Burçuna göre ne kadar gıcıksın. Kova:%10000000000000000 Oğlak:%100 Aslan:Kişiye bağlı Başak:%45 Boğa:%-1 Akrep:10 Terazi:%80 Yengeç:%7 Balık:%50 Yay:%1 Koç:%100 İkizler: %890
Özlemek için Nazım var... Mavi için Edip... Rakı için Can Yücel... Sevda için Ahmed Arif... Bazen özledim diyemezsin, Nazım okuyorum dersin. "Ben Nazım okuyorum, sen ne yapıyorsun?"
Spoiler içeriyor
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa,…devamıÜzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... NAZIM HİKMET
Spoiler içeriyor
David Benioff’un aynı adlı romanından uyarlayıp yazdığı, Spike Lee’nin yönettiği ve Edward Norton’ın hem yapımcılarından biri olduğu hem de başkarakter Monty Brogan’ı canlandırdığı 2002 yapımı film, Monty’nin, ölmesi için bırakılmış yaralı ama ele avuca sığmayacak kadar vahşi duran bir köpeği…devamıDavid Benioff’un aynı adlı romanından uyarlayıp yazdığı, Spike Lee’nin yönettiği ve Edward Norton’ın hem yapımcılarından biri olduğu hem de başkarakter Monty Brogan’ı canlandırdığı 2002 yapımı film, Monty’nin, ölmesi için bırakılmış yaralı ama ele avuca sığmayacak kadar vahşi duran bir köpeği güç bela kurtarışıyla açılır. Köpeğin felaketi köpeğin kurtuluşu olur ve köpek Monty’yle güzel bir hayata yeni bir başlangıç yapar. Sonrasında Monty’yi de yeni bir başlangıç bekliyordur; ne var ki o, lüks ve özgür bir hayattan muhtemel bir cehennem hayatına adım atacaktır.
Filmde uyuşturucu satıcısı Monty’nin hapse girmeden önceki 24 saatini izleriz. Babası, iki yakın arkadaşı ve sevgilisiyle birlikte geçirdiği bir süre bu. 24 saat sona erdiğinde yani 25. saatte o artık alıştığı rahat hayatında olmayacak. Filmin adı biraz da; bu son gün keşke bitmek bilmese, bir 25. saat daha olsa ve gerçeğin dışındaki bu saate kaçıp hayalde saklanabilse şeklinde de yorumlanabilir. Babasının sondaki monoloğu da bu tür bir yorumu besler nitelikte.
Filmde bir önemli monolog daha var, buna “Fuck you” sahnesi demek yanlış olmaz: New York’ta yaşayan herkese, her bir gruba, ırka, etnisiteye yönlendirdiği küfürlerinin arkasında aslında başkalarına duyduğu nefret değil, yuvası bildiği bu kenti terk etmek zorunda kalacağı için duyduğu özlem, pişmanlık, çaresizlik ve en önemlisi de kendisine dönük öfkesi gizlidir. Monty gibi, 11 Eylül sonrası New York’u da, bir felaket sonrası yeni başlangıçlara gebedir. İhanete uğramış ve kimin ihanet ettiğini bilmeyen Monty’nin enkaz altındaki şizofren ruhuyla özdeş gibidir kent.
Monty’nin evinde asılı film posteri de manidardır. Türkçeye ‘Parmaklıklar Arasında’ olarak çevrilen 1967 yapımı Cool Hand Luke’tur bu. Paul Newman’ın canlandırdığı hapishaneye düşmüş anti-kahraman herkese, her şeye, otoriteye, hatta tanrıya bile karşı olan, sınırları zorlayan, kadere isyan eden, bana ilişmeyin mesajı veren yalnız ve uyumsuz bir karakter çizer. 24 saat bittiğinde Monty de bir başka özgür ruhlu Luke mu olacaktır?
Spoiler içeriyor
Fight Club, Seven, Gone Girl gibi izleyicide ters etki yapmış filmlerin yönetmeni David Fincher’ın 2010 yılında yönettiği Social Network çok kısa zamanda Dünya’nın gündemine oturan Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in üniversite yıllarına odaklanıyor. Film Mark Zuckerberg’in Facebook’u ilk nasıl kurduğunu kurgusal…devamıFight Club, Seven, Gone Girl gibi izleyicide ters etki yapmış filmlerin yönetmeni David Fincher’ın 2010 yılında yönettiği Social Network çok kısa zamanda Dünya’nın gündemine oturan Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in üniversite yıllarına odaklanıyor. Film Mark Zuckerberg’in Facebook’u ilk nasıl kurduğunu kurgusal olarak çok iyi gözler önüne seriyor. Kuruluş hikayesini merkeze alırken projede hak iddia eden diğer kişiler ile yasal süreçteki mücadelesini yan hikaye olarak izleyicilere gösteriyor.
Muziplikleri de içinde barındıran The Social Network’un yönetmenliğini David Fincher’in yapmasının yanı sıra yapımcılığını usta oyuncu Kevin Spacey üstleniyor. Mark Zuckerberg’i Jesse Eisenberg canlandırıyor. Jesse Eisenberg için Social Network’den sonra daha çok önemli yapımlarda görmeye başlıyoruz. Andrew Garfield, Justin Timberlake, Rooney Mara gibi oyuncularında yer aldığı film; en iyi uyarlama senaryo, en iyi müzik ve en iyi düzenleme olmak üzere 3 dalda Oscar heykelciğinin de sahibi. Filmin tanıtımında da yazdığı gibi “Birkaç düşman edinmeden, 500 milyon arkadaş kazanamazsın.” İyi seyirler.
Spoiler içeriyor
Enigma ( 2014) “The Imitation Game” filmi, hizmet ettiği insanlığın dünyasında istemediği Alan Turing’e yıllar sonra gelen saygı duruşu olarak nitelendirilebilir. Film, bilgisayar teknolojisinin kurucularından sayılan Alan Turing’in, Almanların 2. Dünya savaşı sırasında kullandıkları şifreleme makinesi Enigma’yı kırıp savaşı kazanma…devamıEnigma ( 2014)
“The Imitation Game” filmi, hizmet ettiği insanlığın dünyasında istemediği Alan Turing’e yıllar sonra gelen saygı duruşu olarak nitelendirilebilir. Film, bilgisayar teknolojisinin kurucularından sayılan Alan Turing’in, Almanların 2. Dünya savaşı sırasında kullandıkları şifreleme makinesi Enigma’yı kırıp savaşı kazanma çabasına odaklanmıştır.
Aslında Turing tüm hayatını icadına aktardığı için film boyunca geçmişe yolculuk olanağı veriyor ve seyirci, onun gençlik yıllarını, her geçen yılla birlikte kendisini gerçek dünyaya kapatıp, sınırları, kuralları olmayan kendi dünyasındaki gelişimini izleyebiliyor, hayatındaki dönüm noktası olan tek arkadaşı, aşık olduğu adam Christopher’ın onun hayatına nasıl yön verdiğine tanıklık edebiliyor.
Yazarlar, Turing’in arkadaşı Christopher ve icadı Christopher’a olan bağlılığını mükemmel şekilde işlemiş. Geçmiş ile gelecek arasındaki hikaye geçişleri filmi iki zaman dilimine ayırmaktan ziyade bütünleştirmiş, karakterin yaşadığı her şeyin o zamanki kişiliğe nasıl büründüğünü anlamamıza yardımcı olmuş.
Oyunculuklar ve senaryosuyla 2014’ün başarılı yapımları arasına giren ve birçok ödül alan ve, umarım, alacak olan film, güzel bir biyografik görsel olarak arşivlerdeki yerini bekliyor. İyi seyirler…