Vedat topa rakipten önce dokunuyor.Dün tam tersi oldu Osimhen hamle hatası yaptı ve top yerine rakibin ayağına vurmasına rağmen penaltı verildi..Al sana 24 saat içerisinde yapılan eyyamın kralı haydi şimdi konuşun bakalım..
BBC’ye göre dünyayı değiştiren 100 KİTAP: 1. Odysseia, Homeros 2. Tom Amca’nın Kulübesi, Harriet Beecher Stowe 3. Frankenstein, Mary Shelley 4. 1984, George Orwell 5. Things Fall Apart, Chinua Achebe 6. Binbir Gece Masalları, Çeşitli Yazarlar 7. Don Kişot, Miguel…devamıBBC’ye göre dünyayı değiştiren 100 KİTAP:
1. Odysseia, Homeros
2. Tom Amca’nın Kulübesi, Harriet Beecher Stowe
3. Frankenstein, Mary Shelley
4. 1984, George Orwell
5. Things Fall Apart, Chinua Achebe
6. Binbir Gece Masalları, Çeşitli Yazarlar
7. Don Kişot, Miguel de Cervantes
8. Hamlet, William Shakespeare
9. Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel García Márquez
10. İlyada, Homeros
11. Sevgili, Toni Morrison
12. İlahi Komedya, Dante Alighieri
13. Romeo ve Juliet, William Shakespeare
14. Gılgamış Destanı, Yazarı Bilinmiyor
15. Harry Potter Serisi, J.K. Rowling
16. Elçinin Masalı, Margaret Atwood
17. Ulysses, James Joyce
18. Hayvan Çiftliği, George Orwell
19. Jane Eyre, Charlotte Brontë
20. Madam Bovary, Gustave Flaubert
21. Üç Krallığın Hikayesi, Luo Guanzhong
22. Batıya Yolculuk, Wu Cheng’en
23. Suç ve Ceza, Fyodor Dostoyevski
24. Gurur ve Önyargı, Jane Austen
25. Su Kenarı, Shi Nai’an
26. Savaş ve Barış, Lev Tolstoy
27. Bülbülü Öldürmek, Harper Lee
28. Geniş, Geniş Bir Deniz, Jean Rhys
29. Ezop Masalları, Aesop
30. Candide, Voltaire
31. Medea, Euripides
32. Mahabharata, Vyasa
33. Kral Lear, William Shakespeare
34. Genji’nin Hikayesi, Murasaki Shikibu
35. Genç Werther’in Acıları, Johann Wolfgang von Goethe
36. Dava, Franz Kafka
37. Kayıp Zamanın İzinde, Marcel Proust
38. Uğultulu Tepeler, Emily Brontë
39. Görülmeyen Adam, Ralph Ellison
40. Moby Dick, Herman Melville
41. Their Eyes Were Watching God, Zora Neale Hurston
42. Deniz Feneri, Virginia Woolf
43. Ah Q’nun Gerçek Hikayesi, Lu Xun
44. Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll
45. Anna Karenina, Lev Tolstoy
46. Karanlığın Yüreği, Joseph Conrad
47. Monkey Grip, Helen Garner
48. Mrs. Dalloway, Virginia Woolf
49. Kral Oidipus, Sophocles
50. Dönüşüm, Franz Kafka
51. The Oresteia, Aeschylus
52. Cinderella, Yazarı Bilinmiyor
53. Howl, Allen Ginsberg
54. Sefiller, Victor Hugo
55. Middlemarch, George Eliot
56. Pedro Páramo, Juan Rulfo
57. The Butterfly Lovers, Halk Hikayesi
58. Canterbury Masalları, Geoffrey Chaucer
59. The Panchatantra, Vişnu Sharma’ya Atfedilir
60. The Posthumous Memoirs of Brás Cubas, Joaquim Maria Machado de Assis
61. The Prime of Miss Jean Brodie, Muriel Spark
62. The Ragged-Trousered Philanthropists, Robert Tressell
63. Song of Lawino, Okot p’Bitek
64. Altın Defter, Doris Lessing
65. Geceyarısı Çocukları, Salman Rushdie
66. Nervous Conditions, Tsitsi Dangarembga
67. Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry
68. Usta ile Margarita, Mihail Bulgakov
69. Ramayana, Valmiki’ye Atfedilir
70. Antigone, Sophocles
71. Dracula, Bram Stoker
72. Karanlığın Sol Eli, Ursula K. Le Guin
73. Yeni Yıl Şarkısı, Charles Dickens
74. América, Raúl Otero Reiche
75. Kanun Önünde, Franz Kafka
76. Cebelavi Sokağı’nın Çocukları, Naguib Mahfouz
77. Il Canzoniere, Petrarch
78. Kebra Nagast, Çeşitli Yazarlar
79. Küçük Kadınlar, Louisa May Alcott
80. Dönüşümler, Ovid
81. Omeros, Derek Walcott
82. İvan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün, Aleksandr Soljenitsın
83. Orlando, Virginia Woolf
84. Rainbow Serpent, Aborjin Hikaye Döngüsü
85. Hayallerin Peşinde, Richard Yates
86. Robinson Crusoe, Daniel Defoe
87. Kendi Şarkım, Walt Whitman
88. Huckleberry Finn’in Maceraları, Mark Twain
89. Tom Sawyer’ın Maceraları, Mark Twain
90. The Aleph, Jorge Luis Borges
91. Çiftçinin Ağıtları, Eski Mısır Halk Hikayesi
92. Kral Çıplak, Hans Christian Andersen
93. The Jungle, Upton Sinclair
94. The Khamriyyat, Ebu Nuwas
95. The Radetzky March, Joseph Roth
96. Kuzgun, Edgar Allan Poe
97. Şeytan Ayetleri, Salman Rushdie
98. Gizli Tarih, Donna Tartt
99. The Snowy Day, Ezra Jack Keats
100. Toba Tek Singh, Saadat Hasan Manto
ŞUBAT KOVASI Sosyal enerjisi: 900/10, insan seçer Bağlanma: %70 bağımsız, %30 “bırak da kendim geleyim” Güven: %20, kazanması zor; kaybetmesi saniyelik Yakınlaşma tarzı: Önce zihnine girer, sonra hayatına. Mizah: 3000/10, absürt ama nokta atışı Yoğunluk: %15, gerektiğinde %100 Yaratıcılık: 10/10,…devamıŞUBAT KOVASI
Sosyal enerjisi: 900/10, insan seçer
Bağlanma: %70 bağımsız, %30 “bırak da kendim geleyim”
Güven: %20, kazanması zor; kaybetmesi saniyelik
Yakınlaşma tarzı: Önce zihnine girer, sonra hayatına.
Mizah: 3000/10, absürt ama nokta atışı
Yoğunluk: %15, gerektiğinde %100
Yaratıcılık: 10/10, kafasının içi ayrı bir evren
Gurur: %9700, özür dilemek yerine konuyu değiştirebilir
Sabır: 3/10, saçmalığa tahammülü yok
Duygusallık: %80, belli etmeme konusunda profesyonel %1000
Kıskançlık: %9990, belli etmez ama notunu alır
Romantizmi :5/10 belli etmez .
Özgürlük ihtiyacı: %1000 Kontrol edilemez
En büyük zaafı: Fazla düşünmek ve fazla anlam yüklemek
Küslük tarzı: Bir daha eskisi kadar yakın olmaz
En güçlü yanı: Farklı düşünmek
İdeal aşk: Zeki, özgüvenli, alanına saygı duyan biri
İlişki tarzı: “Beni sahiplenme, beni seç.”Zekâsı olana çekilir.
Flört tarzı: Önce arkadaş gibi davranır, sonra bir anda kafanı karıştırır
En tehlikeli cümlesi: “Benim için fark etmez.”
Aslında demek istediği: “Fazlasıyla fark ediyor.”
Kavga tarzı: Sesini yükseltmez, mesafesini yükseltir,intikam alır.
Ayrılık tarzı: “Sorun yok.” der ve gerçekten sorun olmaktan çıkarır
En güçlü yanı: Arkadaşının kimseye anlatamadığını anlayabilmesi samimi ve dobra
Kurnazlık: 100/10 — Her şeyi fark eder.Bir adım sonrasını düşünür
Sinsilik:9/10 — Sessiz oynar, doğru zamanda hamle yapar.Sesizdir ama saf değildir
Zekâ:5000/10 — İnsan sarrafıdır.
İyi kalplilik:5/10 — İyidir ama belli etmez. Herkese değil, hak edene.
Vicdan: 8/10 — Üzdüğünü unutmaz.
İnancı: Güçlü ve samimi
Dürüstlük: 8/10 — Doğruyu söyler, her şeyi değil.
Manipülasyon:1000/10 — Yapabilir, uğraşmaz ama sonra fikrin değişir
İntikam: 7/10 — Bağırmaz, siler.
Kin: 8/10 — Unutmaz, sadece susar.
Merak:9000/10 — Bilmeden duramaz.
Soğukkanlılık: 8/10 — Krizde bile sakindir..
Sadakat: 9/10 — Değer verdiyse bırakmaz.
Aşk: 7/10 — Sever, kendini kaybetmez.
Dönemi: 1–18 Şubat
Elementi: Hava
Yönetici gezegeni: Uranüs
Sembolü: Su taşıyıcısı
Rengi: Buz mavisi,siyah, beyaz
Uğurlu sayısı: 4, 7, 11
Uğurlu günü: Cumartesi
Taşı: Pırlanta, Ametist
Metal: Altın
Çiçeği: Orkide
Hayvanı: Kelebek
En iyi özelliği : zekası
Gizem: 18999/10 — Ne düşündüğünü çözmek mümkün değildir.
Çekicilik:100000/10 — Güzellikten çok farklılığı dikkat çeker.
Özgüven: 800/10 — Kendini bilir, onay aramaz.
Zekâ: 1999999…/10 — Önce gözlemler, sonra konuşur.
Sezgi:11999/10 — Söylenmeyeni hisseder.
İntikam: 7/10 — En büyük cezası yokluğudur.
Duygusallık: 8/10 — İçeride fırtına, dışarıda sakinlik.
Flörtte: — Zekâ, mizah ve gizem ilgisini çeker.
Giyim tarzı:: “Moda ne diyorsa değil, ben ne istiyorsam onu giyerim, saat çanta ile tamamlar.”
En güçlü yanı: Detayları görmek.
En tehlikeli yanı: Sessizleşmek.
En tehlikeli cümlesi: “Sen bilirsin.”
Aslında demek istediği: “Kararını verdim bile.”
Klasik sözü: “Ben sadece farklı düşünüyorum.”
Bakış açısı :“ Her şeyin bir sebebi var.”
"Her halini anlatan, değersizleşir. Herkese güvenen, yolda kalır. Her sırrını açığa vuran, yalnızlaşır. Her meziyetini ortaya döken, tükenir. Her bildiğini söyleyen, cahil kabul edilir." — Farabi
Sadi Şirazi’den 30 Değerli Söz: “Gayesiz yaşayanlar, nasipsiz kalırlar.” “Hepiniz kendi ayıplarınızın hamalısınız. Başkalarının kusurlarını taşımayınız.” “Kişiye hatası söylenmezse, kabahatini hüner zanneder.” “Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki, ileride koyun gibi güdülmesinler.” “Fedakârım diye görünmeyin. İyilik edin, görünmeyin.” “Denize açılma demiyorum.…devamıSadi Şirazi’den 30 Değerli Söz:
“Gayesiz yaşayanlar, nasipsiz kalırlar.”
“Hepiniz kendi ayıplarınızın hamalısınız. Başkalarının kusurlarını taşımayınız.”
“Kişiye hatası söylenmezse, kabahatini hüner zanneder.”
“Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki, ileride koyun gibi güdülmesinler.”
“Fedakârım diye görünmeyin. İyilik edin, görünmeyin.”
“Denize açılma demiyorum. Açılacaksan tufana bile katlan diyorum.”
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.”
“Düşmanın en büyük hilesi, dostluğudur.”
“Elalemi ayıplarla anan bir kimsenin, senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme.”
“Ahmağa nasihat edip ders anlatmaya çalışan, kendisi nasihate muhtaçtır.”
“İnsanın ruhunu iki şey karartır: Susulacak yerde konuşmak ve konuşulacak yerde susmak.”
“Ne kadar bilirsen bil, bilmediğin haddince, bence hiçsin.”
“Taht ve taç geçicidir. Hiç gönüllere girdin mi?”
“Kendi halinde olmak güzeldir. Bu kadar hal bilmezin arasında.”
“Soru: Cahil olman değil, kendini âlim sanman.”
“Olgun bir adam dost edinmek istersen eleştir; basit bir adam dost edinmek istersen methet.”
“Ne kadar okursan oku; bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.”
“Ermindekileri bağışlamasını bilmeyenler, bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.”
“Kişi bu, alçak dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe döner.”
“Her ormanı boş sanma; belki de kuytuluklarında bir kaplan uyuyordur.”
“Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan, perişan olanları gönlünden çıkarma.”
“İnsanlarla münasebetin ateşle münasebet gibi olsun. Çok uzaklaşırsan donarsın; çok yaklaşırsan yanarsın.”
“Övdüğünü, tesir etmeyeceğini bildiğin bir kimseye verme ey ahmak! Elinden dizgin kaçırmış olan zavallıya ‘oğlum yavaş sür’ denmez.”
“Tahammül sana önce zehir gibi görünür, fakat tabiatına kök salınca bal kesilir.”
“Kendisinden fazlasıyla iyilik gördüğün kimseye fenalık etmen insanlık değildir.”
“Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde her yaptığın iyidir.”
“Kötü insan başkasının üzüntüsü ile rahatlayandır.”
“Ne etrafını kıracak kadar sert ne de karşındakilere cesaret verecek kadar yumuşak ol.”
“Doğru söyleyip zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir.”
“İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.”
Sadi Şirazi
Buyrun Hocam
3 Cisim Problemi / 3 Body Problem (2024–) Netflix’in insanlığın önüne 400 yıl sonra gelecek bir düşman koyduğu bilimkurgu dizisi. Bir bilim insanı intihar ediyor, başka bilim insanları gizemli biçimde ölüyor, fizik kuralları çalışmamaya başlıyor ve gökyüzünde olmaması gereken şeyler…devamı3 Cisim Problemi / 3 Body Problem (2024–)
Netflix’in insanlığın önüne 400 yıl sonra gelecek bir düşman koyduğu bilimkurgu dizisi.
Bir bilim insanı intihar ediyor, başka bilim insanları gizemli biçimde ölüyor, fizik kuralları çalışmamaya başlıyor ve gökyüzünde olmaması gereken şeyler beliriyor. Bütün bunların arkasında ne olduğunu anlamaya çalışırken asıl gerçek ortaya çıkıyor: Uzaylılar Dünya’ya doğru yola çıkmış durumda ama buraya ulaşmaları 400 yıl sürecek.
Yani insanlık, henüz gelmemiş bir tehdide karşı bugünden hazırlanmak zorunda. Dizinin temel gizemi de burada başlıyor: Düşman daha kapıya gelmeden insanlık ne yapacak?
⸻
Hikâyenin temelinde Çinli yazar Liu Cixin’in dünyaca ünlü bilimkurgu romanı The Three-Body Problem var.
Ama bu, klasik bir uzaylı istilası hikâyesi değil. Çünkü uzaylılar:
“Geleceğiz.”
diyor ama hemen gelmiyorlar.
Normal bilimkurgu filminde uzaylı gelir, şehirleri patlatır, başkan konuşma yapar, ordu saldırır, birileri bilgisayara USB takar ve dünya kurtulur.
Burada ise düşman:
400 yıl sonra geliyor.
Yani insanlığın önündeki soru şu:
“Bizden 400 yıl sonra gelecek düşmana karşı bugünden ne yapacağız?”
Bu yüzden dizinin asıl konusu uzaylılar değil, insanlığın gelecekle olan ilişkisi.
⸻
Dizinin yaratıcıları David Benioff, D. B. Weiss ve Alexander Woo.
Benioff ve Weiss isimlerini görenler doğal olarak:
Game of Thrones’un son sezon travmasını yaşayanlar burada mıyız?
diye bir an geriliyor.
Ama bu kez ellerinde bitmemiş bir hikâye yok; Liu Cixin’in tamamlanmış bir roman üçlemesi var. Üstelik ilk sezonda hikâyeyi televizyona uyarlamak için ciddi değişiklikler yapıyorlar: Bazı karakterleri birleştiriyor, olayları Çin dışına taşıyor ve daha uluslararası bir yapı kuruyorlar.
Yani romanı birebir ekrana koymak yerine:
“Bunu televizyon dizisi olarak nasıl izlenebilir hâle getiririz?”
sorusunu sormuşlar.
⸻
Başrolde Jovan Adepo, John Bradley, Eiza González, Jess Hong, Benedict Wong ve Alex Sharp gibi isimler var.
Oyuncuların işi kolay değil. Çünkü çoğu karakter bilimsel olarak imkânsız bir şey görüyor, bir süre susuyor ve sonunda:
“Bu mümkün değil.”
diyor.
Haklılar. Çünkü dizide olan birçok şey normal fizik kurallarıyla açıklanamıyor.
Özellikle bilim insanlarının yaşadığı krizler oldukça etkileyici. Hayatını fiziğe adamışsın, evrenin nasıl çalıştığını çözmeye uğraşmışsın, sonra bir gün:
Fizik çalışmamaya başlıyor.
Uzaylıların insanlığa ilk saldırısı lazerle değil, bilime saldırarak gerçekleşiyor. Bence dizinin en iyi fikri de bu.
⸻
Dizideki “üç cisim problemi” gerçek bir fizik ve matematik probleminden geliyor. Üç büyük gökcisminin birbirleri üzerindeki kütleçekimsel etkilerini uzun vadede kesin biçimde tahmin etmek son derece karmaşık.
Dizi bunu uzaylı medeniyetinin yaşadığı dünyanın temel sorununa dönüştürüyor: Üç güneş, düzensiz yörüngeler ve ne zaman gece olacağı belli olmayan bir gezegen.
Ne zaman dünya yanacak, ne zaman her şey donacak, ne zaman hayat normale dönecek belli değil.
Uzaylıların hava durumu uygulaması muhtemelen şöyle:
Bugün güneşli.
Yarın gezegen yok.
Üstelik dizi uzaylıları yalnızca “kötü adam” olarak kullanmıyor. Onların da hayatta kalma problemi var. Başka bir gezegene ihtiyaç duyuyorlar ve o gezegen:
Bizim evimiz.
İşte insanlık açısından asıl problem burada başlıyor.
⸻
Ama dizi kusursuz değil.
Bazı bölümler oldukça yavaş ilerliyor ve karakterler zaman zaman insan olmaktan çıkıp bilimsel fikirlerin taşıyıcısına dönüşüyor. Kişiliklerinden çok, hikâyede hangi düşünceyi temsil ettikleri öne çıkıyor.
Karakter ilişkileri de benzer biçimde dizinin bilimkurgu tarafının gerisinde kalıyor. Arkadaşlıklar, aşklar, eski ilişkiler ve kırgınlıklar var ama insanlığın geleceği tartışılırken bir anda:
“Acaba o beni seviyor mu?”
meselesine dönülünce insan ister istemez:
“Kardeşim, önce uzaylılar geliyor.”
diyor.
⸻
Dizinin bir başka tartışmalı tarafı hikâyeyi basitleştirmesi.
Liu Cixin’in romanları bilimsel fikirler bakımından çok daha yoğun. Netflix ise doğal olarak bunları daha geniş bir seyirci kitlesi için sadeleştiriyor.
Bu yüzden romanı bilenler:
“Çok fazla şey kolaylaştırılmış.”
diyebilir.
Ama romanı okumayanlar için de dizi zaman zaman yeterince açıklama yapmıyor.
Sonuç olarak dizi iki taraf arasında garip bir yerde duruyor: Bilimkurguya uzak olanlar için karmaşık, roman hayranları içinse fazla sade.
⸻
Yine de 3 Cisim Problemi’nin en büyük avantajı, bir soru sorduktan sonra seni rahat bırakmaması.
Uzaylılar gerçekten geliyor mu?
Neden bilim insanları ölüyor?
Oyun ne?
Sanal gerçeklik teknolojisi nasıl çalışıyor?
İnsanlar uzaylılara neden yardım ediyor?
Uzaylılar neden insanlıktan korkuyor?
400 yıl sonra gelecek savaşa bugünden nasıl hazırlanılır?
Ve en önemlisi:
Bir düşman henüz gelmeden insanlık kendi kendini yok eder mi?
Çünkü uzaylılar daha Dünya’ya gelmeden insanlar birbirine düşüyor. Bir grup onlarla savaşmak istiyor, bir grup onların insanlıktan daha iyi olduğunu düşünüyor, bir grup da gelmelerine yardım ediyor.
Yani klasik insanlık:
“Düşman daha kapıya gelmeden önce biz birbirimizi bir halledelim.”
⸻
Aslında dizinin bilimkurgu tarafı ne kadar büyükse, insan tarafı da o kadar tanıdık.
İnsanlar bilmedikleri şeyden korkuyor, güçlü olana hayran oluyor, gelecekten endişeleniyor ve kendi geleceğini başkasının kararına bırakmak istiyor.
Bu yüzden dizi:
“Uzaylılar gelirse ne olur?”
sorusundan çok:
“İnsanlar uzaylılar gelmeden önce ne yapar?”
sorusuyla ilgileniyor.
⸻
3 Cisim Problemi benim için:
Konu özgün mü?
Fazlasıyla.
Bilimsel taraf ilginç mi?
Evet, ama bazı yerlerde baş ağrıtacak kadar yoğun.
Uzaylı hikâyesi mi?
Evet ama bildiğiniz türden değil.
Aksiyon var mı?
Var ama dizinin ana meselesi değil.
Sürükleyici mi?
Özellikle gizem tarafı oldukça güçlü.
Karakterler?
Dizinin en zayıf noktalarından biri.
Fikir?
Dizinin asıl yıldızı.
⸻
Dizinin artıları ve eksileri aynı noktada buluşuyor: Bilimsel fikirleri, kurduğu gizem ve insanlığın geleceğine dair soruları gerçekten güçlü; ancak karakterlerin zaman zaman yüzeysel kalması, kişisel ilişkilerin yapay durması ve romanın yoğunluğunun televizyon formatına uyarlanırken yer yer fazla sadeleştirilmesi anlatının duygusal tarafını zayıflatıyor. Buna rağmen dizi, bu eksiklerini taşıdığı özgün fikirlerle ve sürekli yeni sorular üreten yapısıyla büyük ölçüde telafi ediyor. Yani 3 Cisim Problemi kusursuz bir karakter dizisi değil ama son yılların en iddialı ve izlenmeyi hak eden bilimkurgu yapımlarından biri.
Özetle 3 Cisim Problemi, uzaylıların Dünya’ya gelip Beyaz Saray’ın çatısını uçurduğu bir bilimkurgu değil.
Burada uzaylılar daha gelmeden insanlığın psikolojisini bozuyor.
Düşman sana ulaşmak için 400 yıl yolculuk ediyor ama senin de onu yenmek için 400 yılın var. Normal şartlarda bu iyi haber gibi görünüyor.
Ama düşman aynı zamanda bilimsel gelişmeni durdurabiliyorsa, sen her yıl ilerlediğini sanırken aslında aynı yerde sayıyorsan, 400 yılın olması pek bir şey ifade etmiyor.
İnsanlığın önündeki en büyük soru da şu:
“Onlar gelene kadar biz gerçekten hayatta kalabilecek miyiz?”
İşte 3 Cisim Problemi’ni ilginç yapan şey uzaylıların ne olduğu değil.
Biz onların geleceğini öğrendiğimiz anda kendimize ne yapmaya başladığımız.
Temsilcilerimizin Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları: Fenerbahçe: — Atletico Madrid - Fenerbahçe — Fenerbahçe - Liverpool — Aston Villa - Fenerbahçe — Fenerbahçe - Roma — Shakhtar Donetsk - Fenerbahçe — Fenerbahçe - Villarreal — LASK - Fenerbahçe — Fenerbahçe - Slavia…devamıTemsilcilerimizin Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları:
Fenerbahçe:
— Atletico Madrid - Fenerbahçe
— Fenerbahçe - Liverpool
— Aston Villa - Fenerbahçe
— Fenerbahçe - Roma
— Shakhtar Donetsk - Fenerbahçe
— Fenerbahçe - Villarreal
— LASK - Fenerbahçe
— Fenerbahçe - Slavia Prag
Galatasaray:
— Galatasaray - Barcelona
— PSG - Galatasaray
— Galatasaray - Aston Villa
— Sporting Lizbon - Galatasaray
— Galatasaray - Feyenoord
— Lille - Galatasaray
— Galatasaray - Stuttgart
— AEK Athens - Galatasaray