Zamani durdurmak için: Sarıl Zamanda yolculuk için: Kitap oku. Zamandan kaçmak için: Müzik dinle. Zaman hissetmek için: Yaz. Zamani akişına birakmak için: Derin nefes al.
insanın yaradılışı üzerinde türk boyları arasında çeşitli efsaneler vardır. bu efsanelerden bir kaçı: 1— altaylı'lara göre; önce yalnız kara han ile sular vardı. bu büyük tanrı tek başına canı sıkıldığı için bir insan yarattı. bu insanın kanatları vardı, suların üzerinde…devamıinsanın yaradılışı üzerinde türk boyları arasında çeşitli efsaneler vardır.
bu efsanelerden bir kaçı:
1— altaylı'lara göre; önce yalnız kara han ile sular vardı. bu büyük tanrı tek başına canı sıkıldığı için bir insan yarattı. bu insanın kanatları vardı, suların üzerinde uçuyordu. insan buna kanaat etmedi, yükseklerde uçmak istedi. kara han onun maksadını anladığı için uçmak kudretini aldı. kanatlan işe yaramadı, suya batmağa başladı. bunun üzerine kara han'a yalvardı, o da acıdı, her hassayı yeniden ona verdi, ama uçmak kudretini vermedi. o halde bu insan için kara lâzımdı. kara han gene düşündü. yıldızlardan bir avuç toprak suların üzerine serptirdi. böylece karalar oldu.
kara han ada şeklinde türeyen bu ilk karaya dokuz dallı bir çam dikti, her birinin altında birer adam daha yarattı. bu-dokuz adamdan dokuz ırk türedi. bu insanlara iyi yolu göstermek için de (yayık) ı yarattı.
2— yine altaylı'larla yakut'larm bir inanışına göre; kara han'ın oğlu büyük tanrı ülgen, insan vücutları yarattı, bunların canı yoktu. can vermek için kara han'a bir kuzgun gönderdi. kara han, ülgen'in yarattığı insan için istenilen canı verdi. kuzgun da canı gagaları arasına sıkıştırarak geri döndü. yol uzundu. kuzgun acıktı. uçarken yer yüzünde bir deve leşi gördü. ıştihası onu leşe doğru sürüklüyordu. fakat kuzgun leşten uzaklaştı, yoluna devam etti. biraz gittikten sonra gözüne yerde bir at leşi göründü. iştihası kabaran kuzgun kendini tuttu, leşin yanından geçti. son kuvvetini vererek uçan kuzgun bu defa bir inek leşi gördü. bu leş kuzgunu daha çok kendine çekti, kuzgun: (ah ne güzel) dedi. bunu derken gagalarını açınca can bir çam ormanının üzerine düşerek ağaçlara dağıldı. bunun içindir ki çamlar kışın, yazın yapraklarını dökmez, canlı dururlar.
kuzgun havada uçarken, gecenin yansında erlik han yeraltından çıktı. yer yüzünde bir saray gördü, yavaş yavaş yaklaştı. bu sarayda ülgen'in insan cesetlerinin yattığını anlardı. bu cesetleri erlik'in fenalıklarından korumak için ülgen bir köpeği bekçi koymuştu. o zaman köpekler insanlar gibi tüysüzdü. erlik, köpeğe : (beni bu saraya bırakırsan sana kürk veririm. daha üşümezsin. hem sana öyle bir yemek veririm ki, bu yemeği yersen bir ay açlık duymazsın.) dedi. köpek bu sözlere kandı. erlik'i saraya cesetlerin yanma bıraktı. erlik, kendi canından üfledi: (bunların hepsi benim gibi olacaktır) dedi. cesetler canlandı. bunlar erkek ve kadın idi.
işte yeryüzünde insanlar böyle türedi. yâkut'ların bir efsanesine göre de; ilk insan yarı &t, yarı insan şeklinde gökten inmiştir.
3 — bir al tay efsanesinde de; tuzlu suları temsil eden tia-mat'ın ikinci kocası kingo, insan yaratmak istedi. buna kızan tanrılar kingo'yu kestiler. kanı ile insan hamuru yoğruldu.
böylece insanlar meydana geldi.
4— bir başka efsânede de; büyük tanrı yer yüzünde bir insan yarattı. bu insan erkekti. bir gün bu insan uyurken şeytan onun göğsüne dokundu. bunun üzerine kaburgalarından bir kemik büyüyerek yere düştü.
bundan da bir kadın meydana geldi. ama yine altaylı'ıara göre böylece yaradılan ilk insanlardan erkeğin adı törüngey, kadının adı da eje'dir
5— budist türklerin bir efsanesinde de; tanrı güzel bir kız olan (rin ta no d gar) i gökten yere indirdi. kendisi ile beraber bulunacak bir erkek yer yüzünde henüz olmadığı halde çok çocuk doğurdu.
bu da insanların ilk anası oldu.
6 — bir sümer efsanesinde de; tanrılar kendilerine hizmet edecek varlıkların olmasını düşündüler. bu işle ea'yı görevlendirdiler. bunun üzerine ea, çamurdan bir insan yaptı, ona can verdi. işte insan, hayâlini ulaştırabildiği kadar çeşitli efsanelerle kendini yarattıktan sonra dahi, cismini normâl ve rahat şekilde bırakmamış, gitgide başka yaratıkların uzuvlarından da katarak insanla karışık acayip yaratıklar ortaya getirmiştir.
kara han'ın yarattığı ilk insana kanat takıldığı, dede korkut hikâyelerinde geçen (tepegöz) e tepesine yalnız bir göz, cengiz'in ceddi olan bataçihan'dan sıra ile yetişen evlâtları arasında duma-sohor'un alnı ortasına bir göz konulmuş, sudan çıkan ilk insan oannes'in vücudu insan, başı ve sırtı balık olarak gösterildiği gibi, it başlı, sığır ayaklı, yarısı akrep insanlar türetilmiştir. büyük işler yapan bir takım insanlar hakkında; merak ve korku uyandırmak, yahut kudretli göstermek maksadiyle vücutları çok büyütülenler de olurdu: saka türk'leri kahramanlarından alp-er-tonga, semerkant kalesinde otururken ayaklarını zerefşan deresinde yıkardı. sümer kahramanı gılgamış'ın da boyu on metre idi.
yakın doğu milletlerinin mitolojilerinden gelen bir efsânede de deccal çok iri ve uzun bir adamdır. başı bulutlardan dışarı çıkar, derin denizler topuğuna kadar gelirdi. yine yakın doğu mitolojisi ile gelen (uc bin unk) da o kadar büyük idi ki, başı deccal'ın başı gibi bulutlardan dışarı çıkar, balığı denizden alır, güneşe tutarak kızartır, yerdi. nuh tufanı zamanında su onun ancak dizlerine kadar çıkabilmişti.
bunları yalnız türk mitolojisinde değil, her milletin mitolojisinde bol bol görmek mümkündür. şu var ki, sosyal bünyenin ana geleneklerine, derin inanışlarına bağlanmak zorunda bulunan insanlar, çizdikleri bu gibi çeşitli tabloların hududunu aşamazlar, gördüklerinin dışına hayallerini kaydırmağa yaradılış kanunları izin vermezdi. ancak kendinden ve gördüklerinden materyel almakla yetinebilirlerdi.
göklere çıkmak isteyenler ve sonsuz hayat arzuları insanlar arasında göklere çıkmak; tanrılara yakın, olmak sonsuz hayata erişmek arzusundan ileri gelmektedir. sümer tanrıları sonuz hayatı kendilerine ayırdıklarından dumuzi adındaki balıkçıdan başka bu maksatla göklere çıkanlar olmamıştır. sümer'lerden etana da güneş tanrı…devamıgöklere çıkmak isteyenler ve sonsuz hayat arzuları
insanlar arasında göklere çıkmak; tanrılara yakın, olmak sonsuz hayata erişmek arzusundan ileri gelmektedir. sümer tanrıları sonuz hayatı kendilerine ayırdıklarından dumuzi adındaki balıkçıdan başka bu maksatla göklere çıkanlar olmamıştır. sümer'lerden etana da güneş tanrı şamaş'in karukna binerek göklere çıkmak istemişse de, yükselken de başı dönerek yere düşmüş, ölmüştür. akkat'ların ziyutsudu, sümer'lerin utanapiştim adını, yedikleri insan, tufandan kurtulduktan sonra, tanrıların ernri ile yalnız sonsuz hayat verilerek dünya yüzündeki bir adaya gönderilmiştir. sümer kahramanı gılgamış ta, arkadaşı enkidu'nun ölümünden sonra, çok korkmuş, sonsuz hayata erişebilmek için büyük zahmetlere katlanarak, uta-napiştim'in kaldığı adaya kadar gitmiş ise de nihayet mahrumiyetle dönmüştür
ay'ın sevdiği öksüz kız ise, ay'ın emri ve yardımı ile göklere çıkmıştır. altaylıların, yakut'ların törenleri sırasında şamanlar; suyla, karluk, yula adındaki ruhlarla göklere çıkarlar, çok durmadan geri dönerler. teptengeri denilen moğol kâhini de bir boz ata binerek göklere çıkar, dolaşır, dönerdi.
yunan tanrıları; insanları göklere çıkarmak yahut yeryüzünde bırakarak onsuz hayat vermekte cömert ve gevşek davranmışlardır. bunlara ölmeyerek genç kalmayı ihsan ettikleri gibi, yalnız ölümsüz hayat verdikleri de olurdu. ama insanlar kendilerine genç kalma verilmediği için git gide ihtiyarlıyor, kudret ve kuvvetleri kalmayınca öyle bir hâle geliyorlardı ki artık hayat onlar için tahammül edilmez bir yük oluyordu.
türk tanrıları ise bu iş üzerinde titiz davranarak, insanlara sonsuz hayatı kolay kolay vermedikleri gibi, göklere çıkarak oturmalarını da uygun bulmuyorlardı. şimdi, göklere çıkan veya çıkmak isteyenlerden bir kaçı aşağıda açıklanacaktır:
dumuzî
bir sümer balıkçısı iken îştar onu sevdi. bu yüzden göğe alınarak tanrılaştırıldı. dumuzi, yunan mitolojisindeki adonis gibi kendi güzelliğine hayran bir gençti. dumuzi tanrılaştıktan sonra hintlilerin vasanta'sı, keltlerin dağde'si gibi mevsimlerin, buğdayların, arpa gibi bitkilerin ve çobanların tanrısı oldu. her senenin ilkbaharında kendini gösterir, buğdaylar biçildikten sonra sonbaharda yerin altına da inerdi.
bu inişlerin birinde cehennem, tanrıçası ereşkigal da, dumu-zi'ye aşık oldu, yeraltında alıkoydu. bunu haber alan iştar çileden çıktı. tanrılık işlerini bırakarak dumuzi'yi bulmak için yeraltına, cehennemlere indi.
cehennemin sıcaklarından çok bunaldıktan sonra, ereşkigal'-m yanma vardı. iki rakip kız kardeş olan tanrıçalar birbirine çattılar. nihayet ereşkigâl, kardeşi iştar'ı da cehenneme hapsetti.
iştar cehennemde sıcaktan bunaldıkça ve dumuzi de yeraltında bulunduğu müddetçe, dünyadaki bitkiler sararmaya, kurumaya başladı. tanrılar bunun sebebini anladıkları zaman telâşa düştüler. hemen ereşkigal'e baş vurdular. ereşkigal'in, iştar'a hıncı çoktu. nihayet tanrıların ısrari karşısında dumuzi'yi, iştar'a teslimden başka çare olmadığım anladı. istemiyerek bazı şartlarla serbest bıraktı.
ereşkigâl, dumuzi'yi çok severdi. eğer dumuzi isterse, ereşkigal cehenneme gitmiş bir insanı tekrar dünyaya gönderirdi. dumuzi büyük tanrı anu'nun (anosmas) taki sarayının kapısında bekçilik te etmişti.
dumuzi'nin senbolü koyun idi.
adapat
kış bölgesinin efsaneleştirilmiş kahramanıdır. adapat, bir gün denizde balık avlarken bir fırtına çıktı, kayığını devirdi. adapat buna çok kızarak kayığını deviren kuzey rüzgârının kanatlarını kırdı. büyük tanrı anu, adapat'm bu hareketi-ayrıca da mükâfatlandırma maksadıyla onu ölümsüzler araya girdi, anu'ya yalvardılar, o da bunları kırmadı. adapat'ı affetti, ayrıca da mükâfatlandırma maksadıyla onu ölümsüzler arasına almak istedi. bunun içip de ona ekmek ile su verdi. ama adapat'm koruyucuu ea (enki); daha önce, yememesini tembih etmişti. adapat, ea'nın bu tenbihini hatırladı. anu'nun verdiklerini yemedi, içmedi. eğer bunları yese ve içseydi, hem kendisi, hem de bütün insanlar ölümsüzler arasına girmiş olacaktı.
etana
insanlarla hayvanların bir arada yaşadığı eski zamanlarda çobanlara krallık etmiştir.
etana şu sebeple göğe çıkmak istemiştir. bir gün, gebe olan karısının doğurabilmesi için, doğumu kolaylaştıran (hayat otu) nu aramakta idi. o sırada güneş tanrı şamaş'ın kartalma rastladı. ona maksadını anlattı. kartalın; aradığını ancak gökte bulacağım söylemesi üzerine, etena buna inandı. kartal onu sırtına aldı. orada bulunanların hayret ve telâşları arşsmda havalandılar, önce etena'yı tanrı anu'nun bulunduğu göğe çıkardı. ama orada durmadılar. kartal onu anu'nun kızı iştar'ın bulunduğu kata götürmek istedi. etena da uygun buldu. o kadar yükseldiler ki etana'nın başı dönerek kartalın sırtından yere düştü, öldü.
türk mitolojisinde kötü ruhlar, cinler, şeytanlar kötü ruhlar bu dünyada fenalık yapan insanların ruhu vücuttan ayrılınca yeraltı âlemine gider. orada erlik han'ın uşağı olur. bütün inanlara fenalık etmeğe ve akrabalarından birini erlik âlemine çekmeğe çalışır. altaylı'lar bu ruhların muayyen bir…devamıtürk mitolojisinde kötü ruhlar, cinler, şeytanlar
kötü ruhlar
bu dünyada fenalık yapan insanların ruhu vücuttan ayrılınca yeraltı âlemine gider. orada erlik han'ın uşağı olur. bütün inanlara fenalık etmeğe ve akrabalarından birini erlik âlemine çekmeğe çalışır.
altaylı'lar bu ruhların muayyen bir müddet yer yüzünde dolaştığına inandıklarından dolayı bu müddet zarfında korku içinde yaşarlar. eğer bu müddet içinde başlarına bir felâket gelirse bir yere göç etmeğe mecbur olurlar ve bu ruhlardan kurtulmağa çalışırlar.
altaylı'ların tasavvurlarına göre, kötü ruhlar bütün yer yüzüne dağılmıştır… kötü ruhlar inzibata pek te riayet etmezler. aralarında kavga, ihtilâf ve savaşlar olur. bunlar çok aç gözlü ve oburdurlar. dipdiri insanı lokma gibi yutarlar. biri hastalanırsa altaylı'lar kötü ruh yemektedir. biri ölürse kötü ruh yemiş derler. vücuttaki her yara kötü ruhların ısırmasıyla olur.
kötü ruhlara ayrılan ölü canlarının arasmda teşkilât vardır. kabileleri ve alayları olur. dünyadaki torunlarının obaları etrafında dalaşırlar. çok aç gözlü oldukları için obalara da akm ederler. bunlar pek hiylekâr ve sokulgandırlar. kapıdan giremezlerse bir delik bulur eve girerler ve yemek için insanlara saldırırlar.
cinler, şeytanlar, zebâniler, cadılar
türk mitolojisinde cinlerle, şeytanlara çokça rastlanır. ancak sonraları muhit ve din değiştirme etkileri altında özellikle şeytan için çeşitli efsaneler, hikâyeler türemiştir.
altaylflara göre şeytanlar, fitne ve fesat çıkarmak, insanları şaşırtmak, kandırmak için erlik han tarafından görevli idiler. cinler de çok defa yine bu tanrının yardımcıları olmakla beraber, dünyada da insanları çarparlar, hasta ederler, âhiret âleminde ise zebâni rolünde bulunurlar.şeytanlar göze görünmezler. ama insan ve hayvan şekline de girdikleri olur. o zaman başlarında boynuzlan bulunur. bunlar çok defa birbirinden ayrı yaşarlar. yanlarına yaklaşılmaz, ateşten yaratılmışlardır.
yeraltı âleminde kötülüklerin tanrısı olan erlik han, cehennemin de tanrısıdır. günahı olan insanlara ceza verilmek için cinleri, şeytanları zebânileri, kötü ruhları vardır.
al tay türklerince ayna'lar yahut aza'ların emrinde geniş bir kadro ile cinler, şeytanlar bulunur.
etrûsk'lerin tajest, tokulşa adındaki büyük cinlerinden başka, edimnu adındaki hortlahları ve çor adındaki cinleri de vardır. ünlü kahraman cesteni bey in hikâyemde geçtiği üzere, insan eti yiyerek kan emen cinler de hatsız hesapsızdır.
cinler ile şeytanların vasıfları, türeyişleri hakkında sonraları türk mitolojisinde yer alan efsânelerden ikisi taberi de şöyle anlatılmaktadır : tanrı ilk önce devleri yarattı. onlara can derler ki kumlar sayısmcadır. onların meskeni havada idi. yedi bin yıl bu cihana hâkim oldular. ondan sonra tanrı, can dan cinleri yarattı ki, şeytan onlardandır. şeytanın adı süryanî ve ibranî dilinde azâzil, arap dilinde hâris tir.
şeytan evlendi. karınca, örümcek, çekirge, kuş şekillerinde sayısız evlâtları oldu. bunlar yazılarda, dağ kovuklarında, ormanlarda, yollarda, virânelerde, fırınlarda, ovalarda, kuyularda, külhanlarda, su yollarında bulunurlar.
cinleri, melekleri tanrı gökte bulundururdu. onlara, itaat edilmesini emretti. tanrı gökte olan meleklere dedi ki: iki ev halk eyledim. biri rahmetimden, biri de gazabımdan. ikisine de bakın: melekler önce cehenneme baktılar, türlü türlü azaplar gördüler. tanrıya sordular: ey tanrı bu evi kimler için yaptın? tanrı izni ile cehennem cevap verdi: burası, onlar içindir ki tanrı'yı bilmezler, emirlerine inanmazlar. ondan sonra bu melekler cennete baktılar.
oradaki çeşitli rahatlık ve safaları görerek tanrıya sordular. tanrı da: kim tanrıyı tanır, onun emirlerine itaat ederse. melekler bunun üzerine tanrı önünde yere kapandılar. tanrı da onları göklerin en yüksek ve kutsal yerlerinde yerleştirdi.bir efsâne daha : eskilere göre yerler ,arz-ı seb'a adı ile yedi kata ayrılmıştır. yedinci katın adı acba dır. orada yaşayanlara: cüsum denir. bunlar kısa boylu, siyah, elleri ve ayakları vahşi hayvanlarınki gibidir. şeytan da beraberindekilerle burada bulunur kendisi bir taht üzerinde oturur, maiyeti onun etrafında dizilir, her biri yer yüzünde ki insanları nasıl aldatarak yoldan çıkardıklarını şeytana anlatırlar o da keyiflenir.
cinlerden bir takımının adları da vardır. çoğu îbrâni'ler'den alınarak türk'ler arasında yerleşen bu adlardan bazıları şunlardır; hişanuhi, cabir bin merdan, medyun ibn-i zengi, haksak, derşuz, yemhur, karakaş îbn-i vesvas, bülbüle îbn-i kizban, keşkatur îbn-i keşibaş, şeşzar îbn-i seman.
mitolojide yağmur ve kar yağdırmak (yada taşı) mitolojide yer alan bir yada taşı vardır. ama yağmur yağdırmak için yapılan törenlerin ana maddesini dualar teşkil eder. bu maksatla halk ya kırlara, tepelere, ya su kenarlarına gider, bazen de ibâdet yerlerinde toplanır.…devamımitolojide yağmur ve kar yağdırmak (yada taşı)
mitolojide yer alan bir yada taşı vardır. ama yağmur yağdırmak için yapılan törenlerin ana maddesini dualar teşkil eder.
bu maksatla halk ya kırlara, tepelere, ya su kenarlarına gider, bazen de ibâdet yerlerinde toplanır. bu sırada kurbanlar kesilir. suya kuru at kafası ve taş atılır, dualar edilirken kollar yukarı ve ileri uzatılarak elin üstü havaya, avuçlar da yere doğru çevrilmiş olurdu. duayı yapanın bu halde duran elleri üzerine dua süresince su dökülür, bu sular onun parmakları ucundan yere akar, damlardı.
yağmur ve kar yağdırmakta (yada taşı) denilen taşın büyük rolü ve etkisinden bahsedilir. bu taş üzerinde çeşitli efsaneler, türk'lerden başka yakın doğu milletlerinin bazılarında da görülür. araplar bu taşa (hacer ü matar), fars'lar (senk-i yede) derler. çağatay'lar ise kelime farsça olmakla beraber (yeşim taşı) yakutlar sata, altaylı'lar cada, kıpçak'lar cay demişlerdir.
genel olarak halk bu taşa: yada taşı, cida taşı, çurtus, yağmur taşı ve kaş adlarını vermektedirler. nuh peygamber tufandan sonra gemisinden çıkınca ham, sam, ve yâfes adındaki oğullarından her birini bir ülkeye göndermiştir. yafes'i türk ülkesine göndermezden önce bu yada taşını vermiş, o da oğlu türk'e bırakmıştır. ama sonra oğuz han bu taşı elde etmiştir. kaşgar taraflarında bu taşın beyazına (ak taş), karasına” da (kara taş) derler, altaylı'lar ve yakut'ların, yağmur ve kar yağdırmak kudretinde olan şaman'ları da dualar okuyarak bu taşı kullanırlardı. göç destanında dokuz oğuz'lardan (buğu tekin) e rüyasında aksakallı bir ihtiyar tarafından bu taş verilmiştir. yada taşı okunarak suya konursa yağmur yağdırır. atın yelesine asılırsa serin rüzgâr estirir. yangma atılırsa söndürür. r4 taş kar ve dolu da yağdırır. kötü havayı iyi eder. bir kabın içine kar yahut su konarak bu taş bırakılınca ne niyet edilirse o olur.
yat: (bir türlü kam'lıktır.) (kâhinliktir) belli başlı taşlarla (yada taşı ile) yapılır. böylelikle yağmur ve kar yağdırılır, rüzgâr estirilir. bu, türkler arasında tanınmış bir şeydir. ben bunu yağma ülkesinde gözümle gördüm. orada bir yangın olmuştu. mevsim yaz idi. bu suretle kar yağdırıldı ve ulu tanrının izniyle yangın söndürüldü.
yaşin : (şimşek). kimin yanında kaş bulunursa ona şimşek dokunmaz demektir. kaş lekesiz, saf bir beyaz taştır. yüzüklere konur ve yüzüğün sahibine şimşek dokunmaz, çünkü yaradılışı böyledir. bu bir beze sarılıp ta ateşe atılacak olursa, ne bez yanar, ne de taş… bu sulanmıştır. bir adam susadığı zaman bunu ağzına alsa susuzluğu giderir.
BURÇLARIN ALTINDAN KALKACAGI ZORLU MESLEKLER KOÇ: Bomba imha uzmanligi BOGA : Dag komandosu IKIZLER : Pilot YENGEÇ : Genel cerrah ASLAN : Hakim BASAK : Arama ve kurtarma TERAZI: Ceza avukatligi AKREP : Dedektiflik YAY : itfaiyeci OGLAK : Cevik…devamıBURÇLARIN ALTINDAN KALKACAGI
ZORLU MESLEKLER
KOÇ: Bomba imha uzmanligi
BOGA : Dag komandosu
IKIZLER : Pilot
YENGEÇ : Genel cerrah
ASLAN : Hakim
BASAK : Arama ve kurtarma
TERAZI: Ceza avukatligi
AKREP : Dedektiflik
YAY : itfaiyeci
OGLAK : Cevik kuvvet
KOVA: Astronot
BALIK: Gemi kaptanligi
Burçların en sevdiği renk Koç : Yeşil Boğa : Turuncu İkizler : Ruj kırmızısı Yengeç : Mavi Aslan : Sarı Başak : Beyaz Terazi : Pembe Akrep : Siyah Yay : Mor Oğlak : Gri Balık : Mavi Kova :…devamıBurçların en sevdiği renk
Koç : Yeşil
Boğa : Turuncu
İkizler : Ruj kırmızısı
Yengeç : Mavi
Aslan : Sarı
Başak : Beyaz
Terazi : Pembe
Akrep : Siyah
Yay : Mor
Oğlak : Gri
Balık : Mavi
Kova : Bilinmiyor ?
Kova hangi renk ?!?!?