Azizler, 2021 yapımı Yağmur ve Durul Taylan tarafından yönetilen kara komedi ve dram filmi. Dönemimizin insanlarının sorunlarına etkileyici şekilde giriş yapıyor film. Eril-dişi birlikteliği ve bunun sonucunda oluşan çatışmaların varlığı ilişki sürecinde bireyleri psikolojik olarak etkileyen en temel sorundur. Eril…devamıAzizler, 2021 yapımı Yağmur ve Durul Taylan tarafından yönetilen kara komedi ve dram filmi.
Dönemimizin insanlarının sorunlarına etkileyici şekilde giriş yapıyor film. Eril-dişi birlikteliği ve bunun sonucunda oluşan çatışmaların varlığı ilişki sürecinde bireyleri psikolojik olarak etkileyen en temel sorundur. Eril ve dişi bireylerin düşünce ve davranış biçimleri farklı olmasından kaynaklı ilişki serüveni aksaklıklar yaşayabiliyor. Çatışmaların en temel sebebi budur. Bunun yanı sıra bireyin ilişki dışında dış çevreden kendisine dayatılan sıkıntıların varlığına tolerans göstermek kesinlikle önemlidir. Yani bireyler ilişki aşamasında yüzeysel düşünmemeli ve olaylara çok yönlü bakabilmelidir. Sevgi gibi soyut kavramlar "kolye" gibi somut maddelerce ölçülmeye çalışılırsa en nihayetinde kalitesiz bir partner ile birlikte olduğu gözler önündedir. İlişkiler içerisinde her şeye anlam yüklemeye çalıştığımız ve kendimizi "değerli" hissetmek için çıkarcı davranıldığından, ilişkiler bireyleri yıpratıyor. Günümüz ilişkilerine çok güzel şekilde gönderme yapılan sahnede Engin Günaydın'ın canlandırdığı karakter olan Aziz'in yaşadığı buhranvari algılama biçimi ise olayların basite indirgenmeyeceğinin en güzel örneği. Sonuç olarak birilerine beslediğiniz sevginin zamanla dönüştüğü olguya dikkat etmeli ve dengeyi kaybetmemek lazım.
Necati(Halit Ergenç) ve Füsun(Bergüzar Korel) karakterlerinin sahnesi ise yine kaliteli bir kısımdı. Ebeveynlerin bilinçsizce çocuklarına uygulamaya çalıştıkları sevgi, ilgi ve norm köprüsünün dayanılmaz zararını gözlemliyoruz. Günümüz çiftleri hormonlarının getirisi sonucu aile kurma arayışına giriyor. Ancak bu bireyler biyolojik yapıları gereği hormonlarının sınırlı olduğunu bilmiyorlar. En nihayetinde evlilik ile oluşturdukları bu tek eşli bağı çocuk ile süsleyerek nesillerini devam ettirme amacı peşine düşüyorlar. Deneyimsiz ve bilinçsiz bu ebeveynler sonlu olan hormonların bitimi sonrası birbirlerinden tiksiniyor ve çocuk yüzünden evliliklerini idame ettirme çabasına girişiyor. Tabi bunun sonucunda iletişim eksikliği, birbirine tahammül edememe, sözel ve fiziksel şiddet gibi sonuçlar doğuyor. Ortada kalan çocuk ailenin ilgisizliği ve sevgisizliği karşısında içine kapanıklaşıyor ve belli başlı psikolojik sıkıntıların varlığını ediniyor. Ebeveyn tarafından yanlış uygulanan normlar, çocuk birey için en iyisi olduğu düşünülüyor. Ancak bireyin yaşam biçiminin çok kötü etkilendiği görülmüyor. Sevgi ve ilginin ebeveyn tarafından çocuk bireye uygulanma biçimi zaman ilerledikçe çok fazla evrimleşti ve kötü bir hâl aldı. Youtube göndermesi ise bunu çok güzel şekilde özetliyor.
Sanayileşmiş kentlerin modernize bireylerinin en korkulu "rüyası" hayatlarının belli bir zamandan sonra rutine dönüşmesidir. Uyan, duş al, kahvaltı et, işe git, işten gel ve uyu. Rutin çok tehlikelidir. Öldürmez, süründürür. Aziz'in gördüğü rüya ise bilinç altında rutinine karşı verdiği savaşın sonucu. Bilinçaltı Aziz'e rutininin yarattığı tahribatı göstermeye çalışıyor ve bundan kurtulması için kendisini tetikliyor. Gün içerisinde biriken sıkıntılı durumlar bilinçaltında depolanır ve en sonunda rüyalarda kendisini göstermeye çalışır. Rüyalar, bir nevi yaşam fonksiyonlarımızı düzen içerisine sokabilmemiz için beyin tarafından oluşturulan dürtülerdir.
Caner karakteri muazzam iyi. Film günümüzün sorunlarına çok güzel şekilde ayak basmaya devam ediyor. Çocuk bireyler bebeklik evresinden sonra aktif şekilde öğrenme çabasına girişirler. Beyinleri öğrenmeye o kadar ihtiyaç duyar ki her gördükleri olgudan çıkarım yapmaya, araştırmaya ve deneyimleme gayretine girerler. Ancak teknoloji çağı olan yirmi birinci yüzyılda, ebeveynler çocuk bireylerin üzerinde kendi yetkinliklerinden çok kitle iletişim aletlerinin varlığını uygulamaya çalışmaktadır. Çocuk bireyin basit ve yavaş şekilde öğrenmesi, olayları anlamlandırması gerekirken, ebeveyn tarafından bilinçsiz şekilde uygulanan teknolojik alet kullanımı, çocuk bireylerin bu öğrenme ihtiyaçlarını çok yanlış şekilde gidermesi ile sonuçlanabiliyor. Ebeveyn çocuk üzerinde baskı kuramazsa ve çocuk bilinçsiz şekilde yetişirse en sonunda Caner gibi bir birey çıkar ortaya. (: Aziz'in çocuğa "siktir git" demesi çocuğun bu tür davranış durumunu destekleyici biçimdedir. Aynı şekilde babanın gün içerisinde küfürlü konuşma biçimi ve "Çocuktur yapar, Her yaptığını destekleme! " şeklindeki tutumları, çocuk bireyi denyoluğa!! sürükleyen adımların ta kendisidir. Sorun kesinlikle çocuktan çok anne ve babanın bilinçsizliğidir.
Alp(Öner Erkan) karakteri varlık içinde yokluk çekiyor. Paranın oluşturduğu saygınlık ve ilginin temelde çıkara dayanması ve bu nedenle ilişki içinde bulunulan kişiler ile sahte ilişkiler yaşaması bunu gösteriyor. Bu yüzden birey hep bir kendini gösterme çabası içerisinde. Kadınlar, partiler ve lüks ev. Her şeyim var ama aslında hiçbir şeyim yok. Bu yüzden Aziz'de gördüğü gerçekçiliğe karşı bir şeyler yapıp kendindeki boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ancak Aziz için uyguladığı tüm uğraşlar tek taraflı olunca son ümidini de yitiriyor. Bunun yanı sıra tüketim toplumunun hızlı yaşam biçimi; partiler, etkinlikler ve sosyallik, teknolojinin varlığı ile aşırı derece arttı ve bu durumdan zevk alma prensibi tamamen yerini rolünü iyi oynama ve statünün gereği gibi hareket etme meselesine döndü. Eğlence sektörü en nihayetinde hazın doruk noktası olarak gözükse dahi içerisine girildiği vakit sahte kişiliklerin mahvolmuş hayatlarını görmemizi sağlıyor.
Erbil(Haluk Bilginer) karakteri bize yalnızlığın oluşturduğu sevgi ihtiyacının yoksunluğunu gösteriyor. Kimse birbirini dinlemiyor ama herkes birbiri ile iletişim halinde. Ne anlatıyoruz biz? Neden başkalarının sorunlarına kendi sorunlarımız ile karşılık veriyoruz? Neden iletişim kurmak ve sohbet etmek isteyen bireylere tahammülüz yok? İlk olarak aslında senaryonun Aziz karakterinden çok Erbil karakterine yoğunlaştığını düşündüm. Karısı ile konuşması ve olaylara bakış açısı Erbil'in kafasında yarattığı kurgusal dünyanın bir parçası olduğunu düşündüm. Ancak olay tam anlamıyla bütün karakterler ile alakalı. Tüm karakterler bizzat birer Aziz'ler. Hepsi bir yönüyle ortak açıda birleşiyor ve Aziz karakterinde can buluyorlar. Bu durum gerçekten çok iyi.
Film hakkında daha genel olarak şunları söyleyebilirim: Karakterlerin hepsi bir mesaj verme amacında ve oyuncular karakterleri çok güzel şekilde yansıtıyor. Film de başrol yok ve her bir karakter özellikleri, sorunları ve düşünce biçimleri ile temel anlatımı destekliyorlar. Günümüz insanlarının sorunlarını çok güzel şekilde ayak basıyor ve eleştirmeye açık yönünü gösteriyor. Yüzeysel izlerseniz bir bok anlamazsınız. Hep bir aksiyon arama çabasındasınız. Film durgunmuş, sonu boşmuş. Film tam layığı ile son verdi. Kara komedinin hayatlarımızın içinde kulaç attığını ama yine de ilerlediğini çok güzel şekilde gösterdiler. Taylan Biraderler'i tebrik ediyor ve Türkiye'de daha fazla bu tür filmlerin çıkmasını destekliyorum.