Operadaki Hayalet (Le Fantôme de L'Opéra)Fransız yazar Gaston Leroux'un 1901de yazdığı roman, Benzer pek çok hayalet romanı olsa da Andrew Lloyd Webber'in müzikalinin kaynağı olan roman Leroux'nunkidir. İlk kez 1986 yılında Londra’da sahnelenen müzikal ilki 1916’da olmak üzere 8 kez…devamıOperadaki Hayalet (Le Fantôme de L'Opéra)Fransız yazar Gaston Leroux'un 1901de yazdığı roman,
Benzer pek çok hayalet romanı olsa da Andrew Lloyd Webber'in müzikalinin kaynağı olan roman Leroux'nunkidir.
İlk kez 1986 yılında Londra’da sahnelenen müzikal ilki 1916’da olmak üzere 8 kez de beyazperdeye uyarlanmış ve Broadway’in en uzun soluklu müzikali olma başarısını göstermiş.
Schumaher’in sinema versiyonunda yapımcı bizzat besteci Webber’in kendisi..
Paris’te bir opera binası..çokça kapısı ve binlerce anahtarı olan bu binanın görünmeyen kısımlarında, yaşayan bir hayaletin varlığından şüpheleniyorlar ve onun varlığını operadaki herkes dile getirmeye başlamış..
“Paris Opera Binası'nın mahzeninde, yüzü çok ürkütücü olduğu için insanlara görünmeden bir hayalet gibi yaşayan müzik dehası Opera Hayaleti, korodaki Christine'e gizlice müzik dersleri vererek onun ünlü bir soprano olmasını sağlar ve ona büyük bir tutkuyla bağlanır..
Christine hayaleti düşünür, merak eder. O bir insan mıdır, gerçekten hayalet midir, yoksa filmin/müzikalin en ünlü şarkısının "the phantom of the opera is there, inside your mind" dediği gibi ‘’kendi kafasında yarattığı bir düş’’müdür..
Christine’in büyük başarı kazandığı ilk geceden sonra hayalet ortaya çıkar ve onu kendi karanlık dünyasına götürür..indikçe inilen dehlizlerden,mum ışıklarından, kayıkla geçilen sulardan şaşkın Christine kendinden geçer.. yüzünü göstermeyen Hayaletle tanışan Christine büyülenir..
Birlikte söyledikleri şarkılarda hayaleti onun da kendisini sevebileceğine inandırır..
Ne der o ünlü şarkıda ..
Arkana bakmak için
Yüzünü benden çevirsen de
Operadaki hayalet
Zihninde..,
Der ki hayalet.. Let your soul take you where you long to be..Only then can you belong to me
Zihnine bu garip dünyaya yolculuğa çıkmaya izin ver..
Bildiğin dünyanın düşüncelerini geride bırak,
Ruhun olmak istediğin yere götürsün seni
Ancak o zaman gelebilirsin bana..
Gizemli Hayalet'in genç kıza duyduğu tutkulu aşk, kızın gençlik aşkının sahneye çıkmasıyla kendisini içten içe yakan bir kıskançlığa ve takıntıya dönüşmeye başlar ve..
Phantom Of The Opera edebiyatın eskiden beri sorduğu soruları yeniden soruyor..
Güzellik nedir, iç güzelliği mi önemlidir, fiziki güzellik mi..peki içi güzel olsa da dış görünümü ürkütücü bir insan sevilebilir mi..
Erik, doğuştan gelen yüz deformasyonu ile ailesi tarafından bile sevilmemiş, yüzünü maskeler altında gizlemesi istenmiş bir müzik dehası..kendini eziyet gördüğü dış dünyadan soyutlayan ve herkes gibi sevmek-sevilmek isteyen bir insan, dehasının eseri kabul ettiği, eğittiği, ruhuyla kendisini anladığını düşündüğü güzel kıza tutkuyla bağlı ama maskeyi çıkarttığında kız onu sevebilecek mi..
Peki Christine..O çocukluk aşkının dünyeviliğini mi yoksa karanlıklar içindeki dehayı mı sevecek..
Müziğinin güzelliğiyle sevdiği etkilendiği adamın kıskançlıkla kavrulan azap içindeki ruhu ona kötülük yaptıracak kızı kaçıracak, peşinden gelen sevgilisine eziyet edecek , maskesiz çirkin yüzü öpen kız ondan iğrenmeyecek ama iğrendiği şeyin yüzü değil zorbalığı,istediğini almak için her şeyi yapmaya hazır harisliği olduğunu söyleyecektir..
Kızı ve sevgilisini serbest bırakan Hayalet huzur bulamayacak çünkü kıza gösterdiği yüzünden kız değil kendisi iğrenmektedir..
Operadaki Hayalet çok kuvvetli karakterleri ile hatırlanan bir film..Hep kötülük görmüş,müziğine sığınmış dehlizlerde yaşayan bir müzik dehası..onun yakıcı aşkı, aşık olduğu kızı vasat bir şarkıcıdan ilahi bir sanatçıya yükseltmesi..
Christine'in bir taraftan çocukluk aşkı Raul ile mutlu olmak isterken bir taraftan bu sanat doygunluğuna hayır diyememesi ve suratı ne kadar çirkin olursa olsun içten içe Hayalet'in kutsal sanatına aşık olmaktan kendini alamaması hali çok güzel bir müzikle desteklenince filmi unutmak kolay değil .. 🙃