Taliban? Gariban? Guru? - Ya Serkancım 5 aydır pilav yiye yiye gözlerim karardı, samimi söylüyorum bak, bu lapa beni öldürdü ya. + Demek ki biz de bununla sınanıyoruz abi. Fikret abi irade, meditasyondaki en büyük kural iradedir abi. - Sekan…devamıTaliban? Gariban? Guru?
- Ya Serkancım 5 aydır pilav yiye yiye gözlerim karardı, samimi söylüyorum bak, bu lapa beni öldürdü ya.
+ Demek ki biz de bununla sınanıyoruz abi. Fikret abi irade, meditasyondaki en büyük kural iradedir abi.
- Sekan sen irade mirade bayağı g.tü kaybettin he söyliim bak.
+ Dalga geçme be abi. Zaten bütün arkadaşlarım benle dalga geçiyor. Ferrarimi satıp buraya geldim,
çakraları açtım. Allah’ın izniyle nirvanaya doğru uzanıcam abi burda.
- İnşallah Serkancım inşallah. Temennim o..
Hani sevgi kardeşlik, tırt..
Budur 69 budur yani, burdan zevk aldıktan sonra 70′i var 72′si var devam ediyor öyle..
Bu kadar uzun süre nasıl hayatta kalabildim biliyor musun? Bunca yıl? Korku. Korkunç gösteriler sahneleyerek… Biri benden çalarsa, ellerini keserim. Beni rencide ederse, dilini keserim. Bana kafa tutarsa, kafasını kesip bir mızrağa geçiririm. Ve sokaklardaki herkes görebilsin diye olabildiğince yükseğe…devamıBu kadar uzun süre nasıl hayatta kalabildim biliyor musun?
Bunca yıl?
Korku.
Korkunç gösteriler sahneleyerek…
Biri benden çalarsa, ellerini keserim.
Beni rencide ederse, dilini keserim.
Bana kafa tutarsa, kafasını kesip bir mızrağa geçiririm.
Ve sokaklardaki herkes görebilsin diye olabildiğince yükseğe kaldırırım.
İşlerin yolunda gitmesini sağlayan budur: korku
Hayallerinin peşinden gitmezsen bir sebzeden farkın kalmaz. (Burt) Gitmek istediğinde gitmezsen, sonra gitsen de iş işten geçer. (Burt) “Önemli olan eleştirmek, insanın ne kadar büyük hata yaptığını göstermek ya da işi yapanın ne kadar iyi yaptığı değildir. Önemli olan, elini…devamıHayallerinin peşinden gitmezsen bir sebzeden farkın kalmaz. (Burt)
Gitmek istediğinde gitmezsen, sonra gitsen de iş işten geçer. (Burt)
“Önemli olan eleştirmek, insanın ne kadar büyük hata yaptığını göstermek ya da işi yapanın ne kadar iyi yaptığı değildir. Önemli olan, elini taşın altına koymaktır.”
Bir erkeği hep çimene benzetmişimdir. Baharda yeşerir, güçlü, sağlıklı ve yemyeşildir. Sonra da orta yaşa gelir ve iyice olgunlaşır. Sonbaharda rengi sararır ve bir daha geri gelmez. (Burt)
- Bu frenler oldukça yetersiz görünüyor.
+ Ben hız yapmayı düşünüyorum, durmayı değil.
- Ne kadar hızlı gittin?
+ Bayağı hızlı. Birinde saatte 200 mili geçtim.
- Vay canına. O hızda giderken ağzını açsan ne olurdu?
+ Kıçımdan çıkıp pantolonumu patlatırdı her halde.
Saygı, her şeydir. (Vilain) - Plan nedir? (Lee Christmas) + Takip et, bul ve öldür. (Barney Ross) Neden yaşamayı en çok isteyenler ölüyor? Neden yaşamayı en çok hak edenler ölüyor? Neden ölmeyi hak edenler yaşıyor? (Barney Ross’un okuduğu mektuptan)
Evime gelip bana ve aileme saygısızlık mı yapabileceğinizi sanıyorsunuz. Sizi öyle çabuk indiririmki. iç çamaşırınız dantel gibi boynunuza dizilir. “Eğer aniden göz yaşlarına boğulup size en derin karanlık sırlarını söyliceğimi sanıyorsanız Ailem ve hakkımda bişey bildiğini sanacak kadar geri zekalısınız…devamıEvime gelip bana ve aileme saygısızlık mı yapabileceğinizi sanıyorsunuz. Sizi öyle çabuk indiririmki. iç çamaşırınız dantel gibi boynunuza dizilir. “Eğer aniden göz yaşlarına boğulup size en derin karanlık sırlarını söyliceğimi sanıyorsanız Ailem ve hakkımda bişey bildiğini sanacak kadar geri zekalısınız demektir.”
ve Tanrı biliyorki size bakarak iyi bir eş olmanın gerçekten ne demek olduğunu bilmediğinizi görebiliyorum.
-Dedektif: Haklısınız bilmiyorum.
“Beni yatıştırmayın Lütfen” Siz daha o’ şişko popunuzu koltuktan kaldırmadan yüzünüzdeki
O’ kendini beğenmiş ifadeyi yok ederim.
“Evet işlevsel olarak geri zekalı birine polis rozetini nasıl veriyorlar bilmiyorum.”
-Dedektif: Merak ediyorum. Neden kızınızın dinlemesine izin verip. Oğlunuzun kulaklarını kapadınız?
Kendini korumayı ve bir kadınla nasıl konuşacağını öğrenmesi için.
“Gün güneşli, insanlar neşeli Sen de gel oyna, Susam Sokağı’nda Dostluk ve sevgi sarıyor her yeri Gel katıl bize, el elele Sev dünyayı, açılır her kapı İşte Susam Sokağı… Sev dünyayı, açılır her kapı İşte Susam Sokağı…” - Çok mutsuzum…devamı“Gün güneşli, insanlar neşeli
Sen de gel oyna, Susam Sokağı’nda
Dostluk ve sevgi sarıyor her yeri
Gel katıl bize, el elele
Sev dünyayı, açılır her kapı
İşte Susam Sokağı…
Sev dünyayı, açılır her kapı
İşte Susam Sokağı…”
- Çok mutsuzum Edi.
+ Neden?
- Çünkü büyüdük.
Çoook susaaadııım.
saat sabahın dördüdür edi ve büdü ayrı yataklarda yatmaktadırlar.
büdü: edi saat kaç
edi: bilmiyorum boş ver saati yat uyu.
büdü: ama saati merk ediyorum.
edi: boşver çok uykum var
büdü: saat kaç?
edi kızar ve kalkar pencerenin camını açar ve bağırmaya başlar.
edi: Heyooooooouuuuu
Dışarıdan dairelerin ışıkları yanar ve sesler duyulur: Saat sabahın dördü ne barığıyorsun diye..
edi büdüye döner:
edi: saat dörtmüş büdü
ve yatağına yatar uyur…
büdüde şaşkın ifade…
büdü güverciniyle dama oynamaktadır. edi gelir.
edi: oo güvercine dama onamayı mı öğrettin?
büdü: evet yanlız biraz aptal beni sadece birkez yenebildi:)
büdü: edi nereye
edi: bakkala gidiyorum düdü
büdü: ama bu çemsiye, kaban falan ne?
edi: her an yağmur yağabilir hazırlıklı olmak lazım.
büdü: ama dışarıya baksana hiç yağacak gibi bir hava yok,
edi: olsun yağabilir her an.
büdü: hava durumu da havanın güzel olacağını söylüyor
ısrar etmeler devam eder. daha sonra edi dışarı çıkar, birden gök gürler ve yağmur yağmaya başlar. büdüde ki sıradan yüz ifadesi..
Edi gecenin bir vakti elinde kurabiye tabağıyla yatağına oturur ve ağzını şapırdata şapırdata kurabiyeleri yemeye başlar. Büdü Edi’nin sesinden rahatsız olarak uyanır ve ona ne yaptığını sorar.
(Olaylar gelişir…)
Büdü: O kurabiyelerle yatakta ne yapıyorsun Edi?
Edi: Karnım acıktı, ben de birşeyler yemek istedim.
Büdü: Edi, yatağındayken kurabiye yememelisin.
Edi: Neden?
Büdü: Yersen çarşafına kırıntı dökülür ve kırıntılar pijamandan içeri girer.
Edi: Sahi mi?
Büdü: Kırıntılar pijamandan içeri girerse de kaşıntı olursun.
Edi: Kaşıntı olmak istemiyorum…
Büdü: Kaşıntı olursan uyuyamazsın, bu yüzden yatağında kurabiye yememelisin.
Edi Büdü’nün söylediklerini sırasıyla tekrarlar. Onu haklı bulur ve teşekkür edip Büdü’nün yanına doğru ilerlerken ekler: “Bir daha asla yatağımda kurabiye yemeyeceğim.” Büdü iyi, (aman) ne güzel ve iyi geceler dedikten sonra Edi Büdü’nün yatağına oturur.
Büdü: Edi, ne yapıyorsun?
Edi: Senin yatağında kurabiye yiyorum Büdü.
Şimdi kötülük onu gömmeye çalıştığımız yerden tekrar yükseliyor. Batman’in geri dönmesi gerek. Acı, kişiyi güçlendirir. (Miranda) - Kimsin sen? + Kim olduğumuzun önemi yok. Önemli olan ne plânladığımız. Maske takmadan önce, kim olduğum kimsenin umurunda değildi.(Bane) - O maskeyi çıkarırsak…devamıŞimdi kötülük onu gömmeye çalıştığımız yerden tekrar yükseliyor. Batman’in geri dönmesi gerek.
Acı, kişiyi güçlendirir. (Miranda)
- Kimsin sen?
+ Kim olduğumuzun önemi yok. Önemli olan ne plânladığımız.
Maske takmadan önce, kim olduğum kimsenin umurunda değildi.(Bane)
- O maskeyi çıkarırsak ölür müsün?
+ Çok acı verir.
- Sen iri bir adamsın.
+ Sana göre.
- Yakalanmak da plânının parçası mıydı?
+ Elbette.
- Ustaca plânınızda sıradaki hamle nedir?
+ Uçağı düşüreceğiz.
- ..Yani bir mücevher hırsızıyla aramı yapmak mı istiyorsun?
+ Sizin dünyaya dönmenizi sağlayacaksa bir şempanzeyle bile aranızı yaparım.
- Dünyada ilgimi çeken hiçbir şey yok.
+ Sorun da bu ya. Pelerin ve maskenizi askıya astınız ama yaşamınıza devam etmediniz.
Kendinize bir yaşam kurmaya çalışmadınız ya da birini bulmaya…
Ben çok küçükken annem trafik kazasında öldü. Doğru dürüst hatırlamıyorum bile.
Birkaç sene sonra da babam kumar borcu yüzünden vuruldu. Bunu çok iyi hatırlıyorum.
Bunun nasıl bir his olduğunu pek az kişi anlar. İliklerine kadar öfkeli olmak.
Üvey ailen ve herkes bunu anlar ama yalnızca bir süreliğine. Sonra öfkeli çocuktan
yapamayacağını bildiği bir şey isterler. Yaşamına devam etmesini. Bir süre sonra
anlayış göstermeyi bırakırlar. Öfkeli çocuğu yetimhaneye yollarlar. Bunu çok geç anladım.
Öfkeni saklamayı öğrenmen gerekir, aynada gülme denemeleri yaparsın. Yüzüne maske takmak gibidir. (Robin)
- Yangını başlattık mı?
+ Evet. Alevler yükseliyor.
- Bane ismini araştırdın mı?
+ Bir paralı asker. Adamlarıyla birlikte Batı Afrika’da bir darbe gerçekleştirmişler. Arkadaşımız John Daggett’in madencilik faaliyetlerini güvenceye almışlar.
- Dünyanın dengesini düzeltmek istiyorsanız yatırım yapmalısınız.
..
+ Bazen yaptığınız yatırımın karşılığını alamazsınız.
- Yapman gerekeni bitirdikten sonra asıl istediğini yapmana müsaade etmezler.
+ Yeni bir başlangıç yap.
- Günümüzde yeni başlangıç diye bir şey yok. Cep telefonu olan 12 yaşında
bir velet bile neler yaptığını bulabilir. Her yaptığımız, her bir dürtümüz
kaydediliyor ve sayısallaştırılıyor.
- Bu adam (Bane) dediğin gibi biriyse, şehrin bana ihtiyacı var demektir.
+ Şehrin Bruce Wayne’e ihtiyacı var. Sizin kaynaklarınıza, bilginize…
Bedeninize veya hayatınıza değil. O vakitler geçti.
- Sahaya çıkarsam başarısız olacağımdan mı korkuyorsun?
+ Hayır. Başarısız olmak isterseniz, diye korkuyorum.
- Burası borsa, burada çalacak para olmaz.
+ Gerçekten mi? O zaman siz neden buradasınız?
Birinin araç olarak kullandığı şey başkasının elinde silaha dönüşebilir.
Belki de artık hepimiz gerçekleri yenmeye çalışmaktan vazgeçip ortaya çıkmalarına izin vermeliyiz.
- Sürdürülebilir bir gelecek için dünyanın en iyi şansını yok mu edeceksin?
+ Eğer dünya hazır değilse, evet.
- Bruce, dünyayı kurtarmak istiyorsan, ona güvenmeye başlamalısın.
Şeytandan bahsedersen karşında belirir. (Bane)
İnançtan gelen gücü görebiliyorum.
Yaralarınızı diktim, kemiklerinizi tedavi ettim ama sizi gömemem.
Wayne ailesinin yeterince ferdini gömdüm ben.
- Burada yetki bende. Yetki sendeymiş gibi mi hissediyorsun? Sana küçük bir servet ödedim.
+ Bu sana üzerimde hakimiyet mi sağlıyor?
- Sen saf kötülüksün.
+ Ben gereken kötülüğüm.(Bane)
Acı çekmek insanın karakterini geliştirir.
- Gösteriş ve hile. Üye olmayanlara karşı güçlü faktörler.
Ama biz üyeyiz, değil mi Bruce? Biz Gölgeler Birliği üyesiyiz. Ve sen bize ihanet ettin.
+ Evet. Sen de psikotlarla dolu bir çeteden aforoz edildin.
Barış seni güçten düşürmüş. Zafer seni yenmiş. (Bane)
Catwoman: Artık bu insanlara borçlu değilsin. Onlara her şeyini verdin.
Batman: Her şeyimi vermedim. Henüz değil.
Alfred: Benim için, anneniz ve babanız için olduğunuz kadar değerlisiniz. Sizi koruyacağıma dair onlara yemin ettim ama koruyamadım.
Bane: Seni gömmeyeceğim. Wayne ailesinin yeterince ferdini gömdüm zaten.
Bane: Ancak Gotham küle döndüğünde ölmene izin veririm.
Catwoman: Arkanda.
Mercenary: Kim ?
Batman: Ben.
CIA Ajanı: Paki ya şimdi mükemmel planının bir sonraki adımı ne ?
Bane: Bu uçağı parçalamak. Hiç canlı bırakmadan.
- Bir fırtına yaklaşıyor.
Bane: Dört gözle bekliyor gibisin.
- Her ortama uyum sağlarım.
Bane: Nesin sen?
- Gotham’ın hesabını kesmeye gelen adamım.
- Beni neden öldürmedin?
+ Ölümden korkmuyorsun, ona kucak açmışsın. Cezan daha ağır olmalı.
- İşkence mi edeceksin?
+ Evet. Ama bedenine değil. Ruhuna.
- Neredeyim ben?
+ Evindesin. Çaresizlik hakkındaki hakikati öğrendiğim yerdesin.
Sen de öğreneceksin. Bu hapishanenin yeryüzündeki en kötü cehennem olmasının bir sebebi var.
Umut. Yüzyıllar boyunca buraya çürümeye atılan herkes yukarıdaki küçük ışığa bakıp
özgürlüğe tırmanmanın hayalini kurdu.
Genç bir adam gibi dövüşüyorsun, her şeyini veriyorsun. Takdire şayan ama yanlış.
Karanlık senin müttefikin sanıyorsun. Ama sen karanlığı sonradan kucakladın.
Ben onun içinde doğdum. Onun tarafından biçimlendim. Yetişkin bir adam olana dek
ışığı bile görmedim. Gölgeler sana ihanet eder; çünkü onlar bana ait. (Bane)
Umut olmazsa gerçek çaresizlik olmayacağını öğrendim burada. (Bane)
Ben Gölgeler Birliği’yim. Ra’s Al Ghul’un kaderini tamamlamaya geldim. (Bane)
Gotham’ı terörize ederken ruhlarını zehirlemek için umutlarını besleyeceğim.
Hayatta kalacaklarına inandıracağım onları böylece sırf güneşte kalmak için
birbirlerinin üstüne tırmanacaklar. (Bane)
Dibe battıkça, yapılar seni hüsrana uğratıyorsa.. Kurallar artık sana silah olmaktan ziyade prangaya dönüşüp kötü adamların işine yarıyorsa.. Belki bir gün sen de böyle bir krizle karşılaşırsın. Umarım o gün senin de benim sahip olduğum gibi bir dostun olur! Kendi ellerini pisliğe bular, böylece seninkiler temiz kalır!
Masumiyet yer altında çiçek açamaz, yer yüzüne çıkmalıdır.
Ölümsüzlüğün pek çok biçimi vardır.
Kurtuluş maneviyatla olur. Ruhla.
- Ölümden korkmuyorsun. Bunun seni güçlü kıldığını sanıyorsun.
Ama seni zayıf kılıyor.
+ Neden?
- Mümkün olandan daha hızlı nasıl harekeket edersin? Mümkün olandan daha uzun süre
nasıl dövüşürsün? İnsan ruhunun en güçlü dürtüsü olmasa.. Ölüm korkusu.
+ Ölümden korkuyorum. Şehrim kurtaracak biri olmaksızın yanarken burada ölmekten korkuyorum.
Kaçamayacağın kimseden bir şey çalma, çocuk. (Kedi Kadın)
- Eğer yalnız çalışacaksan maske tak.
+ Bu heriflere karşı gelirken görülmekten korkmuyorum.
- Maske senin değil, değer verdiğin insanları korumak için.
- Demek şehrinle birlikte ölmeye döndün.
+ Hayır. Seni durdurmaya geldim.
Onu (babamı )öldüren adamdan öcümü almak, sabrımın bir ödülüdür.
Ragıp Elibol (Kemal Sunal): Don ticareti ile başladım işe. Adam: Donla mı? Ragıp Elibol (Kemal Sunal): Donla, ya. Unutma, bu dünyada aç, parasız adam çoktur ama donsuz adam yoktur!