Black mirror // Dizinin tüm sezonları ve bölümlerinin tam listesi kronolojik olarak şu şekildedir: 1. Sezon (2011) – 3 Bölüm. 1-Bölüm: The National Anthem (Ulusal Marş) 2. Bölüm: Fifteen Million Merits (15 Milyon Hak) 3. Bölüm: The Entire History of…devamıBlack mirror //
Dizinin tüm sezonları ve bölümlerinin tam listesi kronolojik olarak şu şekildedir:
1. Sezon (2011) – 3 Bölüm.
1-Bölüm: The National Anthem (Ulusal Marş)
2. Bölüm: Fifteen Million Merits (15 Milyon Hak)
3. Bölüm: The Entire History of You (Senin Tüm Geçmişin)
2. Sezon (2013) – 3 Bölüm
1. Bölüm: Be Right Back (Hemen Döneceğim)
2. Bölüm: White Bear (Beyaz Ayı)
3. Bölüm: The Waldo Moment (Waldo Dönemi)
Özel Bölüm (2014)White Christmas (Beyaz Noel) – Klasikleşen 90 dakikalık Noel özel bölümü.
3. Sezon (2016) – 6 Bölüm
1. Bölüm: Nosedive (Dibe Vuruş)
2. Bölüm: Playtest (Oyun Testi)
3. Bölüm: Shut Up and Dance (Sus ve Dans Et)
4. Bölüm: San Junipero5. Bölüm: Men Against Fire (Ateşe Karşı Erkekler)
6. Bölüm: Hated in the Nation (Sosyal Lincin Başkenti)
4. Sezon (2017) – 6 Bölüm
1. Bölüm: USS Callister
2. Bölüm: Arkange
3. Bölüm: Crocodile (Timsah)
4. Bölüm: Hang the DJ
5-Bölüm: Metalhead (Metal Kafa)
6. Bölüm: Black Museum (Kara Müze)
İnteraktif Özel Film (2018)Black Mirror: Bandersnatch – Seyircinin seçimlerine göre hikayenin ve sonun değiştiği özel yapım.
5. Sezon (2019) – 3 Bölüm
1. Bölüm: Striking Vipers
2. Bölüm: Smithereens (Parçalar)
3. Bölüm: Rachel, Jack and Ashley Too
6. Sezon (2023) – 5 Bölüm
1-Bölüm: Joan Is Awful (Joan İğrenç Biri)
2. Bölüm: Loch Henry
3-. Bölüm: Beyond the Sea (Denizin Ötesinde)
4. Bölüm: Mazey Day
5. Bölüm: Demon 79 (Şeytan 79)
7. Sezon (2025) – 6 Bölüm
1. Bölüm: Common People
2. Bölüm: Bête Noire
3. Bölüm: Hotel Reverie
4. Bölüm: Plaything
5. Bölüm: Family Values
6. Bölüm: Into Infinity (Dizinin efsanevi USS Callister bölümünün resmi devamı niteliğindedir)
* Dünyadaki insanların büyük çoğunluğu senin hakkında neredeyse hiç düşünmüyor. * Tarih, okulda anlatılandan çok daha karmaşık; kazananlar kadar arşivler de tarihi yazar. * İnsanlar çoğu zaman mantıkla değil, duygu ve kimlikleriyle karar verir. * Şans, başarıdaki en az emek…devamı* Dünyadaki insanların büyük çoğunluğu senin hakkında neredeyse hiç düşünmüyor.
* Tarih, okulda anlatılandan çok daha karmaşık; kazananlar kadar arşivler de tarihi yazar.
* İnsanlar çoğu zaman mantıkla değil, duygu ve kimlikleriyle karar verir.
* Şans, başarıdaki en az emek kadar önemli değişkenlerden biridir.
* Bir fikri savunmakla o fikirle özdeşleşmek aynı şey değildir.
* Teknoloji sadece araç değildir; düşünme biçimimizi de değiştirir.
* Çoğu “doğal” davranış aslında kültürel olarak öğrenilmiştir.
* Zaman, para gibi biriktirilemez; sadece farklı şeylere harcanabilir.
* “Uzmanlık”, çoğu zaman doğru soruları sormayı bilmektir.
* İnsanlık tarihi, ilerleme kadar unutulmuş bilgi ve kayıp birikimlerin de tarihidir.
* Haritalar, sınırlar ve devletler sandığımız kadar kalıcı değildir.
* Evrende bildiğimiz tüm tarih, kozmik takvimde son saniyelere bile sığmayacak kadar kısadır.
* Beyin, gerçeği olduğu gibi değil; hayatta kalmaya uygun şekilde algılar.
* Medya sana ne düşüneceğini değil, çoğu zaman ne hakkında düşüneceğini söyler.
* Bir sistemin teşvikleri değişmeden, o sistemin sonuçları da genellikle değişmez.
* İnsan ömrü, yaşarken uzun; geriye dönüp bakınca şaşırtıcı derecede kısadır.
Kısacası: Bilgi arttıkça sadece cevaplar değil, sorular da çoğalır. Ufku gerçekten genişleten şey, ne kadar az şey bildiğini fark etmektir.
Kafka olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti,…devamıKafka
olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter.
elinizden geleni
yapdıkdan sonra ,
hala da olmuyorsa ,
o zaman
ayağınızdan geleni yapın:
gitmek gibi mesela.
dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış.
" pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim..
güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim..
benim yalnızlığım insanlarla dolu..
bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı.
en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz.
"sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak."
dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan..
kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur
"kör bir kuş gibi.
nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
oysa bizim bütün güzelliğimiz, yaşadıklarımızla,düşündüklerimiz arasındaki acıklı çelişkinin yansımalarından ibaretti.
beni üzecek gücü sana verdiğim için kendimden özür dilerim
bu dünya için kendini parçalaman gülünç.
günah her zaman açıktan açığa gelir ve aranda duyularla kavranabilir. kökleri üzerinde yürür ve tanınmak için sökülüp çıkarılması gerekmez...
bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamaktır mutluluk.
ruh, bir dayanak olmaktan çıkınca özgürleşir ancak.
bilgeliğin başladığına dair ilk belirti,ölme isteğidir.
“kafesin biri bir kuş aramaya çıktı.”
kötü davranmak bizden istenir; iyi davranmak ise, zaten içimizdedir...
sadece zamanı kavrayabilme yetimiz yüzünden kıyamet günü diyoruz o güne ; aslında sıkıyönetim mahkemesidir o.
önceleri sorularıma neden cevap almadığımı anlamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlamıyorum.
kendini insanlığa bakarak sına.şüphe edenin şüphesini, inananın inancını besler bu...
"kirli bir camdan bakıp herkesi ve her şeyi kirli sanıyorsunuz".
yaşamın daha başlangıcında iki ödev: giderek çevreni daraltmak ve kendini bu çevre dışında bir yerde gizleyip gizlemediğini sürekli denetlemek.
belki bir şeylere sahipsin, ama kendi varlığın yok savına verdiği cevap, bir titreme ve yürek çarpıntısı oldu sadece...
sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerlediğine hayret eden birisi vardı; gerçekte hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu...
bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olabilir: masanın üstündeki elmayı bir an olsun görebilmek için boynunu uzatan çocuğun görüşü, ve bir de, elmayı alıp yanındaki arkadaşına rahatça veren evin efendisinin görüşü...
olmak istediğiniz gibi olun, sevilmek zorunda değilsiniz. bırakın ;birileri size kendini beğendirsin, "ben buyum" deyip devam edin yolunuza. isteyen yanınızda yürür, isteyen karşı kaldırımda.
sen ödevsin. ama görünürde öğrenci yok.
kişi diliyle yalan söyler, ama ağzıyla ve suratıyla gene de doğruyu söyler.
öte tarafa göçenlerden birçoğunun gölgesi, ölüm ırmağının sularını durmaksızın yalar; çünkü o kaynağını bizden alır ve hâlâ bizim denizlerimizin tuzlu tadını taşır. bu, ırmağın tiksintiyle kabarmasına, hatta gerisin geri dönmesine, ölülerin yaşama sürüklenmesine yol açar. ölülerse mutludur; şükran şarkıları söyleyip gazaba gelmiş ırmağı okşayıp severler.
her insanın yaşadığı en az iki hayatı vardır;
biri bildiğiniz vitrinlik, diğeri bilmediğiniz derinlik.
"okunsun diye değil, dokunsun diye yazılır bazı şeyler..."
“insanın belli başlı iki günahı var, öbürleri bunlardan çıkar: sabırsızlık ve kayıtsızlık. sabırsızlıktan cennet'ten kovuldular, kayıtsızlıktan geri dönmüyorlar. ancak belki de belli başlı sadece bir günah var: sabırsızlık… sabırsızlıktan kovulmuşlardı, sabırsızlıktan geri dönmüyorlar.”
öyle zaman olur ki,
odada yalnızken bile yok oluverir insan, bunun nedenleri çoktur.
kişi yaşarken bile ölebilir....!
huzur mu istiyorsun? az insan, çok eşya
kişi, düşüncelerinin ölmesiyle ölmez.
düz bir yolda yürüyor olsan, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitsen o zaman bu ümitsiz bir durum olur; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, zeminin özelliğinden ileri gelebilir umutsuzluğa kapılmamalısın.
kuramsal olarak eksiksiz bir mutluluk olanağı vardır: içimizde yokedilemez bir varlık olduğuna inanmak, ve ona ulaşacağım diye çaba harcamamak...
"ben böyle biriyim işte en fazla tebessüm eder ve en fazla susmayı severim. öyle işte, anlatasından çok susası gelen biriyim..."
kimseyi aldatmamak; hatta dünyayı da aldatıp onu bir zafer olanağından yoksun bırakmamalı...
belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. işte ulaşılması gereken nokta da orasıdır.
ancak ölünce istediği gibi serpiliyor insan, ancak o yalnızlığa kavuşabildiğinde.
sözcüklerin yol açtığı karmaşadan kurtuluş: etkin olarak yok edilecek olanın, ilk önce sıkıca kavranmış olması gerekir; ufalanıp dökülen ufalanıp dökülür, ama yok edilemez...
gerçek düşmandan sınırsız enerji akar içimize.
kendini insanlığa bakarak sına. şüphe edenin şüphesini, inananın inancını besler bu...
"yaşam tehlikelidir, yaşayan ölür."
ölümün olduğu yerde, hiçbir şey ciddi olamaz.
doğru yol gergin bir ip boyunca gider ; bu ip yükseğe değil de yerin hemen üzerine gerilmiştir. üzerinde yürümek için değil de sanki insana çelme takmak içindir.
herkes bir an önce uykuya dalarak vicdanındaki rahatsızlıktan kurtulmaya bakıyor...
"hiç kimse gerçekten sevildiğine, sevileceğine inanamıyor. sahteliğin tüm zamanların rekorunu kırdığı bir devir.."
tüm insani hatalar sabırsızlıktan, amaçla ilgili olanın zamansız kesintiye uğratılmasından ve sözde sorunun sözde bir çitle çevrilmesinden doğar.
hayatının geri kalanının hayatımın geride kalanı gibi geçmesi dileğiyle...
"uyku tutmuyor gözüm,
anılar sıraya girdi.."
o, ne cüretkâr, ne de pervasız. ürkek de değil. özgür bir yaşam onu korkutmazdı. ama böyle bir yaşam ihsan edilmedi ona, ama bu da tasalandırmıyor onu, doğrusu kendisi için tasalanmıyor bile. ama hiç tanımadığı birisi var ki, sürekli onun için, sadece onun için tasalanıyor.
"iyi dostlar, iyi kitaplar, bir de huzurlu bir vicdan; işte ideal hayat.."
sahip oluş yoktur. sadece oluş vardır; son nefesi vermeyi, nefessiz kalarak boğulmayı özleyen oluş
"kötülük bir insanı baştan çıkarabilir ama bir insan olamaz."
"insanlarla samimiyet kurmanın ardından insanın kendini tetkik etmesi gelir."
''dünya,'' dedi,''bir dilek gerçekleştirme fabrikası değil.
`franz kafka`
-kill bill vol. 1 & 2 (2003-2004): bu iki film, intikam, dövüş sahneleri ve batı kültürüne gönderme yapan bir tarzda birleşir. kill bill, özellikle stilize edilmiş aksiyon sahneleri ve çeşitli sinema türlerine olan göndermeleri ile dikkat çeker. the whole bloody…devamı-kill bill vol. 1 & 2 (2003-2004): bu iki film, intikam, dövüş sahneleri ve batı kültürüne gönderme yapan bir tarzda birleşir. kill bill, özellikle stilize edilmiş aksiyon sahneleri ve çeşitli sinema türlerine olan göndermeleri ile dikkat çeker.
the whole bloody affair (2006/2007) / kill bill birleşik versiyon
Quentin Tarantino’nun resmi sinema filmi değil, ama “var olması bile efsane olan” versiyon.
kill bill vol. 1 + vol. 2 tek film halinde, yaklaşık 4 saatlik kesintisiz bir intikam anlatısı olarak düşünülür.
hikâye aynı:
“the bride” uyanır.
öldürülmüştür.
ve geriye kalan tek şey intikamdır.
ama ayrı filmlerde parçalanan ritim burada birleşir:
vol 1’in hiper-aksiyonu + vol 2’nin ağır dramatik yürüyüşü
tek akışa dönüşür.
ve fark şurada hissedilir:
vol 1 bir patlama ise
whole bloody affair bir “intikamın nefes alışı”dır.
anime sahneleri, dövüş koreografileri, western sessizlikleri…
hepsi kesilmeden akar.
seyirci artık film izlemiyor gibidir:
bir intikam ritüelinin içinde kalır.
bill karakteri daha erken gölgede hissedilir.
beatrix kiddo’nun yolculuğu daha “kaçış değil kader” gibi okunur.
ve en kritik değişim:
final artık iki film arasında bölünmez.
tek bir kapanışa dönüşür.
intikam daha net, daha ağır ve daha kaçınılmaz hissedilir.
the whole bloody affair bir “yeni film” değil.
bir deney:
tarantino’nun parçalayarak anlattığı intikam hikâyesinin
tek nefeste izlenmiş hali.
ve bu haliyle daha az eğlenceli ama daha bütüncül.
https://appraf.com/title/movie/-8vnp
https://appraf.com/title/movie/-bz6i
Spoiler içeriyor
from dusk till dawn 3: the hangman’s daughter (1999) / gün batımından şafağa 3 From Dusk Till Dawn 3: The Hangman’s Daughter, serinin en “garip şekilde geçmişe giden” halkası. ilk filmdeki modern kaçış ve vampir kaosu burada tamamen başka bir…devamıfrom dusk till dawn 3: the hangman’s daughter (1999) / gün batımından şafağa 3
From Dusk Till Dawn 3: The Hangman’s Daughter, serinin en “garip şekilde geçmişe giden” halkası.
ilk filmdeki modern kaçış ve vampir kaosu burada tamamen başka bir yere evrilir:
zaman geri sarar.
hikâye 1800’lerin sonu.
mexico sınırlarında geçen bir idam kaçışı…
bir asılmış adamın kızı…
ve yolda giderek bozulacak bir grup insan.
başlangıçta western gibi akar.
toz, atlar, çöl, asma sahneleri…
ama herkesin bildiği o soru yavaş yavaş yaklaşır:
“bu seri ne zaman vampirleşecek?”
ve evet, beklenen olur.
film bir noktadan sonra klasik western olmaktan çıkar.
gece bastığında tür değişir.
kan, yaratıklar ve kaos tekrar sahneye girer.
ama burada fark şu:
ilk filmdeki “sürpriz tür kırılması” hissi yok.
onun yerine daha bilinen, daha düz bir korku akışı var.
yine de serinin mitolojisini genişletir:
gecko kardeşlerin efsanesinin kökenine doğru bir kırıntı bırakır.
ama bunu büyük bir sinema olayı gibi değil,
B-film geleneği gibi yapar.
bu film serinin en parlak halkası değil.
ama şunu net gösterir:
from dusk till dawn evreni, vampir hikâyesinden çok “tür değiştiren kabus” fikridir.
ve bu film o kabusun daha ham, daha dağınık bir versiyonudur.
Spoiler içeriyor
— from dusk till dawn 2: texas blood money(1999), ilk filmin ardından gelen bir devam filmi olup, yönetmenliğini scott spiegel üstlenmiştir. bu film, orijinal filmdeki karakterlerin aksine yeni bir grup karaktere odaklanır ve vampir temasını devam ettirir. hikaye, bir grup…devamı— from dusk till dawn 2: texas blood money(1999), ilk filmin ardından gelen bir devam filmi olup, yönetmenliğini scott spiegel üstlenmiştir. bu film, orijinal filmdeki karakterlerin aksine yeni bir grup karaktere odaklanır ve vampir temasını devam ettirir. hikaye, bir grup suçlunun banka soygunu yaparken, kendilerini ıssız bir otelde vampirlerle karşı karşıya kalmış bulmalarını anlatır.bu devam filmi, orijinal from dusk till dawn'ın türler arası geçişini korumaya çalışsa da, daha doğrudan bir korku aksiyon filmi olarak tanımlanabilir. ilk filmin çok katmanlı yapısı ve yenilikçi tür harmanlaması yerine, texas blood moneydaha klasik bir korku ve aksiyon odaklıdır. ayrıca, orijinal filmdeki gibi keskin diyaloglar ve sürprizler yoktur, bu da film için hem olumlu hem de olumsuz yorumlara yol açmıştır.
https://appraf.com/title/movie/gun-batimindan-safaga-2
Spoiler içeriyor
—' from dusk till dawn`(1996), robert rodriguez tarafından yönetilen ve quentin tarantino tarafından yazılan bir filmdir. bu film, suç, aksiyon, korku ve kara komedi türlerini birleştiren bir yapım olarak dikkat çeker. başlangıçta, iki suçlu, seth (george clooney) ve richie gecko…devamı—' from dusk till dawn`(1996), robert rodriguez tarafından yönetilen ve quentin tarantino tarafından yazılan bir filmdir. bu film, suç, aksiyon, korku ve kara komedi türlerini birleştiren bir yapım olarak dikkat çeker. başlangıçta, iki suçlu, seth (george clooney) ve richie gecko (tarantino), bir soygunun ardından kaçarken bir aileyi rehine alırlar. güney meksika'ya gitmek üzere yola çıkıp, yolculukları sırasında bir bara gelirler. ancak, barın içindeki diğer tüm müşterilerin vampirler olduğu ortaya çıkar ve film birdenbire korku filmine dönüşür.
'from dusk till dawn`, türler arası geçişin en başarılı örneklerinden biridir. tarantino'nun senaryosu, karakterler arasındaki zeki diyalogları ve sürprizleriyle tanınırken, rodriguez'in yönetmenliği, görsel estetik ve atmosfer yaratma konusunda büyük bir başarı sergiler. vampir temasının aksiyon ve suç unsurlarıyla harmanlanması, filmi farklı ve unutulmaz kılar.
https://appraf.com/title/movie/-nm1e
— death proof (2007) grindhouse projesinin bir parçası olan bu film, tarantino'nun 1970'lerin b filmi tarzını benimseyerek, kadın kahramanlar ve araba kovalamacaları etrafında döner. film, klasik korku ve aksiyon öğelerini birleştirir. https://appraf.com/title/movie/-2sqm
elmore leonard'ın rum punch adlı romanından uyarlanan bu film, tarantino'nun suç ve gerilim türlerini işlediği bir yapımdır. başrolünde pam grier'ın yer aldığı film, 1970'lerin kült filmlerine bir selam niteliği taşır. https://appraf.com/title/movie/-exq4