Yönetmenliğini Nicolas Bedos'un üstlendiği Fransa yapımı aşk - dram filmidir. Bir dönemi tekrar yaşayabilecek olsanız hangisini seçerdiniz ya da belki de tek bir günü? Yılların üstlerine çöküp çoğunun başına geldiği gibi iletişimlerini, paylaşımı kaybeden bir çift. Kendisine oğlu aracılığı ile…devamıYönetmenliğini Nicolas Bedos'un üstlendiği Fransa yapımı aşk - dram filmidir.
Bir dönemi tekrar yaşayabilecek olsanız hangisini seçerdiniz ya da belki de tek bir günü?
Yılların üstlerine çöküp çoğunun başına geldiği gibi iletişimlerini, paylaşımı kaybeden bir çift. Kendisine oğlu aracılığı ile bir girişimci tarafından özel bir davet sunulan koca. Hele ki bu davet özlediğiniz veya tekrar yaşamak istediğiniz bir dönemi sizin hatırladığınız veya hayal ettiğiniz gibi hazırlanabiliyorsa!? Peki bu deneyimi yaşadıkça hayatınız ve evliliğiniz için bir dönüm noktası, karar zamanı yaklaşıyor veya yeniden aşık olabildiğinizi farkedebiliyorsanız, karanlıkta kaldığını sandığınız hayatınız altın (!) gibi parlamaya başlıyorsa!?
Filmi ister hayali bir zaman yolculuğu tadında izleyin, ister bir insanın “her şey eskisi gibi kalsaydı” dileği ya da keşkelerinizi silmek için bir fırsat; kendimizi ya da insanları sevdiğimizi, güzel anıları hatırlatan, yüzümüze hafif belki de hüzünlü bir tebessüm koyduran bir film. Fransızların dediği gibi “escapism” andan kaçış hissi veren romantik komedilerden. Yaş, filmde önemli bir rol oynarken sadece bir metafor olarak düşünüp kaç yaşında olursanız olun hayatta keşkelere, güzel zamanları unutmaya yer olmadığını ve hayallerimize hep tutunmamız, sevdiklerimizle değerli anılar biriktirmeye devam etmemiz gerektiğini anlatıyor bana göre. Tabii bunu sadece düşlere takılıp gerçekliği kaybederek yapmamak kaydı ile 😉
Diğer yandan “La Belle Epoque” tarihte, 1880’den 1. Dünya Savaşının başladığı 1914 yılına kadar olan, Fransa başta olmak üzere Avrupa için, özellikle 1. Dünya Savaşı ve devam eden yıllar düşünüldüğünde, refah seviyesinin yükseldiği bir dönemdi. Bu, iyimserlik, barış, ekonomik kalkınma, teknolojik, bilimsel ve kültürel gelişme dönemiydi. Paris önde olmak üzere Fransa’da edebiyattan müziğe tiyatrodan görsel sanatlara bir çok şaheser ortaya çıktı. Bu yönden bakıldığında filmdeki baş karakter adeta altın çağını tekrar yaşıyor ve ilerlemiş yaşında kaybettiklerini tekrar kazanma, geçmişteki heyecanı bulma arayışına giriyor. Peki tekrarlar, hatıralar, tecrübeler buna yetecek mi?
Fransız sinemasının en iyi ve ödüllü aktörlerinden Daniel Auteuil ile yine en iyi ve ödüllü aktrislerinden Fanny Ardant’ı izlemek her zaman hayranlık uyandırıcı. Aslında onlar ve özellikle girişimci yönetmen ve aktris olmak üzere rolüne uyan tüm oyuncular filmi daha da izlenir kılıyor. Sanat yönetmenliği ve buna bağlı olarak dönem canlandırmaları çok başarılı. Bir baş yapıt, bir “altın çağ” filmi değil belki ama keyifli bir seyirlik!