"-Jim, hayatını nasıl sürdürüyorsun? +Çalıyorum." Bu film Esaretin Bedeli, Alcatraz'dan Kaçış ve türdeşlerinin atasıdır. Müthiş derecede kaliteli bir filmdir. Su altı sahnesi gibi döneminde pek rastlanılmayan sahneleri bulunur. Filmi izlerken 1932 yapımı bir siyah beyaz film izliyor gibi değil, günümüzde…devamı"-Jim, hayatını nasıl sürdürüyorsun?
+Çalıyorum."
Bu film Esaretin Bedeli, Alcatraz'dan Kaçış ve türdeşlerinin atasıdır. Müthiş derecede kaliteli bir filmdir. Su altı sahnesi gibi döneminde pek rastlanılmayan sahneleri bulunur.
Filmi izlerken 1932 yapımı bir siyah beyaz film izliyor gibi değil, günümüzde çekilmiş bir film izliyor hissiyatına kapılırsınız. Gerek konunun her daim taze olması, gerekse Paul Muni abimizin muhteşem oyunculuğu bu hissiyatı sağlar sizlere.
(Paul Muni abimizin muhteşem oyunculuğu demişken bu adam bu filmdeki oyunculuğu dahil tam 6 kere Oscar'a aday gösterilmiş ama yalnızca 1 tanesini kazanabilmiş. Bu kadar başarılı olup sana sadece 1 Oscar verenler utansın be. Şahane bir oyuncusun.)
Masum bir insanın nasıl suçlu olup hayatının kararabileceğini anlatır, Mervyn LeRoy.
Filmde James Allen'ın haksız yere aldığı cezasını, prangayla diğer mahkumlara bağlı ve ağır işler yaparak çekmek zorunda kalışını izleriz.
James Allen abimiz yanlış zamanda, yanlış kişiyle, yanlış mekana gelmiş ve silah zoruyla hırsızlık yapmış (5 dolar) ve parayı eline aldığı ilk an polisler tarafindan yakalanmıştır. 5 doları silah zoruyla çalmış ve 10 yıl hapse mahkum edilmiştir. Vay be, 5 dolar için 10 yıl hapis cezası...
Mervyn LeRoy ceza, hapis, suç, otorite gibi kavramları filmde epey sorgulamış, Amerikan sinamasında o dönemlerde cesaret edilemeyecek seviyede sert bir düzen eleştirisi yapmıştır. Filmde yapılan bu düzen eleştirisinden epeyce etkilenen Amerikan halkı Amerika Birleşik Devletleri'nin hukuk sistemini sorgulamaya ve değiştirmek için harekete geçmeye başlamış. Bu film sayesinde ülke çapında kötü yaşam şartlarına sahip olan bir çok pranga mahkumu bu düzene itiraz edebilmiş ve serbest bırakılmışlar.
Filmde yaşanan olaylar Robert Elliot Burns isimli bir mahkumun gerçek hayat hikayesi. Kendisi hapishaneden firar ediyor, ardından bir dergide editörlük görevine kadar yükselip pranga hapishanelerinde yaşanan vahşet hakkında makaleler yayınlıyor.
Filmde hapishane müdürünün ismi Robert'ın kaldığı hapishane müdürünün ismiyle aynı. Film Amerika'da büyük olay yaratınca müdür, insanların kendisine "acımasız, vahşi ve yanlış saldırılar" düzenlediğini belirterek Warner Bros'a 1 milyon dolarlık dava açıyor.
Adalet mekanizmasının, kanun kitaplarındaki rutinlerin saçmalığını yüzümüze vurur bu film. Hapishane şartlarının, suç işlemiş insanları ıslahtan ziyade eziyet etmek amaçlı kurulmuş mekanlar olduğunu bağırır suratımıza. James Allen gibi savaş gazisi, idealleri uğruna bütün ülkeyi aç biilaç dolaşan ve sonunda saçma sapan, fakat herkesin başına gelme ihtimali bulunan bir olay yüzünden hapse giren, kaçtıktan sonra ismini değiştirip ideallerini bir bir gerçekleştirip toplum için faydalı köprüler vs inşa eden, kısacası hapishanede değil, hapishaneden kaçtıktan sonra kendi kendine ıslah olmuş bir adamı bile sırf intikam alma mentalitesi ile yaklaşıp yalan vaatlerle tekrar mahkum eden adalet bürokrasisinin adiliğini gösterir bizlere.
(Burada azıcık spoiler olabilir)
Klasik bir hapishaneden kaçış filminde masum başrol 1 kere hapishaneden firar eder ve çok uzaklara gidip özgür bir yaşam sürer. Maalesef bu filmde yaşanan olaylar çok daha farklı...
James Allen abimiz binbir zorlukla ilk firarını yapıyor ve bu firarın ardından adını Allen James yaparak ordudayken hayalini kurduğu mühendislik işine atılıyor. Eyaletin en önde gelen mühendislerinden biri olmayı başarıyor. Ama James'i polise ihbar etmekle tehtit eden kahpe Marie ile olan zoraki evliliğinden pek mutlu olmadığı ve yeni tanıştığı bir kadına aşık olduğu için Marie'den boşanmak istiyor. Peki kahpe Marie ne yapıyor?? Doğruca polise gidip ihbar ediyor James'i...
Kahpe Marie yüzünden James tekrardan pranga hapishanesine dönüyor. Sonra, "ben istersem bir daha kaçarım siz kimsiniz ulan" diyip ikinci firarını yapıyor.
Raf'ta şu an 3 kişi izlemiş, 4 kişi izleyecek. Ama bu sayıların artması lazım. Film o kadar kaliteli ki yalnızca 3 kişinin izlemiş olmasını kabullenemiyorum. İzleyin, izleyin, izleyin.
Ahlaki olarak doğru yerde tavır alan filmimiz, izleyicinin bildiği kavramlar üzerinde tekrar düşünmesine sebep olacak, kendimizi sorgulayacağımız güçlü bir başyapıt.
1. Dünya Savaşı gazisi James Allen'ın hayatının altüst olmasını, uydurma bir suç yüzünden prangaya vurulmasını, güney eyaletlerinin birinde ağır işçiliğe mahkum edilmesini izleriz.
Filmimiz, merhametsiz bir suçluya dönüşen masum bir adamın canlı bir portresini sunar seyircilerine.
Amerika'nın çarpık adalet sistemine yaptığı sert eleştirileriyle, muhteşem kaçış sahneleriyle ve yine muhteşem finaliyle unutulmaz bir filmdir.
Mutlaka izleyin..
Ne desem bilemiyorum. Son saniyelerdeki o koşma sesiyle mest oldum. Filmin finali çok iyiydi. İzleyicileri toz pembe dünyalarından çıkarıp hayatın gerçekleriyle yüzleştiriyordu. Beğendim, çok beğendim.