Kitle, çok sayıda insanların veyahut grupların oluşturduğu toplumsal gruptur. Herhangi bir ayrım yapılmaksızın hedeflenen olguyu yapmak için bir araya gelmiş geniş topluluklardır. Kitlelerin toplumsal bir yapı olduğunu söyledim. Öyleyse toplumun bazı özelliklerini de almış olmalılar. Tek bir bireyden ziyade bir…devamıKitle, çok sayıda insanların veyahut grupların oluşturduğu toplumsal gruptur. Herhangi bir ayrım yapılmaksızın hedeflenen olguyu yapmak için bir araya gelmiş geniş topluluklardır.
Kitlelerin toplumsal bir yapı olduğunu söyledim. Öyleyse toplumun bazı özelliklerini de almış olmalılar. Tek bir bireyden ziyade bir topluluğu düşünerek onların özelliklerini sıralamalıyız. Çünkü kitle dediğimiz kavram yeni bir oluşumdur. Birey kadar karmaşık değil aksine basittir.
Bu kitaptan çıkarabildiğim kadarıyla kitleler; zeka, mantık ve akılsal süreçleri kullanmak yerine duygularla hareket ediyorlar. Medya, siyasetçiler, üst düzey kurum ve kuruluşlar bunları göz önünde bulundurarak halkı akılsal olmaya davet etmek yerine onları çok iyi manipüle ederek, onları tek bir sistem altında tutarlar. Aynı düşünmeyi sağlayabilirler. Bunu her türlü mecra altında yürütebilirler. İşte medya burada açığa çıkar. Manipülasyon veyahut kitleleri hareket etme açısından medya yegane bir oluşumdur. Medyanın gücü de buradan gelmektedir. İşte kitleleri hareket ettirmede, hatta onların ahlak, inanç, eğitim ve düşünce yapılarını tamamıyla ele geçiren de olabilir. Kitleler zaten bu tarz durumlarda tek bir düşünce ve ses olur. Muhalefet durumunda başka bir kitle oluşur.
Kısaca ifade edersek; kitleler, duygu denen ham güçle hareket ederler. Mantıkla oluşan hareketleri yoktur. Kitlelerin fikirleri de yoktur. Onlara empoze edileni alırlar. Bu ahlak düşüncesi, herhangi bir düşünce, sanat anlayışı, ırkçılık, bakış açısı, inanç sistemi... vs. olabilir. Işte bu tüm faktörler onlara empoze edilen şeylerdir ve onlar kendilerine empoze edilen şeylerden başka bir şey almazlar. Kuvvetli bir ses oluştururlar, ancak başkasının sesini alırlar. Kendi sesleri, fikirleri yoktur. Başlarında bulunan şahsa göre şekillenirler. Onları birbirinden farklı kılan da bu baştaki şahıslar olur.
Zaten insan olarak içimizde hep yönlendirilmesi bekleyen bir duygu vardır. Her insan istese de istemese de bir grubun içindedir. Benliğin yüzyıllığı belgeselinde de bu durum oldukça iyi bir şekilde anlatılmıştır.
Güncel olarak, aklımda kalanlar doğrultusunda örnek vermek isterim, Wayfair ve trendyol olayları örnek gösterilebilir. Temmuz ayında Wayfair ve Trendyolun çocuk ticareti yaptığı iddiası Yankılandı. Bununla ilgili bir video sosyal medyadan paylaşıldı. Sosyal medya bununla çalkalandı. Çoğu insan bu olayı duyup anında karalama kampanyası başlattı ancak olay henüz kanıtlanmamıştı. Aradan geçen süreden sonra Trendyol ve Wayfair açıklama yaptı ve bahsi geçen videonun oynanmış olduğu ortaya çıktı.
Bu örnekte de gördüğümüz üzere, kitleler duyguyla ve yanlış bilgilerle hareket edebilir. Ancak kitlelerin büyük bir güç olduğu da unutulmamalıdır. Çünkü sesi kuvvetli olan kitlelerdir. Düşünceleri yok ama sesleri çok oluşumlardır. Kitlelerin içerisindeki bireyler kendi karakterlerinden tamamıyla sıyrılıp kitle içinde tek bir insan tipine dönüşür. Ortak ruha bürünüp düşük zekalı, kolay etkilenen, bilinç dışı duygularla hareket eden, bazen çok haklı bazen de fazlasıyla ahlaksızlaşan bir oluşum olurlar. Hatta bu ahlaksızlaşmalarıyla ilgili Montesquieu'nun çok güzel bir sözü vardır: "Ayrı ayrı birer ahlaksız yaratık olan insanlar, toplu oldukları zaman namuslu kişiler olurlar"...