“belki de bu kadar ukala ve şımarık olmanızın sebebi, yaşamın henüz sizi, ahkam kestiğiniz konularda sınamamış olmasıdır. biz buna “sınanmamışlığın kibiri” diyoruz…”
en iyi soygun/ dolandırıcılık filmleri • `ocean's eleven` (2001): ünlü soyguncu danny ocean ve ekibi, las vegas'taki üç büyük kumarhaneyi aynı anda soymaya çalışır. hem eğlenceli hem de zekice kurgulanmış bu film, heist türünün klasikleri arasında yer alır. • `the…devamıen iyi soygun/ dolandırıcılık filmleri
• `ocean's eleven` (2001): ünlü soyguncu danny ocean ve ekibi, las vegas'taki üç büyük kumarhaneyi aynı anda soymaya çalışır. hem eğlenceli hem de zekice kurgulanmış bu film, heist türünün klasikleri arasında yer alır.
• `the sting` (1973): paul newman ve robert redford'un başrollerini paylaştığı bu filmde, dolandırıcılık planları ve entrikalarla dolu bir soygun hikayesi anlatılır. film, zekice kurgulanmış dolandırıcılık sahneleriyle dikkat çeker.
• `the italian job` (2003): modern teknolojiyi kullanarak büyük bir altın soygunu planlayan bir grup hırsızın hikayesi anlatılır. aksiyon ve zekice kurgulanmış soygun planları ön plandadır.
• `catch me if you can` (2002): gerçek bir hikayeden uyarlanan bu film, genç bir dolandırıcının (leonardo dicaprio) fbi'dan kaçma macerasını konu alır. dolandırıcılık ve sahte kimliklerle dolu sürükleyici bir hikaye sunar.
• `now you see me` (2013): bir grup sihirbaz, sahne şovlarıyla büyük soygunlar gerçekleştirirken, arka planda zekice planlanmış dolandırıcılık ve entrikalar yaşanır.
• `inside man` (2006): spike lee'nin yönettiği bu film, zekice planlanmış bir banka soygununu ve soyguncular ile polis arasındaki stratejik mücadeleyi konu alıyor. gerilim ve entrika dolu sahneleriyle dikkat çekiyor.
• `the bank job` (2008): gerçek olaylara dayanan bu yapım, londra'da lüks ve gizli detaylarla örülü bir banka soygununu anlatıyor. soygun planındaki detaylar ve karakterlerin karmaşık ilişkileri filmde öne çıkıyor.
• `the thomas crown affair` (1999): zengin bir iş adamının, değerli sanat eserlerini çalması etrafında dönen bu film, soygun unsurlarını ve zeka dolu entrikaları inceliyor. dolandırıcılık ve sanata duyulan tutku ön planda.
• `focus` (2015): will smith ve margot robbie'nin başrollerini paylaştığı bu film, profesyonel dolandırıcıların birbirleriyle ve rakipleriyle kurdukları karmaşık ilişkileri konu alıyor. hem eğlenceli hem de sürükleyici bir dolandırıcılık hikayesi sunuyor.
• `american hustle `(2013): gerçek bir hikayeden uyarlanan film, sahte kimlikler ve zekice kurgulanmış dolandırıcılık planları üzerinden ilerliyor. hem mizahi hem de dramatik unsurları barındıran yapımıyla öne çıkıyor.
• `logan lucky` (2017): amerikan güneyi'nde geçen bu film, bir nascar yarışında planlanan alışılmadık soygun macerasını anlatıyor. film, karakterlerin zekice hazırlanmış planları ve samimi mizahıyla dikkat çekiyor.
black mirror black mirror , modern toplumun karanlık yönlerini, teknolojinin etkilerini ve insan psikolojisini keşfeden bir antoloji dizisidir. her bölüm bağımsız bir hikâye anlatır.insan doğası, ahlak, toplum ve teknolojinin etkilerini sorgulayan, çoğu zaman karanlık ve düşündürücü hikayeler ama mükemmelle yakın…devamıblack mirror
black mirror , modern toplumun karanlık yönlerini, teknolojinin etkilerini ve insan psikolojisini keşfeden bir antoloji dizisidir. her bölüm bağımsız bir hikâye anlatır.insan doğası, ahlak, toplum ve teknolojinin etkilerini sorgulayan, çoğu zaman karanlık ve düşündürücü hikayeler ama mükemmelle yakın etkililiyici ve istisnasız herkesin izlemesini öneririm .
`1. sezon (2011)`
`1. the national anthem /ulusal marş
ingiltere prensesi kaçırılır ve kaçıran kişi, başbakan michael callow'dan ulusal televizyonda bir domuzla cinsel ilişkiye girmesini talep eder. hükümet ve halk arasında yaşanan kaos, medya etkisi ve ahlaki soruların işlendiği çarpıcı bir hikaye.
2.fifteen million merits/`15 milyon değer
distopik bir dünyada, insanlar pedal çevirerek enerji üretir ve kazandıkları “kredi”lerle yaşamlarını sürdürür. bing adlı bir adam, aşık olduğu abi'nin bir yetenek yarışmasında ünlü olması için tüm birikimini harcar, ancak sistemin acımasız gerçekleriyle yüzleşir.
3. the entire history of you /tüm geçmişin
her anın kaydedildiği ve izlenebildiği bir teknolojiyle, insanlar geçmişlerini yeniden yaşayabilir. liam adlı bir adam, bu teknolojiyi kullanarak eşinin sadakatsiz olup olmadığını öğrenmeye çalışır ve saplantı haline getirir. ilişkilerde güvensizlik ve mahremiyet temaları ele alınır.
`2. sezon (2013)`
1. be right back/ hemen döneceğim
martha, sevgilisi ash'i bir kazada kaybeder. teknoloji sayesinde, ash'in sosyal medya ve mesajlarından oluşturulan bir yapay zeka versiyonunu kullanmaya başlar. bu “ash”, zamanla daha gerçekçi bir form alır, ancak martha'nın kaybıyla yüzleşmesi karmaşıklaşır.
2. white bear / beyaz ayı
bir kadın, hafızasını kaybetmiş şekilde bir dünyada uyanır ve sürekli kaçmak zorunda kalır. ancak hikaye, izleyiciyi şok eden bir şekilde tersine döner: kadın aslında korkunç bir suç işlemiş ve bu, ona verilen bir ceza biçimidir.
3. the waldo moment/ waldo anı
waldo adında bir animasyon karakter, politik bir figüre dönüşür ve beklenmedik şekilde halkın dikkatini çeker. politik popülizm ve medyanın etkisi üzerine bir hicivdir.
4. white christmas/beyaz loel ( özel bölüm)
üç kısa hikaye anlatılır:
1. bir adam, yapay zeka “eşleşme” sistemleriyle insanların romantik ilişkilerini yönetir.
2. bir kadın, kocasını engelleme teknolojisini kullanır.
3. insan bilincinin bir cezalandırma aracı olarak nasıl kullanılabileceğini gösteren bir trajedi.
`3. sezon (2016)`
1. nosedive/ düşüş
sosyal medya derecelendirmeleriyle şekillenen bir dünyada, lacie adlı bir kadın, puanlarını yükseltmeye çalışırken başarısız olur. sosyal baskılar ve sahte kimlik temaları işlenir.
2. playtest/deneme oyunu
bir adam, sanal gerçeklik tabanlı bir korku oyununun beta testine katılır. ancak oyun, bilinçaltındaki en büyük korkularını tetikleyen bir kabusa dönüşür.
3. shut up and dance/kapa çeneni ve dans et
bir genç, bilgisayar kamerası aracılığıyla kaydedilen özel görüntüleriyle şantaja uğrar. başka kurbanlarla birlikte, bir hacker grubunun talimatlarını yerine getirmek zorunda kalır. şok edici bir sona sahiptir.
4. san junipero
1980'lerde geçen bu hikayede, yorkie ve kelly adındaki iki kadın, dijital bir cennette tanışır ve romantik bir bağ kurar. aşk ve ölüm sonrası hayat konularını işler. daha umut dolu bir black mirror bölümüdür.
5. men against fire / ateşe karşı insanlar
askerlere, düşmanlarını “canavar” gibi görmelerini sağlayan bir teknoloji uygulanır. ancak, askerin biri gerçeği keşfettiğinde etik ve insanlık üzerine büyük bir kriz yaşar.
6. hated in the nation/ ulusun nefreti
sosyal medya nefret kampanyalarıyla öldürülen insanların olduğu bir cinayet zinciri incelenir. mekanik arıların beklenmedik bir rolü vardır.
`4. sezon (2017)`
1. uss callister
bir teknoloji şirketi çalışanı, dna verilerini kullanarak star trek benzeri bir simülasyon dünyası yaratır. ancak, simülasyondaki dijital “klonlar” gerçek bireylerin bilincine sahiptir ve isyan eder.
2. arkangel
bir anne, çocuğunu korumak için beynine bir izleme cihazı yerleştirir. ancak bu aşırı korumacılık, kızının hayatını olumsuz etkiler.
3. crocodile/ timsah
bir kazanın ardından suça bulaşan bir kadın, tüm izleri silmeye çalışır. ancak bir cihaz, insanların anılarını okuyarak polis araştırmalarında kullanılır.
4. hang the dj/ dj'i as
eşleşmeleri kontrol eden bir algoritma ile iki kişi birbirine aşık olur. sistemin mantığını sorgulayan bu hikaye, aşk ve özgür irade temalarını işler.
5. metalhead/ metal kafa
kıyamet sonrası bir dünyada, bir kadın, robot köpeklerden kaçmaya çalışır. hayatta kalma mücadelesi minimalist bir şekilde anlatılır.
6. black museum / kara müze
suçlarla ilgili karanlık teknolojilerin sergilendiği bir müzede, geçmişte yapılan insanlık dışı deneyler anlatılır.
`5. sezon (2019)`
1. striking vipers/ vuran engerekler
eski iki arkadaş, bir dövüş oyununun sanal gerçeklik versiyonunda romantik bir bağ kurar. teknolojinin cinsellik ve kimlik üzerindeki etkisi işlenir.
2. smithereens/ paramparça
bir şoför, sosyal medya bağımlılığını protesto etmek için bir rehin alma olayı gerçekleştirir. teknolojinin insanlar üzerindeki etkisi eleştirilir.
3. rachel, jack and ashley too
bir pop yıldızı, kontrolcü menajerleri tarafından istismar edilirken, genç bir kız, onun yapay zeka oyuncağıyla bağ kurar.
`6. sezon (2023)`
1. joan is awful / jon berbat
joan, hayatının bir streaming platformunda dramatize edildiğini keşfeder. hikaye, mahremiyet ve medya kontrolünü sorgular.
2. loch henry
iki belgesel yapımcısı, sakin bir iskoç kasabasındaki geçmişte işlenmiş vahşi bir suçu araştırır.
3. beyond the sea / denizin ötesinde
1960'larda geçen hikayede, iki astronot, kopyalanmış bilinçlerini dünya'da kullanırken bir trajedi yaşar.
4. mazey day
bir paparazzi, sıradan bir ünlü skandalının arkasında doğaüstü bir gerçek olduğunu keşfeder.
5. demon 79/ şeytan 79
bir kadın, dünyanın sonunu önlemek için bir şeytanla iş birliği yapmak zorunda kalır.3 gün içerisinde 3 kişiyi öldürmesi istenir.
film tavsiyeleri ‘bilek kesenler`:`bir aşk hikayesi` "intihar ettikten sonra bile hayatın devam ettiği bir evrende geçen, absürt ama garip şekilde iç ısıtan bir aşk hikayesi." klasik romantik film değil. hatta romantik komedi hiç değil. daha çok " `hayatın dibi diye…devamıfilm tavsiyeleri
‘bilek kesenler`:`bir aşk hikayesi`
"intihar ettikten sonra bile hayatın devam ettiği bir evrende geçen, absürt ama garip şekilde iç ısıtan bir aşk hikayesi."
klasik romantik film değil. hatta romantik komedi hiç değil. daha çok " `hayatın dibi diye düşündüğün` `yerin bile bir altı varmış`"dedirten, kara mizahın içine sarılmış bir `yol filmi`.
baş karakter zia, sevgilisi tarafından terk edilince bileklerini kesip intihar ediyor. ama olay burada bitmiyor; aksine başlıyor. gözünü açtığı yer, yaşayan dünyaya benzeyen ama daha soluk, daha umutsuz, daha “`anlamsız`” bir versiyon. renkler bile isteksiz gibi. kimse mutlu değil, kimse tam ölü de değil. tam arada kalmış bir varoluş.
bu evrende intihar edenlerin gittiği yerin bile sıkıcı olması fikri başlı başına tokat gibi:
“`kaçış yok. yanlış kapıyı seçtin, yine buradasın.`”
zia'nın hikayesi ise burada devreye giriyor:
eski sevgilisinin de intihar ettiğini öğrenince onu bulmak için yola çıkıyor. yanında tuhaf karakterler:
— sürekli “`mucize yok`” diyen ama içten içe umut arayan rus kökenli `eugene`
— kendini yanlışlıkla ölü sanan, hafif manyak ama sempatik `mikal`
film burada klasik bir “`yol hikayesi + aşk arayışı`” formuna giriyor ama tonu hiç değişmiyor: hep `melankolik`, `hep hafif ironik`, hep “`bir şey eksik`” hissiyle.
`en güzel tarafı şu`:
film intiharı romantize etmiyor. tam tersine, “`oraya da gitsen bir şey değişmeyecek`” diyor.
umutsuzluğun bile bir rutine dönüştüğü bir dünya kuruyor.
`aşk kısmı da klasik değil`:
büyük jestler, dramatik sahneler yok. daha çok iki kırık insanın birbirine tutunma çabası.
“`tam iyileşmeden sevebilir misin?`” sorusu.
görsel olarak `sade`, hatta kasıtlı olarak `sıkıcı`. `çünkü dünya da öyle`:
— `güneş var ama ısıtmıyor`
— `insanlar var ama bağ kurmuyor`
— `hayat var ama yaşanmıyor`
`soundtrack ayrı bir olay`:
özellikle `gogol bordello` dokunuşları filmin ruhunu taşıyor. `hafif çingene punk`, `hafif kaos`, tam film gibi.
`benim anladığım`:
— intihar sonrası dünya = daha kötü bir dünya
— aşk = kurtuluş değil ama dayanma sebebi
— umut = en beklenmedik yerde çıkan küçük bir arıza
`final hissi`:
film sana şunu bırakıyor:
“belki de sorun hayatın kendisi değil, senin ona bakışındı.”
`ve en kritik nokta`:
ölerek kaçamıyorsan, belki de yaşamayı öğrenmek zorundasın.
`kapanış`..
intihar temalı olup da bu kadar “`yaşamayı hatırlatan`” nadir filmlerden.
depresif değil, dürüst.
romantik değil, gerçek.
https://www.hdfilmcehennemi.nl/wristcutters-a-love-story /
https://appraf.com/title/movie/bilek-kesenler-bir-ask-hikayesi
sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010)…devamısonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler
`ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007)
bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe.
`buried` – toprak altında (2010)
bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser.
`exam` – sınav (2009)
bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın.
`the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda)
bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır.
`the invitation `– davet (2015)
bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir.
`perfect blue` (1997 – japonya, anime)
bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film.
`the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016)
bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
`trance` – trans (2013)
bir sanat eseri soygunu ve hipnozla açılan hafıza… gerçek ve illüzyon birbirine girer. finali sarsar.
— `enemy` – düşman (2013)
bir adam kendisinin tıpatıp aynısı olan birini keşfeder. film boyunca ne olduğunu anlamaya çalışırsın, son sahnede… bam!
`triangle` – şeytan üçgeni (2009)
bir yat gezisi kabusa dönüşür. zaman döngüsü, paralel gerçeklikler… her şey bir noktada üst üste biner. sonu fazlasıyla çarpıcıdır.
`coherence` – paralel evren (2013)
bir akşam yemeği sırasında kuyruklu yıldız geçer ve gerçeklik bölünür. aynı evde, aynı insanlar, farklı versiyonlar. psikolojik bilim kurgu sevenlere ilaç gibi.
`timecrimes` – zaman suçları (2007)
bir adam yanlışlıkla zamanda yolculuk yapar. küçük bir hata, büyük bir paradoksa dönüşür. finali çok sağlam ve sinsice yazılmıştır.
* `the one i love` – sevdiğim kişi (2014)
bir çift, ilişkilerini kurtarmak için inzivaya çekilir ama orada kendilerinin başka versiyonlarıyla karşılaşırlar. basit başlar, uçuk biter.
— `the machinist` – makinist (2004)
bir adam uyuyamaz, zayıflar, halüsinasyonlar görür. gerçekten ne olduğunu anladığında boğazına oturur.
` i origins` – gözlerin ardında (2014)
bilim ve ruh arasında kurulan ince çizgi. dna, gözler, reenkarnasyon… ters köşesi ruhani boyutta.
`the man from earth` – dünyalı (2007)
bir akademisyen, arkadaşlarına 14.000 yıldır yaşadığını söyler. film boyunca sadece konuşurlar ama sonunda seni “acaba?” diye bırakır.
`primer` (2004)
zaman makinesi keşfedilir ama olaylar o kadar karışır ki ikinci defa izlemek zorunda kalırsın. anlaması zor ama sonu harika.
`mr. nobody `(2009) – bay hiçkimse
bir adam, hayatındaki kararların milyonlarca olasılığını yaşar. “doğru seçim var mı?” diye sorduran, hem felsefi hem sürreal bir beyin yakıcı.
`synecdoche, new york `(2008)
bir tiyatro yönetmeni, hayatını bir sahneye taşımaya kalkar. kim gerçek, kim rol? hayatın içiyle dışı birbirine girer.
`the double `(2013)
bir adam, tıpatıp kendisine benzeyen birinin işe başladığını fark eder. kafayı yemelik derecede simgesel ve paranoyak.
`upstream color` (2013)
bir kadın ve bir adam arasında gizemli bir bağ oluşur. bakteriler, domuzlar, hafıza kaybı… çok deneysel ama etkileyici.
`possessor` (2020)
gelecekte bir ajanın zihinlere girerek suikast yaptığı bir teknoloji var. ama bir gün içeride sıkışır. görsel olarak şiddetli, tematik olarak çok derin.
`the fall` (2006)
bir hastanede yatan adam, küçük bir kıza inanılmaz bir hikaye anlatır. hikaye mi gerçek, gerçek mi hikaye? masalsı ama acı.
`inland empire` (2006) – david lynch
bu bir film değil, bir kâbus. kim kimin rüyasında, kim neyin içinde belli değil. ama kesin olan bir şey varsa o da: akıl sağlığını zorlar.
`the endless` (2017)
iki kardeş eski tarikatlarına geri döner. ama orada zaman başka akar. kapanmayan döngüler, lovecraft havası…
' the jacket `(2005)
bir akıl hastanesinde, straitjacket (deli gömleği) içinde zaman yolculuğu yapan bir adam. geçmiş ve gelecek arasında sıkışmış bir ruh.
`a serious man` (2009) – ciddi bir adam
her şeyi çökmeye başlayan sıradan bir adam… ne oluyor anlamıyorsun ama rahatsız eden bir boşluk var. coen kardeşler'den kara mizah içinde existential depresyon.
`take shelter` (2011) – sığınağı inşa et
bir adam sürekli felaket vizyonları görmeye başlar. paranoyak mı yoksa gerçekten bir şey mi geliyor? sessizce içine işler.
`the night house `(2020) – gece evi
kocasını kaybeden bir kadın, evde garip şeyler yaşamaya başlar. gerilim artarken asıl korku içsel bir boşlukta gizlidir.
`melancholia` (2011) – melankoli
düğün, depresyon ve yaklaşan bir gezegenin dünya'ya çarpışı… film resmen ağır depresyon hissini görsel olarak yaşatıyor. finali hem huzur hem yok oluş.
`martha marcy may marlene` (2011)
bir tarikattan kaçan genç kadın, normal hayata dönmeye çalışır ama geçmiş her an peşindedir. sürükleyici değil, rahatsız edici. ve gerçek.
`we need to talk about kevin `(2011) – kevin hakkında konuşmalıyız
bir anne ve çocuğu arasındaki toksik bağ… film bittikten sonra sessizlik garanti. finali iç burkar, kafayı alır götürür.
`dogtooth` (2009) – köpek dişi
çocuklarını dış dünyadan tamamen koparan bir baba… sakin sahnelerin altı şiddetle, manyaklıkla dolu. final: yıkım.
`the killing of a sacred deer` (2017) – kutsal geyiğin ölümü
rasyonel bir doktor ve gizemli bir çocuk. gerilim sanki film boyunca değil, senin ensende yükseliyor. finali mitolojik ve manyakça.
`the house that jack built `(2018) – jack'in yaptığı ev
bir seri katilin hayatını anlatıyor ama bunu sanat gibi yapıyor. sorgulatan, mide bulandıran, ama “bu neydi ya?” dedirten cinsten.
`saint maud` (2019)
dindar bir hemşire, tanrı ile birebir iletişim kurduğuna inanır. ama her şey yavaş yavaş deliliğe evrilir. sessiz finali iç burkar.
`irreversible` (2002) – dönülmez
olaylar sondan başa doğru anlatılır. içerik ağır şiddet, psikolojik travma, ama sinema diliyle kusursuz bir tokat.
`antichrist` (2009) – deccal
lars von trier'in en manyak işlerinden. cinsellik, ölüm, doğa, delilik… izlerken huzursuzluktan koltuğa yapışırsın.
`climax` (2018)
bir dans grubu gece prova yaparken lsd'li içecek yüzünden her şey çözülmeye başlar. gerçek mi kâbus mu? gaspar noé'den halüsinasyon gibi bir film.
`martyrs` (2008 – fransız versiyonu)
bu listeye giren filmler arasında en travmatik olan olabilir. izledikten sonra bir süre hayata küsebilirsin. ama felsefesi sağlam: acı, aydınlanma yaratır mı?
`the house that jack built` (2018)
bir seri katilin zihnine giriyorsun ama bu zihin sanat ve katliamla bozulmuş. filmin sonunda dante'nin cehenneminde yürüyorsun resmen.
`possession` (1981)
bir kadının boşanma sonrası yaşadığı psikoz… ama öyle böyle değil. film boyunca “ne izliyorum lan?” hissi garantili. delirme sahneleri efsane.
`tetsuo`: `the iron man` (1989)
japon çılgınlığı. et ve metalin birleştiği bir beden dönüşümü hikâyesi. cyberpunk manyaklık. siyah beyaz ama şizofren gibi.
`begotten` (1990)
diyalog yok.hayat, ölüm, doğum, çürüyen bedenler… resmen sanatla delilik arasında ritüel. sadece çok sağlam sinir sistemi olanlara.
`come and see` (1985) – gel ve gör
savaşın en gerçek, en rahatsız edici hali. bu film “eğlencelik” değil, kafanı yere çakmak için çekilmiş.
`solaris` (1972 / 2002)
uzay istasyonunda bir gezegen insanlara zihinlerinin derinliklerinden figürler yaratıyor. varoluş, bilinç, suçluluk… tarkovsky versiyonu çok derin, 2002 versiyonu daha modern.
`stalker` (1979)
“bölge” adı verilen gizemli bir yere 3 kişi yolculuk yapar. gerçekte ne var orada? bu bir bilim kurgu değil, zihinsel meditasyon. ağır ama tokat gibi.
`annihilation` (2018)
bir bölgeye giren insanların dönüşümü anlatılıyor. bilim, doğa, ölüm ve evrim… psikolojik, görsel ve felsefi bir çöküş.
`arrival` (2016)
uzaylılar dünyaya geliyor ama dil üzerinden iletişim kuruluyor. film “zaman” kavramını felsefi biçimde yeniden tanımlar. sonu hem duygusal hem ters köşe.
`paprika` (2006 – anime)
rüyalara girilebilen bir teknoloji… ama ne zaman gerçek, ne zaman rüya? nolan'ın inception'ına ilham veren, çok daha çılgın bir anime.
`the fountain `(2006)
bir adam aşkını kurtarmak için zamanda ve bilinçte yolculuk yapar. 3 farklı zaman çizgisi, tek bir duygu: ölüm ve sonsuzluk.
`world of tomorrow` (2015 – kısa film)
15 dakikada kalbine de, zihnine de işler. gelecekteki bir klon, küçük haline geçmişten seslenir. felsefi, duygusal, sade ama vurucu.
`the congress` (2013)
gerçek ile dijital dünya arasındaki sınır kalkarsa ne olur? robin wright kendisini oynuyor. animasyon ve gerçek dünya iç içe geçiyor.
`predestination` (2014)
zaman yolculuğu ve kimlik üzerine kurulmuş tam anlamıyla beyin eriten bir film. finali duvara çakar. net
`transfer` 2010, `almanya`
yaşlı bir çift, bilincini genç afrikalı bedenlere transfer eder. ancak “`kimin`” bilinci baskın?
kimlik, etik, sınıf ve ırk üzerinden sert ve sorgulayıcı bir bilimkurgu distopyası.
“`beden bir araç mı, bilinç tek gerçeklik mi?`”
farabi'den hayatınızı değiştirecek 10 zihinsel ilke: 1. uzun konuşanı kısa dinleyin. 2. menfaat uğruna her şeyi yok sayanların son durağı hüsrandır. 3. herkese güvenmeyin; her hâlinizi anlatmayın. 4. zaman ters, sohbet faydasızsa; sessizlik erdemdir. 5. sırlarını açan yalnızlaşır, bildiğini söyleyen…devamıfarabi'den hayatınızı değiştirecek 10 zihinsel ilke:
1. uzun konuşanı kısa dinleyin.
2. menfaat uğruna her şeyi yok sayanların son durağı hüsrandır.
3. herkese güvenmeyin; her hâlinizi anlatmayın.
4. zaman ters, sohbet faydasızsa; sessizlik erdemdir.
5. sırlarını açan yalnızlaşır, bildiğini söyleyen cahil sanılır.
6. düşünmek, ruhun kendisiyle konuşmasıdır.
7. doğruyu bilmek için önce yanlışı bilmek gerekir.
8. erdemlerin en büyüğü ilimdir.
9. iyi bir insan öldüğünde ona değil; onu kaybeden topluma ağlayın.
10. sevginin kurduğu devleti, adalet ayakta tutar.
1. `fermi paradoksu` – evrende milyarlarca gezegen varken neden hâlâ uzaylılarla karşılaşmadık? 2. `dunning-kruger etkisi` – ne kadar az bilirsen, o kadar çok bildiğini sanırsın. gerçek bilgelik, cehaletini fark etmekle başlar. 3. `baader-meinhof fenomeni` – yeni öğrendiğin bir şeyi her…devamı1. `fermi paradoksu` – evrende milyarlarca gezegen varken neden hâlâ uzaylılarla karşılaşmadık?
2. `dunning-kruger etkisi` – ne kadar az bilirsen, o kadar çok bildiğini sanırsın. gerçek bilgelik, cehaletini fark etmekle başlar.
3. `baader-meinhof fenomeni` – yeni öğrendiğin bir şeyi her yerde görmeye başlaman bir tesadüf değil.
4. `:maya takvimi ve 2012 yanılgısı` – dünya'nın sonu gelmedi ama aslında bu takvim, zaman algımızın ne kadar farklı olabileceğini gösteriyor.
5. `gödel'in eksiklik teoremi` – matematik bile tamamen kanıtlanabilir bir sistem değildir. her zaman içinde çözülemez bir boşluk vardır.
6. `pareto ilkesi` (`80/20 kuralı`) – hayatın birçok alanında %80 sonuç, %20 çabadan gelir. verimlilik için bu oranı kullanabilirsin.
7. `entropi ve isı ölümü` – evren kaçınılmaz şekilde düzensizleşiyor ve bir gün tamamen ölü bir hale gelecek.
8. `mandela etkisi `– bazı kolektif anılar neden yanlış hatırlanır? (örneğin, monopoly adamının aslında gözlüğü yoktur!)
9. `moravec paradoksu` – bilgisayarlar satrançta bizi yenebilir ama yürümek ve bardak tutmak gibi basit şeyleri öğrenemezler.
10. `fraktallar ve sonsuzluk `– küçük bir şeklin içinde, sonsuz bir evren gizli olabilir. matematik ve doğa şaşırtıcıdır.
11. `simülasyon teorisi` – belki de zaten bir bilgisayar simülasyonunda yaşıyoruz ve bunu fark etmemiz imkânsız.
12. `zeno paradoksu `– bir yere ulaşmak için önce yarısına gitmelisin, sonra yine yarısına… o zaman nasıl ilerliyoruz?
13. `kuantum dolanıklık `– iki parçacık, birbirinden ışık yılları uzakta bile olsa anında birbirini etkileyebilir.
14. `olbers paradoksu` – eğer evren sonsuzsa, gece neden tamamen aydınlık değil?
15. `büyük filtre hipotezi `– belki de medeniyetler belirli bir noktaya geldiğinde kendilerini yok ediyorlar ve bu yüzden evrende yalnızız.
• “`tersine zaman algısı`”: belki bazı varlıklar zamanı tersten yaşıyor olabilir. onlar için biz geriye gidiyoruz.
• “`boltzmann beyni`”: belki de sen, evrenin kaosundan rastgele oluşmuş, anıları sahte olan bir bilinçsin.
• “`holografik evren`”: evren aslında bir 2d yüzeyde kodlanmış olabilir, biz sadece 3d hissediyoruz.