Aslında taze tazeyken yazmak istedim ama bitmiş hissi vermediğinden olsa gerek yazamadım. Şu anda da kendimi biraz zorlayarak yazıyorum aslında. Bitirdiğimi anlamam için bütün alıntıları deftere geçirmem gerekti, bu da birkaç günümü aldı. Önceki kadar çok olmasa da çokça alıntı…devamıAslında taze tazeyken yazmak istedim ama bitmiş hissi vermediğinden olsa gerek yazamadım. Şu anda da kendimi biraz zorlayarak yazıyorum aslında. Bitirdiğimi anlamam için bütün alıntıları deftere geçirmem gerekti, bu da birkaç günümü aldı. Önceki kadar çok olmasa da çokça alıntı yaptım yine.
Yazarın o süslü, duygularla boğan, yoğun dilinin yerini olayların akışı almış biraz. Anlatımı biraz daha oturmuş, daha içine çeken bir hal almış. Nasıl akıp gittiğin fark etmiyorsun bile. Gün içinde ders çalışmaktan ve ev işi yapmaktan fırsat bulamadığım için yatmadan önce birkaç sayfa okuyup bırakırım, diyerek elime alıp saatlerce okutarak uykumdan çalacak kadar aldı beni içine. "Bugün Adımı Sen Koy" nasıl bir bataklıksa bu da akıntısına kolayca kapılıp hızlıca yüzebileceğim, dibini rahatlıkla görebileceğim kadar parlak bir nehirdi sanki.
Diğer kitabın da Çiçek'i anlattığını bildiğim için emin olarak söyleyebileceğim bir şey fark ettim: Nagihan Abla'nın bütün kitapları; baskı altında kalmış, bütün hayatı planlanmış insanların zincirlerini nasıl kırdığını anlatıyor. Sanki o da onlardan biriymiş gibi. Bu ise başka bir farkındalığa yönlendirdi beni: onun ailesi ve geçmişi hakkında çok az şey biliyorum. Yani kendisi hakkında hiç araştırma yapmadım. İnstagramdan paylaştığı ne varsa onu biliyorum sadece. Yayınevinden arkadaşları Emre Gül ve Zeynep Sey var. Bir kedisi var ve evinde de başka biriyle yaşadığına dair hiçbir şey söylemedi. Sonra yazdıklarına bakıyorum; ilk başta çok karamsar, olumsuz, anlatacak kimsesi yokmuş da bütün hepsini kağıda dökmüş gibi düşüncelerle dolu. O kadar dolu ki o düşüncelerin arasında boğuluyor, gittikçe daha derinlere batıyorsun. Zaman geçtikçe her okurlarından aradığı o sevgiyi bulduğunu kanıtlarcasına aydınlanıyor hikayeleri. Düşünceler hala orda ama artık boğmuyor. Tam aksine alabileceğiniz en ferah nefeslerden armağan ediyor size. Olaylar da akıp gidiyor o nefeslerle birlikte sonra başınızı kaldırıp diyorsunuz ki: "Bitti mi şimdi bu?". Bittiğini anlamanız için üzerinden zaman geçmesi gerekiyor ve sıradakini heyecanla bekliyorsunuz.
Kitabın aklıma gelen tek kötü yanı sonuydu. Bittiğini hissetmedim. O her kitabı bitirdiğimde içini dolduran boşluk hissi gelmedi. Onun yerine yarım kalmışlık hissettim. Belki diğer kitapta tamamlar kendini ama daha sonrasını öğrenmek istedim yine de. Bir serinin ara kitabı bile olsa o his gelir otururdu içime, biraz misafir olur giderdi sonra. Ama bu defa sanki kitap heyecanlı bir bölümün ortasında yarım kalmış gibi hissettim. Başka bir gün kitabı açacağım ve devamını okuyacağım. Umarım sonraki kitapta bu histen kurtulurum. Bir de aklıma gelmişken yapılan bir etkinlik kapsamında Gecenin'in bölümleri sırayla wattpad'de yayımlanıyor okumak isteyenlere duyrulur.
Güzel bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim.
Not: Az önce gidip Google'da biraz araştırma yaptım Nagi hakkında ama geçtim bilgiyi bazı kitapların resimleri bile yok. Yazmaya başlamadan önce nasıl bir hayatı olduğu benim için hala dev bir soru işareti.