Spoiler içeriyor
uzun bir sessizliğin, yeni versiyon ios uygulamasının ve terhis olmamın şerefine bi inceleme yapacağım. bunu da ustaların ustasına ithaf etmem gerektiğini düşünerek, büyük auteur jean luc godard'ın en güncel (son değil!) eseri üzerine deneyeceğim. umarım, layık olabiliriz... tüm bu incelemeyi…devamıuzun bir sessizliğin, yeni versiyon ios uygulamasının ve terhis olmamın şerefine bi inceleme yapacağım. bunu da ustaların ustasına ithaf etmem gerektiğini düşünerek, büyük auteur jean luc godard'ın en güncel (son değil!) eseri üzerine deneyeceğim. umarım, layık olabiliriz... tüm bu incelemeyi 2 alıntı arasına parantez alıyorum;
"yalnızca bir fragman özgünlüğün izini taşır." bertolt brecht
godard, filmin sonunda 2 önemli şey söylüyor ve kendini ele veriyor. eğer gerçeği yansıtmak istiyorsanız, fragmanları kullanmak zorundasınız. çünkü gerçek yapım kurgudan ibarettir; işin içine senaryo, oyunculuk, yönetmenlik gibi kurmaca ve yer yer gerçeküstü bir çok parametre girer. halbuse fragman'ın kendisi bir izdir; dolasıyla özgün olanın, yani işaret ettiği eserin sadece özgünlüğünün izini taşır. işaret edilen illa sanat eseri olmak zorunda değildir; gerçek hayatın ta kendisi de olabilir. önemli olan tek bir şey vardır; o da imgenin kendi özgünlüğü...
le livre d'image; bir hafıza, bir bilinç akışı. 21. yüzyıla ait ne varsa içinde; bu da onu bir memento haline getiriyor. godard bizi sonsuz bir imge bombardımanına sokuyor, düşünmemize veya duygulanmamıza izin bile vermiyor. hatta öyle zamanlar geliyor ki, kopuk yorumlarla dikkatimizi imgelerden de alıyor. tüm bunlar eseri "izlenmesi zor" bir kategoriye sokuyor görünebilir... aslında aksine, film düşünce hızında akarken, her gün, her dakika medyadan etkilendiğimiz gündelik bir sürece dönüşüyor sadece. internette sörf yapmaktan, televizyonda zap yapmaktan hiçbir farkı yok. kopuk, bağlantısız, sığ bir turistik geziye çıkartıyor godard bizi. dolayısıyla gösteri toplumu için, bir gösteri veriyor. film yorucu olmaktan çok uzak, hatta 21. yy insanın düşünce tarzıyla birebir uyumlu. büyük anlamlar ve mesajlar yok, yönetmen bunu reddediğini açıkça söylüyor zaten. o sadece 21. yy a ait tüm imajları donduruyor ve bizi de 21.yy insanına yakışır hızda turistik bir geziye çıkartıyor o kadar.
film toplamda 5 bölüme ayrılmış; eller, trenler, milliyetçilik, şiddet, kaos, yasa, emperyalizm ve devrim... üstüne düşününce aklıma bir diğer büyük usta kubrick'in 2001'i geliyor. "ellerini" kullanıp "alet" yapan maymunlar, "diğer" maymunları "öldürüyor". daha sonra kendi aralarında da "karışıklık" baş gösteriyor ve "monolith" bizi selamlarken, geleceğe gidiyoruz; insanlık ayı "keşfediyor" ve uzay için "evrim geçiriyor"... insanlığın tüm geçmişini bir çırpıda özetliyor godard, bunu da 21. yy insanının ürettiği imajlarla yapıyor hem de. kelime ve imajlar arasında bir godard teması beliriyor; "gerçeklik ve gerçekliğin temsili". bir anda bizi egzotik arap diyarlarına oryantalist bir geziye çıkartırken, başka bir anda onlara mikrofonu uzatıp her şeyi gerçek kılıyor...
bu açıdan eser, entelektüel bir zihnin hatırlama çabasına dönüşüyor. tamamen öznel bir kolaj. özgünlükten uzak, mesaj vermekten uzak, sanat değeri taşımaktan uzak. çağdaş sinemanın içine sıkıştığı anlatı yapısını eleştrip, sanatçıya alan açmaya gayret eden büyük bir adım, cüretkar bir manifesto.
"kendi kendime konuştuğumda bile başkasının sözleri ile konuşurum." jean luc godard