TRT fim kuşağında denk geldim. Konuda ve görsellikte bazı abzürtlükler göze çarpsa da Murat Özsoy ve ekibi yine de sınırlı bir bütçe ile tv filmi olarak tasarlanan bu projede iyi bir işe imza atmışlar. Bio'da bilgi yok o yüzden filmin…devamıTRT fim kuşağında denk geldim. Konuda ve görsellikte bazı abzürtlükler göze çarpsa da Murat Özsoy ve ekibi yine de sınırlı bir bütçe ile tv filmi olarak tasarlanan bu projede iyi bir işe imza atmışlar. Bio'da bilgi yok o yüzden filmin konusunu da yazalım.
Bahtsız ve başarısız bir belgeselci olan Ahmet (Murat Özsoy)'un Balkanlar’daki köklerimiz ve oralarda yaşayan Türkler’in gelenekleriyle ilgili belgesel projesi TRT’den kabul görür. Bu iş Ahmet için hayatının fırsatı ve hep çekmeyi hayal ettiği Kenya aslanları belgeseli için de bulunmaz bir kapıdır. Fakat Ahmet'in bu işi yapabilmek için hiç parası yoktur. Zorluklarla çekim için yola çıkan Ahmet ve ekibinin talihsizlikler yolda da peşini bırakmaz. Sınırı geçemeyen Ahmet, Meriç’in iki yakasının da aslında özde aynı olduğunun farkına varır ve Yunanistan, Makedonya ve Bosna-Hersek’te çekilmesi gereken belgeseli kimselere çaktırmadan Edirne’nin köylerinde çekmeye başlar. Üstelik dünyanın en beceriksiz çekim ekibiyle.
Köylerinin tanıtımı için TRT’den bir ekibin geldiğini zanneden belediye başkanının çekimlere dahil olmasıyla işleri epey zorlaşacak ve üstüne üstlük Mostar Köprüsü’nden atlama geleneğini yine başka bir Mimar Hayrettin eseri olan köprü üzerinde çekmeye çalıştıkları sahnede, hep medyatik olmak isteyen sporcu belediye başkanının gönüllü olup köprüden suya atlayıp sonra da ortadan kaybolmasıyla ortalık iyice karışacaktır.