Spoiler içeriyor
Film bittiğinde çoğu kişi birbirine boş gözlerle bakıp ardından " abi anlamadım ya zaten bi bok anlatmıyodu, o değilde ne oldu şimdi , eee..? " gibi cümleler kullanıyordu. konu kısaca bir mimarın yaptığı seçimler sonucu yaşadığı farklı hayatları konu alıyor.…devamıFilm bittiğinde çoğu kişi birbirine boş gözlerle bakıp ardından " abi anlamadım ya zaten bi bok anlatmıyodu, o değilde ne oldu şimdi , eee..? " gibi cümleler kullanıyordu.
konu kısaca bir mimarın yaptığı seçimler sonucu yaşadığı farklı hayatları konu alıyor. (bkz: paralel evren) burada filmi anlatmayacağım zaten izlemeyenler için anlatılabilecek bir film değil daha çok derviş zaim'in değindiği gizli kapaklı kalmış belki anlaşılamayan bazı noktalara dikkat çekeceğim. bunun dışında görüntü ve efekt açısından uğraşıldığı belli. deprem sahnesindeki ve 3b görüntülerdeki titreşim gerçekliği artırmak açısından tercih edilmiş. müzikleri de yer yer islam-tasavvuf dinletisi yer yer sakinleştiren stacey kent dinletisi olmuş. şahsen benim hoşuma gitti.
filmde 1 karakterin yaşadığı 4 hayat var: birincisi normal mimar amcasını ve sevgilisini çok seven sözünden çıkmayan işyerini kurtarmak için çeşitli fedakarlıklara katlanmak zorunda kalan, genel kabul görmüş tabulara karşı duran ve idealist olan, işi olmamasına rağmen camiyi yapmayı kabul eden nispeten yardımsever, yedi uyuyanlarla ilgili projesi olan hali
ikinci, üçüncü ve dördüncü hali aslında olmadığı, olmak istediği ütopyasını idealini canlandıran halleri ki bu haller ilk hallerinden farklı olarak amcasıyla uğraşmak istemeyen, sevgilisinden nefret eden, sadece selden zarar görmüş insanlara yardım etmeye çalışan, evlere yedi uyuyanlarla ilgili projesini yansıtabildiği ve hedeflerine ulaşmaya çalışan halleri.
filmin yabancı örneklerinde paralel evrenlere doğrudan veya dolaylı olarak atıf varken
yönetmen bu filminde geçişleri kutsal dinlerin ortak mitolojisi diye tabir ettiği ashab-ı kehf yedi uyuyanlar örgüsünü kullanarak sağlamış. karakterlerin her biri diğerine geçmek için derin uyku moduna giriyor ve diğer bir hayata geçebiliyor. her geçtiği hayatta fiziksel ve ruhsal olarak farklı bir görüntü alması aslında dışarıdan bakıldığında anlaşılmayan ama kendi içerisinde yaşadığı bir dönüşüm.
boynundaki kolyeyi kaybettikten sonra diğer hayatlarında bulması, onun istenilen hayal ettiği hayatı bulduğu hedeflerine ulaştığı anlamına geliyor. yine kolyeyle ilgili olarak başka küçük bir ayrıntı kolyenin şeklinin caminin tavanıyla aynı olması.
filmin bir başında bir sonunda gösterilen aşure göndermesinin anlamı şu : aşure tatlısı birbirinden alakasız farklı farklı yiyeceklerin biraraya getirilerek yapılır ve sonuçta hepsinden tekil olarak daha üstün ve anlamlı bir tat ortaya çıkar. filmde de farklı şeyler bir araya getirilerek daha üstün birşey yapılması olarak ortaya çıkmış.bu yönüyle filmi aşureye benzetebiliriz. bir diğer ayrıntı ise ilk seferinde ikram edilen aşureyi yememesi (yiyememesi) onun aşure haketmediği anlamına, son sahnede diğer karakterle birlikte aşureyi yemesi ise hayallerini gerçekleştirdikten ve şirketin pis şeylerini halka anlatıp rahatladıktan sonra hakettiği bir ödül anlamına geliyor. hatta bu öyle büyük ödül ki bir yerine iki tabak sunuluyor.
yanılmıyorsam 2. karaktere geçtikten sonra evleri yıkılan insanlara yeni evlerin anahtarını hediye ediyor. yıkılan evler yüksek, sıkışık, modernizmi temsil eden apartmanlar iken yeni yaptığı evler daha samimi, sıcak ve yine kendi ifadesiyle kötü duyguları daha gelişmeyen bir çocuk olarak okula başladığımızda aklımızda hiç bir öncül olmadan çizdiğimiz o ilk ev figürünü çiziyor. bu da temizliğe saflığa ve çocukluğa gönderilen küçük bir hatırlatma olarak karşılıyor bizi.
bu arada ben klasik bir türk dizi izleyicisi mantalitesi ile sürekli sine ile yaren arasında aşk ortaya çıkıp sevgilisinin bunu öğrenmesi sonrasında yarenle kavga etmesi öldürmesi vb. gelişecek olaylar silsilesini bekledim. ama yönetmen onu vermedi. iyiki de vermedi. bir kez daha tebrik ettim.
mahkeme sahnesinde mahkeme reisi olarak kendi oynayıp ordan da selam çakıyor bize.
ha diyeceksiniz ki hiç mi olumsuz yanı yok elbette var. öncelikle diyaloglar çok kuru kalmış. bu kadar basit olmayıp biraz daha anlamlı hatta monologlara yer verilip felsefeye kaçan bir anlatımı olabilirdi. bir ikincisi ilk oyuncu dışındaki diğer oyuncular karakteri genel manada yansıtamayıp düşürmüş. cast seçiminde biraz daha özenli davranılsaydı daha güzel olabilirdi. benim aklımda hep o ilk görüntüsü vardı o yüzden bağlantı kurmakta zorlandım neredeyse kurmak istemedim.(bilmiyorum belki bana diğer kızlar o kadar güzel gelmemiştir olabilir mazur görün) çekim açısından sahneler basitti. üzerinde çok para harcanmamış gibi görünüyor. önemli olan konuyu anlatmaktır mottosunu kabul etmişler sanırım. biraz daha uğraşılabilirdi.
son olarak diğer filmlerine göre çok farklı bir tarzı olsada bu zaten yönetmenin bilinçli olarak yaptığı bir tercih hatta şöyle diyor (filmleriniz çok farklı ilk filminiz daha güzeldi bu filminiz pek olmamış diyen bir seyirci üzerine) : filmlerimde farklı şeyler denemeyi seviyorum ve bu farklı olduysa doğru yoldayım demektir ve şunu da söyleyeyim diğer filmim bundan 2 kat daha farklı olmalı/olacak ( yani demek istiyor ki kardeşim sen beğen diye film yapmıyorum ben. yapıyorum beğenirsen izlersin beğenmezsen de kendin bilirsin. burda sanat yapıyoruz. kimseye beğendirmek zorunda değiliz. )
kişisel fikrim: bu tarz filmleri seven bir izleyici olarak destekliyor ve başka yönetmenlere başka projelere de öncü olacağı umudumu hepinize vermek istiyorum.
Alıntıdır.