19.yy’da yazılan çok ilginç bir eser. Hikayenin anlatıcısı bir Avukat, Wall Street’te bir ofisi var. İki metafor var hikayede, 1. Wall Street’te geçiyor 2. Avukatlık ofisinde geçiyor Hikayenin başında avukat diyor ki, şimdiye dek çok katip gördüm ancak birinin hikayesi…devamı19.yy’da yazılan çok ilginç bir eser.
Hikayenin anlatıcısı bir Avukat, Wall Street’te bir ofisi var. İki metafor var hikayede,
1. Wall Street’te geçiyor
2. Avukatlık ofisinde geçiyor
Hikayenin başında avukat diyor ki, şimdiye dek çok katip gördüm ancak birinin hikayesi çok ilginçtir gelin size onun hikayesini anlatayım.
Avukat bir ilan veriyor, işine yardımcı olmak üzere bir katibe ihtiyacı var sonra Bartleby’i işe alıyor. Odası yok Bartleby’nin, başlarda işini çok iyi yapıyor çok çalışkan biri sabah akşam yazıyor çok iyi, Avukat da çok mutlu oluyor ama bir gün avukatın bir şeyi kopya yapması gerekiyor Bartleby’i çağırıyor ama Bartlby diyor ki I would prefer not do. Avukat şaşırıyor ama pek üstünde durmuyor. Birkaç gün sonra yine başka bir şeyi istiyor, avukatı tekrar reddediyor ve yine aynı cevabı veriyor. Avukat başka katiplerden yardım istiyor sonrasında. Hikayedeki bu motto sürekli tekrar ediliyor. Bartleby bunun dışında başka bir şey söylemiyor. Avukat çok şaşırıyor ve onu daha da izlemeye başlıyor, Avukat eski tip bir avukat iyi bir hıristiyan ve katı biri değil. Sonra da kovmuyor. Bana saldırsaydı, açıkça karşı gelseydi yapacaklarımı biliyordum ancak böyle bir pasif direniş karşısında ne yapacağımı bilemedim ve sistemim çöktü diyor avukat. Merak ediyor ve izliyor Bartlby’i. Bartleby yemek yemeye gitmiyor, kahve içmiyor, sigara içmiyor. Bir Pazar günü avukat ofisine geliyor ve bir bakıyor ki Bartleby orada, Bartleby orada yaşıyor, tek başına ve tüm hayatını zamanını ofiste geçiren yalnız bir adam. Avukat ona acımaya başlıyor ve kendini kötü hissediyor. Bartleby hakkında bir şey öğrenmek istiyor ailesi var mı vs. ama öğrenemiyor. Söylememeyi tercih ederim diyor Bartleby. Birkaç gün sonra Bartleby gelip ona daha fazla yazı yazmayacağım artık diyor. Ve oturup dışarıyı izliyor başka bir binanın duvarını. Avukat sinirlenmeye başlıyor ve iş yapmıyorsun, ofisin sahibi değilsin ama bana kirada vermiyorsun, o zaman burada duramazsın diyor. Bartleby ofisi terk etmiyor. İşin garibi avukat da Bartleby gitmedikten sonra hiçbir şey yapamıyor. Ofise müşteriler geliyor ve burada çalışmayan müvekkili olmayan bir adamı görüyorlar dolayısıyla Avukat bir yerden sonra insanların dikkatini çektiği için böyle olmaz diyor. Kendi ofisini taşıyor sonrasında. Sonra Bartleby’nin kaldığı ofisi başka bir avukat kiralıyor ve bu avukat önceki gibi değil. Bartleby’i yaka paça ofisten dışarı atıyor. Ama Binadan ayrılmıyor bu seferde, binanın içindekiler de bir müddet sonra rahatsız oluyorlar ve korkuyorlar. En sonunda Bartleby’i hapse attırıyorlar serseri diyerek polis çağırıp. İlk Avukat merak ediyor ve biraz da sorumluluk hissediyor, Bartleby’i görmeye gidiyor hatta ona iyi davranılması, yemek verilmesi için gardiyan ayarlıyor rüşvet verip. Bartleby yemek yemeyi de reddediyor. En sonunda da açlıktan ölüyor. Avukat ah Bartleby ah insanlık diyor ve öykü bitiyor.
Bartleby bir aslında kendi işini yapıyor, adam ayak işlerini yapmak istemiyor ve yazdığı kopyanın da Kontrol edilmesine yardım etmiyor belki şu şekilde düşünüyor olabilir yani bu konuda da ona hak verebiliriz şu açıdan bakarsak kendi yaptığı işin kusursuz olduğunu düşünüyordur ve kontrol edilmesine gerek olmadığını düşünüyordur ya da en azından kendisinin bunu kontrol etmek zorunda bırakılmasını kabul etmiyordur. Bartleby’nin kendisinden istenen en ufak bir yardımı dahi geri çevirmesini ilk başta belki çok saçma olacağını düşünebiliriz ama onun bakış açısından baktığımızda aslında onun haklı olduğunu bir düğme parmak basmak için değil bir kağıda bir evrakın kopyasını çıkartmak için para aldığını söyleyebiliriz, hayatın normal akışında bir düğme parmak basmak ne kadar küçük bir yardımmış gibi görünsede aslında bunlar bir bütün haline geldiği zaman Bir çalışanın kendi sorumlulukları dışında Bir çok işe koştur olması ve adeta sistemin bir kölesi haline gelmesi sonucu çıkıyor. Batıl bir bunu fark etmiş bir insan hatta çok zeki de bir insan aslında insanların büyük bir çoğunluğunu bunun asla farkına varamıyor ve sistemin kendilerini köleleştirmesine yavaş yavaş da olsa hatta belki bir ömür bile sürse izin veriyorlar ve bu çarkın bir parçası olup kendi özgürlüklerinden yavaş yavaş vazgeçiyorlar daha doğrusu keyiflerinden bunu yapmıyorlar, buna sistem tarafından zorunda bırakılıyorlar.
Cımbız’ın Avukatla olan konuşmasında hiç tercih kelimesini kullanmam demesi de sistemin bir kölesi haline geldiğini ancak bunun farkında olmayıp memnun olduğunu anlatıyor bize.