bir aile hafta sonu tatiline gider. internet gider. telefonlar susar. televizyonlar çalışmaz. kimse ne olduğunu bilmez. kıyamet filmlerinin aksine felaketi değil, belirsizliği anlatıyor. en korkutucu tarafı da bu.
yavaş yavaş içine işleyen bir film. başta hiçbir şey olmuyormuş gibi. sonra gerçeklik, kimlik ve hayatın kaçırılmış ihtimalleri üzerine tuhaf bir kâbusa dönüşüyor. özellikle finali günlerce akılda kalıyor.
gerçek olaylardan uyarlama. bir televizyon flört programına katılan adamın aslında seri katil olması. seyirci her şeyi biliyor. karakterler bilmiyor. gerilim tamamen bu korkunç çelişkiden doğuyor.
lüks bir adada verilen kusursuz parti. ünlüler. milyarderler. eğlence. sonra hafızadaki boşluklar ortaya çıkmaya başlıyor. rahatsız edici, paranoyak ve giderek karanlıklaşan bir psikolojik gerilim.
romantik hafta sonu kaçamağı olarak başlayan hikâye kısa sürede kontrolden çıkıyor. ilişkiler, yapay zekâ ve özgür irade üzerine kurulu. filmin ortasında gelen bilgi bütün hikâyeyi yeniden kurduruyor. ne kadar az şey bilirsen o kadar iyi.
ilk dakikadan itibaren seni yanlış yöne götürüyor. seri katil filmi gibi başlıyor. sonra avcıyla av yer değiştiriyor. sonra bir daha değiştiriyor. parçalı anlatımı yüzünden neye inanacağını şaşırıyorsun. son yılların en başarılı ters köşe filmlerinden.
bir adam rüyadan uyanamaz. ya da hiç uyumamıştır. film boyunca özgür irade, bilinç, gerçeklik ve ölüm konuşulur. izlemekten çok deneyimlemek gereken filmlerden.