"Ömür boyu yanı başımda, her yerde elimin altındadır. Kitaplar yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin baskısından kurtarır, hoşlanmadığım kişilerin havasından dilediğim zaman ayırıverirler beni." "İnsanların ve her şeyin yüzünden maskeyi çıkarıp atmalıyız." Montaigne'nin Denemeler kitabını birkaç yıl önce…devamı"Ömür boyu yanı başımda, her yerde elimin altındadır. Kitaplar yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin baskısından kurtarır, hoşlanmadığım kişilerin havasından dilediğim zaman ayırıverirler beni."
"İnsanların ve her şeyin yüzünden maskeyi çıkarıp atmalıyız."
Montaigne'nin Denemeler kitabını birkaç yıl önce İzmir'de bir sahaftan almıştım. Kitaplığımda unutup gitmişken gözüme çarpmasıyla okumaya başladım. Bu kadar güzel, akıcı bir kitap olduğunu bilseydim ilk aldığımda okurdum. En çok altını çizip, buraya alıntı eklediğim kitaplardan oldu.
"Bakmasını bilen bu anılarımda her şeyi söylediğimi, gösterdiğimi görür' diyor “Değişen dil ve insan” isimli yazısında. Evet, kitap gerçekten söylediklerini doğruluyor. Kitapta aradığınız, aklınıza gelen, gelmeyen ne kadar çok konu varsa hepsini görebilirsiniz. Felsefe, tarih, aşk, sevgi, kin, savaş, din, doğa, inanç, dost, yalnızlık, tabiat, insan, ruh, mutluluk, vicdan, akıl, özgürlük, eşitlik, evren… Bu liste böyle uzayıp gider. Bu kitap aslında Montaigne’yi anlatıyor da diyebiliriz. Ayrıca kitapta yazarların sözlerini xx'in dediği gibi diye başlayarak çokça kullanır. Her konuyu bir ya da birkaç düşünürün sözüyle örneklendirmiş.
Kitabımız dört tane önsöz ile başlıyor. Her önsözde Montaigne'nin ne anlatmak istediğini biraz daha anlıyoruz. Kronolojik sırayla hayatını da okuduktan sonra "Okuyucuya" diye bizlere seslendiği kısa önsözü okuduktan sonra Pascal, Voltaire ve daha adını duymadığım diğer yazarların onun hakkındaki düşüncelerini öğreniyoruz. "Kendisi" başlıklı deneme ile birlikte fiziksel olarak görünüşünü zihnimizde canlandırarak onun dünyasına girmiş oluyoruz.
Kitapta birçok isim geçiyor. Hepsini olmasa da bazılarını araştırdım. Onlarda bana başka bilgiler kattı. Mesela Epaminondos adını araştırırken "Çarpık Düzen" adı verilen savaş stilini geliştirdiğini öğrendim. Sonra Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz savaşlarındaki taktiğin çarpık düzenin gelişmiş örnekleri olduğu bilgisine eriştim. Bu son kısım ne kadar doğru emin değilim. Başka kaynaklara da bakmak gerekir.
Kitapta geçen her bölüm hakkında bir şeyler yazmak isterdim. Birkaç bölüm hakkında yazıp sona erdireceğim. “Nasıl Yazmalı” yazısında kendisinin nasıl yazmak istediğine, diğer yazarları ve düşüncelerini kapının dışında bırakmak istese de bunun mümkün olmadığına değiniyor. Herkesin kitabında onu görmesini istiyor. Bence bunu başarmış da...
“Hayat ve Felsefe” yazısında Felsefenin ne olduğuna, neden korkulduğundan falan bahsediyor. Ben de lise yıllarında nefret ederdim. O zaman çevremden dolayı dinle ilgilenmem ve Felsefe hocamın iyi olmamasından kaynaklıydı. Çok sağ olsun bu siteyi ilk kullandığım yıllarda ilk tanıştığım insanlardan bir arkadaş Sofie'nin Dünyasını önermişti. Onun konuşmak ve kitabı okumak felsefeye olan bakış açımı değiştirmişti.
“Kanunlar Üstüne” yazısında mükemmel bir noktaya değinmiş. Hayran kaldım.
“Bilgi ve Düşünce” yazısında öğrenmekten, ezberin emanetten başka bir şey olmadığına değinmiş. Bir önceki okuduğum kitapta ise İlber Ortaylı ezberi savunuyordu. Acaba hangisi haklı?
“Yaşamak ve Çalışmak” yazısında bugün hiçbir şey yapmadım diyenlere “yaşadınız ya” diyerek tepki göstermiş. Yaşamanın ne olduğundan bahsetmiş. “Ruh ve Beden” yazısında ruhtan istenenin kenara çekilmek olmadığını savunmuş. “İnsan ve Ötesi” yazısında kendini beğenmenin hastalık olmasına değinmiş. “Aşk Üstüne” yazısında aşktan, onun cinsel bir duygudan başka bir şey olmadığını düşünmesini konu alıyor. İnsan yaratmanın utanılması, ölümünün ise ayıplanacak bir şey olmamasının üzerinde durmuş.
“Dostluk” yazısında kaybettiği dostu Boetie üzerinden dostluk hakkındaki düşüncelerini görüyoruz. “Dırdırcılar” yazısında mızmızlanan insanlardan bahsetmiş. “Yalnızlık” yazısında yalnızlığı başıboş, daha rahat yaşamak olarak düşündüğünü gördüm. Kitapta üzerinde uzun durduğu konulardan birisi yalnızlıktır. Bu bölümde de birçok düşünürün sözlerini görüyoruz. "Tanrılar Üstüne" yazısında yunan tanrılarının insanlarda var olan özelliklere benzetilmesinden, Mısırlılardan ve Müslümanlıktan bahsetmiş. Cennet dediğimiz yer hakkındaki düşüncelerini bu yazıda anlayabiliriz. Amerika keşfi ile ilgili yazmış. “Üç Büyük Adam” bölümünde kendisini en çok etkileyen üç kişiyi ve neden onlar olduğunu anlatmış.
Montaigne’nin yazılarından Türkler’ de nasibini almış. Kanuni adını birçok defa gördüm. Timur’dan, onun Beyazıt’a hediyesinden ve bazı olaylardan bahsetmiş
Fatih Sultan Mehmet’in kardeşini öldürmesi hakkında bile yazı yazmış. Dünyayı ve yaşananları yakından takip eden biri olduğu söylenebilir.