Arkadaşlar. Genç kalanlar, genç olanlar, Türk Halkı... Lütfen bu kitabı hemen edinip okuyun. Lütfen!!! İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ BU BERBAT DURUMDAN, TÜRK HALKINI EKONOMİ, KÜLTÜR, DİN, DİL, ÜLKÜ VE MILLIYET AÇISINDAN SÖMÜREN, BUHRAN DOLU ŞU 21. YÜZYILIN BERBAT YILINDA, HALA ASİMİLE OLMAMIŞKEN,…devamıArkadaşlar. Genç kalanlar, genç olanlar, Türk Halkı... Lütfen bu kitabı hemen edinip okuyun. Lütfen!!! İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ BU BERBAT DURUMDAN, TÜRK HALKINI EKONOMİ, KÜLTÜR, DİN, DİL, ÜLKÜ VE MILLIYET AÇISINDAN SÖMÜREN, BUHRAN DOLU ŞU 21. YÜZYILIN BERBAT YILINDA, HALA ASİMİLE OLMAMIŞKEN, HALA KÜLTÜRÜMÜZ, DİNİMİZ, VATANIMIZ, DİLİMİZ VARKEN OKUMAMIZ GEREKİYOR.
28 yaşında kimya dalında profesör olan Türk Einstein Oktay Sinanoğlu'nun bu kitabını öneriyorum. Bu herkesin ölmeden önce okuması gereken bir kitap. Her Türk evladının okuması gereken, içerisinde inanılmaz zengin bir anlatımı ve samimi bir dili bulacağımız, Türk halkına ve Türk gençliğine önerilerde bulunulmuş bir eser. Oktay Sinanoğlu örnek alınması gereken, dinlenilmesi ve hayran olunması gereken bir şahıs. Bu samimi dili ve yol göstericiliği karşısında sonsuz teşekkürlerim var.
Siz de benim gibi 21. Yüzyıl Türkiye'sinin bu haline içiniz ağlıyorsa, dünyanın şu gidişatına kafayı takıyorsanız, ruhunuz ve fikirlerinizin esaret altında olduğunu düşünüyorsanız Oktay Sinanoğlu'nun bu eserini alıp okuyun. Bir kitap ne kadar zengin ne kadar yol gösterici ve ne kadar ruhu iyileştirir bunun kanıtıdır bu kitap. Şu modern, dijital, Barbar dünyada simülasyon içinde yaşadığınızı, sömürüldüğünüzü hissediyorsanız lütfen açıp okuyun. Iyiki okudum, iyiki edindim.
Türk Halkının şu son zamanlardaki içler acısı hali, dünyadaki Türklerin çektiği zulümler, dünyadaki diğer milletlerin Batıdan çektiği zulüm ve hıyanetler açık ve seçik, sade bir dil kullanılarak açıklanmış. Hedef Türkiye! Hedef belki dünyayı bu buhrandan çekip çıkarabilecek aziz Türk halkı! Ancak Türk halkının düşüncelerine bir çok medya ve kaynaklarla aşağılık duygusu empoze edilmiş. Dijitalleştik, robotlaştık. Gençlerimiz tek bir tipe dönüştü. İnsan hakları ve özgürlük adı altında çeşitli yalanlara inanıyoruz. Farkına varamıyoruz. Uyuşturuluyor, kültürümüz ve kimliğimiz emperyalistlerin elinde asimile ediliyor. Aşağılık kompleksli, ne yaptığını, nereye gittiğini bilmeyen her şey bittiğinde de yitip giden önemsiz yaşamlara döndük. Belki silahla, topla, tüfekle öldürülmüyoruz. Ancak bizi biz yapan her şeyi elimizden alıp sağlığımızla, kimyamızla, bünyemizle, akıl ve ruh sağlığımızla bizi öldürüyorlar. Haysiyetimizi bir böcekten kafi görmüyorlar. Bizi önemsiz şeyler için bir ses olarak kullanıyorlar. Bizi bir kitle olarak görüyorlar. Gerektiğinde bir laf kalabalığından başka şeyler değiliz. Gerçeklerden uzaklaşıp her ferdi yalandan bir dünyanın içinde oynatıyorlar. Biz hayal alemine dalmışken onlar bizim mezarımızı kazıyorlar. Ve biz de katillerimize alkış tutup onları pohpohluyoruz. Onlar gibi olmak istiyoruz. Onları putlaştırıp, onları ilah ediniyoruz.
Bizim bu acınası halimiz var diye düşmemeliyiz. Oktay Sinanoğlu bize bir çok pencere açıyor burada. Düşmediğimizi sadece toparlanırsak her şeyin düzelebileceğini söylüyor. Bunun da eğitim düzeniyle, planla, gayeyle gerçekleşebileceğini söylüyor. Bizim önce kendimizi toparlamamız gerektiğini, sonra Türk Dünyasını toparlamamız gerektiğini ve daha sonra ise Islam Dünyası'nın Batının köleliğinden kurtarmamız gerektiğini söylüyor.
Türkiyede 1960lardan sonra açığa çıkan, Batının çeşitli "Toplum Mühendisleri" ile halkımıza empoze ettiği sahte sağ ve sahte Sol kavramlarını basit ve anlaşılabilir bir seviyede açıklıyor. Yıl 2021 güney Amerika ülkeleri ve diğer ülkeler bu düşüncelerden arındığı halde Türk Halkı hala bu yalanlarla birbirleriyle çatışmakta. 1960a kadar Türk Halkı olan halkımız, o yıllardan sonra solcu, sağcı, liberal, komünist, Kapitalist olmaya başladı. Ülkede sahte Atatürkçü ve sahte dinciler ortaya çıktı ve hala ülkemiz bu ithal düşüncelerle birbirini yemekte. Kimse nerden, nasıl çıktığını bilmediği bu düşünceler yüzünden aynı dili konuştuğu, aynı köken, aynı merhamete sahip kardeşini düşman bellemiş. Birbirimizi yiyiyoruz ve yemeye de devam ediyoruz. Oktay Sinanoğlu da bunu açık ve seçik bir şekilde böyle belirtmiş. Dindarlara saygımız sonsuz ama Dinciler bir akrebin ta kendisidir demiştir. Ancak yazık bize hala hala tartışıyoruz. Kafamı duvarlara vurucam artık. İllallah ettim. Yeter artık yeter. Bitmedi davamız. Bir de dava bizim davamız olsa yeterdi. O bile ithal!!!! Hayır ithalin meyvesi, sebzesi, kumaşı, pringlesinden ne yarar oldu da kalktık şaka gibi düşüncesini alır olduk. Hayret verici. Gerçekten hayret verici insanlarız...
Türk Halkı elbette zekidir. Bunu Batının toplum mühendisleri ve medyası yapmıştır. Biz yanlış bir hareket yaptık. Aldandık. Ve hala bunları mizah malzemesi haline getiriyoruz. Koca adamlar, basit ve aptalca sebepler yüzünden el birliğiyle malımıza akbaba gibi konmuş, leşgiller için kavga ediyoruz. Avrupalı diyince koltuklarımız kabarıyor, Orta Doğulu diyince küfür yemiş gibi oluyoruz. Halbuki biz hem Asyalı, hem Avrupalı, hem de Orta Doğuluyuz. Biz bir birleştiriciyiz. Tabiri caizse son kale biziz. Biz de yıkılırsak o zaman halimiz harap. O yüzden lütfen dilinize, kültürünüze, bayrağınıza, tarihinize, ülkünüze, inancınıza ve toprağınıza yaraşır insanlar olun. Övünün tarihle, geleceğe yön verin. Kimliğinizi koruyun ve her ne ilerleme yapıyorsanız bunu kimliğinizin gölgesi altında yapın. Unutmayın, vahşi, engerek dilli, barbar ve seviyesiz Batının gölgesi altında sadece sömürülürsünüz. Batıda yaşayan mazlum insanlara lafım yok. Mazlumların hiçbirisine böyle bir adiliği yapamam. Bu her şeyden çok Türk kimliğime hıyanet olmuş olur. Ben sadece engerek dilli, çapulcu Batı hakkında böyle düşünüyorum.
Kim olduğunuzu unutmayın ve her daim çalışın. Siz yapmazsanız onlar yapacak. Kaybedecek hiçbir şeyimiz olmamalı. Biz son kaleyiz.
Lütfen edinip okuyun. Sahafçılardan...
LÜTFEN OKUYUN! Lütfen... HALA KÜÇÜK BİR UMUDUMUZ VAR. GENÇLER LÜTFEN OKUYALIM. İNCE BUZ ÜSTÜNDEYİZ. O YÜZDEN CİDDİYETLE ALIP OKUYUN. VE BAŞKALARINA DA ÖNERİN...