Büyük yazar ve şair Bukowski’nin bu çok iyi hazırlanmış, keyifli belgeseli özellikle onu tanıyan ve seven okurları için bulunmaz bir nimet niteliğinde. “Pis moruğun notları” nın her biri ya uzak durulacak 🙂 ya da kulağa küpe olacak, yakın ve ‘iyi…devamıBüyük yazar ve şair Bukowski’nin bu çok iyi hazırlanmış, keyifli belgeseli özellikle onu tanıyan ve seven okurları için bulunmaz bir nimet niteliğinde.
“Pis moruğun notları” nın her biri ya uzak durulacak 🙂 ya da kulağa küpe olacak, yakın ve ‘iyi gelecek’ cinsten. Ülkemizde görece az bilinen şairliği, kendi sesinden okuduğu ‘bazı nefis şiirler’i belgeselin bir başka güzelliği..
Otobiyografik kitaplarında açık ettiği veya az bilinen, açıksözlülükle aktardığı detaylar; çileli geçen çocukluğu ve yaşamı, iflah olmaz bir uyumsuz olarak yıllarca şaşırtıcı bir şekilde nere(ler)de çalıştığı, her büyük yazar gibi ne büyük çabalarla, nasıl ilk kitabını bastırdığı, inanılmaz üretkenliği, aşk ve seks ‘gibi konulardaki’ görüşleri ve tabii ki bir yandan iyi bilinen kadın düşkünlüğü, ilişkileri ve öncesindeki genç Bukowski..
📃
“Bir gün yatakta uzanmış bir halde şöyle dedim: ‘Aman be, boşver gitsin..’ İçimdeki başka bir ses ise şöyle dedi: ‘Bırakma o en ufacık kıvılcımı, elinde tut; o kıvılcımı kimseye verme. Elinde ne kadar tutarsan sonunda o kadar büyük bir yangın çıkarırsın’...
...Bir St.Louis kışıydı. Pansiyoncu kadın kapımın altına bazı mektuplar bırakmıştı. Bir tanesini açtım ve içinde ‘Kısa hikayeniz kabul edilmiştir’ yazıyordu. ‘İşte..’ dedim, içimdeki ateş için bir şans doğmuştu. Ancak komik olan yönüyse kötü bir hikayemin kabul edilmiş olmasıydı..”
•
oh, yes
yalnız kalmaktan daha
kötü şeyler var
ama çoğunlukla
bunu anlamak
onyıllar alır
ve büyük çoğunlukla
anladığınızda
çok geçtir
ve çok geçten daha kötü hiç
bir şey yok..
•
born into this
böyle geldik, böyle gidiyoruz.
tebeşir yüzlü gülüşler gibi,
bayan ölüm'ün gülüşü gibi,
politik manzaraların yok oluşu gibi.
kaypak bir balığın kaypak bir avını beklemesi gibi.
bizler böyle geldik, böyle gidiyoruz.
çok masraflı hastanelere gideriz,
oralarda ölüm çok daha ucuza gelir.
çok kazanan avukatlara gideriz,
suçunu kabullenmek daha ucuza gelir.
kodeslerin ağzına kadar doldugu,
tımarhanelerin kapandıgı bir ülkeye,
kitlelerin ahmakları zengin kahramanlara dönüştürdüğü bir ülkeye doğru gidiyoruz.
böyle geldik, böyle yaşamaktayız.
bu yüzden ölmekteyiz.
kısırlaştırılmış, dışlanmış,
mirastan yoksun bırakılmışız sırf bu yüzden.
parmaklar tepkisiz tanrı'yı göstermekte.
parmaklar içkiye, haplara ve tozlara uzanmakta.
bu hazin, öldürücü yerden dünyaya gelmişiz.
sokaklarda gözler önünde işlenen cinayetler cezasız kalmakta.
sokaklarda silahlarla başı boş çeteler hüküm sürmekte.
ülke işe yaramaz hale gelmekte.
yiyecekler gittikçe azalmakta.
herkes elinde nükleer güç bulundurmakta.
patlamalar habire dünyayı sarsmakta.
radyasyonlu insanlar radyasyonlu insanları yiyecek.
insanoğlunun ve hayvanların, çürümüş bedenlerinin kokusu rüzgarla yayılacak.
daha önce benzeri görülmemiş harika bir sessizlik geliyor.
işte böyle bir yere gelmişiz,
güneş orada bir yerde saklanmış bir sonraki bölümü bekliyor..
•
bluebird
bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan,
ama ben ondan güçlüyüm.
kal diyorum ona,
kimsenin seni görmesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan,
ama viski döküyorum üstüne,
sigara dumanına boğuluyorum.
fahişeler, barmenler ve bakkal çırakları
hiçbir zaman bilmiyorlar onun orada olduğunu.
bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan,
ama ben ondan güçlüyüm.
yat lan aşağı diyorum ona,
ocağıma incir ağacı dikmek mi niyetin, avrupa’daki kitap satışlarımı sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan,
ama zekiyim, sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum, derim ona, kederlenme artık.
sonra yerine koyarım yine.
ama hafifçe öter.
tamamen ölmesine de izin vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz gizli anlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar güzel.
ama ben ağlamam.
ya siz?