"ya tanrı'nın can düşmanı ya da hiçbir şey olacak olsan, hangisini seçerdin? tyler durden'a göre biz tanrı'nın ortanca çocuklarıyız. tarihte özel bir yeri olmayan, özel ilgi görmeyen kimseleriz. tanrı'nın ilgisini çekmediğimiz sürece ne lanetlenme umudumuz olabilir ne de kurtuluş umudumuz.…devamı"ya tanrı'nın can düşmanı ya da hiçbir şey olacak olsan, hangisini seçerdin?
tyler durden'a göre biz tanrı'nın ortanca çocuklarıyız. tarihte özel bir yeri olmayan, özel ilgi görmeyen kimseleriz. tanrı'nın ilgisini çekmediğimiz sürece ne lanetlenme umudumuz olabilir ne de kurtuluş umudumuz.
hangisi kötü, cehennem mi, hiçlik mi?
ancak yakalanır ve cezalandırılırsak kurtarılabiliriz.
ne kadar derine yuvarlanırsan,o kadar yükseğe uçarsın. ne kadar uzağa kaçarsan, tanrı seni o kadar yanında ister."
Dövüş kulübü
"her gün işe gidiyorsun. akşamları erken uyuyorsun. ve bunun karşılığında aldığın tek şey koltuk takımı. gerçekten acınası bir durumdasın.” dövüş kulübü
soldakiler; ne yazık o soldakilere! içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde, kapkara dumandan bir gölge altındadırlar; serin ve hoş olmayan. çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı. büyük günahı işlemekte direnir dururlardı. ve diyorlardı ki: biz öldükten,…devamısoldakiler; ne yazık o soldakilere!
içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,
kapkara dumandan bir gölge altındadırlar;
serin ve hoş olmayan.
çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.
büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.
ve diyorlardı ki: biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?
önceki atalarımız da mı?
de ki: hem öncekiler hem de sonrakiler,
belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!
sonra siz ey sapıklar, yalancılar!
elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
karınlarınızı ondan dolduracaksınız.
üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.
susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.
işte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!
sizi biz yarattık. tasdik etmeniz gerekmez mi?
(vakıa suresi)
Spoiler içeriyor
aslına bakarsan bütün insanların hayatı beklemekle geçiyordu. istedikleri birşeyin gerçekleşmesini ya da birgün geberip gitmeyi bekleyip duruyorlardı. markette tuvalet kağıdı satın almak için kuyrukta bekliyorlardı. bankadan para çekmek için kuyrukta bekliyorlardı. ve eğer paraları yoksa, daha uzun kuyruklarda beklemeleri gerekiyordu.…devamıaslına bakarsan bütün insanların hayatı beklemekle geçiyordu. istedikleri birşeyin gerçekleşmesini ya da birgün geberip gitmeyi bekleyip duruyorlardı. markette tuvalet kağıdı satın almak için kuyrukta bekliyorlardı. bankadan para çekmek için kuyrukta bekliyorlardı. ve eğer paraları yoksa, daha uzun kuyruklarda beklemeleri gerekiyordu. önce uykunun gelmesi için, sonra da uyanmak için bekliyordun. önce evlenmek için, sonra da boşanabilmek için bekliyordun. önce yağmur yağması için, sonra da yağmurun durması için bekliyordun. yemek yemek için bekliyordun, sonra tekrar yemek için yeniden bekliyordun. bazen de bir sürü delinin arasında "acaba bende mi onlardan biriyim?" diye merak ederek bir psikoloğun muayenehanesinde bekliyordun.
charles bukowski
“...süreyi toprağa düşen gölgemizle ölçtüğümüz için, ölüm ve hayatı birbirinden ayırıyor ve kendi yarattığımız bu iki kutbun arasında düşüncemiz bir saat rakkası gibi gidip geliyordu. insanoğlu, zamanın bu mahpusu, onun dışına fırlamaya çalışan bir biçare idi. onun içinde kaybolacağı geniş…devamı“...süreyi toprağa düşen gölgemizle ölçtüğümüz için, ölüm ve hayatı birbirinden ayırıyor ve kendi yarattığımız bu iki kutbun arasında düşüncemiz bir saat rakkası gibi gidip geliyordu. insanoğlu, zamanın bu mahpusu, onun dışına fırlamaya çalışan bir biçare idi. onun içinde kaybolacağı geniş ve biteviye akan nehrinde her şeyle beraber akacağı yerde, onu dışarıdan seyre çalışıyordu.” huzur, ahmet hamdi tanpınar