"batıda bir insanın hayatının kendine ait olduğunu öğrendiniz. doğu ve batının farkı bu. doğuda bir insanın hayatı ailesine ve topluma aittir." Bir çok yönden doğu ve batının farkını özetledi bu cümle benim için.
Daha önce Julie gibi ben de böyle bir ilişki içerisinde bulundum. İnsan büyüme sancısını bitirmeden bir şekilde sakin, dengeli ve oturmuş hisler yaşayabildiği bir ilişki içinde olamıyor. Zamanında hayatıma giren insanla her şey çok güzel gidiyor ve iyi iletişim kuruyordum.…devamıDaha önce Julie gibi ben de böyle bir ilişki içerisinde bulundum. İnsan büyüme sancısını bitirmeden bir şekilde sakin, dengeli ve oturmuş hisler yaşayabildiği bir ilişki içinde olamıyor. Zamanında hayatıma giren insanla her şey çok güzel gidiyor ve iyi iletişim kuruyordum. Fakat başka dünyaları ve kendimi keşfetmek için ilişkimi noktalamıştım. Ne karşı taraf, ne de çevrem çok uzun süre bunu anlayamamıştı. O zamandan bu zamana hislerimi bu kadar iyi bir şekilde film sahnesinde göreceğimi düşünmezdim. Aslında tutarsız ve anlaşılmazlıklar içinde değil Julie. Sadece yaşayarak öğrenmek istiyor ve iç sesini takip ediyor. Tema bu zaten. Kimse size bu filmde unutulmaz bir aşk hikayesi veya harika kişisel gelişim konulu bir şeyler sunmuyor. Tutarsızlık gibi görünen ön yüzün altında yatan güdüsel, sürekli ivme kazanan o ses. Bu bakış açısı ile izlenirse gerçekten çok seveceğiniz ve kendinizden mutlaka bir parça bulabileceğiniz bir film.
"Biz onurlu, imanlı, kendi halinde yaşayıp giden küçük insanlarız. Bizim mahallemizde böyle şeyler olmaz." Sinek mide bulandırır diye bir söz var. Böyle zamanlarda en çok bu söz aklıma geliyor. Küçük bir köy, bir mahalle, bir kasaba... ensest ilişki , birbirini…devamı"Biz onurlu, imanlı, kendi halinde yaşayıp giden küçük insanlarız. Bizim mahallemizde böyle şeyler olmaz."
Sinek mide bulandırır diye bir söz var. Böyle zamanlarda en çok bu söz aklıma geliyor. Küçük bir köy, bir mahalle, bir kasaba... ensest ilişki , birbirini karalama , adam öldürme, kan davaları, insan kaçırma olayları, polis şiddeti, baskı, cinsel doyumsuzluk vb. yaşamın ve zihnin dar olduğunu yerlerden türüyor. Film olarak çekildiği zaman, aslında bu olayların cirit attığı insan toplulukları tarafından en büyük eleştiriyi alıyor. "Bu kadarda olmaz, çocuklara kötü örnek oluyorlar, bunlar yalan!" deniyor. Hikayeyi yazanlar, hikayeyi izlemeye tamahhülü olmayanlarla aynı kesim. Bir çok ögeyi bünyesinde barındıran bu film aslında kara yüzü ayyuka ediyor. Hangi yönden bakılırsa bakılsın elde kalan yarım hikayelerin evi niteliğini taşıyor. Katilin kim olduğunun o yüzden bir önemi yok. Katil hepsi. Temsili bir kişi...
Kitabın konusu dışında, sadece kendi fikirlerimi yazmayı seviyorum buraya. Altını çizdiğim yerlerin toplamına bakacak olursam, insanın "benlik yolculuğuna" dair yazılan cümleler beni içinde tuttu kitabın. Zaten kitabın tamamı buna vurgu yapılarak tasarlanan öykünün aktarımı. Paulo Coelho'nun yazdığı tarzı yeni okumaya…devamıKitabın konusu dışında, sadece kendi fikirlerimi yazmayı seviyorum buraya. Altını çizdiğim yerlerin toplamına bakacak olursam, insanın "benlik yolculuğuna" dair yazılan cümleler beni içinde tuttu kitabın. Zaten kitabın tamamı buna vurgu yapılarak tasarlanan öykünün aktarımı. Paulo Coelho'nun yazdığı tarzı yeni okumaya başladım. Beni çeken tarafı kesinlikle doğu-batı ilişkisi üzerine tüm bilgisini hikayeleştirebiliyor olması. Tek bir perdenen ziyade süre gelen zamanda bölgelerin birbirini ne kadar beslediğini aktarıyor. Birbirinden ayrı düşünülmemesi gerekenleri işliyor. O yüzden severek okumaya devam edeceğim. Mistik, dini, batı esintisinin olduğu tarzları seviyorsanız kitabı okursunuz.
Filmi bugün vizyonda izledim. Uzun zamandır beklediğim, beklentimin yüksek olduğu bir filmdi. Yorgos bey ile 2023 yılında tanıştım. Konulara yaklaşım stili kesinlikle şahsına münhasır. Rahatsız edici ögeler ile anlatmak istediği konular bütünlük içinde. Filmden hiç kopmadan konunun içerisine giriliyor. Karakter…devamıFilmi bugün vizyonda izledim. Uzun zamandır beklediğim, beklentimin yüksek olduğu bir filmdi. Yorgos bey ile 2023 yılında tanıştım. Konulara yaklaşım stili kesinlikle şahsına münhasır. Rahatsız edici ögeler ile anlatmak istediği konular bütünlük içinde. Filmden hiç kopmadan konunun içerisine giriliyor. Karakter gelişimi muazzam işlenmiş. Bellanın duruşunun, diksiyonunun, tarzının ve duygularının değişimini adım adım görebiliyorsunuz. Bu sizin hikayede kalmanızı sağlıyor. Kendimce çıkarımlarım;
-Genenetik aktarımların insan üstündeki duygusal ve düşünsel etkileri,
-Bir bebeğin gelişimi ve dünyayı keşfetme arzusunun bastırılması mümkün olmayan yanı (köpek dişinde olduğu gibi),
-Açık sözlü ve doğru söylemenin toplum kurallarında "aykırı" konumunda kalması,
-Duyguları bastırma arzusu ne kadar olursa olsun istemsiz dışarı vurumu,
-Kadının hazzı yaşama tarzı,
-Normları geçersiz kılan delilik hallerinin aslında akıl hastalığından değil, keşfetme ve yaşama arzusundan kaynaklı olduğu.
Şiddetle tavsiye edilir!
"Yaşamak" bu kitap için manidar bir kelime. Yaşamaktan ziyade hayatta kalma teması işleniyor. Hayatta kalmanın acı serüveni diyebilirim. Kendi dilinde hayatına süre biçmenin anlamsızlığı ile yüzleştiriyor seni. Hayatı yaşarken sadece kötü ya da iyi insan ayrımlarının olmadığını, insanın yaş ve…devamı"Yaşamak" bu kitap için manidar bir kelime. Yaşamaktan ziyade hayatta kalma teması işleniyor. Hayatta kalmanın acı serüveni diyebilirim. Kendi dilinde hayatına süre biçmenin anlamsızlığı ile yüzleştiriyor seni. Hayatı yaşarken sadece kötü ya da iyi insan ayrımlarının olmadığını, insanın yaş ve yaşadıklarıyla nasıl birine dönüştüğünü işliyor ince bir işçilikle. İlk başta olan olaylardan sonda daha başlarına neler gelecek derken hep bir şey geldi. Kitapta okurken bile insan zorlanıyor bir de gerçek hayatta yaşarken neler çekiyoruz onu düşündürdü bana. Keyifli yanların, kederin iç içe geçtiği kendi serüvenimizde kendimizi başrol sanarken aslında başımıza gelenlerle yan rollere bürünebiliyoruz derdim.
Yıllar önce kitaplığımda yerini almıştı. Kitapları alırım fakat hemen okumam. Doğru zamanı beklerim her zaman. Kitaplar eskir, sararır ve tozlanır. Ve o zaman geldiğinde elimde yerini alır. Enigma o kitaplardan biri. Edebiyat, okuma yapmak ve yazmakla bu denli ilgilendiğim bir…devamıYıllar önce kitaplığımda yerini almıştı. Kitapları alırım fakat hemen okumam. Doğru zamanı beklerim her zaman. Kitaplar eskir, sararır ve tozlanır. Ve o zaman geldiğinde elimde yerini alır. Enigma o kitaplardan biri. Edebiyat, okuma yapmak ve yazmakla bu denli ilgilendiğim bir dönemde bu kitabı okumak paha biçilemezdi. Yaratılan hikaye ve işlenen karakterler ile kitapla sonuna kadar birliktesiniz. Yapmak istedikleri eylemin daha önce gerçek hayatta insanların düşündüğüne eminim. Yazar bunu romana dönüştürüyor ve iç içe geçmiş bir hikayenin parçası haline getiriyor sizi. Sevmediğiniz kitap sonları varsa bu kitabı okuyun. Sonların gerçekten değişmesini ister miydiniz? Pek sanmam.
Çok basit bir dille ve görselle çapraz ilişkileri, narsistliği ve zayıflığı anlatıyor. Hepsinin kısa bir süre içerisinde birlikte işlenmesini sevdim. İzleyiciye çok bir alan kalmıyor, anlatılmak istenen ortada. Film boyunca renklere bakmaktan kendimi alıkoyamadım. Harika vurguları vardı. Kaosu renklendirmek çok…devamıÇok basit bir dille ve görselle çapraz ilişkileri, narsistliği ve zayıflığı anlatıyor. Hepsinin kısa bir süre içerisinde birlikte işlenmesini sevdim. İzleyiciye çok bir alan kalmıyor, anlatılmak istenen ortada. Film boyunca renklere bakmaktan kendimi alıkoyamadım. Harika vurguları vardı. Kaosu renklendirmek çok akıllıca.
Film şimdi bitti. Tek plan, tek zaman severler için tavsiye edilir. Konusu uzun yıllardır güncel olarak şahit olduğumuz bir gerçeklikten kısa bir kesit gösteriyor. Kıskançlığın, cinnet ile birleşmesinin hazin tablosu. Bıçak bir kişinin elinde ama suçlu birden fazla insan. İki…devamıFilm şimdi bitti. Tek plan, tek zaman severler için tavsiye edilir. Konusu uzun yıllardır güncel olarak şahit olduğumuz bir gerçeklikten kısa bir kesit gösteriyor. Kıskançlığın, cinnet ile birleşmesinin hazin tablosu. Bıçak bir kişinin elinde ama suçlu birden fazla insan. İki ucu bokluk değnek hesabı. Ruhsal olarak yorucu bir film. Hele hassas olduğunuz ögeler varsa hiç izlemeyin. Kan filmin baş yapıtı. Selahattin ve Ece uyumu başta eğreti gelsede çevremde çok fazla bu ikiliden var. Sonları benzemesin!
-hamza amca sen hiç pembe renk gördün? +gördüm. -pembe nasıl bir renk? +pembe. -ne renk? pembe en çok ne renge benzer? +en çok kırmızı ve turuncuya benzer. En çok bu sahne yaraladı beni. Karı, renkleri, dağları romantize etmeyi bırakmalı insan.…devamı-hamza amca sen hiç pembe renk gördün?
+gördüm.
-pembe nasıl bir renk?
+pembe.
-ne renk? pembe en çok ne renge benzer?
+en çok kırmızı ve turuncuya benzer.
En çok bu sahne yaraladı beni. Karı, renkleri, dağları romantize etmeyi bırakmalı insan. Kar çoğu zaman çaresizliği, renkler bazen belirsizliği, dağlar kaçışı temsil eder. Rauf da olduğu gibi... Zana'nın "senin arkadaşın var mı?" sorusu, Rauf'un "aşık olduğunu nasıl anlarsın?" sorusu, Zeman'ın "korkuluk tavuklarımı korur mu?" sorusu içimi yedi bitirdi. Bilmediğin bir duygunun keşfine çıkma arzusunun ne demek olduğunu biliyorum. O çırpınışı, bakışları, çok iyi bilirim. Kars dan boynu bükük ayrıldım. Çekim kalitesi, ölüme vurgusu, acıyı içten içe yaşatma hali, sessiz çığlıkları hissettim. Yönetmen ve çocuk oyuncular devleşmiş. Emeklerine sağlık.