birinin seni sevdiğine emin olduktan sonra ne geç yazması, ne az araması, ne de sensiz dışarı çıkması batıyor. tüm sorunlar emin olmamaktan, sevgiden şüphe etmekten çıkıyor."
Rus hapishanedeki idam mahkumlarını ana karadan çok uzak bir ada da serbest bırakıp insan ilişkilerini pardon hayvan doğasını insan üzerin deki etkilerini ya aslında bu film bir başyapıttır inanılmaz gercek üstü izlenilmesi gereken bir hikaye. SON GELEN KURALI… yeni dünya…devamıRus hapishanedeki idam mahkumlarını ana karadan çok uzak bir ada da serbest bırakıp insan ilişkilerini pardon hayvan doğasını insan üzerin deki etkilerini ya aslında bu film bir başyapıttır inanılmaz gercek üstü izlenilmesi gereken bir hikaye.
SON GELEN KURALI…
yeni dünya (novaya zemlya / terra nova) (2008)
rus sinemasının hak ettiği değeri görememiş en sert distopyalarından biri.
ne klasik hapishane filmi, ne de sıradan bir hayatta kalma hikâyesi.
medeniyet denilen şeyin aslında ne kadar ince bir kabuk olduğunu anlatan karanlık bir toplumsal deney.
yakın gelecekte idam cezası dünya genelinde kaldırılmıştır.
ancak cezaevleri dolup taşmaktadır.
bunun üzerine uluslararası bir proje başlatılır.
en tehlikeli müebbet mahkûmları, kutuplara yakın ıssız bir adaya bırakılır.
amaç, hiçbir kural olmadan kendi toplumlarını kurup kuramayacaklarını görmektir. (JustWatch)
başlangıçta umut vardır.
sonra güç ortaya çıkar.
ardından korku.
en sonunda ise medeniyet yerini ilkel düzene bırakır.
film boyunca “insanı insan yapan şey yasa mı, vicdan mı, yoksa sadece ceza korkusu mu?” sorusu sürekli hissedilir.
film aksiyon vaat ediyor gibi görünse de asıl gücü atmosferinden gelir.
soğuk coğrafya, gri görüntüler ve umutsuz karakterler; izleyiciyi de adanın bir mahkûmu hâline getirir.
en çarpıcı tarafı ise herhangi bir kahraman yaratmamasıdır.
burada herkes suçludur.
ve herkes hayatta kalabilmek için biraz daha canavara dönüşür.
özet:
lord of the flies, escape from new york ve battle royale ruhunu rus karamsarlığıyla birleştiren,
rahatsız edici derecede gerçek hissettiren bir distopya.
film bittiğinde akılda kalan soru ise tek olur:
“medeniyet gerçekten var mı, yoksa sadece kurallar varken mi varmış gibi davranıyoruz?”