boklu dere dertlenmesine son verdiğimi söylemiştim.ben sözünü tutan biri de değilim .zaten bu da boklu dere dertlenmesi değil kısa bir yazı sadece(şüpheli)doğrusu saat beş değil ama yazıma böyle başlamam için bir engel de yok . aslında bu çok sevdiğim bir…devamıboklu dere dertlenmesine son verdiğimi söylemiştim.ben sözünü tutan biri de değilim .zaten bu da boklu dere dertlenmesi değil kısa bir yazı sadece(şüpheli)doğrusu saat beş değil ama yazıma böyle başlamam için bir engel de yok .
aslında bu çok sevdiğim bir kardeş payı repliği;
ve sabah beşte biten her sey, sabah beşte tekrar baslar. sabah beş! allah belasini versin o sabah beşlerin. uyumazsiniz ama cok rüya görürsünüz
hatta biraz ileri gideceğim
saat on ikiden sonra her saatin allah belasını versin
çünkü gecenin ilerleyen her dakikası insanı biraz daha kendine yaklaştırıyor gündüzün gürültüsü çekilince geriye sadece düşünceler kalıyor ertelediğin sorular susturduğun duygular unutmaya çalıştığın anılar hepsi sanki gece bir bir ben geldim aq salağı bu kadar huzur sana fazla bile der gibi ortaya çıkıyor
ben bu saatleri severim aslında çünkü insanın kendisinden kaçamadığı tek saatler bunlar herkes uyurken ben düşünmeyi severim hatta overthinkingin dibine vurmayı
bazen küçücük bir kitaptan okuduğum bir cümle bazen uzaktan gelen bir saz tınısı hayatı baştan sona sorgulamam için fazlasıyla geçerli sebepler bence gerçi benim bahane aradığım da söylenemez düşünmek için büyük kırılmalara ihtiyacım yok bir satır bir türkü eski bir fotoğraf ya da camdan içeri giren serin bir rüzgar bile yeter gerisini zihnim büyük bir titizlikle tamamlıyor
sonra başlıyor o malum sorgulamalar
bunca telaş ne için
sabah erkenden kalkıp bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz bir ömür boyunca bir şeyler olmak bir şeyler kazanmak bir yerlere varmak için koşturuyoruz sonra günün birinde ardımızda bıraktığımız onca telaşın hiçbirini yanımıza alamadan çekip gidiyoruz insan bazen hayatın anlamını ararken en çok anlamsızlığıyla karşılaşıyor.
belki de bu yüzden geceyi seviyorum gündüz herkes meşgul kimsenin hayatı sorgulayacak vakti yok ama gece olunca telefon susuyor sokak sessizleşiyor dünya bir nevi duruyor ve geriye sadece sen ve zihnin kalıyorsun
Bu saatler garip bir saattir ne geceye aittir ne sabaha
uyumazsınız ama çok rüya görürsünüz
gözleriniz açıktır zihniniz uykuyla uyanıklık arasında kaybolur beş yıl önce söylediğiniz bir cümleyi yeniden kurar kafada döndürür hiç yaşanmamış ihtimallerin içinde saatler geçirirsiniz insan o saatte en çok kendi kafasının içinde kayboluyor
sonra bi bakmışsın güneş doğuyor otobüsler doluyor insanlar işe yetişiyor siz de sanki gece hiçbir şey yaşanmamış gibi hayatınıza devam ediyorsunuz gündüz olunca her şey biraz daha mantıklı geliyor ben buna niye bu kadar takıldım overthinkingime niye yazı yazasım geldi bilmiyorum neyse iyi geceler dostlarım 💖💕🌸
Wolf cut dedik pinterest girls oluruz dedik kahkül yakışır değişiklik dedik iki gündür aslan yelesi gibi geziyoruz yanlışlıkla shrek yan çar kahküllü lord farquaad ile uzun saçlı alacakaranlık jacop arası bir şeye döndük .bunun bi tık ilerisi tip kezban yenge…devamıWolf cut dedik pinterest girls oluruz dedik kahkül yakışır değişiklik dedik iki gündür aslan yelesi gibi geziyoruz yanlışlıkla shrek yan çar kahküllü lord farquaad ile uzun saçlı alacakaranlık jacop arası bir şeye döndük .bunun bi tık ilerisi tip kezban yenge ercep zaten
Eğer her kalıba uymaya çalıştıysanız ve bunu beceremediyseniz, şanslı olduğunuz söylenebilir. Bir şekilde dışlanmış biri olabilirsiniz, ama öte yandan ruhunuzu korumuşsunuz. eğer size bir ara meydan okuyan, işe yaramaz, şımarık, kurnaz, asi, itaatsiz, isyankar denmişse, doğru yoldasınız. -Kurtlarla koşan kadınlar…devamıEğer her kalıba uymaya çalıştıysanız ve
bunu beceremediyseniz, şanslı olduğunuz söylenebilir. Bir şekilde dışlanmış
biri olabilirsiniz, ama öte yandan ruhunuzu korumuşsunuz.
eğer size bir ara meydan okuyan, işe yaramaz, şımarık, kurnaz, asi, itaatsiz, isyankar denmişse, doğru yoldasınız.
-Kurtlarla koşan kadınlar
( kitabın dili inanılmaz ağır beni çok zorluyor.yabancı kelime çok var ki bu benim okurken en zorlandığım kitap diyebilirim .ama pes etmek yok inat ettim bitireceğim.okuduğum yerleri yavaş yavaş bir saatte ( hafif anlama kıtlığı var bende -1000ıq problems) anlayarak okuduğum için çabuk bitmeyecek sanırım ama olsun yeterki yarım bırakmadan bitirebileyim)
2008 model kango şiirimin telif hakkını almak isteyen arkadaş varsa satarım .ama hakettiği fiyata benim için anlamı büyük mühim bir şiir çünkü gelen parayla tavuk pilav alıcam kendime açım
Pskoloğumun beni çağırmasını beklerken geçenlerde sattığımız 2008 model kangoya yazdığım dizeleri size göstermek istedim Dikkat aruz aruz olalı böyle işkence görmedi! ( 18 yılın hatrına) Babamın arabasıydın sen, Kardeşimden ayırmadım seni Her sabah ilk seni uyandırdı, her akşam son kapını…devamıPskoloğumun beni çağırmasını beklerken geçenlerde sattığımız 2008 model kangoya yazdığım dizeleri size göstermek istedim
Dikkat aruz aruz olalı böyle işkence görmedi!
( 18 yılın hatrına)
Babamın arabasıydın sen,
Kardeşimden ayırmadım seni
Her sabah ilk seni uyandırdı,
her akşam son kapını o kapattı senin
Yıllarca yalvardım baba bi kere süreyim diye
Babam dedi kızım zarar görür
Söylendim Köy yollarında içine etmedikmi diye
O yollarda çektiğin acıların izi hala sendemi 2008 model kango
Küçüklüğümde arkada bagaja atarlardı
10 kiloluk un çuvalı gibi beni
Annem verirdi içi boş bi yastık
Hiç bi yerde o kadar huzurlu hissetmedim içinde havasız Kokulu battaniyede içinde yattığım gibi
Yıllarca şu soruyu duydum
Enişte sattınmı senin kangoyu
Babam hep bir huzursuzluk duyardı bundan
Ablamı verdik seni vermedi 2008 model kango
Gittiğin gece babamı uyku tutmadı
Gece kalktı yoğurt kaşıkladı
Babam için bu bi kadeh rakıya bedeldi
Babam seni atlatamadı 2008 model kango
Bir gün gittin.
Ne gürültü koptu,
ne kıyamet…
Sadece babam o gece uyumadı.
Beni satsa daha iyi uyurdu
Şimdi yolda her eski Kangoo gördüğümde
bir araba geçmiyor önümden.
Babamın gençliği geçiyor.
Benim çocukluğum geçiyor.
Yarım yamalak açılan arka camdan minik bir esinti geçiyor üzülüyorum
Seni özlüyorum 2008 model kango
Bugün size Yeni Türkü’nün “Gurbete Kaçacağım” şarkısıyla geldim. Bazı şarkılar vardır, dinlerken bavul hazırlama isteği uyandırır. Bu da onlardan biri. Ama bavula kıyafet değil de biraz umut, biraz sessizlik, biraz da unuttuğunu sandığın kendini koymak istersin. Şarkının adı “Gurbete Kaçacağım.”…devamıBugün size Yeni Türkü’nün “Gurbete Kaçacağım” şarkısıyla geldim.
Bazı şarkılar vardır, dinlerken bavul hazırlama isteği uyandırır. Bu da onlardan biri. Ama bavula kıyafet değil de biraz umut, biraz sessizlik, biraz da unuttuğunu sandığın kendini koymak istersin.
Şarkının adı “Gurbete Kaçacağım.” Küçükken gurbeti hep başka bir şehir sanırdım. Büyüyünce anladım ki bazen insan aynı odanın içinde bile gurbette hissedebiliyor..
Bu şarkıyı dinlerken aklıma hep aynı düşünce geliyor: İnsan gerçekten kaçtığı yerden kurtulabiliyor mu? Yoksa valizin en ağır yükü yine kendi kalbi mi oluyor? Çünkü bazen kilometrelerce uzağa gitsen de taşıdığın yorgunluk seninle geliyor.
Benim için “Gurbete Kaçacağım”, pes etmekle yeniden başlamak arasındaki ince çizgi gibi. Gitmek istiyorsun ama aslında aradığın şey başka bir şehir değil; başka bir hayat, başka bir his, belki de biraz nefes alabileceğin bir gün.
Her dinlediğimde bana şunu hatırlatıyor: Bazen kaçmak istediğin yer dünya değil, sana ağır gelen hayatın ta kendisi. Ve belki de en uzun yolculuk, başka bir şehre değil, yeniden kendine dönebilmektir.
Bu arada şarkı aslında yaşar miraç’ın şiirinden bestelenme🤍
gurbete kaçacağım
o lacivert ülkeye
o üzünç denizine
uzayan iskeleye
ansızın sormaksızın
neler kalır geriye
gurbete kaçacağım
o kimsesiz ülkeye
o geri dönülmeze
bağlanan ilk köprüye
umarsız durmaksızın
acılar tüketmeye
gurbete çıkacağım
o duvaksız tepeye
o yolunda gözyaşı
çeşmesi kuru köye
kopup yalnızlığımdan
kopup sonsuzluğumdan
gurbete kaçacağım
gurbete tükenmeye
Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeye elde fermanım mı var Azrail gelmiş de can talep eyler Benim can vermeye dermanım mı var Dirilirler dirilirler gelirler Huzur-ı mahşerde divan dururlar Harâmî var diye korku verirler Benim ipek yüklü kervanım mı var…devamıÜryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeye elde fermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermeye dermanım mı var
Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-ı mahşerde divan dururlar
Harâmî var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var
Er isen erliğin meydana getir
Kadir Mevlâm noksanımı sen yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim yük götürür dermanım mı var
Karac'oğlan der ki ismim överler
Ağu oldu bildiğimiz şekerler
Güzel sever diye isnad ederler
Benim Hak'tan özge sevdiğim mi var
Karac’oğlan
çocuklarını istismar eden ana babalara yalnızca 'katı' denildiği; iliklerine kadar sömürülen kadınların ruhsal yaralanmalarına 'sinir krizi' adı verildiği; sımsıkı korselere sokulan, sımsıkı gemlenen ve sımsıkı dizginlenen kız ve kadınların 'edepli,' 'zarif' görüldüğü bir zamandı ve hayatın sayılı anlarında yakalarını kurtarmasını…devamıçocuklarını istismar eden ana babalara yalnızca 'katı' denildiği; iliklerine kadar sömürülen kadınların ruhsal yaralanmalarına 'sinir krizi' adı verildiği; sımsıkı korselere sokulan, sımsıkı gemlenen ve sımsıkı dizginlenen kız ve kadınların 'edepli,' 'zarif' görüldüğü bir zamandı ve hayatın sayılı anlarında yakalarını kurtarmasını beceren diğer kadınlar ise 'kötü' damgası yediler.