7 gündür gündem değiştirip manipüle ediyorlar. — prens andrew epstein dosyaları yüzünden tutuklandı. — bill gates epstein epstein olayı yüzünden özürdiledi. -— hillary clinton ifade verdi —dünya ekonomik forumu başkanı istifa etti. — bill clinton ifade verdi. — trump'ın epstein…devamı7 gündür gündem değiştirip manipüle ediyorlar.
— prens andrew epstein dosyaları yüzünden tutuklandı.
— bill gates epstein epstein olayı yüzünden özürdiledi.
-— hillary clinton ifade verdi
—dünya ekonomik forumu başkanı istifa etti.
— bill clinton ifade verdi.
— trump'ın epstein bağlantıları ortaya çıktı.
tam epstein olayları patladı herşey ortaya çıkacak derken trump ve netanyahu savaş başlattı.
MAD MAX –Daha Sinematik Mad Max (1979) Bu film küçük başlar. Dünya bitmemiştir — ama bozulmuştur. Kasaba yolları boş. Polisler yorgun. Çeteler kontrolsüz. Devlet var ama otorite çökmüş. Max hâlâ insandır. Güler. Eşi var. Çocuğu var. Toecutter ve çetesi geldiğinde…devamıMAD MAX –Daha Sinematik
Mad Max (1979)
Bu film küçük başlar.
Dünya bitmemiştir — ama bozulmuştur.
Kasaba yolları boş. Polisler yorgun. Çeteler kontrolsüz.
Devlet var ama otorite çökmüş.
Max hâlâ insandır.
Güler. Eşi var. Çocuğu var.
Toecutter ve çetesi geldiğinde film kaosa değil, rahatsızlığa oynar.
Gerilim sessiz büyür.
Aile sahnesinden sonra intikam sahnesine geçiş çok soğuktur.
Romantik bir dönüşüm yok.
Max’in son bakışı şudur:
Artık geri dönüş yok.
Bu film aksiyon değil.
Karakter kırılmasıdır.
Mad Max 2 – The Road Warrior (1981)
Şimdi dünya bitmiş.
Giriş sahnesi bile mit gibi anlatılır.
Max yalnız. Konuşmaz. Yakıt peşinde.
İnsanlara yardım etmez çünkü inanmıyordur.
Ama film boyunca küçük küçük çatlaklar görürüz.
Köpeği vardır.
Çocuğa bakışı değişir.
Finalde tanker twist’i gelir — Max aslında petrol taşımıyordur.
Bu çok önemli:
Max kahraman değil, ama doğru tarafta yer alır.
Bu film Max’i efsane yapar.
Artık o bir karakter değil, söylenti.
Beyond Thunderdome (1985)
Burası daha renkli, daha teatral.
Bartertown düzen kurmaya çalışan ilkel bir şehir devlettir.
Tina Turner’ın karakteri Auntie Entity iktidarı temsil eder.
Thunderdome sahnesi sadece dövüş değil.
Bu film sistem kurma denemesi.
İkinci yarıda çocuk topluluğu devreye girer.
Umut teması gelir.
Max burada bir koruyucuya dönüşür.
Ama yine kalmaz.
Gider.
Fury Road (2015)
Bu film neredeyse diyalogsuz bir iki saatlik kovalamaca.
Ama alt metni çok yoğun.
Immortan Joe suyu kontrol eder.
Su = tanrısal güç.
War Boys ölüm için yaşar.
Çünkü başka gelecekleri yoktur.
Max film boyunca zincirlidir.
Kan torbasıdır.
Araçtır.
Furiosa ise iradedir.
Film çok basit görünür:
Kaç → Fark et → Geri dön → Yık.
Ama bu “geri dönme” kararı serinin en güçlü anıdır.
Cennet yoktur.
Sistemi yıkmak gerekir.
Max finalde yine yok olur.
Çünkü o asla kalmaz.
Furiosa (2024)
Bu film dünya kurma filmi.
Daha yavaş, daha karakter odaklı.
Furiosa’nın çocukluğu, annesi, kaybı, köleliği…
Bu film güç hiyerarşisini anlatır.
Immortan Joe burada sadece tiran değil, sistem kurucudur.
Max ise gölge.
Bu film seriyi genişletir ama Fury Road kadar saf enerji değildir.
İki Max Farkı
Mel Gibson Max’i:
Daha vahşi
Daha öfkeli
Daha fiziksel
Tom Hardy Max’i:
Daha travmatik
Daha minimal
Daha içe dönük
Gerçek Olay
Mad Max hiçbir zaman “hikâye anlatma” serisi değildir.
Bu seri:
Atmosfer
Görsel dünya kurma
Güç dengesi
Kaynak savaşı
üzerine kuruludur.
Max merkezi değil.
Evren merkezdir.kaosu yâda ütopyasını anlatır gorge ( corc)
Spoiler içeriyor
Mad Max serisi aslında kıyamet filmi değil. Bir adamın yavaş yavaş dünyayla bağını koparma hikâyesi. İlk film küçüktür. Sessizdir. Dünya henüz bitmemiştir ama çürümeye başlamıştır. Polis teşkilatı var ama gücü yoktur. Yollar boş, insanlar huzursuz. Max hâlâ normal bir adamdır.…devamıMad Max serisi aslında kıyamet filmi değil.
Bir adamın yavaş yavaş dünyayla bağını koparma hikâyesi.
İlk film küçüktür. Sessizdir. Dünya henüz bitmemiştir ama çürümeye başlamıştır. Polis teşkilatı var ama gücü yoktur. Yollar boş, insanlar huzursuz. Max hâlâ normal bir adamdır. Gülüyor, ailesi var, hayatı var. Sonra her şey kırılır. Film aksiyonla değil, rahatsızlıkla yükselir. En sonunda Max intikam alır ama seyirci rahatlamaz. Çünkü bu zafer değil, dönüşümdür.
İkinci filmde dünya gerçekten bitmiştir. Artık toplum yok. Yakıt paradır. Su hayattır. Max yalnızdır, konuşmaz, kimseye güvenmez. Yardım ettiği insanlar ona kahraman muamelesi yapar ama o kahraman olmak istemez. Sadece yoluna devam eder. Bu film onu bir karakterden çok bir efsane gibi gösterir.
Üçüncü film biraz farklıdır. Daha renkli, daha tiyatral. İnsanlar yeniden düzen kurmaya çalışır. Güç, pazarlık ve liderlik konuşulur. Max burada bir anlığına tekrar insanlara yaklaşır ama uzun süre kalamaz. Onun doğası yolculuktur.
Fury Road ise bambaşka bir enerji. Film neredeyse nefes aldırmadan ilerler. Diyalog azdır ama her kare bir şey anlatır. Su kontrolü, beden politikası, inanç üzerinden kurulan düzen… Max bu filmde merkez gibi görünür ama aslında değil. Asıl irade Furiosa’dır. Film tek bir soru sorar: kaçmak mı yoksa sistemi devirmek mi? Cevap geri dönmektir.
Furiosa filmi ise daha karakter odaklıdır. Çocukluk, travma, kayıp. Gücün nasıl ele geçirildiğini ve nasıl sürdürüldüğünü gösterir. Daha yavaş ama daha politik.
Mel Gibson’ın Max’i daha hamdır. Öfkesi yüzündedir. Fiziksel ve patlayıcıdır.
Tom Hardy’nin Max’i daha içe dönüktür. Travması sessizdir. Yorgundur.
Mad Max serisi büyük hikâye anlatmaz. Dünyayı gösterir. Gücü gösterir. Kaynağı kim kontrol ederse düzeni onun kurduğunu anlatır.
Viral manifesto İran benim özgürlüklerimi çalmadı. İran 38 trilyon dolarlık ulusal borç biriktirip yaşam standartlarımızı mahvetmedi. İran Amerikalıları gözetlemek için Vatanseverlik Yasası'nı kabul etmedi. İran gelir vergisini kabul etmedi. İran, IRS'yi kurmadı. İran, 1913 tarihli Federal Rezerv Yasası ile ABD…devamıViral manifesto
İran benim özgürlüklerimi çalmadı.
İran 38 trilyon dolarlık ulusal borç biriktirip yaşam standartlarımızı mahvetmedi.
İran Amerikalıları gözetlemek için Vatanseverlik Yasası'nı kabul etmedi.
İran gelir vergisini kabul etmedi.
İran, IRS'yi kurmadı.
İran, 1913 tarihli Federal Rezerv Yasası ile ABD para politikasının tam kontrolünü özel bir bankacılık karteline devretmedi.
İran, NIH'yi Çin'in Wuhan kentinde fonksiyon kazanımı araştırmalarını finanse etmeye zorlamadı.
İran, Amerikan şehirlerini, işletmelerini ve okullarını kapatmadı.
İran, deneysel ve ölümcül mRNA "aşı" zorunluluğunu kabul etmedi.
İran, COVID Plandemisi sırasında 7 trilyon dolar basarak Amerikan ekonomisini mahvetmedi.
İran, ilkokullarımızda ve kütüphanelerimizde drag queen hikaye saati düzenlemiyor.
İran, çocuklara yıkıcı ve hayat değiştiren transseksüel ameliyatları ve ilaçları teşvik etmiyor.
İran, Amerikan yayınlarını ilaç ürünleriyle doldurmuyor.
İran, güneşi engellemeye çalışmıyor veya gökyüzümüzün her yerine zararlı kimyasallar püskürtmüyor.
İran, tüm mahsullerimizi kansere neden olan pestisitlerle ilaçlamıyor.
İran, glifosat üreticilerine Amerikalıları zehirlemekten muafiyet vermedi.
İran, Yüksek Mahkeme yargıç adayı birini toplu tecavüzcü olmakla suçlamadı.
İran, Irak ve Afganistan'ı işgal etmek için 8 trilyon dolar harcamadı, 20 yıllık işgalin ardından hükümetin 3 gün içinde çökmesinden sonra Afganistan'ı Taliban'a geri teslim etmedi.
İran, 2020 seçimlerini çalmadı.
İran, Amerika'nın sınırlarını açıp ülkeyi 40 milyon kaçak göçmenle doldurmadı.
İran, kablo haber kanallarımız ve sosyal medya ağlarımızda nefret suçu yalanlarını yayarak ırk savaşı başlatmadı.
İran, Epstein belgelerini saklamıyor ve yozlaşmış milyarderleri, politikacıları ve kraliyet ailesi üyelerini yargılamıyor.
İran, Amerikalıları nefret söylemi yasalarını kabul etmeye ve 1. maddeyi kaldırmaya zorlamıyor.
İran, Amerikan topraklarında bize hiç saldırmadı.
İran, silahların yasadışı olarak satın alınmasına ve Meksika'ya götürülmesine izin veren Fast & Furious Operasyonu'nu onaylamadı, bu silahlar sadece ABD sınır devriye ajanlarını öldürmek için kullanıldı.
İran, Kaddafi'yi devirip Libya'yı yok etmedi, şimdi orada modern köle pazarları var.
İran, Anthony Weiner'ın dizüstü bilgisayarında bulunan ve Hillary Clinton'dan gelen 340.000'den fazla e-postayı, "Çocuklara Karşı Suçlar" adlı dosya da dahil olmak üzere gizlemedi.
İran, Trump'ı vatana ihanetle suçlamak için Amerika'nın istihbarat kurumlarını, FISA mahkemesini, medya kuruluşlarını veya siyasi sınıfı kullanmadı.
İran, Orta Doğu'daki ABD savaş suçlarını ifşa ettiği için Julian Assange'ı suikast planları yapmadı.
İran, Amerikan vatandaşlarına yönelik yaygın yasadışı gözetleme faaliyetlerini ifşa ettiği için Edward Snowden'ı sürgüne göndermedi.
İran, JFK, RFK veya Charlie Kirk'ü suikast etmedi.
ABD hükümeti, yıkıcı iç ve dış etkiler adına tüm bunları yaptı.
Charlie Kirk, ABD'li muhafazakar bir aktivist ve Turning Point USA adlı kuruluşun kurucusudur.
Yaş haddi Donald Trump — 79 — ABD Joe Biden — 83 — ABD Vladimir Putin — 73 — Rusya Xi Jinping — 72 — Çin Recep Tayyip Erdoğan — 71 — Türkiye Narendra Modi — 75 — Hindistan Benjamin…devamıYaş haddi
Donald Trump — 79 — ABD
Joe Biden — 83 — ABD
Vladimir Putin — 73 — Rusya
Xi Jinping — 72 — Çin
Recep Tayyip Erdoğan — 71 — Türkiye
Narendra Modi — 75 — Hindistan
Benjamin Netanyahu — 76 — İsrail
Ali Khamenei — 86 — İran
Emmanuel Macron — 48 — Fransa
Olaf Scholz — 68 — Almanya
Rishi Sunak — 45 — Birleşik Krallık
Giorgia Meloni — 49 — İtalya
Charles Michel — 51 — Avrupa Birliği
Ursula von der Leyen — 68 — Avrupa Birliği
Pedro Sánchez — 53 — İspanya
Justin Trudeau — 54 — Kanada
Luiz Inácio Lula da Silva — 80 — Brezilya
Javier Milei — 56 — Arjantin
Mohammed bin Salman — 40 — Suudi Arabistan
Abdel Fattah el-Sisi — 71 — Mısır
Cyril Ramaphosa — 73 — Güney Afrika
Fumio Kishida — 69 — Japonya
Yoon Suk Yeol — 65 — Güney Kore
Bu moronlar yüzünden dünyadaki milyarlarca insanın hayatı savaş ,covid ,ekonomik kriz, adaletsizliklerle, borç ve enflasyon yüküyle, gelir eşitsizliğiyle, iş güvencesizliğiyle, dijital gözetimle, dezenformasyonla, göç ve kimlik gerilimleriyle, barınma kriziyle, ruh sağlığı sorunlarıyla, gelecek kaygısıyla, sosyal mobilite daralmasıyla, silahlanma yarışı ve nükleer riskle, su-enerji-gıda kaynak baskısıyla geçiyor.
yazık ediyoruz kendimize..
''Eğer bu,Yahudi hahamların sözünü ettiği ''son savaş'' ise; ''Önce Müslümanlar ve Hristiyanlar birbirleriyle savaşacak, ardından durup Yahudilere karşı iş birliği yapacaklar. Sonra Yahudi Mesihi gelecek ve kısa bir süre içinde dünyanın üçte ikisi ölecek.'' Malezya'nın en uzun süre görev yapan…devamı''Eğer bu,Yahudi hahamların sözünü ettiği ''son savaş'' ise;
''Önce Müslümanlar ve Hristiyanlar birbirleriyle savaşacak, ardından durup Yahudilere karşı iş birliği yapacaklar. Sonra Yahudi Mesihi gelecek ve kısa bir süre içinde dünyanın üçte ikisi ölecek.''
Malezya'nın en uzun süre görev yapan eski başbakanı (1981-2003 ve 2018-2020) Mahathir Muhammed ne demişti?
9 Mart 2015’te “Yeni Dünya Düzeni – Savaşın mı yoksa Barışın mı Reçetesi?” başlıklı Uluslararası Konferans’ta konuşan Mahathir Mohamad,
“Elitlerin dünya nüfusunu 1 milyara düşürmek istediği” ve bu hedefe ulaşmak için gerekli olan her yolu deneyecekleri konusunda uyarıda bulundu.
Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması
Konferans, Malezya’nın Putrajaya kentindeki Putrajaya Uluslararası Kongre Merkezi’nde, Perdana Global Peace Foundation (PGPF) tarafından düzenlendi.
Mahathir, Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması’nın (TPPA) Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde dünya ekonomisini domine etmeye yönelik bir strateji olduğunu ifade etti.
Bazı konuşmacılar, sınırların ortadan kalktığı ticaret ve küreselleşmenin tek dünya hükümetine geçiş için kullanıldığını vurguladı.
Dr. Mahathir şöyle açıkladı:
“Temelde mesele bir dünya hükümeti kurmaktır. Tüm devletleri, ulusları ve kurumları ortadan kaldırmalı, bunun yerine yalnızca tek bir dünya hükümeti olmalıdır. Ve bu dünya hükümeti belirli kişiler, elitler tarafından yönetilecektir. Çok zengin, çok zeki ve birçok açıdan çok güçlü insanlar. Dünyayı yönetecek olanlar onlardır. Demokrasi ya da lider seçimi konusunda fazla konuşma yoktu; bunun yerine, bu elitlerin kurallarını dünyadaki herkese dayatacağı bir yönetim öngörülüyordu. Ve onlara boyun eğmek istemeyenler cezalandırılacaktı.”
“Ve buradan elde edeceğimiz barış, mezarlık barışı olacaktır çünkü niyet aynı zamanda bu dünyadaki insan sayısını azaltmaktır. Yeni Dünya Düzeni ilan edildiğinde dünya nüfusu yalnızca 3 milyardı. Amaç bunu 1 milyara düşürmekti. Şimdi dünya nüfusu 7 milyar. Bu da milyarlarca insanın öldürülmesi, açlığa mahkûm edilmesi ya da doğumların engellenmesi gerekeceği anlamına gelir. Böylece dünya nüfusu azaltılabilir.”