Yıllardır pek çok Amerikan filminde izlediğimiz ve artık ezbere bildiğimiz tipik Amerikan aile yapısı bir kez daha karşımıza çıkıyor. Birkaç ay ya da yıl ile sınırlı kalan ve sonrasında boşanmayla sonuçlanan aile yapısı, ortada kalmış bir çocuk, sorumsuz ya da…devamıYıllardır pek çok Amerikan filminde izlediğimiz ve artık ezbere bildiğimiz tipik Amerikan aile yapısı bir kez daha karşımıza çıkıyor. Birkaç ay ya da yıl ile sınırlı kalan ve sonrasında boşanmayla sonuçlanan aile yapısı, ortada kalmış bir çocuk, sorumsuz ya da sorunları olan ebeveynler... Filmin alt yapısında bunlar var.
Peki daha 6 aylık iken annesiz kalan ve dahi babasını hayatı boyunca hiç tanımamış bir deha çocuğun dayısından başka ona sahip çıkan kimsesi yokken ne kadar mutlu bir hayatı olabilir ki? Frank işte tam da bunu başarmak için çabalamış. Öyle ki Mary için yapamayacağı hiçbir şey yok. Onun iyiliği için ondan vazgeçmek dahil.
Frank ve Mary'in zaman zaman güldüren, kimi zaman da duygulandıran ilişkileri film boyunca içimizi ısıtan sahneler fazlasıyla mevcut.
Mahkeme sahnesi eksenli olsa da zenci-beyaz çatışmasının günümüzde hala yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkması da dikkate değer bir diğer önemli noktaydı.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bazı roller oyuncuların üzerine yapışır kalır. Öyle ki çoğu zaman onu sadece o rol ile hatırlar başka rollere yakıştıramayız. Hatta bazı oyuncular bu durumdan öylesine memnun kalırlar ki kendilerini hiç düşünmeden salt bir karaktere hapseder ve oyunculuk kariyeri boyunca yeni maceralara atılmaya gerek duymaz ya da bundan ölesiye korkar.
Durum böyle iken Chris Evans kesinlikle yukarıdaki tanıma uymayan cesur oyunculardan biri. Hiçbir zaman yeni şeyler denemekten kaçınmıyor. Bazen romantik aşık, bazen iyi aile babası, bazen çapkın bazen de kahraman oluyor. Eminim ki bir halk oylaması olsa pek çok kişinin Chris Evans diyince aklına gelen ilk karakteri Kaptan Amerika olacaktır. Onun sadece bu role kendini hapsetmemesi ve yeni karakterlere bürünmesi kesinlikle takdir edilmesi gereken bir durum. Böylelikle hem kendini geliştirip sinema tarihine imzasını atıyor hem de izleyicilere seyir zevki yüksek filmler hediye ediyor.
Kısacası keyifli, içinizi ısıtacak bir film arıyorsanız bu filmi mutlaka tavsiye ediyorum.
( Şunu da söylemeden geçemeyeceğim ki keşke Frank'in karşısına daha iyi bir partner konulsaymış ve yine keşke Frank'in geçmişine ufak bir pencere açılıp nelerden vazgeçtiği, neleri göze aldığı biraz olsun bize aktarılsaymış. )
Neyse yine çok konuştum. Sıkılmadan okuduysanız eğer filmi izledikten sonra da yorumlarınızı merak ediyorum.