Ufak spoilerler var. Rus edebiyatından klasik bir eser daha. Çehov iki eserini okuduğum ve anlatım biçimini çok beğendiğim bir yazar. Bu tarz kısa fakat düşündüreceği konular derin olan kitaplar yeni kitap alışkanlığı kazanmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Karakterler hakkında o…devamıUfak spoilerler var.
Rus edebiyatından klasik bir eser daha. Çehov iki eserini okuduğum ve anlatım biçimini çok beğendiğim bir yazar. Bu tarz kısa fakat düşündüreceği konular derin olan kitaplar yeni kitap alışkanlığı kazanmak isteyenler için biçilmiş kaftan.
Karakterler hakkında o kadar çok şey söyleyemeyeceğim. Fakat Suç ve Ceza okuduğumdan dolayı olsa gerek İvan Dmitriç karakterini Raskolnikov'a çok benzettim. Nikita denen orospu evladını ise her okuduğumda bir kazığa oturup sabaha kadar kırbaçlamak geldi içimden.
Kitapta bir kaç tane fakat önemli ana olay veya olayları yaratan sebeplerden insanoğlu daha doğrusu yeni neslin çoğunun müzdarip olması beni kitabın içine daha çok çekti ve bu konular üstüne de düşünmemi sağladı. Ufak bi' gözlem yapan her insan bu nesile mensup insanların %40'ının yanlız takılmaktan hoşlandığını veya buna çevre faktörleriyle zorlandığını görür. Yine bu %40lık dilimin yarısı odasından dahi çıkmaz genelde. Bunun sebebi genelde odasına aşık olduğundan veya depresyonda olduğundan değil kendi ile muhattap olacak nitelikte insanı çevresinde bulamamasındandır. Survivor veya influencer muhabettlerini duymak yerine odalarında yanlızlığı yeğleyen ve kendilerine "asosyal" yaftası yapıştırılıp üstüne bir de kendini geliştirmediği düşünülen bu bireyler her zaman toplumun tepkisine maruz kalırlar. Odada yanlız kaldığı süre o kişi için düşünülenden kırk kat daha zordur. Tüm duygu,düşünce fırtınalarını küçücük bir odaya hapis halde yaşamak o insan için birisiyle konuşmamaktan daha zordur. Bende bu insanlardan birisi olduğumdan dolayı kendimi Yefimiç'e çok yakın hissettim bu konuda. Yazar koğuşu anlattığında ise kendimce alışkın olduğumdan başlarda o kadar derin bir duygu içine girmesemde,her anlatmaya devam ettiği satırda klostrofobimi uyandırmaya başladı. Sonunda koğuşun kokusunu burnumda duyduğumda bir insanın 129 yıl önce kaleme aldığı yazıların beni bu duruma sokmasına büyülü bir hayranlık duydum.
Farkındalık konusuda gayet olayın içine dahil olmuş kitapta. "İş işten geçmis" kadar gereksiz,kendi vicdanını rahatlatmak için ve kendini işin içinden atmak için söylenmiş bir laf yok. Yefimiç yetkisi olmasına rağmen hastayı daha hasta eden hastane şartları,haksız kazanç elde eden memurlar,halka hizmet etmeyen görevliler,Nikita denen orospu evladının insanlara uyguladığı eziyetleri gördü fakat "ne değişecek" diyerek sesini çıkartmadı. Ve bu sistemin çarkları kendi götüne girdiğinde zırlıyordu. Demem o ki,yetkiniz varsa ve yetkinizi kullanmanız taktirinde sizden başka insanlar haklarını alacaksa bu yetkiyi kullanıp-kullanmayacağınızı seçme hakkınız olmamalı.
Ayrıca belirli bir ülkenin edebiyatından üst üste aynı dönemde yazılan kitapları okuyunca o döneme ait hem devletin hem halkın psikolojik,ekonomik ve felsefik düsüncelerine azda olsa hakim olmak beni çok iyi hissetiriyor.
Gayet güzel bir kitaptı,okuyun okutturun.