve derin noktalarına inmeyi seven, cesur ve provokatif bir yönetmen. 1969 doğumlu Amerikalı sinemacı, varoluş sancıları, obsesyonlar ve kendini yok etme döngüsü gibi temaları işleyen filmleriyle tanınıyor.
İlk uzun metrajı Pi (1998), matematik ve delilik arasındaki ince çizgiyi sorgularken, kültleşmiş Requiem for a Dream (2000) bağımlılığın en çarpıcı ve sarsıcı portrelerinden birini sundu. The Fountain (2006) ölüm ve ölümsüzlük üzerine felsefi bir yolculukken, The Wrestler (2008) ve Black Swan (2010) fiziksel ve ruhsal tükenişin iki farklı yüzünü gösterdi. mother! (2017) ise insan doğasının yıkıcılığını neredeyse kutsal bir alegoriyle anlattı.
“The Whale”, Aronofsky’nin daha sade ama belki de en insani filmi. Yine kaybolmuş bir ruhun hikâyesini anlatıyor, ama bu kez kaos ve şok yerine, sessizlik ve ağırlıkla. Yönetmenin tüm filmlerinde olduğu gibi, burada da kaçış yok: Karakter ne kadar kilitliyse, biz de o kadar sıkışıyoruz. Çünkü Aronofsky, insanı en çıplak haliyle gösterme konusunda acımasız ve dürüst bir yönetmen.
Spoiler içeriyor
The Whale”, sadece bir adamın değil, bir ruhun çöküşünü ve yeniden anlam arayışını anlatan, ağır ama sarsıcı bir film. Charlie, geçmişte yaptığı hataların ve kendine verdiği cezaların altında ezilmiş, kendi bedenine hapsolmuş bir adam. Obezliği fiziksel bir durumdan öte, yaşadığı…devamıThe Whale”, sadece bir adamın değil, bir ruhun çöküşünü ve yeniden anlam arayışını anlatan, ağır ama sarsıcı bir film. Charlie, geçmişte yaptığı hataların ve kendine verdiği cezaların altında ezilmiş, kendi bedenine hapsolmuş bir adam. Obezliği fiziksel bir durumdan öte, yaşadığı suçluluk, pişmanlık ve kendinden kaçışın bir sembolü. Ama film, onu zavallı ya da trajik bir figür olarak sunmuyor; aksine, içindeki insanca çırpınışı, son bir bağ kurma çabasını, yitirdiği sevgiyi tekrar bulma umudunu anlatıyor.
Darren Aronofsky’nin yönetimi, hikâyeyi abartılı bir dram yerine, derin bir varoluş sancısı gibi hissettiriyor. Mekânın darlığı, Charlie’nin dünyasının ne kadar küçüldüğünü ve kaçacak hiçbir yeri kalmadığını gösterirken, Brendan Fraser’ın performansı kelimenin tam anlamıyla ruhu parçalıyor. O sadece bir karakter değil, insanın kendi kendini nasıl tüketebileceğinin bir yansıması.
“The Whale”, izleyene rahatsız edici bir ayna tutuyor. Kendi içindeki affedemediğin yanlarınla, saklandığın duvarlarınla yüzleşmeye hazır mısın ? Bu bir soru değil aslında hayatını sorguluyor beni çok etkiledi bu arada Brendan Fraser’ın performansı büyük övgü aldı ve En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandı. Film ayrıca derin psikolojik unsurlar ve duygusal yoğunluğu ile dikkat çekiyor. Ağır bir dram ve karakter incelemesi sunuyor.sonu ise tam bir trajedi belki de benim için çünkü balina oldugunu ve çaresizliği dibine kadar hissettiriyor . Normal bir kafada izlersen sıkıcı ve itici gelebilir ama yinede ısrarla izlemenizi tavsiye ediyorum .
“İnsanlar gerçekten de harika değil mi?”
Bu replik, filmin en vurucu ve ironik sözlerinden biri. Charlie, tüm yıkılmışlığına ve acısına rağmen insanlara olan inancını yitirmemiş gibi görünüyor. Ancak film boyunca bu söz, defalarca sorgulanıyor: Gerçekten harika mıyız? Yoksa sadece kendi bencilliğimizin, korkularımızın ve hatalarımızın içinde savruluyoruz?
Bu cümle, Charlie’nin umudu ve çaresizliği arasında bir yerde asılı kalıyor—tıpkı bizim gibi.
“Bazı bedenler mezara, bazı ruhlar ise pişmanlığa gömülür—hangisinin daha ağır olduğunu ancak ölmeden önce anlarız.”
Son.
Napolyon Bonapart ve Joséphine’in aşkı, tutku, hırs, ihanet ve trajediyle dolu efsanevi bir hikâyedir. Tutkulu Bir Aşkın Başlangıcı Joséphine (asıl adı Marie Josèphe Rose Tascher de La Pagerie), aristokrat kökenli, zarif ve çekici bir kadındı. Fransız Devrimi sırasında ilk eşi…devamıNapolyon Bonapart ve Joséphine’in aşkı, tutku, hırs, ihanet ve trajediyle dolu efsanevi bir hikâyedir.
Tutkulu Bir Aşkın Başlangıcı
Joséphine (asıl adı Marie Josèphe Rose Tascher de La Pagerie), aristokrat kökenli, zarif ve çekici bir kadındı. Fransız Devrimi sırasında ilk eşi giyotinle idam edildi ve dul kaldı. Napolyon ile 1795’te tanıştığında, genç general ona ilk görüşte âşık oldu. Joséphine, Napolyon’dan 6 yaş büyüktü ve başlangıçta ona büyük bir aşk beslemese de zamanla ilgisine karşılık verdi.
Napolyon’un Mektuplarla Yanan Sevgisi
Napolyon, Joséphine’e yazdığı tutkulu aşk mektuplarıyla ünlüdür. Mektuplarında onu özlediğini, kokusunu, sesini duymazsa delireceğini anlatırdı. Örneğin:
“Uyanıyorum, seni düşünüyorum. Yatıyorum, seni düşünüyorum. Ellerinin sıcaklığını hissetmeden duramıyorum.”
Fakat Joséphine sadakatsizdi. Napolyon’un İtalya Seferi’ndeyken başka aşklar yaşadığı söylenir. Bu ihaneti öğrenen Napolyon çok sarsıldı ama onu affetti.
Evlilik ve Ayrılık
1796’da evlendiler ve Napolyon imparator olduğunda Joséphine, Fransa’nın ilk imparatoriçesi oldu. Ancak Joséphine’in çocuk sahibi olamaması, Napolyon’un soyunu devam ettirme arzusu nedeniyle büyük bir sorun haline geldi. 1809’da resmen boşandılar.
Napolyon’un Son Sözleri
Joséphine boşandıktan sonra da Napolyon’u sevdi. Napolyon da Joséphine’den asla tamamen kopamadı. Onun ölümünden yıllar sonra, sürgünde Saint Helena Adası’nda ölürken, son nefesinde söylediği sözler arasında şunlar vardı:
“Fransa, ordu, ordu başı, Joséphine…”
Bu aşk, tarihin en büyük tutkularından biri olarak anılır. Hem karşılıksız sevgi hem de güç uğruna yapılan fedakarlıklarla dolu bir hikâyedir.
Ghosting, bir kişinin aniden ve hiçbir açıklama yapmadan iletişimi kesmesi, ortadan kaybolması anlamına gelir. Genellikle romantik ilişkilerde veya arkadaşlık ilişkilerinde görülür. Ghosting’in Temel Özellikleri: • Aniden kaybolma: Kişi, mesajlara veya aramalara cevap vermemeye başlar. • Açıklama yapmama: Neden gittiğini söylemez,…devamıGhosting, bir kişinin aniden ve hiçbir açıklama yapmadan iletişimi kesmesi, ortadan kaybolması anlamına gelir. Genellikle romantik ilişkilerde veya arkadaşlık ilişkilerinde görülür.
Ghosting’in Temel Özellikleri:
• Aniden kaybolma: Kişi, mesajlara veya aramalara cevap vermemeye başlar.
• Açıklama yapmama: Neden gittiğini söylemez, sessizce uzaklaşır.
• Sınır koymama: Giden kişi, karşı tarafın kapanış yapmasına veya anlamasına fırsat vermez.
Nedenleri:
• Konfrontasyondan kaçınma: Yüzleşme veya zor konuşmalar yapmaktan çekinme.
• İlgisizlik: Artık ilişkiye devam etmek istememe ama bunu açıkça söylememe.
• Bağlanma korkusu: Derin ilişkilerden kaçınma eğilimi.
Ghosting’in Etkileri:
• Kapanış eksikliği: Terk edilen kişi, neyin yanlış gittiğini anlayamaz ve bir süre belirsizlik içinde kalır.
• Özgüven zedelenmesi: Kendini yetersiz veya değersiz hissetmesine neden olabilir.
• Güven problemleri: Gelecekteki ilişkilerde güven kurmayı zorlaştırabilir.
Spoiler içeriyor
1. Baader-Meinhof Fenomeni (Frekans Yanılgısı) – Yeni öğrendiğin bir şeyin her yerde karşına çıkması durumu. Aslında fark etmediğin şeyleri fark etmeye başlamanla ilgilidir. 2. Dunning-Kruger Etkisi – Ne kadar az bilirsen, kendini o kadar çok bilge sanarsın; ne kadar çok…devamı1. Baader-Meinhof Fenomeni (Frekans Yanılgısı) – Yeni öğrendiğin bir şeyin her yerde karşına çıkması durumu. Aslında fark etmediğin şeyleri fark etmeye başlamanla ilgilidir.
2. Dunning-Kruger Etkisi – Ne kadar az bilirsen, kendini o kadar çok bilge sanarsın; ne kadar çok bilirsen, aslında ne kadar az bildiğini fark edersin.
3. Tersine Perspektif (İçinden Çıkınca Daha İyi Görmek) – Bir şeyin içindeyken fark edemediklerini, dışına çıkınca net görebilmen. Örneğin, geçmişte büyük bir sorun gibi görünen şeylerin aslında önemsiz olduğunu fark etmek.
4. Gödel’in Eksiklik Teoremi – Matematikte bile bazı şeylerin asla kanıtlanamayacağını gösteren bir teori. Mutlak doğruların olmadığını, her sistemin içinde açıklanamaz boşluklar olabileceğini anlatır.
5. Entropi ve Zamanın Ok’u – Evrenin doğası gereği düzensizliğe (kaosa) doğru ilerlediğini ve bunun zaman algımızı şekillendirdiğini anlamak.
6. Küçük Dünya Fenomeni – Tanımadığın insanlarla bile sadece birkaç bağlantı uzağında olduğunu gösteren bilimsel bir kavram.
7. Düşünce Deneyleri (Schrödinger’in Kedisi, Zeno Paradoksu, Truva Atı vs.) – Gerçekliği sorgulatan zihinsel deneyler, olaylara bakış açını değiştirebilir.
8. Simülasyon Teorisi – Yaşadığımız dünyanın bir bilgisayar simülasyonu olabileceği ihtimali. Gerçeklik algısını kökünden sarsabilir.
9. Komşuluk Etkisi ve Bilişsel Sapmalar – İnsanların, en rasyonel kararları aldığını sanarken aslında çevrelerinden ve önyargılarından etkilendiğini öğrenmek.
10. Kuantum Dolanıklık – İki parçacığın, aralarındaki mesafeden bağımsız olarak anında etkileşimde bulunması. Uzay ve zaman algısını sorgulatır.