Yaşım 12, altıncı sınıfa yani ortaokul bire gidiyorum. Okulun üç kitaplıktan oluşan bir kütüphanesi vardı. O zamanlar bana devasa geliyor ama şimdi sadece evimdeki kitaplıkta iki kat fazla kitabım var. Okulun çok okuyan kızı olarak Kütüphanecilik kolu başkanıyım. 600 küsür…devamıYaşım 12, altıncı sınıfa yani ortaokul bire gidiyorum. Okulun üç kitaplıktan oluşan bir kütüphanesi vardı. O zamanlar bana devasa geliyor ama şimdi sadece evimdeki kitaplıkta iki kat fazla kitabım var. Okulun çok okuyan kızı olarak Kütüphanecilik kolu başkanıyım. 600 küsür kitap var ve sadece 120 kadarı roman. Hepsi bağış kitap bu yüzden de gazetelerden kuponla alınıp evde yer kaplıyor diye atılan Meydan Larousse ansiklopedilerle dolu raflar. Onları da okuyorum ama, sorun yok çünkü okuma oburluğumu bastıramıyorum bir türlü. Sonra bir gün yeni bağışlar geldi. Bir çuval kitap. Evet çuval, koli filan değil. Patates gibi çuvala tıkmışlar hepsini. Ama çektikleri eziyet benimle karşılaşınca son buluyor. Tek tek siliyor, yırtık yerlerini onarıp bantlıyorum. En son da demirbaş etiketini yazıp kitap sırtına yapıştırıp rafa koyuyorum hepsini. Sonra birden çuvaldan hayatımı değiştiren o kitap çıkıyor; HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI! Yırtık pırtık kapağı ilgimi çekiyor ve arka kapak yazısını okuyorum. İçimde bir kıpırtı “Hemen okumalıyım bunu!” diyor. Kapağı açıyorum ve Melike diye biri içine adını yazmış. Kimdir o Melike bilmiyorum ama ömrüm boyunca hep müteşekkür oldum kendisine. Dayanamayıp derste sıranın altından okuyorum. Bir günde bitiyor kitap ama aslında bambaşka şeyler başlıyor zihnimde. Kitabın kabağını kapatıp “Ben de yazar olacağım!” diyorum kendime. Söz uçar yazı kalır, diye bir de kendime not yazıyorum çiçekli kaplığı olan kullanmaya kıyamadığım defterime. Yatağımın üstünde çocuk kalbimde kuş gibi hafif bir duygu, gözümde yaşlar... Hiçbir şeyi istemediğim kadar çok istiyorum yazar olmayı. Dileğim kabul olsun diye BİN kez Nasr suresini okuyup dua ediyorum. Önce tedbir sonra tevekkül, deyip boş durmayarak kararımın ertesi günü yazmaya başlıyorum. O günden sonra da iflah olmaz şekilde hep yazıyorum... Tam 14 yıl sonra dileğim kabul oluyor ve üniversite bittikten sonra işsizlikten kırıldığım 5 yılın ardından Rabbim “Yürü ya kulum!” diyor. Hepsi âşık olduğum kadın J.K. Rowling sayesinde... O, üniversiteye giderken nasıl ailesine baş kaldırıp Alman yerine Yunan edebiyatı koridoruna daldıysa ben de ailemin isteği olan devlet memurluğu yerine hayal alemine dalıp olmayacak duaya bin kez amin diyorum. Bir şeyi kırk kez dersen olurmuş lafını da deneyimleyerek onaylıyorum. Herkes de bambaşka yeri var Harry Potter’ın, biliyorum... Benimki de bu işte...