🗣️ ÇOĞUNLUĞA BAŞVURMA SAFSATASI (ARGUMENTATUM AD POPULUM FALLACY) Bu safsata, karşımıza en çok sık çıkan safsatalardan birisidir. Öyle ki, yüksek ihtimalle siz de defalarca karşılaşmışsınızdır: "Milyonlarca insan yapıyor, bir bildikleri var herhalde!" Bu iddianın temelinde, bir iddiaya ne kadar çok…devamı🗣️ ÇOĞUNLUĞA BAŞVURMA SAFSATASI (ARGUMENTATUM AD POPULUM FALLACY)
Bu safsata, karşımıza en çok sık çıkan safsatalardan birisidir. Öyle ki, yüksek ihtimalle siz de defalarca karşılaşmışsınızdır: "Milyonlarca insan yapıyor, bir bildikleri var herhalde!"
Bu iddianın temelinde, bir iddiaya ne kadar çok kişi inanıyorsa, o iddianın o kadar doğru olması gerektiği yatmaktadır. Çünkü bunca insan yanılabiliyor olamaz, öyle değil mi? Elbette ki öyle değil! Bırakın belli bir zaman dilimindeki insanların çoğunun bir şeyi yapmasının, bir şeye inanmasının, bir fikre sahip olmasının o şeyleri doğru kılmasını; insanların asırlardır kitlesel olarak yaptıkları ve doğru olduklarına inandıkları şeyler bile hatalı olabilir. Birkaç örnek verelim:
"50 milyon Elvis hayranı yanılıyor olamaz; demek ki Elvis Presley harika bir sanatçıdır."
"2.1 milyar Hristiyan yanılıyor olamaz; demek ki Hristiyanlık doğru dindir."
"1.3 milyar Müslüman yanılıyor olamaz; demek ki İslam doğru dindir."
"1.1 milyar dinsiz yanılıyor olamaz; demek ki Tanrı yoktur."
"Google'da astroloji diye aratınca milyonlarca sonuç çıkıyor, demek ki astroloji doğrudur."
"Bütün arkadaşlarım bunu yapıyor, ben neden yapmayayım?"
"12 milyon insan World of Warcraft oynuyor, öyleyse en iyi bilgisayar oyunu bu olmalı."
“Dünya’da en yaygın görülen ekonomi-politik sistemi kapitalizmdir; demek ki kapitalizm en doğru ekonomi-politik sistemidir."
"Çoğu komünist devlet yoksulluk çekmiş ve yıkılmıştır; demek ki komünizm yanlış yönetim biçimidir."
"Bana Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğünü söyleyen 1 tane insan bul!"
Yukarıdaki örneklerin her birinde yapılan, çoğunluğun görüşünün "kalite" veya "gerçeklik" bildirdiği varsayımını yapmaktır. Ancak aklınıza son örneğimizin neden bir safsata olduğu takılmış olabilir; sadece onu açıklayalım: İlk etapta öyle değilmiş gibi gelse de, gerçekten de bu şekilde söylendiğinde cümlede bir mantık hatası vardır. Günümüzde, -neyse ki- insanların %99'undan fazlası Dünya'nın Güneş etrafında döndüğünü bilir ve kabul eder. Ancak Dünya, bu insanlar bunu kabul ettikleri için Güneş etrafında dönmemektedir! Tüm Dünya, bilime ve gerçeklere karşı birleşse de, bilimsel olarak doğru olanlar gerçek olacaktır. Yani bir şekilde, tek tek, var olan tüm insanları bir zamanlar olduğu gibi Güneş'in Dünya etrafında döndüğüne inandırabilseydik Güneş, Dünya etrafında dönmeye başlamayacaktı. Bu farkı iyi görebilmek ve mantık hatasını yakalayabilmek çok önemlidir. Bir şeye inanan kişilerin sayısını hiçbir şekilde argüman olarak kullanmamalıyız.
Ancak bu Çoğunluğa Başvurma safsatasının bazı istisnaları vardır. Anlattığımız gibi, çoğunluğun böyle düşünmesi, doğrunun düşündükleri şey olduğu anlamına gelmez; ancak kimi durumda bu mantık hatası çiğnenmek durumundadır. Birkaç örnek verelim:
Demokrasi: Demokrasi, tamamen Çoğunluğa Başvurma safsatası üzerine kurulu bir sistemdir. Oyların sayılması suretiyle çoğunluğun istediği şey "doğru" kabul edilir. Ne yazık ki bu yöntem, düşüncelerin, ideallerin ve isteklerin doğruluk ve/veya gerçeklik değerinden tamamen bağımsızdır. Ancak elbette çok büyük popülasyonların kontrol altına alınabilmesi için ve ortakmış gibi görünen kararlar alınabilmesi için, bu tip mantık hatalarının göz ardı edilmesi şart koşulmuştur. Kim bilir, belki de gelecekte bilimin ve teknolojinin daha da gelişmesiyle, daha bilimsel bir yönetim sistemi keşfedilebilecektir.
Güvenlik: Türkiye'de insanların çoğunun yolun sağından sürülmesini uygun bulması, gerçekten Türkiye'de (veya herhangi bir diğer yerde) yolun sağ tarafından sürülmesinin doğru olduğu anlamına gelmez. Ancak güvenlik sebebiyle böyle bir kabulde bulunulmuştur ve herkes, çoğunluğa uyar. Ancak öz olarak baktığımızda bu kabulün mantık hatası olduğunu görebiliriz. Ancak bir başka mantık, güvenliği zorunlu kılar ve mantık hatasını geçersiz hale getirir.
Sosyal Gelenekler: Bu da, birçok kişi tarafından bir safsata olarak kabul edilmektedir; buna rağmen hayatlarımızın o kadar büyük bir kısmını oluşturur ki, safsata deyip geçiştirmek güçtür. Sosyal gelenekler içerisinde de kimi zaman bu mantık hatası göz ardı edilmek durumunda kalınabilir. Çünkü sosyal gelenekler, hızlı bir şekilde ve yıldan yıla değişebilir. Örneğin Rusya'da bazı erkeklerin hiçbir cinsel amaç gütmeksizin birbirlerini dudaktan öpmesinin kibar olması ve günümüzdeki Rusların çoğunun bunu böyle görmesi, bu tip bir selamlaşmanın evrensel olarak kibarlık göstergesi olmadığını anlamak gerekir. Rusya’da bu gelenek ezelden beri var değildir. Belli bir noktada başlamış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Ne kadar uzun bir süre bu geleneğin korunacağını bilmek güçtür. Ancak anahtar nokta şu: Çoğunluğun şu anda bir şeyi doğru kabul etmesi, bu davranışa herhangi bir doğruluk değeri katmaz.
Ne olursa olsun, doğru olduğunu bildiklerinizi, sırf sürüye uymak adına ya da sırf üzerinize geliniyor diye değiştirmeyin. Hayatta her zaman fikirlerimizden ötürü üzerimize gelen kişi ve kurumlar olacak. Eğer sırf onların istekleri ve baskılarına göre, bilimsel kanıtlarla desteklenen fikirlerimizi değiştirecek olursak, asla gerçeklere ulaşamayız. Siz siz olun, kendi düşüncelerinizin arkasında durmasını bilin. İddialarınızı destekleyen kanıtları, bulguları, araştırmayı tanıyım ve kişilere detaylıca anlatabilecek konumda olun. Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmayın. Eğer doğru olduğunu düşündüğünüz bir iddiayı savunacak bilgilere o anda sahip değilseniz, anlamsız bir laf dalaşına veya karşı tarafı alt etme mücadelesine girişmeyin. Eksik olduğunuzu açıkça karşı tarafa belirtin. Konuyu tekrar inceledikten sonra tartışabileceğinizi söyleyin.
📝 EVRİM AĞACI'NDAN ALINTILANMIŞTIR