abd, kızılderililerle savaşırken kızılderilileri açlıktan öldürmek için, hayvanlarının hepsini öldürdüler ve onlar açlıktan öldüler.. çocuklar dahil her kızılderili başı getirene 5 dolar verdiler. resmî kurumlar, binalar kızılderili başı ile doldu, insan başından tepeler oldu.. yine de kızılderililerle başa çıkamadılar. anlaşma…devamıabd, kızılderililerle savaşırken
kızılderilileri açlıktan öldürmek için,
hayvanlarının hepsini öldürdüler
ve onlar açlıktan öldüler..
çocuklar dahil her kızılderili başı
getirene 5 dolar verdiler.
resmî kurumlar, binalar kızılderili başı ile doldu, insan başından tepeler oldu..
yine de kızılderililerle başa çıkamadılar.
anlaşma yoluna gideceklerini,
çekileceklerini söyleyerek, iyi niyet
göstergesi hediye olarak battaniye verdiler.
verilen battaniyelere bulaşıcı hastalık
bulaştırılarak verildiğinden.. 70 milyona yakın kızılderili, genci,
çocuğu, yaşlısı, hamile kadınları bulaşıcı hastalıktan acı çekerek hepsi öldü..
kalan kızılderilileri de kanada'ya sürdüler ve sadece devlet olarak (sanırım 2010 da ) özür dilediler o kadar. kafa derisi yüzmek de kızılderililere ait değil. insanları kovboy filmleri ile kandırdılar yıllarca.
abd, bize ermeni soykırımı dediğinde onlara lütfen bu vahşet hatırlatılsın.
hantavirüs, son dönemde adı yeniden duyulunca “yeni salgın mı geliyor?” paniği yaratan ama aslında uzun yıllardır bilinen bir virüs grubu. virüsün ana taşıyıcısı fare ve diğer kemirgenler. hayvanlar genelde hastalanmıyor ama idrar, dışkı ve salya yoluyla virüsü çevreye bırakıyor. insanlar…devamıhantavirüs, son dönemde adı yeniden duyulunca “yeni salgın mı geliyor?” paniği yaratan ama aslında uzun yıllardır bilinen bir virüs grubu.
virüsün ana taşıyıcısı fare ve diğer kemirgenler. hayvanlar genelde hastalanmıyor ama idrar, dışkı ve salya yoluyla virüsü çevreye bırakıyor. insanlar özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, bodrum, köy evi gibi yerleri temizlerken havaya karışan parçacıkları soluyarak enfekte olabiliyor.
adı, ilk ciddi vakaların görüldüğü güney kore'deki hantan nehri bölgesinden geliyor. kore savaşı sırasında askerlerde görülen gizemli böbrek hastalıklarıyla dikkat çekmişti.
covid gibi kolay yayılan bir “küresel pandemi” virüsü değil. insandan insana bulaş çok nadir görülüyor. ama bazı türleri ciddi akciğer ve böbrek sorunlarına yol açabildiği için tehlikeli kabul ediliyor. ölüm oranı da türe göre değişiyor.
özetle olay biraz şu:
insanlık yeni bir virüs keşfetmedi, sadece doğada zaten var olan ve normalde çok dikkat edilmeyen bir hastalık yeniden gündeme geldi. özellikle hijyenin zayıf olduğu, kemirgen yoğun bölgelerde risk artıyor.
hantavirüsün en sık korkutan yanı, ilk başta normal grip gibi başlaması.
genel belirtiler:
- yüksek ateş
- halsizlik ve aşırı yorgunluk
- kas ağrıları
- baş ağrısı
- mide bulantısı / kusma
- karın ağrısı
ilerleyen vakalarda iş ciddileşebiliyor:
* nefes darlığı
* akciğerlerde sıvı birikmesi
* böbrek yetmezliği
* tansiyon düşmesi
özellikle “fare dışkısı olan kapalı alan temizliği sonrası birkaç gün içinde ağır grip gibi çökme” durumu doktorların dikkat ettiği şeylerden biri.
virüsün bazı türleri daha çok akciğeri, bazıları böbrekleri vuruyor. bu yüzden ülkeden ülkeye tablo değişebiliyor.
en kritik nokta şu: erken dönemde sıradan grip sanıldığı için insanlar önemsemeyebiliyor.
lionel messi kariyeri boyunca sadece bir dakika hariç her dakika gol attı. ronaldo ise tüm dakikalarda gol buldu. kariyeri boyunca her bir dakikada gol atan toplam 4 futbolcu var. cristiano ronaldo zlatan ibrahimovic luis suarez robert lewandowski Açıklama :her dakikasında…devamılionel messi kariyeri boyunca sadece bir dakika hariç her dakika gol attı.
ronaldo ise tüm dakikalarda gol buldu.
kariyeri boyunca her bir dakikada gol atan toplam 4 futbolcu var.
cristiano ronaldo
zlatan ibrahimovic
luis suarez
robert lewandowski
Açıklama :her dakikasında gol var = 1'den 90'a kadar hiçbir dakika boş değil.futbol hayatı boyunca attığı gol dakikası.
-cristiano ronaldo: full set
- lionel messi: 1 dakika missing
olay tamamen: 90 farklı dakikayı doldurma işi.
"iyi adamlar yalnızlıktan ölüyor. iyi kadınlar ise kötü adamların balkonundan gökyüzüne bakarken." aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil. yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.” yanlış görebilirsin,yanlış bilebilirsin ; hatta yanlış düşünebilirsin ama yanlış hissedemezsin . "herkesin bir yarası var.…devamı"iyi adamlar yalnızlıktan ölüyor.
iyi kadınlar ise kötü adamların balkonundan gökyüzüne bakarken."
aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil. yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.”
yanlış görebilirsin,yanlış bilebilirsin ; hatta yanlış düşünebilirsin ama yanlış hissedemezsin .
"herkesin bir yarası var. gece kadar karanlık, okyanus kadar derin."
"tanrının bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. sadece keşke bana bu kadar güvenmeseydi diyorum."
"ah şu benim bitmek bilmez sakarlığım. yine, yırtık cebime koymuşum umudu..."
dostoyevski
Spoiler içeriyor
Mahsun J “hayatın dibinde başlayıp, ‘ben aslında ne yapıyorum lan?’ sorgusuna dönüşen; absürt mizahla gerçekliği tokatlayan mini dizi.” gain işi. kısa bölümler, hızlı tempo ama alt metin şaşırtıcı derecede ağır. konu: mahsun → sıradan değil, bayağı “kaybolmuş” bir karakter. para…devamıMahsun J
“hayatın dibinde başlayıp, ‘ben aslında ne yapıyorum lan?’ sorgusuna dönüşen; absürt mizahla gerçekliği tokatlayan mini dizi.”
gain işi. kısa bölümler, hızlı tempo ama alt metin şaşırtıcı derecede ağır.
konu:
mahsun → sıradan değil, bayağı “kaybolmuş” bir karakter.
para yok, yön yok, hedef yok.
sonra bir noktada olaylar zinciri başlıyor ve kendini yarı illegal, yarı saçma işlerin içinde buluyor.
ama mesele suç değil.
mesele:
boşluk.
ana damar:
* amaçsızlık
* tutunamama
* “erkeklik krizi”
* sistem dışında kalma
mahsun aslında suç dünyasına giren biri değil,
hayata tutunamayan biri.
bölümler kısa (20-30 dk civarı), ama her bölüm:
* ayrı bir saçmalık
* ayrı bir “nasıl buraya geldik?” hissi
* ayrı bir karakter kırılması
hikaye lineer gidiyor ama ton sürekli değişiyor:
komedi -gerilim - absürt -dram- saçmalık
mizah:
klasik türk komedisi değil.
* bağırma yok
* zorla espri yok
* durum komedisi + karakter saçmalığı
gülüyorsun ama çoğu zaman şu his geliyor:
“bu komik ama aslında trajik.”
karakter mahsun
mahsun = loser ama farkında değil gibi
ama içten içe farkında.
en iyi kısmı bu:
ne kahraman
ne anti-kahraman
sadece:
“yanlış yerde doğmuş doğru insan” hissi
alt metin:
dizi ince ince şunu söylüyor:
* sistem seni bir yere koymazsa
* sen de kendine saçma bir yer bulursun
ve o yer genelde iyi bir yer olmaz.
vibe:
* çok az Leyla ile Mecnun absürtlüğü
* biraz Euphoria boşluk hissi
* biraz yerli “dip yapmış hayatlar” gerçekliği
artılar:
* kısa ve akıcı
* karakter odaklı
* doğal diyaloglar
eksiler:
* herkes sevmez (çok “düzensiz”)
* bazen bilinçli dağınık
* klasik hikaye bekleyenler sıkılır
özet:
“bir adamın hayatını toparlama hikayesi değil,
toparlayamamasının hikayesi.”
kapanış:
herkesin bir planı vardır,
mahsun’un yok.
ve bazen en gerçek hikaye tam olarak budur.
1. İslam düşüncesinde özgürlük paradoksu İslam’ın klasik problemi şu: Allah her şeyi biliyorsa ve yaratıyorsa benim seçimim gerçekten “benim” mi? Bu soruya tarih boyunca üç ana cevap verildi: 1) Cebriyye (tam kadercilik) “Hiçbir şey senin değil.” * İnsan = rüzgârda…devamı1. İslam düşüncesinde özgürlük paradoksu
İslam’ın klasik problemi şu:
Allah her şeyi biliyorsa ve yaratıyorsa
benim seçimim gerçekten “benim” mi?
Bu soruya tarih boyunca üç ana cevap verildi:
1) Cebriyye (tam kadercilik)
“Hiçbir şey senin değil.”
* İnsan = rüzgârda yaprak
* Tüm fiiller = Allah’ın doğrudan yaratımı
* Sen sadece izliyorsun
Ama sorun:
- Sorumluluk çöker
- İyilik–kötülük anlamını kaybeder
2) Mu‘tezile (tam özgürlük)
“İnsan kendi fiilini yaratır.”
* Allah karışmaz (özellikle ahlaki fiillere)
* Tam özgür irade
Sorun:
Bu sefer Allah’ın mutlak kudreti sınırlanmış gibi olur
3) Ehl-i Sünnet (orta yol)
En kritik kavram:
“Kesb” (kazanma teorisi)
* Fiili Allah yaratır
* Ama onu sen seçersin
Yani:
Sen “yönelirsin”, Allah “var eder”
Bu görüşün sistemleşmiş hali:
* İmam Eş‘arî
* İmam Mâturîdî
2. Tasavvuf: iş daha da derinleşiyor
Tasavvuf bu dengeyi bile yeterli görmez ve şöyle der:
“Seçtiğini sandığın şeyi seçen kim?”
Burada devreye girer:
“Fail kim?” sorusu
Örneğin:
* Sinirlendin
* Tepki verdin
Tasavvuf sorar:
O siniri doğuran neydi?
O tepkiyi seçen “ben” nereden çıktı?
İbn Arabi perspektifi
Çok radikal bir görüş:
“Gerçek fail yalnızca Allah’tır.”
Ama dikkat:
Bu, “sen yoksun” demek değildir
— “Sen, O’nunla varsın” demektir
Yani:
* Sen varsın
* Ama bağımsız değilsin
— Mevlânâ Celâleddîn Rûmî bunu şöyle sadeleştirir:
“Rüzgârı görmezsin ama yaprağın hareketini görürsün.”
Sen = yaprak
İrade = rüzgâr
Ama yaprak da tamamen “yok” değildir
hareketin sahnesidir
3. Modern bilim ne diyor?
Şimdi iş daha da rahatsız edici hale geliyor.
— Libet deneyi (çok kritik)
Deney:
* Beyinde karar sinyali oluşuyor
* Sonra kişi “ben karar verdim” diyor
Yani:
— Beyin karar veriyor
— Sen sonradan “ben yaptım” diyorsun
Sonuç (şok edici)
Modern nörobilim şunu tartışıyor:
“Özgür irade bir illüzyon olabilir.”
4. Üç sistemin çarpıcı kesişimi
Kelam
Kısmi özgürlük
Tasavvuf
Tek gerçek fail
Nörobilim
Özgürlük hissi bile tartışmalı
Üçü de aynı yere göz kırpıyor:
“Kontrol sandığın kadar sende değil.”
5. Ama en kritik soru burada başlıyor
Eğer:
* Her şey belirlenmişse
* Ben gerçekten seçmiyorsam
— Sorumluluk ne olacak?
İslam burada çok sert bir cevap verir:
“Senin hissettiğin irade sana yeter.”
Yani:
* Tam özgür olmayabilirsin
* Ama seçiyormuş gibi yaşamak zorundasın
6. En derin yorum (ince nokta)
Şöyle bir çerçeve var:
Sen iki seviyede varsın:
1. Günlük benlik
* Seçer
* Hata yapar
* Sorumludur
2. Derin gerçeklik
* Her şey tek kaynaktan akar
7. Tek cümlelik sert gerçek
“İrade vardır… ama sandığın kadar sana ait değildir.”
Firavun: “Ben sizin Rabbinizim” dedi, Karşısına Hz. Musa çıktı Nemrut: “Ben ilahım” diye kibirlendi, Karşısına Hz. İbrahim çıktı Firavun ve Nemrut sadece tarihi figürler değil, nefsin iki farklı tezahürü olarak görülür Firavun, “ben sizin rabbinizim” derken aslında insanın içindeki “benlik”…devamıFiravun: “Ben sizin Rabbinizim” dedi,
Karşısına Hz. Musa çıktı
Nemrut: “Ben ilahım” diye kibirlendi,
Karşısına Hz. İbrahim çıktı
Firavun ve Nemrut sadece tarihi figürler değil, nefsin iki farklı tezahürü olarak görülür
Firavun, “ben sizin rabbinizim” derken aslında insanın içindeki “benlik” (enaniyet) halini temsil eder
Nemrut ise “ben ilahım” diyerek ilahlık iddiasına girer. Nefsin kibir ve büyüklük vehmi olarak yorumlanır
Firavun gibi sarayların olacağına, Musa gibi yolun olsun
Nemrut gibi zengin olacağına, İbrahim gibi gönlün olsun